Tek merkezden aynı manşetlerin sırrı ortaya çıktı

Tek merkezden aynı manşetlerin sırrı ortaya çıktı

Terör örgütü Ergenekon'un Ecevit'e yönelik darbe girişimlerini DSP yöneticilerinden sonra medya da doğruladı.

Önceki gün, DSP Genel Başkanı Sezer, 2001-2002 döneminde Ana-Sol-M koalisyon hükümetinin başkanı Ecevit'e çekil baskıları yapıldığını anlatırken, "Bazı emekli generaller de temennisini bildirdi." dedi.

Ecevit'in yakın koruması DSP İzmir Milletvekili Recai Birgün de, 57. hükümeti devirme girişimlerini teyit ederek, "Olayın içinde işadamları ve medya da vardı." ifadesini kullandı. Bugün de iki gazeteci Birgün'ün bahsettiği 'medya'nın o dönemde nasıl çalıştığını anlattı. Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, gazetelerin tek merkezden manşetler attığını hatırlatırken, Radikal'in Ankara Temsilcisi Murat Yetkin, generallerin düşüncelerini kendilerinden dinledikten sonra bunu Ecevit'e nasıl aktardıklarını yazdı.

Bugün Ergenekonculara kol kanat gerenlerin, dün Bülent Ecevit'i başbakanlık koltuğundan uzaklaştırmak için el ele verdiğini ifade eden Ergun Babahan, o tezgah içinde aktif komutanlar, emekli generaller ve iş dünyasının yanı sıra medyanın da bulunduğunu kaydetti. Medyanın o dönemde tek bir grubun denetimi altında bulunduğunu aktaran Babahan, şöyle devam etti: "Buna Sabah da dahildi. Tek merkezden aynı manşetler atılıyordu. Özel bir hastaneye yatırılan Bülent Ecevit'in sağlığı hakkında ipe sapa gelmez haberler manşet oluyordu. Ne pisliği, ne bisküviyle beslenmek zorunda kalışı, ne tırnaklarının uzunluğu kalmıştı. Rahşan Ecevit müdahale edip kocasını o hastaneden kaçırıp kurtarmasaydı, bir nevi darbeye tanıklık edecektik. Aynı aktörler, aynı suç ortakları bugün yine devrede." Medyanın, bugün de faili meçhul cinayetlerin sorumlularının peşine düşmek yerine, savcı avına çıktığını belirten Babahan bunu 'ibretlik bir durum' olarak niteledi. Babahan, "Onlar, Dink'i maceraperest üç-beş gencin öldürdüğüne, Danıştay baskınını türbana kızan bir fanatiğin gerçekleştirdiğine inandırmak istiyor sizi. Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar ise oraya kazayla düşmüş gibidir. Bunların hesabını soramazlar; çünkü boğazlarına kadar bu işlerin içindeler. Önce Ecevit'e neler yaptıklarını anlatsınlar, sonra bugünü ayrıca konuşuruz." değerlendirmesini yaptı.

Murat Yetkin de, Ecevit'in başbakanlığı döneminde siyasete müdahale yönünde bir girişim sayılacak zorlamaya bire bir tanık olduğunu anlattı. Yetkin, 29 Ekim 2001'de Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda yaşadıklarını şöyle yazdı: "Aralarında kuvvet komutanlarının da bulunduğu 4 yıldızlı dört generalin arasındaydım. Mesaj netti: Ecevit niye birini işaret edip ülkenin önünü açmıyor? Sonra yine emekli bir orgeneral, bir grup işadamıyla da konuştuklarını söyledi. Yerine düşündükleri kişi Hüsamettin Özkan'dı. Onunla konuşulmuş ve o da, 'Bunu duymamış olayım. Evecit'le geldim, Ecevit'le giderim.' demişti."

Yetkin, bu durumu haber yapak için Ecevit'le paylaşmak istediklerini belirttikten sonra Özkan'la birlikte yaptıkları ziyareti de aktardı: "Ecevit masanın başına, Özkan soluna, ben sağına oturduk. Özkan, 'Murat askerlerden bir haber almış, sizden görüş istiyor.' dedi. Duyduklarımı anlattım. Ben anlattıkça Ecevit artan bir endişeyle dinledi. 'Bunu söyleyenlerin rütbesi ne? Kor(general) ya da ikinci başkan düzeyinde mi?' diye sordu. (O dönem Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt idi.) Ben 'Kuvvet komutanı düzeyinde, orgeneral' dedim... Ecevit ani bir hareketle Özkan'a döndü ve hayret içinde 'Öyle mi?' dedi. Özkan, 'Öyle efendim, size arz edemedim.' dedi. Hayatımın en sıkıntılı anlarından biriydi. Ecevit, "Yerimi neden bırakmam gerekiyormuş, başkası daha mı iyi yapacakmış?" diye sordu. Yanıtlayamadım. Konuşma bitti ve çıktım."

Zaman