Namaz Kılanları Yönetim Fişledi!...
BOSCH'ta mescidin kapatılması ve namaz kılan işçileri takip haberi yayınlanmıştı. Bosch çalışanlarından biri olayın perde arkasını 'yönetime mektup'la açıkladı.
İşte BOSCH çalışanının o mektubu;
Merhabalar. Ben bu namaz bahsinin geçtiği fabrikada çalışmaktayım. Alttaki yazıyı mail yoluyla yönetimimize göndermiştim. Ancak bizi kale bile almadılar. Sendika yetkililerimiz de aynı muameleyi gösteriyor. Bu arada bizim sendikamız bu konularda sabıkalı olan Türk Metal Sendikası. Olayın içeriği tam olarak alttaki yazıda mevcuttur. Bakın takip edin bir kaç ay sonra sendikayla işçi çıkarma anlaşması bitince ilk önce işten kim çıkarılacak. Zaten namaz kılanların ismi yönetimde var. Çünkü namaz kılanlar maaşından ayda bir gün kesilmesi için form dolduruyor. Bunu yapanlar kesinlikle Türk yöneticiler. Ülkenin içinde bulunduğu kutuplaşmanın neferleri gibi davranıyorlar çünkü. Namaz kılan çalışmasın, namaz kılanlar terfi almasın, okumasın.Lütfen sesimizi duyurun. Biz 5000 kişilik fabrikada en az 1000 kişiyiz. Ekmeğimizden olmamıza mani olun.İsmimi belirtmediğim için özür diliyorum.
ROBERT BOSCH YÖNETİMİNE
Ekonomik krizin etkisinin hissedilmeye başlandığı son bir yılda, fabrikamızda
bir çok şeyin değiştiğini gördük. Maliyetler kısıldı, ilk kez işçi çıkışı yaşandı,
esnek çalışma modeli uygulandı vs,vs. Bunların birçoğu mantıklı sebeplerle uygulandığı aşikar.
Fakat geçtiğimiz pazar günü fabrika içerisinde bulunan tüm mescitler kapatılıp üzerine
'kullanıma kapalıdır. Yönetim diye yazılmasının ne gibi bir amaçla yapıldığını çözemedik.
İlk başta düz mantık sahibi insanların vereceği cevap belli.'bu fabrikanın vermiş olduğu bir
haktı ve geri alındı,zaten bunu yapmak zorunda da değildi.'
Fakat birazcık kafa yorulduğunda yapılanın yanlış olduğu ortaya çıkar.
Mesela;
Fabrikanın sosyal sorumluluk olarak el attığı tüm faaliyetlere bir göz atalım. Her yıl Bursa Eğitime Koşuyor
projesiyle ihtiyacı olan bölgelerin eğitim hakkı ellerine veriliyor. Yine her yıl yapılan Leylek Şenliği
dolayısıyla doğaya saygılı bireyler yetiştirilmesi hedefleniyor.
Bunlar fabrika dışında yapılan ve tüm toplum tarafından gıpta ile karşılanan projeler.
Fabrika içerisinde ise, bir gün dışarıdan bir ses duyuluyor, bir bakıyoruz mehter takımı binaların arasında marşlar söylüyor. İş çıkışı bir bakıyoruz otopark ta en ünlü otomobil şirketleri bizim için mini bir fuar düzenlemiş.
Çay ocağında davet ilanı 'bilmem hangi gün dağa çıkıp kamp yapacağız sizleri de bekleriz.'
Saz kursu, gitar dersi, kaneviçe, kalemişi,ahşap boyama,ileri sürüş,aoutocad, cnc, hidrolik kursu.
Yazın Saros'a dalmaya, kışın Uludağa kaymaya.Bahar şenliği, aile günü.Tiyatro,fotoğrafçılık,
Türk sanat müziği grubu.
Bunların hepsi ya kişisel gelişim için, ya mesleki gelişim için, ya da motivasyon için faydalı projeler.
Dışarıda ki birine bunların bir kaçını söylemeniz çalıştığının firmanın kıskanılmasına sebep olur.
Yapılanlar tüm firma çalışanlarına hitap etse de ihtiyaca ya da zevke göre katılım gösteriliyor.
Benim ve benim gibi düşünen onlarca hatta yüzlerce arkadaşım için şunu söyleyebilirim ki,
Bunların hiçbirisini yapmasanız bize sadece mescidimizi geri verseniz bizi daha iyi motive etmiş olursunuz.
Bu yasağı ne için yaptığınızın açıklamasını yapmadığınız için olası ihtimaller üzerine size cevap vereyim.
Eğer ekonomik yönünü değerlendirdiyseniz:Fabrikada namaz kılanlar mescit de geçirdiği zamanı her ay düzenli
olarak maaşlarımızdan kesilmesi için bir form dolduruyor. Bu da 24x15 dakikadan 6 saat yapar.
Yani bir çalışanın ayda sadece 6 saat iş kaybı oluyor ve maaşından kesiliyor.Aslında böyle de olmuyor.
Çünkü çalıştığım kısımda hiç kimse mescide gittiği için üretiminde 15 dakikalık bir kayıp göstermiyor.
Ya çayda yemekte gidiyor mescide, ya da yanındaki ile vardiya yapıyor öyle gidiyor.
Araştırın göreceksiniz, bir kişinin bile 'benim maaşımdan kesiliyor ne de olsa ben 15 dakika eksik imalat veririm dediğini duyamazsınız.Yani ekonomik olarak sizlere bir külfet değiliz.
Ya da suistimal edildiği düşüncesindeyseniz: Belki haklı olabilirsiniz.Aramızda verilen bu hakkı suistimal
edenler olabilir.Mescide inip fazla vakit geçirenler de olabilir.Ama bu son yaşanan olay herkese
çok büyük bir uyarı oldu.Bir daha kimsenin böyle bir şeye kalkacağını sanmıyorum.
Ve en kötüsü bu işe ideolojik olarak baktıysanız(bunu yazmak bile can sıkıcı):
Aslında bu ihtimal üzerinde durmak istemiyorum. Robert Bosch gibi bir fabrikada üst düzey yöneticilik yapan
birilerinin böyle sığ düşünceye sahip olacağına da inanmıyorum.Ama yine de cevap vereyim.Bosch'un temel
prensiplerinin başında Kültürler Arası Duyarlılık gelir.Bunu yerel bir tv kanalında konuşan sayın
müdürümüz de üstüne basarak dile getirmişti. Bizim yaşadığımız yaşam biçimini de İslam kültürünün
bir parçası olarak adledip bu isteğimizi mazur görün.Yüzde 95 i müslüman olma ihtimali olan bir fabrikada,
yüzde 10-20-30(saymızı bilmediğimden)luk bir kesim sizden bunu istiyoruz.
Diğerlerini zan altında bırakmadan şunları söylemek istiyorum.Bir çok kişinin dediği gibi izin vermiyorlarsa
evinizde kılın namazınızı diyebilirsiniz. Ama din olgusu bizim hayatımızda çok önemli bir yere sahip olduğundan bu düşünce
biz yaşam biçimimizi buna uydurmak zorundayız.Kılamazsanız kaza yaparsınız gibi bir düşünce de
son derece yanlış.Bu konudaki farzdan,günahtan falan da bahsetmek de yersiz olacaktır. Çünkü tam anlamıyla
İslam kurallarını uygulamayan kişilere bu kolay gelebilir.Ama bizlere hiç de kolay gelmiyor.Bir vakit
namazı kazaya bırakıldığında ki huzursuzluk kılmayan bir insan için pek bir şey ifade etmez ama bizler için
çok önemli.Sürekli çalışan motivasyonunun öneminden dem vurulduğu bir işletmede bunu istemek çok büyük bir hak olmamalı.
Bir diğeri ise:Fabrika içerisinde aylardan beri süregelen söylenti neticesinde insanın aklına şöyle bir şey geliyor.
Fabrikada yakın bir zamanda işçi çıkışı yaşanacak.Ve bu bi önceki gibi gönüllü işten ayrılmaya teşvik biçiminde olacak.
Şu anki pozisyonda kimse 5-10 maaş ikramiye karşılığında işten ayrılmaya gönüllü olmayacak.Bunun sağlanması için de böyle bir şeye başvurulmuş olunabilir. Yani mescidler kapatılıp namaz kılanlar işi bırakmaya zorlanacak. Böylelikle de kimse işten
atılmamış bırakanlar da gönüllü bırakmış sayılacak.Tabii bu olmasını en son istediğimiz ihtimal.
Mescidlerin kapatılmasına dair hiçbir açıklama yapılmadığı için olası senaryolar üzerine bir iki değerlendirmede bulundum.
Bu düşünceler şahsıma ait olup tüm arkadaşlarımın düşüncesine yakın olduğunu belirteyim.Daha önce b
izlere tanıdığınız bu haktan müteşekkirdik.Bu yasaktan son derece etkilendiğimizi bilmenizi isteriz.Bu yasak
sonucunda bir çoğumuz yine namaz kılmaya devam edecektir. Bunu bir direniş bir başkaldırı olarak adlandırmayınız.
Yaptığımız sadece inandığımız bir şeyin gereğini yerine getirmek. Bizlere makina arkalarında,sağda solda,kuytu köşelerde namaz kılmayı reva görmeyiniz.Bu işin sonunda amacı sadece evine ekmek götürüp hiç bir amaç ve ideolojiye mensup olmayan inançlı insanların işini kaybetmesine izin vermeyin.
Yapılan bu yanlış uygulamanın son bulacağını ümit eder iyi çalışmalar dilerim.
BOCH ÇALIŞANI....
Merhabalar. Ben bu namaz bahsinin geçtiği fabrikada çalışmaktayım. Alttaki yazıyı mail yoluyla yönetimimize göndermiştim. Ancak bizi kale bile almadılar. Sendika yetkililerimiz de aynı muameleyi gösteriyor. Bu arada bizim sendikamız bu konularda sabıkalı olan Türk Metal Sendikası. Olayın içeriği tam olarak alttaki yazıda mevcuttur. Bakın takip edin bir kaç ay sonra sendikayla işçi çıkarma anlaşması bitince ilk önce işten kim çıkarılacak. Zaten namaz kılanların ismi yönetimde var. Çünkü namaz kılanlar maaşından ayda bir gün kesilmesi için form dolduruyor. Bunu yapanlar kesinlikle Türk yöneticiler. Ülkenin içinde bulunduğu kutuplaşmanın neferleri gibi davranıyorlar çünkü. Namaz kılan çalışmasın, namaz kılanlar terfi almasın, okumasın.Lütfen sesimizi duyurun. Biz 5000 kişilik fabrikada en az 1000 kişiyiz. Ekmeğimizden olmamıza mani olun.İsmimi belirtmediğim için özür diliyorum.
ROBERT BOSCH YÖNETİMİNE
Ekonomik krizin etkisinin hissedilmeye başlandığı son bir yılda, fabrikamızda
bir çok şeyin değiştiğini gördük. Maliyetler kısıldı, ilk kez işçi çıkışı yaşandı,
esnek çalışma modeli uygulandı vs,vs. Bunların birçoğu mantıklı sebeplerle uygulandığı aşikar.
Fakat geçtiğimiz pazar günü fabrika içerisinde bulunan tüm mescitler kapatılıp üzerine
'kullanıma kapalıdır. Yönetim diye yazılmasının ne gibi bir amaçla yapıldığını çözemedik.
İlk başta düz mantık sahibi insanların vereceği cevap belli.'bu fabrikanın vermiş olduğu bir
haktı ve geri alındı,zaten bunu yapmak zorunda da değildi.'
Fakat birazcık kafa yorulduğunda yapılanın yanlış olduğu ortaya çıkar.
Mesela;
Fabrikanın sosyal sorumluluk olarak el attığı tüm faaliyetlere bir göz atalım. Her yıl Bursa Eğitime Koşuyor
projesiyle ihtiyacı olan bölgelerin eğitim hakkı ellerine veriliyor. Yine her yıl yapılan Leylek Şenliği
dolayısıyla doğaya saygılı bireyler yetiştirilmesi hedefleniyor.
Bunlar fabrika dışında yapılan ve tüm toplum tarafından gıpta ile karşılanan projeler.
Fabrika içerisinde ise, bir gün dışarıdan bir ses duyuluyor, bir bakıyoruz mehter takımı binaların arasında marşlar söylüyor. İş çıkışı bir bakıyoruz otopark ta en ünlü otomobil şirketleri bizim için mini bir fuar düzenlemiş.
Çay ocağında davet ilanı 'bilmem hangi gün dağa çıkıp kamp yapacağız sizleri de bekleriz.'
Saz kursu, gitar dersi, kaneviçe, kalemişi,ahşap boyama,ileri sürüş,aoutocad, cnc, hidrolik kursu.
Yazın Saros'a dalmaya, kışın Uludağa kaymaya.Bahar şenliği, aile günü.Tiyatro,fotoğrafçılık,
Türk sanat müziği grubu.
Bunların hepsi ya kişisel gelişim için, ya mesleki gelişim için, ya da motivasyon için faydalı projeler.
Dışarıda ki birine bunların bir kaçını söylemeniz çalıştığının firmanın kıskanılmasına sebep olur.
Yapılanlar tüm firma çalışanlarına hitap etse de ihtiyaca ya da zevke göre katılım gösteriliyor.
Benim ve benim gibi düşünen onlarca hatta yüzlerce arkadaşım için şunu söyleyebilirim ki,
Bunların hiçbirisini yapmasanız bize sadece mescidimizi geri verseniz bizi daha iyi motive etmiş olursunuz.
Bu yasağı ne için yaptığınızın açıklamasını yapmadığınız için olası ihtimaller üzerine size cevap vereyim.
Eğer ekonomik yönünü değerlendirdiyseniz:Fabrikada namaz kılanlar mescit de geçirdiği zamanı her ay düzenli
olarak maaşlarımızdan kesilmesi için bir form dolduruyor. Bu da 24x15 dakikadan 6 saat yapar.
Yani bir çalışanın ayda sadece 6 saat iş kaybı oluyor ve maaşından kesiliyor.Aslında böyle de olmuyor.
Çünkü çalıştığım kısımda hiç kimse mescide gittiği için üretiminde 15 dakikalık bir kayıp göstermiyor.
Ya çayda yemekte gidiyor mescide, ya da yanındaki ile vardiya yapıyor öyle gidiyor.
Araştırın göreceksiniz, bir kişinin bile 'benim maaşımdan kesiliyor ne de olsa ben 15 dakika eksik imalat veririm dediğini duyamazsınız.Yani ekonomik olarak sizlere bir külfet değiliz.
Ya da suistimal edildiği düşüncesindeyseniz: Belki haklı olabilirsiniz.Aramızda verilen bu hakkı suistimal
edenler olabilir.Mescide inip fazla vakit geçirenler de olabilir.Ama bu son yaşanan olay herkese
çok büyük bir uyarı oldu.Bir daha kimsenin böyle bir şeye kalkacağını sanmıyorum.
Ve en kötüsü bu işe ideolojik olarak baktıysanız(bunu yazmak bile can sıkıcı):
Aslında bu ihtimal üzerinde durmak istemiyorum. Robert Bosch gibi bir fabrikada üst düzey yöneticilik yapan
birilerinin böyle sığ düşünceye sahip olacağına da inanmıyorum.Ama yine de cevap vereyim.Bosch'un temel
prensiplerinin başında Kültürler Arası Duyarlılık gelir.Bunu yerel bir tv kanalında konuşan sayın
müdürümüz de üstüne basarak dile getirmişti. Bizim yaşadığımız yaşam biçimini de İslam kültürünün
bir parçası olarak adledip bu isteğimizi mazur görün.Yüzde 95 i müslüman olma ihtimali olan bir fabrikada,
yüzde 10-20-30(saymızı bilmediğimden)luk bir kesim sizden bunu istiyoruz.
Diğerlerini zan altında bırakmadan şunları söylemek istiyorum.Bir çok kişinin dediği gibi izin vermiyorlarsa
evinizde kılın namazınızı diyebilirsiniz. Ama din olgusu bizim hayatımızda çok önemli bir yere sahip olduğundan bu düşünce
biz yaşam biçimimizi buna uydurmak zorundayız.Kılamazsanız kaza yaparsınız gibi bir düşünce de
son derece yanlış.Bu konudaki farzdan,günahtan falan da bahsetmek de yersiz olacaktır. Çünkü tam anlamıyla
İslam kurallarını uygulamayan kişilere bu kolay gelebilir.Ama bizlere hiç de kolay gelmiyor.Bir vakit
namazı kazaya bırakıldığında ki huzursuzluk kılmayan bir insan için pek bir şey ifade etmez ama bizler için
çok önemli.Sürekli çalışan motivasyonunun öneminden dem vurulduğu bir işletmede bunu istemek çok büyük bir hak olmamalı.
Bir diğeri ise:Fabrika içerisinde aylardan beri süregelen söylenti neticesinde insanın aklına şöyle bir şey geliyor.
Fabrikada yakın bir zamanda işçi çıkışı yaşanacak.Ve bu bi önceki gibi gönüllü işten ayrılmaya teşvik biçiminde olacak.
Şu anki pozisyonda kimse 5-10 maaş ikramiye karşılığında işten ayrılmaya gönüllü olmayacak.Bunun sağlanması için de böyle bir şeye başvurulmuş olunabilir. Yani mescidler kapatılıp namaz kılanlar işi bırakmaya zorlanacak. Böylelikle de kimse işten
atılmamış bırakanlar da gönüllü bırakmış sayılacak.Tabii bu olmasını en son istediğimiz ihtimal.
Mescidlerin kapatılmasına dair hiçbir açıklama yapılmadığı için olası senaryolar üzerine bir iki değerlendirmede bulundum.
Bu düşünceler şahsıma ait olup tüm arkadaşlarımın düşüncesine yakın olduğunu belirteyim.Daha önce b
izlere tanıdığınız bu haktan müteşekkirdik.Bu yasaktan son derece etkilendiğimizi bilmenizi isteriz.Bu yasak
sonucunda bir çoğumuz yine namaz kılmaya devam edecektir. Bunu bir direniş bir başkaldırı olarak adlandırmayınız.
Yaptığımız sadece inandığımız bir şeyin gereğini yerine getirmek. Bizlere makina arkalarında,sağda solda,kuytu köşelerde namaz kılmayı reva görmeyiniz.Bu işin sonunda amacı sadece evine ekmek götürüp hiç bir amaç ve ideolojiye mensup olmayan inançlı insanların işini kaybetmesine izin vermeyin.
Yapılan bu yanlış uygulamanın son bulacağını ümit eder iyi çalışmalar dilerim.
BOCH ÇALIŞANI....
