Abdurrahman Dilipak
Zalimler ve mazlumlar üzerine
Şunun şurasında bayrama birkaç gün kaldı. Öte yandan sınırımızda bir savaş var. Tüm dünya zalimler tarafından adeta esir alınmış. Epstein olayı, Mafyöz ilişkiler, savaşlar, terör. Adaletsizlik diz boyu, her yerde! Ve ufukta bir çözüm gözükmüyor. İnsanlar gelecek günlerin geçen günleri aratmasında endişeli.
Allah (cc) zalimler ve cahillere yardım etmez. Aksine onların işlerini sarp dağlara sardırır. İslam’da adaletin olmadığı her fiil “zulüm” olarak tanımlanır. O fiili işleyene “zalim” denir. Aslında kişi başkasına zulmedebileceği gibi kendi ehline, kendine de zulmedebilir.
(Nisa 110)’da da “İnsanın kendi nefsine zulmü”nden bahsedilir: "Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur." (Talak 1)’de ise “haddi aşma” konusunda “Hududullah”tan söz edilir. (Talak’la ilgili şartlar bağlamında) "… Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın (cc) sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendi nefsine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır." (Yunus 44)’te aslında durum bütün açıklığı ile ortaya konulur: "Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Fakat insanlar kendi nefislerine zulmederler." (insanlar kendi günahlarıyla kendilerine zarar verirler)
(Fâtır 32) (İnsanlar kendi nefsine zulmedenler 3 gruba ayrılır.): "Sonra Kitab’ı, kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan kimi nefsine zulmedendir, kimi orta yoldadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda yarışıp öne geçendir. İşte bu, büyük lütfun ta kendisidir." (Bakara 54): "Mûsâ kavmine demişti ki: 'Ey kavmim! Buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün (kendinizi ıslah edin, nefsinizi heva ve heveslerinin peşinden gitmeyin)." Sahi Hz. Adem ve Hz. Havva, affedilmek ümidiyle nasıl dua etmişti: (A'raf 23) (Hz. Adem ve Hz. Havva'nın duası): "Dediler ki: 'Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."
Biz çoğu zaman kendimizi “mazlum”, başkalarını “zalim” olarak görürüz. Oysa Kur’anî bir tanımla, insan kendi kendine de zulmeder. Yaratış gayesinin dışında davranmak zulümdür mesela. İçki içemezsiniz, sağlıksız şeyleri yiyip, bana kalırsa Cola ve sigara da içemezsiniz. Uyuşturucu kullanamazsınız, İsraf edemezsiniz, gösteriş yapamazsınız. Şeker hastası ise abur-cubur şekerli şeyleri yiyemezsiniz. Haksızlıklar karşısında susanlardan olamazsınız, dünyada olup biten şeyler görmezden, duymazdan, bilmezden gelerek 3 Maymun’u oynayamazsınız, yoksulları yetimleri, yurtlarından çıkartılanlar, yolda kalmışları, miskin ve kimsesizlerin derdi ile dertlenemeseniz kendi nefsine zulmetmiş olursunuz. Allah dualarınızı kabul etmez.
Anne-babanızla ilişkileriniz nasıl, kayınpeder, Kaynana fark etmez, yoksa onlara “üf” diyor musunuz?. Karı koca birbirine zulmediyorsa kime zulmetmez ki? Akrabasına ve komşularına da zulmeder. Çocuklarınıza kötü mü davranıyorsunuz yoksa. O zaman siz de zalimlerdensiniz. O zaman sizi bu dünyada cezalandırmak isterse Allah (cc), başka bir zalimi başınıza musallat eder.
(Bakara 2/251)’de ne deniyordu: "Davud Calut’u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah’ın (cc), insanların bir kısmını bir kısmı ile savması (defetmesi / bertaraf etmesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Fakat Allah, âlemlere karşı büyük lütuf sahibidir."
Zulmün ve hırsızlığı büyüklüğü imkan ve fırsatlarla ilgilidir. Hayvanlara zulmeden insanlara da zulmeder. Bir kişiye yapılan bir haksızlık bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir. Evde hanımını döven, ya da babasına yumruk atan biri başka yerde, fırsat bulduğunda başkalarına da aynı şeyi, hatta daha fazlasını da yapabilir.
Bir yankesicinin çarptığı bir cüzdanı, başka bir yankesici gelip çarparsa burada kim zalim, kim mazlum. Aslında ikisi de zalim. Aslında toplumda genelde taraflar ikisi birden zalim oluyorlar. Haksızlığa uğrayanlar şunu unutmamalı: Haksızlığa uğramak kimseye başkalarına haksızlık etme hakkı vermez. Şunu da bir yere not etmek gerek, Haksızlığa uğrayanlardan bazıları, güç ve servet ellerine geçtiklerinde, kendi zalimlikleri, uğradıkları zulmü aratabilir.
Zalim, zulmetmek için bir bahane bulur. Bu dini bir mesele olabilir, ideolojik ve/veya politik bir mesele olabilir, ticari bir mesele olabilir.
Allah (cc) ( Evet Allah (cc) şöyle buyurdu: Zalimler için elem verici bir azap onları bekliyor.
Bizim itiraf edip “inni küntü minezzalimin” dememiz gerek. Riba aslında büyük bir zulüm. Terör de öyle, ihaleye fesat karıştırmak, istişare ve şurayı terk, ehliyet ve liyakatten uzaklaşmak, hırsızlık, yalan, iftira, torpil, rüşvet hepsi zulüm sebebidir, vesilesidir. Bu gözle kendi nefsimize baktığımızda daha neler görürüz.
Hacca gidenler, şeytan taşlar değil mi? Aslında Şeytan adına dikilen bir Şeytan’a taş atmıyorlar. Ya da Hz. İbrahim’e, Hz. Haacer’e, Hz. İsmail’e gelen Şeytanı taşlamıyorlar. Hz. İbrahim, Hz. Haacer, Hz. İsmail’in kendilerine gelen Şeytan’ı taşladıkları gibi, aslında kendi nefislerine gelen Şeytanı düşünerek o Şeytanı taşlamalıdır. Evet evet, itiraf edelim, biz zalimlerden olduk. Biz başımıza musallat olan mafia, siyaset, bürokrasi, Media, trol, sermaye vs. zulümler ve zalimlerden kurtulmak için önce kendimizin zalimlerden olmaması gerek. Biz kendimizi değiştirmeyince ve başımıza musallat olan zalimler kendine dokunmazsa, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyorsa, Allah onun başına birilerini musallat eder. Zalimlere karşı elimizle, dilimizle bir şey yapamıyorsa, kalbimizle onlara buğzetmemiz gerek. Onların dost edinmememiz, onları alkışlamamız, desteklememiz gerekiyor. Yoksa onlardan oluruz. Allah (cc) bizim ellerimizle zalimleri cezalandırmak isterken, biz onları dost edinirsek o zaman başımıza bir gelecek var demektir. Biz mazlumlara yardım etmezsek, Allah (cc) da bize yardım etmez. Biz Allah (cc)adına ya da onun rızası için zalimlere karşı duracak olursak, Allah (cc) hem o zalimlere karşı koruyacak, hem de yaptığımız iyiliğin karşılığını 10 katı, 100 katı, hatta 700 katı ile onlara dünyada ve ahirette ikramda bulunacaktır. Ne zulmedelim, ne de zalimlere boyun eğelim. Kimseye karşı İlah’lık ve Rab’lik taslamayalım ve biz de Allah’tan (cc) başkasını İlah ve Rab edinmeyelim. Yoksa zulmedenlerden oluruz. Bizim bu savaştan galib çıkabilmemiz için Merhametimizin gazabımızdan, sevgimiz nefretimizden büyük olması gerek. Sabreden, şükreden, direnenlerden olmamız gerek.
Allah’a (cc) dayanalım, sa’ye sarılalım, hikmete ram olalım. Allah (cc) bizimleyse, bu yeter. Hasubunallah! Selam ve dua ile.