Kur’an Müslümanlığı (10)

Kur"an"da şefaat yoktur. Şefaat konusu modern dönem İslam araştırmalarında en önemli gündem maddelerinden birisini oluşturmaktadır. “Kur"an İslamı” söyleminin ne kadar “Kur"anî” bir söylem olduğunu test etme imkânı sağlayacağı, aynı zamanda itikadî bir boyuta da sahip bulunduğu için bu meseleyi Kur"an merkezinde biraz detaylı olarak ele almakta fayda var.

Evet, Kur"an"da şefaatin kabul edilmeyeceğini, (2/el-Bakara, 48, 123), fayda vermeyeceğini (74/el-Müddessir, 48), Allah Teala"dan başka dost ve şefaatçinin bulunmayacağını (6/el-En"âm, 51, 70; 32/es-Secde, 4; 39/ez-Zümer, 43) ifade eden ayetler mevcut olduğu gibi, esasen “şefaat” diye bir şeyin hiç söz konusu olmayacağını ifade eden ayetler de vardır (2/el-Bakara, 254).

Ancak mesele bu kadarla sınırlı değildir. Burada işaret edilen ayetler mutlak ifadelidir ve başka ayetler tarafından takyid ve tefsir edilmiştir. Söz gelimi, şefaatin hiç söz konusu olmayacağını bildiren ayet, bu cümleden sonra okuyacağınız cümleler içinde işaret ve zikredilecek olan ayetler tarafından takyid ve tefsir edilmiştir. Bu demektir ki ahirette şefaat vardır ve fakat bir kısmı geçersizdir. (“Geçerli olan şefaat var mıdır?” sorusunun cevabını ise biraz daha aşağıda göreceğiz.)

Yine bu çerçevede şefaatin fayda vermeyeceğini haber veren ayet, 36/Yâ-sîn, 23 ve 43/ez-Zuhruf, 86. ayetler tarafından tefsir edilmiştir. Buna göre şefaati fayda vermeyecek olanlar, Allah Teala dışında ilah edinilen varlıklardır. Dolayısıyla şefaate malik olmayanlar da bunlardır. Aynı şekilde şefaatin fayda vermemesi de mutlak değildir. Şefaat, belli bir kesim için fayda vermeyecektir. Kendileri için şefaatin fayda vermeyeceği kimselerin “inkârcılar ve zalimler” olduğunu, 7/el-A"râf, 51 vd.; 40/el-Mü"min, 18 gibi ayetlerden öğreniyoruz.

Keza, Allah Teala"dan başka şefaatçinin bulunmadığını ifade eden ayetler de, bir kısım varlıklara diğerlerine şefaat etme konumu vermenin münhasıran Allah Teala"ya mahsus bir hüküm ve iş olduğu anlamındadır. Bunu, 39/ez-Zümer, 44. ayetin ifadesinden anlıyoruz.

Bütün bunlar gösteriyor ki, ahirette “şefaat” diye bir şey söz konusu olacak ve fakat bir kısım şefaat talepleri ve beklentileri karşılıksız kalacaktır.

Bu durum, şefaatin bir kısmının Allah Teala nezdinde geçerli/muteber olacağının tersinden anlatımıdır aynı zamanda. Bu gerçeği sadece bu durum değil, şefaatin fayda vereceğini doğrudan ifade eden ayetler de açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Peki bu nasıl olacaktır? Bu noktayla ilgili ayetleri üç grupta toplayabiliriz:

1. Şefaatin Allah Teala izin verdikten sonra gerçekleşeceğini ifade eden ayetler: 2/el-Bakara, 255; 10/Yûnus, 3; 34/Sebe", 23 bunlardandır.

Bu ayetler hakkında şöyle denebilir: “Bu ayetlerde sadece “şefaatin Allah Teala"nın iznine bağlı olduğu” haber verilmektedir. Söz konusu iznin verilip verilmeyeceği belli değildir. Dolayısıyla bu ayetlerden hareketle Kur"an"da şefaatin yer aldığı söylenemez.”

Ancak aşağıda işaret edilen ayetler böyle bir itirazın yerinde olmadığını göstermektedir:

2. Şefaatin, sadece Allah Teala"nın şefaat etme izni vereceği varlıklarca yerine getirileceğini bildiren ayetler: 19/Meryem, 87; 20/Tâ/hâ, 109; 43/ez-Zuhruf, 86; 34/Sebe", 23. Bu son ayet, Allah Teala"nın şefaat yetkisi tanıdığı varlıkların şefaatinin fayda vereceğini açık bir şekilde ifade etmektedir. Keza Meryem suresindeki ayet, şefaat edecek olanların, bunun için Allah Teala"dan söz aldıklarını ifade etmesi bakımından dikkat çekicidir.

3. Yalnızca Allah Teala"nın şefaat edilmesine rıza gösterdiği kimselere şefaat edilecektir. 21/el-Enbiyâ, 28 ve 53/en-Necm, 26. ayetleri bu durumu ifade etmektedir.

Durum buyken, “Kur"an"da şefaat yoktur” demenin, önyargıdan ve kasıttan kaynaklanmıyorsa, cehaletten kaynaklanan bir çarpıtma olduğunu söylemek zorundayız…

milligazete

Bu yazı toplam 457 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar