"Hamas’taki son seçimler özel bir önem taşıyor"
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) uzun süredir beklettiği liderlik seçimlerini sonuçlandırdı. Dr. Halil el-Hayye Hamas siyasi bürosunun yeni lideri seçildi.
Vissam Ebu Şemale, el-Meyadin gazetesinde kaleme aldığı yazısında yapılan son seçimlerin ve Hayye’nin tercih edilmesinin anlamı üzerine odaklandı. Şemale, bu seçimlerin İsrail’e, müttefiklere ve Gazze’ye net mesajlar gönderdiğini ifade etti.
Bahsi geçen yazı şu şekilde:
Hamas Hareketi, şehit edilen Yahya Sinvar ve İsmail Haniye'nin yerine Dr. Halil el-Hayye'yi siyasi büro başkanı olarak seçti. El-Hayye, hareketin yurt dışı başkanı Halid Meşal'e karşı az bir oy farkıyla hareketin Şura Meclisi'nin güvenoyunu aldı.
İç seçim tüzüğü, başkanlığı kazanmanın şartı olarak adayın yüzde 50+1 oy oranına ulaşmasını öngörüyor; ancak ilk turda hiçbir adayın istenen orana ulaşamaması seçimlerin tekrarlanmasını gerektirdi.
Mevcut seçim senaryosu, daha önceki seçimlerde Gazze Şeridi liderliği düzeyinde Dr. Nizar Avadallah ile Yahya Sinvar arasında defalarca tekrarlanan ve Sinvar'ın Avadallah'a karşı küçük bir oy farkıyla kazandığı benzer bir senaryoyu akıllara getiriyor.
Suikastlar ve Savaşın Gölgesinde Seçimler
Mevcut seçimler, "Aksa Tufanı" savaşından bu yana Filistin meselesine, direnişe ve özellikle Gazze'ye eşlik eden değişkenler göz önüne alındığında özel bir önem taşıyor.
Siyasi, güvenlik ve askeri liderlerinin çoğunu hedef alan mükerrer suikast operasyonlarına rağmen, hareketin kurumsal bütünlüğünü koruması ve üç bölgesinde (Gazze, Batı Şeria ve Yurt Dışı) iç seçimler düzenleyebilme kapasitesi kendi adına bir başarı olarak değerlendiriliyor. İsrail'in hareketin kurumlarını çökertme ile bir iç kaos ve kargaşa hali yaratma konusundaki başarısızlığını yansıtıyor. El-Hayye'nin seçilmesi aynı zamanda hareketin; Gazze Şeridi'nin öncü rolünün, konumunun ve önümüzdeki süreçte benimsenecek yönelimler, kararlar ve politikalar üzerinde etki yaratma kapasitesinin devam ettiğini teyit ettiğini gösteriyor.
Heniyye ve Sinvar'ın Rotalarının Devamlılığı
Halil el-Hayye'nin seçilmesi stratejik boyutuyla, hareketin önceki iki lideri Heniyye ve Sinvar'ın çizdiği rotayı pekiştiriyor. Bu rota bir yandan İran ve Direniş Ekseni ile yakın ilişkilere dayanan, diğer yandan Katar ve Türkiye ile ayrıcalıklı ilişkileri koruyan ve Mısır, Cezayir, Rusya ve Çin gibi ağırlığı olan devletlerle ilişkiler kurmayı başaran bir çizgi takip ediyordu.
Ayrıca bu rotalar çeşitli aktörlerin ve oluşumların güvenini de kazanmıştır. Halil el-Hayye'nin seçilmesi dış ilişkiler düzeyinde denge politikasını güçlendirecektir. Buna karşın, el-Hayye'nin kaybetmesi bazı taraflar için denge prensibinden uzaklaşmak anlamına gelecekti.
Ulusal düzeydeyse el-Hayye, Heniyye ve Sinvar'ın benimsediği, özellikle Gazze Şeridi'nde ortak ulusal eylemde benzeri görülmemiş bir uyanışa yol açan rotayı destekleyen önde gelen liderlerden biriydi.
Hareket, çeşitli dönüm noktalarındaki ortak ulusal eyleme yansıyan, ulusal ilişkiler konusunda benzersiz bir model sundu. Bunların en önemlileri 2018'deki Büyük Dönüş Yürüyüşleri, seçimler, uzlaşı ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) konusundaki ortak siyasi tutum ve direniş gruplarının 12 askeri kanadını kapsayan Ortak Operasyon Odası'nın kurulması yoluyla birleşik ve koordineli askeri direniş olmuştur. Bu gruplar "Aksa Tufanı" savaşına katılmış, soykırım savaşı boyunca Gazze'yi savunmuş; direniş, fedakarlık ve kararlılık konusunda istisnai bir model ortaya koymuşlardır.
El-Hayye ve Gazze Sembolizmi
Halil el-Hayye'nin seçilmesi, göz ardı edilmesi zor sembolizmler barındırıyor. Zira kendisi, soykırıma maruz kalan ve kalmaya devam eden; evrenin ve olayların merkezine, ahlak ve değerlerin ölçütüne dönüşen Gazze'dendir.
El-Hayye, hareketin lider kadrosu içerisinde Gazze'nin bir minyatürünü temsil ediyor. Nitekim o, ailesi katledilen, hayatta kalan üyeleri Gazze içinde yerinden edilme duraklarında çadırdan çadıra sürgün edilen, Gazze halkıyla birlikte açlığı, susuzluğu, sıcağı ve soğuğu yaşayanlardan biridir. Mevcut koşullar altında Gazze halkının başka bir seçimi anlayışla karşılaması oldukça zordur.
Genel algıda Halil el-Hayye, "Tufan"ın, onun gidişatının ve henüz sonuçlanmamış yansımalarının bir uzantısı olarak görülüyor. Aynı zamanda müzakere dosyasını tüm detaylarıyla o yönetiyor ve seçilmesi, Gazze vatandaşlarının müzakerelerin sonucunu beklediği; müzakerelerin onları soykırım ve yerinden edilme planlarından koruyacağı, insani durumu kurtaracağı ve acılarını hafifleteceği yönündeki umutların bağlandığı bir ortamda bu sürecin devamlılığı anlamına geliyor.
Ayrıca el-Hayye'nin, Gazze'nin çevresi tarafından yüzüstü bırakıldığı yönündeki hislerini yakından müşahede etmesinin ışığında, Gazze'ye destek ve arka çıkmak amacıyla farklı sahalarda eylemleri geliştirmeye ve canlandırmaya çalışacağı düşünülmektedir.
Gazze halkı, işgal altındaki Batı Şeria'daki kardeşleri, İsrail içindeki Filistinli akrabaları ve sürgün ile diasporadaki yakınları da dahil olmak üzere, büyük çoğunluğun kendilerini terk ettiğini ve zalim bir düşmanın pençeleri arasında yalnız bıraktığını düşünüyor.
Yine Türkiye, Katar ve Cezayir gibi Filistin halkının dostu veya destekçisi olan devletlerden daha fazla şey bekliyorlar. Öte yandan Gazzeliler; Gazze için başta Babülmendep olmak üzere tüm askeri, halk tabanlı ve jeopolitik kartlarını masaya süren, can, mal ve mülk açısından ağır bir bedel ödeyen Yemen'e büyük bir saygı ve takdirle bakıyor.
Lübnan ve İran'daki direnişin tutumlarını da takdir eden Gazzeliler; İran'ın ABD ile yürüttüğü son müzakerelere dahil edilmeleri yönünde bir umut besliyorlar.
El-Hayye, Gazze'nin elinden gelenin fazlasını yapmasının ardından bir numaralı önceliğin Gazze'yi kurtarmak ve desteklemek olduğunun farkındadır. Gazze halkının acılarının içinden dile getirdiği tüm tutumları dikkate alacaktır.
Kahire Müzakereleri ve Acil Sınama
Halil el-Hayye'nin önündeki acil imtihan silah dosyası ile Gazze'deki ağır silahların sınırlandırılması, toplanması ve depolanmasına ilişkin masadaki formüller de dâhil olmak üzere çeşitli maddeler üzerinde arabulucularla varılan son mutabakatların ışığında, Kahire'deki Gazze müzakerelerinin gidişatıdır.
Bu dosya halen Barış Konseyi ile bir uzlaşıya, ardından da İsrail hükümetinin onayına ihtiyaç duymaktadır. Bu durum, Netanyahu'nun söz konusu anlaşmanın kendi seçim şansı üzerindeki etkisinden çekinmesi nedeniyle, Trump'ın Konsey Başkanı sıfatıyla bizzat rolünü oynamasını ve anlaşmayı Netanyahu'ya dayatmasını gerektirmektedir.
Bu aynı zamanda başta Trump ile yakın ilişkilere sahip olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye’si olmak üzere, arabulucu devletlerin oynaması gereken roldür.
Kaynak:islami analiz
