''İran'da Rejim Düştü'': Savaşın İlk Günlerini Hatırlamak
İslami Analiz .com yazarı Mücahit Gültekin'in yazısını iktibas ediyoruz.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığı 28 Şubat günü uluslararası ajansların haber dili morallerinin yerinde olduğunu gösteriyordu. The Guardian, yayınladığı haber-analizin başlığına: “ABD-İsrail’in Rejim Değişikliği Girişimi Nasıl Gelişti?” başlığını atmıştı. Haber, bir çitanın avını nasıl yakaladığını anlatan belgesel spikeri gibi olan biteni “ağır çekim” anlatıyor; bombalamaların nasıl başladığını, nerelerin hedef alındığını dramatik bir dille işliyordu. Gazeteye göre operasyon, Christopher Nolan senaryosu gibi zekiceydi ve kusursuz işlemişti. Nitekim bu senaryoya güzel isimler de bulunmuştu: “Çok geçmeden Pentagon, İran'a yapılan saldırıya ‘Destansı Öfke’ kod adını verdiğini duyurdu. İsrail de yeni savaşa kendi adını verdi: ‘Kükreyen Aslan Operasyonu’ ve hatta buna uygun bir logo bile üretti: Mavi ve beyaz Davut Yıldızı bayrağı ve önünde ağzı açık duran aslan figürü.” [1]
Aynı gün New York Post’ta yayınlanan Katherine Donlevy imzalı haber, General Jack Keane’in görüşlerine yer veriyordu. Keane, ABD-İsrail saldırılarının muntazam bir plan dahilinde işlediğine işaret etmişti. Plan; ilk aşamada liderleri ortadan kaldırmak, ikinci aşamada devrim muhafızlarını etkisiz hale getirmek, üçüncü aşamada ise rejimi çökertmekti. İlk aşama tamamlanmıştı. Yalnız Keane bu üç aşamanın birkaç gün içinde gerçekleşmeyebileceğini, bir kaç hafta sürebileceğini söylemişti. Ne de olsa 90 milyonluk bir ülkenin rejimini değiştirmek biraz zaman alırdı! Fakat Keane yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için "Bunun başarılacağından hiç şüphe yok” demeyi de ihmal etmemişti.[2]
Reuters’da yayınlanan Erin Banko imzalı haber-analiz de Batı’daki beklentilerin “rejim değişikliği”nden daha azına razı olmadığını gösteriyordu. Washington kararını vermişti bir kere ama bir sorun vardı: Yıkılacak rejimin ardından ülkeyi kimin yöneteceği henüz sonuca bağlanmamıştı.[3]
1 Mart günü, Ayetullah Hamaney’in ölümünün açıklanmasıyla birlikte moraller daha da yükseldi; manşetler ve yazılar bir öngörü ya da tahminden değil, kesinleşmiş bir şeyden söz ediyordu. Wall Street Journal’da yayınlanan Reul Marc Gereth ve Ray Takey imzalı yazının başlığı şöyleydi: “İran Rejimi Düştü, Ama Tamamen Ortadan Kalkmadı!”[4] Yazarlar, İran’ın “ölümcül bir darbe” aldığını, rejim değişikliğinin an meselesi olduğunu ima ediyordu.
New York Times’ta yayınlanan bir makale ise “İranlılar Hamaney’in Ölümünü Kutlamak İçin Sokaklara Döküldüler” başlığını taşıyordu. Makale Tahran, Şiraz ve Abadan gibi kentlerden kimliği meçhul kişilere ve sosyal medya videolarına dayandırdığı bilgileri aktarıyor; İran’da Hamaney’in ölümünden dolayı halkın “dans” ettiğini, havai fişekler eşliğinde kutlamalar yaptığını söylüyordu. [5]
Aynı gün Foundation for Defense of Democracies (FDD) Youtube’ta yayın açmış, videoya “İran İslam Cumhuriyeti Çöküyor!” başlığını atmışlardı.[6] Jonathan Schanzer'in moderatörlüğünde gerçekleşen programa FDD CEO'su Mark Dubowitz ile FDD Kıdemli Danışmanı ve eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi direktörü Richard Goldberg katılmışlardı. Uzmanlar “İran halkının sokaklarda kutlama yaptığına dair görüntüler” gelmeye başladığını söylüyordu. Anlatılanlara bakılırsa “iş bitmiş” gibiydi fakat ABD-İsrail yine de dikkatli davranıyordu: Ülkenin tüm idari altyapısını çökertmek yerine, ciddi suçlara bulaşmamış ve rejime fanatik derecede bağlı olmayan teknokratların ve görevlilerin sisteme dahil edilerek ülkede bir kaos yaşanmasını engellemeyi amaçlıyorlardı!
Washington Post’tan George F. Will, “Nihayet, ABD’nin Caydırıcılığının Güvenirliği Yeniden Tesis Ediliyor!” demişti.[7] New York Times’ta yayınlanan “Trump ve Netanyahu Özgür Dünyaya Bir İyilik Yapıyorlar!” başlıklı makalede İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi ve İran yönetiminin üst kademesinin tasfiye edilmesinin sadece İsrail veya ABD'nin değil, tüm dünyanın yararına olduğu söyleniyordu. Yazı operasyonun sadece askeri açıdan değil ahlaki açıdan da “meşru” olduğunu savunuyor; İran’da rejim değişikliğinin bölgeye “istikrar” getireceğini belirtiyordu.[8]
Fakat aradan haftalar geçtikçe, ilk günlerin fantastik haberciliği yerini daha temkinli haber-analizlere bıraktı. Mart ayının son haftasına gelindiğinde İran füzelerinin Körfez’deki üsleri ve İsrail’i vurmaya devam etmesi üzerine “rejimin çökeceğine” dair bahisler eski coşkusunu yitirmişti.
Yine de “rejim değişimi”ne ilişkin beklentiler tamamen sönmemişti. Iran International’da 24 Mart 2026’da Arash Sohrabi imzalı yazı, emir-komuta zincirinin işleyişini, füzelerin ateşlenmeye devam etmesini, devlet kurumlarının görevlerine devam etmesini bile “çöküşün işaret”i olarak çerçeveliyordu: “Bu, çoğu zaman sürekliliğin dışsal işaretlerinin yanıltıcı hale geldiği aşamadır. Ofisler hâlâ çalışır. Emirler hâlâ verilir. Füzeler hâlâ uçabilir. Ancak bu eylemlere siyasi anlam kazandıran daha geniş mimari çökmeye başlamıştır.”
İlk günlerde Batı basının açtığı “rejim ne zaman düşer” falına Türk basınından eşlik edenler de az değildi. Çeşitli haber programları ve gazete yazılarında İran’ı “çapına göre hareket etmemekle”, “irrasyonellikle”, “kağıttan kaplan” olmakla, “çılgınlık ve delilikle”, bir devlet gibi değil “örgüt” gibi davranmakla itham eden alaycı ve aşağılayıcı ithamlar yapılıyordu.
Bazı kalemler, Siyonist lobilerin ürettiği Kudüs Gücü komutanı İsmail Kaani’nin “MOSSAD ajanı” olabileceği manipülasyonunu gazete köşelerine taşıdı.
Bunun yanında basında “sağduyu” ile yazan, ABD-İsrail’in işgalci ve soykırımcı saldırganlığı karşısında İran’ın direnişini tebrik eden, hakkaniyetli bir tutuma da şahit olduk. Gözlemlerime göre toplum genel olarak İran’ın yanında durdu. Özellikle İran’dan Türkiye’ye füze atıldığı yönündeki provokasyonlara karşı hikmetli bir duruş sergiledi. Hatta “mezhep” ve “Suriye” gibi meselelerden dolayı İran’a muhalif tutumuyla öne çıkan bazı kişiler bile “şimdi bunların sırası değil” şeklinde hem ahlaki açıdan hem de siyasi şuur açısından örnek bir tavır gösterdi.
Ne var ki, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 3 Mart tarihinde yaptığı açıklama hafızalara kazındı. Fidan, masada müzakere esnasında vurulan İran’a ders vermeyi tercih etmişti: “Siber istihbarat, sinyal istihbaratı, elektronik istihbarat, önleyici istihbarat, hava izinlerinin bulunması, görüntü istihbaratı uzaydan... Bir defa bu noktalarda sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen İsrail'le, Amerika'yla ağız dalaşına bile, orada şey yapmaman lazım. Buralarda kusursuz bir durumda olması lazım bir gücün, eğer gerçekten böyle bir mücadeleye kendisini hazırlıyorsa.”
Fidan’ın İran’a tavsiyesi ise sağcılığın tarz-ı siyasetini yansıtması açısından tarihe geçecek türdendi: “İranlılar aslında Başkan Trump’ın karşı karşıya bulunduğu karar baskısını iyi okuyup onun eline daha önceden bir şey verselerdi İsrail’in baskısı bu kadar işe yaramayabilirdi.”[9]
Fidan, İran’ın Körfez’deki ABD üslerini vurmasını da “inanılmaz derecede yanlış bir strateji” şeklinde tanımlamıştı. İran’ın ABD üslerini vurmasının Fidan’a “inanılmaz” gelmesi, ABD’yle sorunlarını “bir şeyler vererek” çözmeye alışmış bir bakış açısını yansıtması açısından ibretlikti.
*
ABD-İsrail’in “kafa koparma stratejisi” olarak isimlendirdikleri 28 Şubat’taki saldırılardan sonra günler ve haftalar geçti. Önce rejim değiştirme umutları suya düştü; sonra nükleer programı “yok etme”, balistik füze programını “sınırlama”, İran’ın bölgesel müttefiklerini “dağıtma” planları…
İran’a karşı havada, karada, denizde; medyada, akademide ve siyasette başlatılan çok yönlü savaş başarısızlıkla sonuçlandı. Bütün dünya kırmızı çizgilerinden taviz vermeyen, “silah-sokak-diplomasi” denklemini akıl-irade ve “aşkla” sürdüren bir İran gördü. Netice’de büyük oranda İran’ın hassasiyetlerini taşıyan 14 maddelik Mutabakat Zaptı’na boyun eğdiler. Basının dili değişti. Tartışmalar alevlendi. İlk günlerin romantik söylemleri yerini; başarısızlığın faturasını birbirine yükleyen iç kavgalara bıraktı.
Örneğin yazının girişinde sözünü ettiğim senaryoları “ballandırarak” anlatan The Guardian’a yazan Andrew Roth, ABD’nin maksimalist hedeflerinin çöküşünü “Hiçbir savaş planı, düşmanla ilk temastan sağ çıkamaz.” atasözüyle açıkladı. Roth rejim değişimi, balistik füze programının sonlandırılması ve İran’ın müttefik ağının dağıtılması gibi hedeflerin hiç birine ulaşılamadığını belirtti.[10]
Telegraph’ta yayınlanan üç yazarlı bir analiz “Donald Trump, İslam Cumhuriyeti'ni dize getirmek istedi. Her konuda başarısız oldu.” tespitini yaptı. Yazarlar eski ABD yetkilisi ve müzakerecisi Aaron David Miller’in sözüne atıfa bulunarak "'Destansı Öfke' tam bir felaket oldu" ifadesini kullandı.[11]
Center for American Progress ise mutabakat zaptını “Mutabakat Zaptı, İran savaşının tarihi boyutlarda bir başarısızlık olduğunu doğruladı” sözleriyle tanımladı.[12]
Trump yönetimi de dahil, 20 yıl süre ABD hükümetlerine görev yapmış olan Nate Swanson, Foreign Affairs’teki yazısında mutabakat zaptını kısa ve açık bir şekilde yorumladı: “ABD Başkanı Donald Trump hem savaşı hem de savaşı sona erdirmek için yapılan müzakereleri kaybetti.”[13]
İran’a karşı “şahin tutumu” ile bilinen Institute for the Study of War (Savaş Çalışmaları Enstitüsü) bile mutabakat zaptının İran’ın stratejik konumunu güçlendirdiğini belirtti.[14]
İlk günlerde rejimin değişikliğini “kesinmiş” gibi yansıtan Reuters, Mutabakat Zaptı maddelerinin açıklanmasının ardından “İran'ın Savaştan Yara Almadan Çıkmasıyla Körfez'de Dengeler Yeniden Kuruluyor!” başlıklı bir analiz yayınladı. Reuters’in yazdıkları görünenin gizlenemezliğini ortaya koyması açısından önemliydi: “ABD ve İsrail'in amansız saldırılarına maruz kalan İslam Cumhuriyeti, yıpranmış olsa da ayakta kalmayı başardı ve hem siyasi yapılanmasını hem de tarafları müzakere masasına getiren nüfuzunun büyük bir kısmını korudu.” Yazı sadece bu tespiti yapmakla kalmadı. Savaşın siyasi sonuçlarının ABD ve müttefikleri için ağır olacağını; bölgenin güvenlik mimarisini değiştirebileceğine işaret etti: “Körfez kaynakları, diplomatlar ve analistler, bölgenin son on yılların en tehlikeli krizlerinden birinden güç dengesinin büyük ölçüde değişmeden, İran'ın siyasi olarak cesaretlenerek ve Körfez'in ABD korumasına olan güveninin derinden sarsılarak çıktığını söylüyor.” [15]
Görünen gerçeği Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasını beklemeden yazanlar da olmuştu. Örneğin Brooking Enstitüsü araştırmacısı Robert Kagan The Atlantic’te yayınlanan “İran’da Şah Mat” başlıklı yazısında bugünün gündemini Mayıs ayının başlarında yazmıştı: “Washington bu savaşı kaybetmenin sonuçlarını tersine çeviremez veya kontrol edemez.”[16]
Bu sonucu çok daha önce görenler de olmuştu. İran’la savaşılmasının “mutlak gerekliliğine” inanan James Jeffrey bunlardan biriydi. George Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı yardımcısı, ABD’nin eski Türkiye ve Irak Büyükelçisi Jeffrey The Jerusalem Strategic Tribune’de Mart ayında yayınlanan yazısında savaşın ABD için “örtülü” ya da “açık yenilgi” ile sonuçlanabileceğini belirtmiş, İran’ın büyük kayıplar vermesine rağmen savaşın İran’ın yükselişine yol açabileceğini ifade etmişti.
Jeffrey, “örtülü yenilgi”yi İran’ın ateşkese zorlandığı ancak İran’ın Hürmüz’ü tehdit kapasitesinin devam ettiği, nükleer programının en azından bir kısmını koruduğu ve bölgeye ilişkin nüfuz araçlarını kaybetmediği bir seçenek olarak tanımlıyor. Ona göre eğer savaş bu şekilde sonuçlanırsa, ABD kamuoyuna pazarlanabilecek bir “başarı hikayesi” anlatabilir. Gerçekte ise İran’ın stratejik kapasitesi ayakta kalmıştır.
Jeffrey “açık yenilgi”yi ise İran’ın ateş etmeye devam ettiği; ABD ve İsrail’in operasyonlarını durdurmak zorunda kaldığı ve İran’ın ciddi bir taviz vermeden savaştan çıktığı seçenek olarak tanımlıyor. Bu durumda yenilgiyi gizlemek mümkün değildir. Açık yenilgi durumunda ABD’nin başarısızlığı kamuoyunda açıkça görünecek ve İran’ın bölgesel prestiji artacaktır.
Jeffrey’in korktuğu gerçekleşti. 14 Maddelik mutabakat zaptının ilan edilmesinden sonra Batı basınında yazılanlar, Trump ve Netanyahu arasındaki “küfürlü” kavgalar, Amerikan kamuoyundaki Trump’a yönelik eleştirilerin taraftarları arasında bile yükselişi yenilginin gizlenemez olduğunu gösteriyor.
*
Kuşkusuz mutabakat metnindeki maddeler nihai bir anlaşmayı değil, nihai anlaşmaya giden yolun güzergahını belirliyor ve nihai anlaşmaya varılacağının bir garantisi yok. Taraflardan birinin “ABD & İsrail” olduğu dikkate alınırsa “mutlak güvensizlik” esas olmalıdır. Diğer taraftan bu savaşın arkasındaki temel dinamikler ise bir anlaşma yapılsa da varlığını sürdürecek: ABD’nin bölgesel hegemonyası arzusu ve İsrail’in işgalci varlığı.
Kısacası bu savaş bugün başlamadı yarın da bitmeyecek.
Özellikle bu bakımdan savaşın ilk günlerini hatırlamak savaşın geleceğinde tarihin doğru tarafında durmak açısından sayısız ders içeriyor. Psikolojik savaş ve manipülasyon çağında ilahi öğretinin evrensel ilkesi kendini yeniden gösteriyor:
"Ey İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir." (Maide Suresi: 105)
Dipnotlar
[1] https://www.theguardian.com/us-news/2026/feb/28/war-on-iran-how-the-us-israeli-bid-for-regime-change-unfolded
[2] https://nypost.com/2026/02/28/us-news/military-campaign-in-iran-likely-to-last-weeks-us-and-israeli-officials-predict/
[3] https://www.reuters.com/world/middle-east/prior-iran-attacks-cia-assessed-khamenei-would-be-replaced-by-hardline-irgc-2026-02-28/
[4] https://www.wsj.com/opinion/irans-regime-is-down-but-it-isnt-out-d29a4eb7
[5]https://www.nytimes.com/2026/02/28/world/middleeast/iran-khameni-celebrations.html?
[6 https://www.youtube.com/watch?v=W5Bd_kVLRRQ
[7] https://www.washingtonpost.com/opinions/2026/03/01/united-states-strikes-attack-iran-khamenei/
[8] https://www.nytimes.com/2026/03/01/opinion/trump-netanyahu-iran-free-world.html?smid=tw-nytimes&smtyp=cur
[9] https://x.com/anadoluajansi/status/2028909687928729845
[10] https://www.theguardian.com/world/2026/jun/17/trumps-iran-deal-is-result-of-unrealistic-ambitions-for-an-untenable-war?utm
[11] https://www.telegraph.co.uk/us/news/2026/06/18/iran-war-trump-us-credibility/
[12] https://www.americanprogress.org/press/statement-iran-mou-confirms-iran-war-was-failure-of-historic-proportions/
[13] https://www.foreignaffairs.com/iran/iran-won-war-may-lose-peace
[14] https://nypost.com/2026/06/17/world-news/draft-us-iran-deal-leaves-regime-in-stronger-strategic-position-think-tank-warns/
[15] https://www.reuters.com/world/middle-east/gulf-recalibrates-iran-emerges-intact-war-2026-06-15/
[16] https://www.theatlantic.com/international/2026/05/iran-war-trump-losing/687094/
