Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Ortak coşkularımız

Bayram namazını evimizin yakınındaki camide kıldık. Namazdan önce hocaefendi vaaz verdi. Ramazan’da kazanılan iyiliklerin – güzelliklerin Ramazan sonrasında da devam ettirilmesi uyarısında bulundu.

Namazdan sonra Hoca bayram hutbesi için minbere çıkıncaya kadar tüm cemaat tekbir getirdi. Itri’nin bestelediği o tekbir muhteşemdir. “Allahüekber Allahüekber. Lâilâhe illallahü vallahü ekber. Allahükekber ve lillahilhamd.”Çocuklar bile katılır o tekbire, yürekten. Gençler katılıyor. Yani biliyorlar. Tüm cemaat, ahenk içinde tekbiri tekrarladık. Hutbede hoca, Alvarlı Efe Hazretlerinin “Bayram ol bayram ola”dizelerinden yola çıkarak bayramın getirmesini dilediği iyilikleri hatırlattı. Küskünlerin barışması, anne-babaların hukukuna riayet, ebediyete gönderilenlere vefa gibi Müslüman bir toplumun erdemlerine işaret etti.

Vaazlarda, hutbelerde genelde kaybedilenler, yeniden arananlar dillendirilir. Ben ona “İslam’ın güzellikleri ile oluşan açı farkları”diyorum. Bu açı farklarının giderilmesi ve her daim İslam’ın getirdiği erdemlerle yaşamak gittikçe daha çok hassasiyet gösterilmesi gereken bir mesele haline geliyor.

Ramazan’da bizim ülkemizde bir “Teravih coşkusu” yaşandığı bilinir. Anneler, babalar, çocuklar, iftardan sonra yakın – uzak camilere teravih yolculuğuna çıkarlar. Bu da bizim ülkemizin – insanımızın oluşturduğu Ramazan medeniyetinin güzel görüntülerindendir.

Ramazan’ı işlemişiz gergef gergef. Toplum olmak, millet olmak böyle bir şey. Bunlar sert olmayan, keskin olmayan mesajlarıyla yürekleri dokuyan ve bizi bir arada tutan manevi harçlarımız. Keskinleşmeler, İslam’ın bu manevi iklimini dağıtıyor ve toplumu ayrıştırıyor.

Pandeminin etkisi olmuş mudur, muhtemelen, bu süreçte cami – insan ilişkilerinde de inkıtalar gerçekleşti. Camilerde teravih namazlarında da bunun yansımaları olmuş gibi. Birkaçı istisna, teravih namazlarını camilerde kıldık eşimle birlikte. Bazı akşamlar, büyük oğlumuz Çağrı’nın refakatinde, büyük camilere gittik. İlk gün Çamlıca Camii’ne, sonraki günler Üsküdar Yeni Valide Camii’ne, sonra Beylerbeyi’ne, sonra Büyük Selimiye’ye vs… Birçoğunu evimizin yakınındaki camide eda ettik teravihin.

Evimizin yakınındaki caminin hocası dahil, tüm camilerde gerçekten hocaların, müezzinlerin kıraatleri – tilavetleri son derece güzel. Öyle, jet imama rastlamadık. Son derece düzgün kıraatlerle kılındı namazlar. Evet, kısa sureler ya da kısa ayetler okundu, ama rükular secdeler adabı erkanı içinde yapıldı.

Teravihlerde camiler biraz da çocuk sesleriyle hareketlenir. Ailelerin camiye çocukları ile birlikte gitmeleri çok önemli. Daha ilk yaşlarda “Aidiyet” duygusunun yüreklere yerleşmesi adına önemli bir hassasiyet bu. Tabii, cıvıltılar yanında bazen Kur’an tilavetini işitilmez hale getiren bebek ağlamaları vs de olmuyor değil. O zamanlarda hani genelde camiden birilerimizin tepesinin attığına da tanık olunur. Çocuklara kızılır, yüksek sesle uyarılır. O da ayrı bir probleme dönüşür. Herhalde “Camiler çocuksuz olmaz”da buluşacağız sonunda ama, namazın huzurunun korunmasını da dikkate alacağız. Cami cami ise her yüreği toplamasını bilecek.

Ramazan gitti, Bayram’ın da ikinci günündeyiz. Yarın – öbürgün farklı gündemler saracak – sarsacak hepimizi, ya da Ramazan - Bayram içinde bile, yüreklerimizi daraltan gerilimlerden kurtulamıyoruz. Bunlar üzerinde düşünmeliyiz. Ortak sevinçlerimizin, ortak değerlerimizin, ortak kültür kırıntılarımızın bile azaldığı bir toplum yapısı sağlıklı bir yapı değildir. Buna en çok hassasiyet göstermesi gerekenler ise, o ortak değerlere mensubiyet duygusu diri olanlardır. İçimizi bu anlamda sorgulamanın da vakti yoktur.

Bir şey daha: Şu Pegasus ekibinin Kadir Gecesi densizliği. O olmamalıydı. O yapılmamalıydı. İçki – şu bu bu “onların günahı” toleransına muhatap olabilir ama onu insanların duygularını rencide edecek biçimde afişe etmek, bir “inanç saldırısı”na dönüştürmek, bu olmamalıydı. Ve şunu söylemeliyim, buna tepki mesela dindarlardan önce, bu konulara mesafeli duranlardan gelmeliydi. Açık söylemeliyim, mesela bu işin “Helalleşme” meselesiyle çok yakın bir ilgisi var. Diyelim CHP adına “yaşam tarzı özgürlüğü”nden yola çıkıp başka bir inanç alanına saldırıya mazeret bulmaya çalışmak -liderlik seviyesinde hassasiyet gösterilse bile bu kötü işi yapacak bir CHP’li mutlaka bulunuyor- olmuyor. Böyle bir notu düşeyim dedim.

Bayramınızı kalbi dualarla tebrik ediyorum.

Bu yazı toplam 146 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar