Mehmet GÖKTAŞ

Mehmet GÖKTAŞ

Kim derdi ki krallar susacak Gazzeli çocuklar konuşacak!

Kim derdi ki, bir gün gelecek krallar susacak, seslerini kesecek, çıt çıkaramayacak.

Kendi ülkelerini tir tir titreten, astıkları astık kestikleri kestik, yaptıklarından asla sual olunamayan o krallar, o sultanlar kim derdi ki kedi gibi bir köşeye pusacak, “sesinizi kesin” komutuyla birlikte ortalarda görünmeyecek?

Kendileri sus pus olduğu gibi ülkelerindeki insanların da ağızlarını açtırmayan, hemen yanı başlarında kardeşlerinin oluk oluk kanları dökülürken katillere karşı en ufak bir kıpırdamaya müsaade etmeyen kralları izliyoruz ibretle.

Evet, kim derdi ki konuşması gerekenler susacak, ağzına bakılanlar, gözüne bakılanlar susacak, Gazzeli çocuklar konuşacak, hem de bütün bir insanlık namına konuşacak.

Biliyor musunuz, şu anda yeryüzünün en özgür noktası Gazze’dir, haritada yerini gösteremeyecek kadar küçücük bir nokta olan Gazze, Gazze’nin çocuklarıdır, Gazze’nin kızlarıdır, Gazze’nin kadınlarıdır.

Hem de konuşulması gereken ne ise onu konuşan, Kitabın ortasından konuşandır Gazze.

Biliyor musunuz, bugün yaşadığımız şu yeryüzünün en belirgin ortak özelliği esarettir.

Gerek toplumlar gerek o toplumları oluşturan bireyler, her birimiz zincirlere vurulmuş durumdayız.

Şu var ki zincirlerimizin bir kısmı görünüyor bir kısmı görünmüyor, bir kısmının hiç farkında değiliz.

Ayağa kalkmak istediğimiz zaman ayaklarımızdaki zincirlerin farkına varıyoruz.

Kollarımızı kaldırıp bir yerlere uzanmak istediğimizde kollarımızdaki zincirlerin farkına varabiliyoruz.

Bir şeyleri haykırmak istediğimiz zaman dillerimizdeki zincirlerin sesimizi çıkmaz ettiğinin farkına varabiliyoruz.

Koşup birilerini kucaklamak istediğimizde duvarlara tosladığımızda, tel örgülere çapıp düştüğümüzde ancak o zaman esaretimizin farkına varabiliyoruz.

Ve bütün bunları bugün bize Gazze gösteriyor, zincirlerimizin üstüne ışığını zumlayan Gazze’dir.

Ve bugün yeryüzünde gerçek anlamda özgürlüğü temsil etme hakkının ve şerefinin Gazze’ye ait olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Daha da önemlisi, Gazze esaret yaşamakta olan yeryüzünü özgürlüğe davet ediyor, bütün yüreklere özgürlüğün nefesini üflüyor.

İsterseniz şöyle bir gözünüzü kapatın, Gazze’nin çocuklarını, gençlerini hayalinizde canlandırın, Ebu Ubeyde’yi getirin gözünüzün önüne, içinizde yanıp tutuşan özgürlüğün farkına varacaksınız.

Bu yazı toplam 275 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar