Darfur Bitmek Üzereyken Güney Sudan

Darfur Bitmek Üzereyken Güney Sudan

Darfur'daki sorun çözüme yaklaşmışken, Sudan yeni bir bölge krizinin eşiğinde...

 

 

İbrahim Tığlı

Geçen hafta Güney Sudan'ın eyaletlerinden Jonglei 'de meydana gelen çatışmalarda 200'e yakın insan hayatını kaybetti. ABD merkezli basın, çatışmaların Müslümanların kabilelerin kiliselere saldırması ile başladığını öne sürerek, Hartum hükümetinin desteklediği Nuer kabilesi ile Güney Sudan yönetiminin desteklediği Dinka kabilesi arasında çıkan çatışmalarda, ölenlerin çoğunluğunun masum siviller olduğunu iddia etti.

Fakat her iki kabilenin de Müslüman olmadığı, Dinka kabilesinin Hıristiyan, Nuer kabilesinin de animist yerel inanışa sahip olduğu bilinmesine rağmen, olayların bir dini çatışma gibi gösterilmesi, yeni bir Darfur senaryosunun hazırlandığını mı gösteriyor?

Jonglei eyaletinin Duk, Twik-East ve Bor kasabalarında, iki seneden beri iki kabile arasında çatışmalar sürüyor. Güney Sudan yönetimi bu çatışmaları bölgede prestij kaybedeceği endişesi ile duyurmak istemiyor. Çünkü Darfur konusunda, Hartum merkezli hükümete yaptıkları en önemli eleştirilerden biri Arap kabilelerini Afrika kabilelerine karşı destekleyerek etnik çatışmaya zemin hazırlanmasıydı. Güney Sudan yönetimi de, Nuer kabilesine karşı Dinkaları desteklemesi, Ömer el Beşir'in suçuna Güney Sudan devlet başkanı Salva Kiir Mayardit'in de düştüğünü gösteriyor.

Nuerliler, Güney Sudan'ın merkezinde batısında yaşayan sığır besiciliğe uğraşan yerel inanışlara sahip bir kabiledir. Sudan Halkı Kurtuluş Hareketi'nin güneyin bağımsızlığı için yürüttüğü iç savaşta Hartum rejimine karşı Dinkalarla birlikte savaşmıştı. 2005'te Kapsamlı Barış Antlaşması imzalanarak iç savaş sona erince Güney Sudan yönetiminin yanında yer alarak 2011'de referandumla bağımsızlığını elde edecek ülkenin baş aktörlerinden biri olmak istiyorlardı. Fakat SHKH ileri gelenlerin G. Sudan yönetimde söz sahibi olmaları, Nuerlilere hükümette çok az yer vermeleri iki kabile arasında bir soğukluk oluşturdu.

İç savaşın sona ermesi ile Güney Sudan ve İsrail arasındaki ilişkiler artmıştı. G.Sudan yönetimi referandum sonrasında Kuzey Sudan'la olası bir savaş için ordusunu güçlendirmeye başladı. İsrail'den ağır silahlar alarak, eğitim için subaylarını İsrail'e gönderdi. İsrail'in desteği karşısında yönetim, ödemlerini para olarak yapamadığı için İsrail'e fabrika kurması ve tarıma destek olması için geniş araziler verdi. İsrailli şirketlerin kendilerine verilen topraklara gelmesi ile bölgede yaşayan Nuer kabilesi batıya göç etmek zorunda kaldı ve göç ederlerken yerleşik hayat süren Dinka kabilesinin topraklarına tecavüz ederek, birçok köyün hasar görmesine neden oldular. Nisan 2009'da iki kabile arasında çatışmalar çıktı ve 250 kişi hayatını kaybetti.

Kapsamlı Barış Antlaşması'na göre iç savaşa katılmış kabilelerin silahsızlandırılması gerekiyordu. Fakat iç savaş süresince batılı devletlerin desteği ile ağır silahlara sahip kabilelerin silahı bırakması kolay görünmüyordu. G. Sudan yönetimi önce küçük kabileleri silahsızlandırırken Dinkalıları orduya alarak güvenliği sağlamak istedi. Dinkalılar, hükümetin kendilerine gösterdiği toleranstan faydalanarak özellikle savunmasız Nuer köylerine saldırılarda bulundular. Nuer kabilesinin, saldırıları hükümete şikayet etmelerine rağmen yönetimin ileri gelenlerinin Dinka kabilesinden olması suçluların cezalandırılamamasına yol açtı. Nuer kabilesi de kumlara gömdükleri silahları tekrar çıkararak Dinka köylerine saldırılarda bulundu ve yüzlerce sivili katlettiler.

Güney Sudan'ın komşuları Etiyopya, Uganda ve Kenya'nın bu ülkeye yönelik siyasetlerinde önemli faklılar var. Etiyopya yönetimi bölgede İsrail ve ABD'nin varlığından rahatsız olurken özellikle Uganda yönetimi, İsrail ve ABD'yi bölgeye çekmek istemektedir. Çünkü Uganda yönetimine karşı mücadele eden John Kony liderliğindeki Tanrının Direniş Ordusu adındaki örgüt ile Sudan'daki Nuer kabilesi arasında yakın ilişki bulunmakta ve Uganda yetkililerince terörün ancak batılı devletlerin desteği ile önleneceğine inanılmaktadır. Kenya ise Güney Sudan yönetimi ile ittifak kurarak, Etiyopya'nın bölgeye ekonomik olarak yayılmasından endişe etmektedir. Etiyopya bölgede Çin'le ittifak kurarken, ABD olmak üzere batılılarla işbirliği içersindedir.

Sudan yönetimi, güneydeki çatışmalarla bir ilgisi olmadığını belirtirken, G. Sudan devlet başkan yardımcısı Riek Machar, Nuer kabilesinin arkasında Hartum rejimi olduğunu iddia etmekte. Hartum'un bu çatışmaları desteklediğine yönelik somut bir bilgi bulunmamakla birlikte; bu olasılığı dikkate almamız gerekir. Çünkü güneydeki kabileler arasındaki çatışmalardan Ömer el Beşir'in faydalanmak isteyebileceğini de düşünmek gerekir. Güney'de ki iç çatışmalar devam ederse 2011'de gerçekleştirilmesi düşünülen referandum ertelenebilir. Antlaşmada G. Sudan'a bırakılan en önemli petrol bölgesi Abbei, güvenlik nedeniyle Sudan yönetimine bırakılabilir.

Güney Sudan'da ki kabileler arasındaki çatışmalar bu bölgenin de Darfur'a dönüşebileceğini gösteriyor. Özellikle 2011 referandum sonrasında nüfusun yüzde 20'sini oluşturacak Arap kökenli Müslüman kabilelerle, Afrika kökenli animist ve Hıristiyan kabileler arasında yeni bir iç savaş çıkma tehlikesi bulunuyor. Çünkü Ömer el Beşir'in güneyden hala vazgeçmediği, son kozunu oynamadığı biliniyor.