Nureddin Şirin Kudüs Çadırı'nda(FOTO)
Kardeşlik Platformu'nun Saraçhane Parkı Kudüs Çadırı'nda düzenlediği Gazze'den Kudüs'e Zafer Günleri etkinliklerinde bir konuşma yapan...
Kardeşlik Platformu'nun Saraçhane Parkı Kudüs Çadırı'nda düzenlediği "Gazze'den Kudüs'e Zafer Günleri" etkinliklerinde bir konuşma yapan Nureddin Şirin, Türkiye'nin Filistin'in özgürlüğüne adanmış Filistin gönüllüleri ile dolu olduğunu söyledi.
"Nasr süresi"ni okuyarak konuşmasına başlayan Şirin, Siyonistlerin "Büyük İsrail" projesini gerçekleştirmek için çıktığı yolda şimdi duvarların arkasına gizlenmek, sığınaklar kazmaktan başka yapabilecek bir şeylerinin kalmadığını belirterek "1948'de kurulan bu siyonist rejimin hedefi Nil'den Fırat'a kadar Büyük İsrail'i kurmaktı. 1969'da Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı işgal ettiklerinde "Yaşasın Muhammed Öldü" diye sevinç naraları atıyorlardı. Onlara göre artık İslam Ümmeti'nin ayağa kalkabilecek hiçbir gücü ve mecali kalmamış, hayat damarları kesilmiş, tamamen bozguna uğramıştı. Arap rejimlerinin ordularını yenilgiye uğratıp "vaat edilmiş topraklar" adı altında "Büyük İsrail"i kurmak için önleri tamamen açılmıştı. Ancak elhamdülillah bugün bu Siyonistlerin inşa ettikleri yüksek duvarların arkasına nasıl saklandıklarına, toplu ölümlerden kurtulabilmek için dünyanın en büyük sığınaklarını nasıl kazdıklarına tanık oluyoruz" dedi.
Siyonist işgal güçlerinin geçen yıl Gazze'de gerçekleştirdiği büyük katliamlara dikkat çeken Şirin konuşmasını şöyle sürdürdü:
Siyonistler geçen yıl bu günlerde tam 22 gün boyunca geceli gündüzlü Gazze'ye bomba yağdırarak, masum ve savunmasız Gazzelileri, çocukları, bebekleri, kadınları, yaşlıları katlederek tarihin en zalimce bir soykırımını gerçekleştirmişlerdi. Siyonist İsrail rejimi bu saldırılarına başlarken önünü üç temel hedef koymuştu; birincisi büyük mücahid kahraman İsmail Heniyye'nin başbakanlığındaki Hamas hükümetini yıkmak, El Kassam ve Kudüs Seriyyeleri'ni tamamen yok etmek ve Siyonist hedeflere yönelik mücahidlerin gerçekleştirdiği füze operasyonlarına tamamen son vermek. Siyonistler aynı hedefleri Temmuz 2006'da Lübnan'a saldırdıklarında Hizbullah için de amaçlamışlardı. Ancak, Siyonistler bu savşa sırasında hayal dahi demeyecekleri bir karşılık aldılar; Hizbullah savaşçıları Siyonistlerin üzerine 5 bin füze yağdırdı; Hayfa'yı, Hayfa'nın da ötesini füzelerle vurdular. Seyyid Nasrullah Tel Aviv'in de füzelerle vurulacağını açıklaması üzerine BM'nin eteklerine yapışıp ateşkes çağrısında bulundular ve canlarını kurtarmanın telaşına düştüler. Bu kez de Gazze'de karşılaştıkları direniş onları öylesine büyük bir hüsrana uğrattı ki, Filistinli mücahidlerin Siyonistlerin hedeflerine attıkları ve her geçen menzilini artırdıkları füzelere ve hususen, Tel Aviv'in yakınlarındaki askeri bir üssü füzelerle vurduğunu görünce, tek taraflı ateşkes çağrısı yaparak, kaçmak zorunda kaldılar. Dünyanın bütün desteğini arkasına alan, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi hain Arap rejimlerinin de dolaylı desteğiyle Gazze'deki Hamas hükümetini ve İslami direnişi bütünüyle yok etme amacıyla soykırım saldırılarını başlatan Siyonist rejim, imanın ve tevekkülün gücü karşısında, Rabbimizin yağdırdığı gaybi yardımlar karşısında, İslami direnişin dimdik ayakta duruşu ve Siyonist işgal güçlerine sarsıcı darbeler indirmesi karşısında hiçbir hedefine ulaşamadan ateşkesin gölgesine sığınarak geri kaçtılar.
Şimdi bu Siyonist rejimin askeri istihbarat şefleri diyorlar ki, Lübnan'da Hizbullah'ın, Gazze'deki Hamas'ın elindeki füzeler, eskiye oranla daha fazla ve menzilleri de daha uzun. Sderot ve Askalan'a atılan füzeleri önlemek için 22 günlük saldırılarına başlatan Siyonistler şimdi Hamas'ın elindeki füzelerle Tel Aviv'in vurulabileceğini söylüyorlar. Bundan daha büyük zafer olabilir mi?"
Nasr süresindeki hakikatlerin bir kez daha tecelli ettiğini belirten Şirin konuşmasına şöyle devam etti:
"Allah'ın yardımı geldiğinde insanların akın akın, Allah'ın dinine girdiğini görürsün; Gazze zaferimizle birlikte bugün dünyanın her bir yanı Hamas ile doldu; Siyonistler Gazze'deki Hamas'ı yok etmeyi planlarken bütün ümmetin nasıl baştan başa Hamaslaştığına tanık oldular. İşte bakın burada bizler bu etkinlikleri düzenlerken, sizler hepimiz bir kez daha Hamas'ın askerleri olduğumuzu haykırıyoruz. Sadece burası değil, bütün Anadolu böyle. Anadolu demek Hamas demektir; Anadolu demek Gazze demektir, Anadolu demek siyonizme karşı mücadele cephesi demektir. Bu nasıl gerçekleşti? Tüm bunlar Gazze direnişimizin ve Gazze'de kazanılan büyük zaferimizin bir bereketidir. İnsanların akın akın Allah'ın dinine girmesi demek, Allah yolunda verilen mücadelenin saflarının gittikçe büyümesi, bu mücadelenin okyanuslar gibi dalgalanması demektir. Bugün ister İstanbul isterse bütün Anadolu kentleri, Şehid Ahmed Yasin'lerin, Şehid Şikakilerin, Şehid İmad Muğniye'lerin dostlarıyla dolup taşmaktadır. Onların davası bizim davamız, onların yolu bizim yolumuz, onların hedefi bizim hedefimiz, onların sancağı bizim sancağımızdır. Siyonistler ve onların uluslar arası destekçileri acı içinde görüyorlar ki, Anadolu Hamas'tır, Anadolu Hizbullah'tır."
Siyonist rejim dışişleri bakanı Daniel Ayalon'un Türkiye'nin Tel Aviv büyükelçisi Oğuz Çelikkol'u küstahça aşağılamasına temas eden Şirin konuşmasını şöyle bitirdi:
"Siyonistler ard arda aldıkları ağır yenilgiler ve ülkemizde volkanlar gibi yükselen Siyonizm karşı tavır karşısında tamamen aptallaştılar, dengelerini kaybettiler, ne yapacaklarını bilemez hale geldiler. Bunun içindir ki o Siyonist bakan vekili böylesi bir küstahlığa yeltenebildi. Bu durum onların ne denli aptallaştığını ve bunaldığını gösteriyor. Ama ne oldu, Türkiye hükümetinden ve cumhurbaşkanından daha sert bir tepki aldılar. Siyonistler onlarca yıl bu ülkeyi kendi çiftliklerine çevirmişlerdi; ülkemize ve milletimize musallat olmuşlar, şeytani hegemonyalarıyla mukadderatımıza el koy muşlardı. Ama şimdi ne oldu, bu elle kırılıyor artık. Türkiye İsrail adı bu Siyonist rejimin stratejik ortağı olmaktan çıkmış, halkıyla yönetimiyle siyonizmin zulüm, katliam ve cinayetlerinin üzerine yürüyen bir ülke haline gelmiştir. Hangi gerekçeyle, hangi uluslar arası konjönktür ve reel politik hesapla olursa olsun, hükümetin siyonist rejim karşısında takındığı tavır, milletimizin istediği ve beklediği tavırdır. Bu hükümetin yapması gereken bu habis rejimle bütün askeri, siyasi, ekonomik ilişkilerine son vermesi, ülkemizdeki elçiliklerinin kapatılması ve kovulmasıdır. Milletin istediği ve beklediği budur. Artık bu bu ülke Siyonistlerin üssü değildir; Siyonistlerin at koşturduğu bir çiftlik değildir. Bu genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle Kudüs'ün özgürlüğüne adanmış Filistin gönüllülerinin ülkesidir. Bu ülke, siyonist rejimin tarih boyu gerçekleştirdiği tüm katliam ve saldırıların hesabını sormak için ayağa kalkan ve okyanuslar gibi dalgalanmaya başlayan Kudüs sevdalılarının ülkesidir. Bu ülke, iman, cihad ve şehadet şiarlarıyla Kudüs'e akın etmeye hazırlanan yiğitlerin ülkesidir. Onun için biz buradan diyoruz ki, yapacağımız sadece Gazze ile dayanışma etkinlikleri ve gösterileri değildir. Biz önümüzün açılmasını istiyoruz; millet olarak bu siyonistlerle hesaplaşmak için kapıların açılmasını istiyoruz. Mukaddes ve mübarek İslam topraklarına yerleştirilen bu kanser mikrobunu temizlemek, bedenimize saplanan bu zehirli hançeri kırıp atmak istiyoruz. Allah'ın izniyle bu hedefimize ulaşacağız, Kudüs'ümüzün özgür ve aydınlık şafağında buluşacağız. Rabbimiz "sabah yakın değil mi?" buyuruyor. Sabah yakındır, fecrin doğması yakındır"
Bizler 17 Ocak'ta hep birlikte hem Gazze zaferimizi kutlamak, hem de Siyonist rejimin terörist şeflerinden Ehud Barak'ın Türkiye'ye gelişini protesto etmek için Siyonist rejim konsolosluğu önünde toplanacak, böylelikle bu Siyonistlere ülkemizden güçlü bir karşılık daha vereceğiz. Ehud Barak gelsin bakalım, geleceği varsa göreceği de var. Bizler Filistin gönüllüleri olarak bu siyonist rejim konsolosluğunu geçen yıl 16 gün boyunca kuşatma altına almıştık. Daha sonra yine gittik oraya. Ancak emin olun ki daha çok gitmemize gerek kalmayacak. Bunlar son gidişlerimizdir. Zira, artık İsrail konsolosluğu gibi bir yer olmayacak. Oraya konsolos atayacak bir rejim kalmayacak. Özgür Kudüs, İsrail'siz bir dünya yakındır inşallah."
Program okunan şiirler ve marşlarla sona erdi.






































