Başörtüsü karşıtlığı için Güzin Abla
Genç kızların mektuplarına verdiği cevaplarla tanınan Güzin Abla'ya, 'başı zorla kapattırılan kızlar adına 'mizansen mektup yazmak' öngörülüyor
Bu kapsamda tanıtım filmleri, anketler ve kitaplar hazırlanmış. En ilginç plan ise Güzin Abla üzerine yapılmış. Genç kızların mektuplarına verdiği cevaplarla tanınan Güzin Abla'ya, 'başı zorla kapattırılan kızlar adına 'mizansen mektup yazmak' öngörülüyor.
Genelkurmay Başkanlığı'nın kamuoyunu yönlendirmek amacıyla yaptığı faaliyetler ikinci subayın gönderdiği üçüncü ihbar mektubunda ayrıntılarıyla anlatılıyor. Bu belgeler arasında yer alan 'Yapılacak faaliyetler' adını taşıyan metinde, 'halkla bütünleşme ve kamuoyu oluşturma' adına çeşitli tavsiyelerde bulunuluyor. Bunların en ilginci ise Hürriyet gazetesinde yayınlanan ve daha çok genç kızların rağbet ettiği 'Güzin Abla' köşesinin kullanılmasını içeren bölüm. Bu plana göre, türban takmaya zorlanan bir genç kızın Hürriyet gazetesi yazarı "Güzin Abla"ya durumunu yazması ve yardım istemesi sağlanacak. Türban takmak istemeyen bir genç kadının başına gelenler ve yaşadığı çevrede nasıl bir baskı altında tutulduğuna ilişkin yazdığı mektuplar da bu köşeden yayımlanacak.
İrtica senaryoları, gazetelere servis edilecek
Kamuoyunu yönlendirmek için, 'İrticai sermayenin yasal olmayan yollardan para toplaması, camileri ticari amaçla kullanması, tarikatlardaki çağ dışı yaşam şekli, türban takması için genç kadın/kızlara ne şekilde baskı yapıldığını gösteren bilgilerin kamuoyuna yansıtılması' amacıyla bir dizi materyal hazırlanması üzerinde de duruluyor. Bu ürünler ise şöyle sıralanıyor: "İrticai sermayenin vatandaşları dolandırması, dolandırılan vatandaşların hazin hikâyeleri, tarikatçı babanın okula gitmemesi için kız çocuğuna hapis hayatı yaşatması, irticacı ailenin çok küçük yaştaki kızını yaşlı biriyle para karşılığında evlendirmeye çalışması ve bu yaptığının dinen caiz olduğu fikrinde olması, irticai unsurların cemaatten yardım amacıyla topladığı paraların tarikat şeyhinin cebine gitmesi, tarikat şeyhinin çok lüks bir hayat yaşaması ve anormal ölçekteki mal varlığı, cemaatin başındaki kişinin söylemlerine ters bir şekilde ünlü tatil yörelerine ve kumarhanelere, geneleve gitmesi, yabancı fahişelerle sarmaş-dolaş resimleri, bir cami yaptırma derneği başkanının, toplanan paraları irticai unsurların ne şekilde harcadığına ilişkin açıklamaları..."
Belirlenen konularla ilgili somut bilgilerin toplanmasını öngören rapora göre, bu konuda İstihbarat Başkanlığı ve İGHD Başkanlığı tarafından toplanan malzemeler, Bilgi Destek Daire Başkanlığı'na gönderilecek. Toplanan bilgiler burada işlenerek, kamuoyunu etkileyecek ve kamuoyunda tartışma başlatacak şekle büründürülecek. Son şekli verilen ürünler, Genelkurmay Genel Sekreterliği kanalıyla veya örtülü olarak seçilmiş bir yayın organına iletilerek, kamuoyuna yansıtılması sağlanacak.
Planlanan terör filminin senaryosu, Nefes'le örtüşüyor
Albay Dursun Çiçek'in bilgisayarında bulunduğu öne sürülen ve 'üçüncü ihbar mektubu'nda yer alan belgelerdeki film projeleri, sinemalarda gösterimde bulunan 'Nefes-Vatan Sağolsun' filmini tartışmaya açtı. Bir grup askerin, terör örgütüne karşı mücadelesinin anlatıldığı "Nefes" filminin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yaptırılıp yaptırılmadığı polemik konusu oldu. Film ile TSK'nın çekilmesini planladığı "terör filmi" senaryosunun örtüşmesi dikkat çekiyor. Yapımcılar ise bu iddiaya tepki gösteriyor.
Üçüncü ihbar mektubundaki "kamuoyu yaratmak" adlı belgede 'terör ve irtica' konularının topluma anlatılması için sinemanın kullanılması yer alıyor. Planda, bu içerikteki filmlerin çekilmesi, oyuncular ve yönetmen kanalıyla kamuoyunda yer alması, magazinsel boyutunun yaratılması, galasına kamuoyu yaratacak kişilerin çağrılması öneriliyor. Film yapımcılarına 500 bin TL'lik destek verilmesini de içeren planda, "TSK'nın terörle mücadelede fedakârlık ve başarılarını anlatan bir film yapılacaktır." denilerek filmin içeriği detaylandırılıyor. Filmin senaryosu ise şöyle anlatılıyor: "Filmde, Güneydoğu bölgesinde tim komutanlığı yapan bir üsteğmenin yaşamından kesitler eşinin bakış açısından yansıtılacaktır. Film; Güneydoğu bölgesinde yaşadıkları, gitmeden önceki ruh hali, bölgeye gittikten sonra duygu ve düşüncelerindeki değişimler, bu değişimlerin yarattığı ikilemler, düşüncelerinin netleşmesi, batıdaki arkadaşları ve ailesiyle oluşan düşünce farklılıkları üzerine kurulu olacaktır."
Planlamada 'tim komutanı bir üsteğmen' etrafında olayların gelişmesi düşünülürken, "Nefes" filminde 'tim komutanı bir yüzbaşı' ve ekibinin yaşadıkları aktarılıyor. Planda, 'tasarlanan filmin galasına kamuoyu oluşturacak isimlerin çağrılması' ifadesi yer alıyor. Filmin yapımcı şirketi Fida Film Yapım Sorumlusu Orhan Erkal ise 'Nefes' filmiyle planın bağdaştırılmasına tepki gösterdi. Erkal; "Hayal mahsulü bir bağlantı, böyle bir durum yok, insanların konuştuğu bir şey ama gerçekliği yok." ifadelerini kullandı. "Nefes'in senaryosunun, TSK'nın oluşturduğu senaryo ile örtüştüğü" yorumlarına da katılmadığını belirtti. Terör filmi dışında irtica filmi çekilmesi de isteniyor. ANKARA ZAMAN
Mehmetçik programları da ısmarlama çıktı
"Bilgi Destek Grup Komutanlığı" tarafından televizyonlar için propaganda amaçlı televizyon programları da hazırlanmış. Televizyon çekimleri, 'Yeni değişiklik ile 10 dakika kısa brifing, Genelkurmay Başkanlığı, 3 Eylül' adlı dosyada 'Yurtiçinde icra edilen-edilecek bilgi destek faaliyetleri' başlığı altında yer alıyor. Buna göre TRT'de yayınlanan 'Savaşta ve Barışta Türk Ordusu', Show TV'deki 'Mehmetçik' ve Art TV'de ekranlara gelen 'Mehmetçik Önce Vatan' programları bu kapsamda hazırlanmış. TRT yetkilileri, 'Savaşta ve Barışta Türk Ordusu' programının kasetlerinin hazır halde kendilerine geldiğini, bunlara dokunulmadan yayına verildiğini belirtiyor. Program yapımcılığını Mehmet Kaya, Deniz Aydın ve Erkan Altunsoy üstlenmiş. Kurgu Ahmet Osan ve Özlem Özkaya'ya ait. Metin yazarlığını ise Ozan Hergül yapıyor. FURKAN CURA, İSTANBUL
Sonucu belli anket: Kadınların yüzde 65'i başını zorla örtüyor
TSK'nın irticai faaliyetler, terörle mücadele ve ülkenin birliği ve bölünmezliğine ilişkin görüş ve söylemlerinin toplum tarafından onaylandığını gösteren anketler hazırlatılması psikolojik savaşın önemli ayağını oluşturuyor. Bu kapsamdaki anketler için 80 ile 150 bin lira arasında maliyet öngörülüyor. Yapılacak anketlerde çıkacak sonuçlar da baştan belirlenmiş. Buna göre yapılan anketlerden şu sonuçların çıkarılması istenmiş: "Türk toplumunun en çok güvendiği kurum yüzde 93'le yine TSK çıktı. Bu oran geçmiş yıllarda yapılan anketlerde yüzde 85'ti. Hükümete olan güven yüzde 45'te kaldı. Türkiye'de türban takan kadın sayısı son beş yılda yüzde 10 arttı. Türkiye'de yaşayan yabancılara göre, Türkiye hızla dinci bir toplum haline geliyor, Arap ülkelerine daha fazla benzemeye başladı. Türban takan kadın/kızların yüzde 65'i çevre, aile ve eş baskısı nedeniyle türban takıyor. Öğretmenler arasında yapılan bir ankete göre eğitim hızla dinselleşiyor."
'TSK yalnız bırakıldı' Propagandası
Sadece başörtüsü ve irtica ile sınırlı kalmayan anketlerde hükümet ve dış politikaya ilişkin dezenformasyon da yer alıyor. Bu alanda yapılacak anketlerde de şu sonuçlar hedefleniyor:
Halkın yüzde 85'i TSK'nın Irak'ın kuzeyine operasyon yapmasını istiyor, bu konuda TSK'nın açıklamalarını onaylayanların oranı yüzde 80.
'Barzani ve Talabani muhatap alınmasın' diyenlerin oranı yüzde 78.
'Terörle mücadelede TSK yalnız bırakıldı, devletin diğer kurumları terörle ilgilenmiyor' diyenlerin oranı yüzde 78.
TSK'nın terör, irtica ve ülkenin birliği ve bölünmezliği konularında yaptığı açıklamaların siyasetle ilgisinin bulunmadığı kanaatini taşıyanların oranı yüzde 70. İSTANBUL ZAMAN
Fişlemeyi yapan astsubay JİTEM'ci
Genelkurmay Karargahı'ndaki belge temizliği timinde yer alan subayın gönderdiği belgelerdeki fişlemeleri hazırlayanlar arasında JİTEM mensubu olduğu ileri sürülen isimler de bulunuyor. Kırşehir'deki özel okul ve dershane çalışanlarını 'aşırı dinci' şeklinde yaftalayan Jandarma Kıdemli Başçavuş Ali T. bunlardan biri. Ali T.'nin ismi 2000 yılında internet üzerinden ifşa edilen JİTEM çalışanları listesinde geçiyor. JİTEM personelini deşifre eden eski PKK'lı ve JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan, Ali T.'nin de bu ekipte yer aldığını farklı zamanlarda birçok kez dile getirmişti. Terör örgütü PKK'dan ayrıldıktan sonra JİTEM adına çalışan Aygan, Güneydoğu'da faili meçhul cinayetlerin işlendiği 19902000 yılları arasında bu birimde görev alanlar ile çalışmalarını gündeme getirmişti.
Niye diğerleri yok da sadece ben varım?
Ergenekon savcılarına gönderilen üçüncü mektupta 'Psikolojik Harekat Personeli' olarak kullanılan gazetecilerin isimlerine yer veriliyor. Bu isimler arasında Cumhuriyet yazarı Ümit Zileli de bulunuyor.
27 Haziran 2001 tarihli 1. Psikolojik Harekat Tabur Komutanı Tank Yarbay Bahadır Turgut imzalı belgede adı geçen Zileli; söz konusu belgenin gerçek olmadığını iddia etti. "Benimle irtibata geçildiğini ortaya koysunlar, o zaman konuşalım!" diyen Zileli, ihbar mektubunu gönderen subayı ağır bir dille eleştirdi. Ardından şu ilginç soruyu yöneltti: "Bu imzasız mektubu gönderen Türk subayı, niye diğerlerini anlatmamış da, Ümit Zileli'yi anlatmış? Neden oradaki başkaları anlatılmamış da ben anlatılmışım?" Belgelerdeki 'Psikolojik Harekat Personeli' bölümünde ismi geçen Ümit Zileli için şu değerlendirme yapılıyor: "Ülke menfaatleri açısından elinden gelen bütün gayreti gösterir, sağlıklı ve somut bilgiler verir. Makam ve mevki hırsı vardır. Atatürkçü düşünceyi taşıdığından bütün ADD yöneticileriyle irtibatı vardır. Halkla çok iyi diyalog kurabilecek özelliklere sahiptir." FATİH VURAL, İSTANBUL
Cami dernekleri bile yakın takipte
Isparta'da bulunan cami dernekleri de fişlemelerden nasibini almış. İhbar mektubunda yer alan bilgilere göre Isparta merkeze bağlı Deregümü Köyü Cami Yaptırma ve Onarma Derneği "meyilli dernekler" başlığı altında yer alıyor. Isparta ilinde bulunan sivil toplum kuruluşlarının isimleri jandarma tarafından hazırlanan istihbarat raporlarında tek tek geçiyor. Belgede Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği de fişlenen dernekler arasında bulunuyor. Dikkat çeken bir husus da istihbarat bilgilerinin toplandığı yerlerin büyük bölümünün polis bölgesi olan ilçe merkezleri olması.
