Abdurrahman Dilipak: Siber Kıyamet
Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz
Abdurrahman Dilipak: Siber Kıyamet/Habervakti.com
Zor günler bizi bekliyor. Bu bir kehanet değil. Görünen köyün hikayesi. Hem zaten biz, “ahir zaman peygamberinin ümmeti” değil miyiz? O peygamber “Alemlere rahmet olarak” gönderilmedi mi? Peki, sizce “Muhammed ümmeti” bu anlamda görevini yapıyor mu?
“Tersi yöne giderek Mersin’e” varamazsınız. Bu cahillik, bu zulüm, bu ahlaksızla varacağımız yer belli değil mi?
Hem zaten Ayette, “insanlar hüsrandadır” demedi mi Allah (cc). Kurtuluşa erecek olanlar istisna olarak sayılıyor. Onlar “iman edenler, Hakkı gözeten, Salih amel sahibi, sabreden ve sabrı tavsiye edenler”den ibaret, istisna olarak sayılan bir azınlık. Allah (cc) bunu bize “asr”a yemin ederek söylüyor. Daha sonra geçici bir rahatlama olacaksa da bu gidişle gelecek günler, geçen günleri aratabilir. Karadeniz’in altı, Hazar’ın doğusu, Ege’nin ve Akdeniz’in batısı, Arap yarımadasının Kuzeyine dikkat.
Öyle bir zamana çattık ki, “geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek / siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek” diyordu ya şair, işte öyle bir zamandayız. İnsanların çoğunun gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyor.
“Noel sonrasını beklemek gerek” demiştim, bundan sonra olacaklara hazırlıklı olmak gerek. Birileri bütün esbabı cefalarını toplayıp bölgemize gelmeye hazırlanıyorlar. Bugün İran’ın birçok şehrinde halk sokaklarda. Önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail koalisyonu İran’a saldırabilir. Ve bu saldırı domino etkisi ile Hindistan’dan Mısır’a, Rusya’dan Yemen’e kadar her yere yayılabilir. Arap yarımadasına dikkat! Bu bölgede bazı ülkelerde sınır, rejim ve iktidar değişiklikleri olabilir. Yeni devletçikler ortaya çıkabilir. Bu bölgedeki hiçbir ülkenin geleceği garantide değil.
Böyle bir savaş konvansiyonel silahların kullanılmasının yanında aynı zamanda siber bir savaş olacak gibi görünüyor. Savaşı sadece insanlar değil, yapay zekâ da yönlendirecek. Tabi ki, olan her şey Allah’ın iradesi içindedir. Ama görünürde Allah’ın rızasını celbedecek fazla bir şey yok, ama Allah’ın gazabına sebep olacak çok şey var. Bizler eğer sessiz kalacak olursak, korkarım içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, onları yakacak ateş bize de dokunacak.
Olacakları görmek için fazla beklemeyeceksiniz. Olacak olanlar olduktan sonra da son pişmanlık fayda vermeyecek. Olacakları, ekonomi, siyaset, toplum hayatında her yerde göreceksiniz. Sağırlar bile işitecek, körler bile görecek olacakları!
Ne siyaset ne akademi ne medya ne STK ne siyaset ne 5G’yi görüyor ne Chemtrails’i, ne İklim yalanını. Şeytan’ın ıslah edici maskeli bozguncu dostları top yekûn saldırıya hazırlanıyorlar. Din ve devlet büyüklerini, İlah ve Rab edinen, onların kendilerini kurtaracaklarını düşünen ve onlardan imdat bekleyen kalabalıklara en basit gerçekleri bile anlatmakta aciz kalıyoruz. Hava, su, toprak kirletildi. Yediklerimiz-içtiklerimizin fıtratı bozuldu.
Bu kıyamet fitnesinde, dikkat edilmesi gereken bir başka husus da Şeytan ve İnsin Şeytanları, Kafir Cin’ler birlikte çalışıyorlar.
Geçen gün Google’nin eski CEO’su Eric Schmind’in aklı şimdi başına gelmiş, insanları yapay zekâ konusunda uyarıyor ve “fişi çekin” diyor. Dün görevinin başında iken söylediği yalanlara herkes inanıyordu, bakalım bugün söylediği gerçeklere insanlar ne kadar itibar edecek. Schmidt 5 yıl içinde yapay zekânın kendini yenileyeceğini, insana gerek duymadan, global ölçekte hayata doğrudan müdahale edeceğini söylüyor. Gereksiz gördüğü “çöp insanlar”ı (!?) TEK TIK ile hayattan kopartabilecek. Din, ahlak, gelenek, tarih ve gelecek tasavvurundan bağımsız bir yapıdan söz ediyoruz. İnsanlık bu yarışı kaybedecek. Sistem kontrolden çıkmadan yapılacak tek şey var, o da sistemin fişini çekmek. Eğer bugünden tedbir alınmazsa, tüm insanlık ya da insanların sahip olduğu, otonom, hareketli ve sabit sistemler Yapay zekanın kontrolüne geçecek. Buna “Nesneler arası iletişim” diyorlar. Kafanıza çip taktıklarında siz de bu nesnenin nesnesi olacaksınız.
Sosyal medya ağları üzerinden sizin beyninizi kopyalıyorlar. Siber ajanlar artık her yerdeler sizi duyuyor, görüyor. "Bu siber Ajanlar bugün artık chain-of-thought (düşünce zinciri) ile çalışıyor ve onlar için zor ya da yok. Yapay zekâ, ihtiyaç duyduğu yazılımı kendi yapabiliyor artık. Bio Rezonans, Subliminal mesaj ve diğer beyin kontrol sistemi ile, doğrudan ve dolaylı olarak insanlara ulaşıp, onları yönlendirebilecek. Bu siber ajanlar global ölçekte kendi aralarında iletişim kurmaya başladığında, kendi dillerini geliştirerek, insanların bilgisi dışında kendi aralarında haberleşerek kararlar almaya başlayacak olurlarsa işte o zaman kontrolü kaybederiz. Schimdt’in Tek çözümü var: Fişi çekmek. Evet "Bu kaçınılmaz bir gelişme. Hem muazzam fırsatlar getiriyor hem de ciddi riskler taşıyor. Hazırlıklı olmalıyız."
Mesela bugün başlangıç olarak akıllı telefonlarınızdan vaz geçebilir misiniz, ya da akıllı telefonunuza bağlı akıllı saatinizden, akıllı arabanız, akıllı eviniz, akıllı siteler ve şehidlerden vazgeçebilir misiniz?
O cep telefonunuzda bizden gizledikleri onlarca sensör var ve biz bunların pek azından haberdarız ve pek azını kullanıyoruz. Cep telefonunuz cebinizdeki ajan ya da hatta katiliniz olabilir, hem maaşını sizin verdiğiniz?
Sahi Kablosuz kulaklık takmayı bırakmanın zamanı gelmedi mi? Bir uzman geçen gün şöyle bir uyarıda bulunuyordu: "Bu, beyninizden santimetrelerce uzakta mini bir mikrodalga fırın taşımak gibi. Ve herkes şunu bilmeli ki, kafanıza mikrodalga fırın koymak korkunç bir fikir." Başka bir uzman, sağlık açısından başka bir uyarıda bulunuyordu: “şu wireless kulaklıkların yaydığı radyasyon yüzünden yüzü felç olan çok sayıda insan var, bunu internet üzerinden araştırabilirsiniz. Ve zaman geçtikçe kullanım süresi arttıkça bu felçlerde artacak, ayrıca radyasyonun zararları saymakla bitmez, mecbur değilseniz kullanmayın”. O arka cebinizde taşıdığınız telsiz ve telefonlar kısırlık sebebi de olabilir. Kalbinizin üzerinde, ak ciğerinizin üzerinde, karaciğerinizin ve böbreklerinizin üzerinden ciddi hasarlara sebep olabilir.
Mustafa Kurnaz 2025 Temmuz’unda sosyal medya üzerinden bir paylaşımda bulunmuştu: 2002’de alınmış bir patent var. Kafatasına yerleştirilen mikro sensörlü çipler, beynin dalgalarını okuyor. Sonra bu veriler işleniyor. Ve ardından beynin “istenen duruma” sokulması için sinyaller gönderiliyor. Kod adı: Beyin Ayarı. Hedefleri toplumun psikolojisini dönüştürmek. Düşünceyi yönlendirmek. Sistem: EEG sensörleri. Manyetik alanlar. Bilgisayar kontrollü geri bildirim. İstikamet: Bilinç haritası. Bu sistem “istenilen beyin durumunu oluşturmak” için sürekli çalışıyor. Daha huzurlu bir zihin mi? Yoksa dışarıdan yönlendirilen bir irade mi? Patent sahibi: Universal Hedonics. Tarih: 2002. Yer: ABD. Peki bu teknoloji bugün nerede ve e kimlerin elinde, kime karşı kullanılıyor?”
https://x.com/Heyula_Frekans/status/1950316559140069598?s=20 . Evet, NeuraLink dedikleri bu. “Trans Humanizm projesi”nin olmazsa olmazları arasında yapay zekâ, nesneler arası iletişim, 5G, Starlink, artırılmış sanal gerçeklik de var. MK Ultra çalışmaları bugün başlamadı. 1970’lerde insan üzerindeki deneyler İstanbul’da bizim insanımızın üzerinde yapıldı, hem de Kemalist Sümerolog (!?) İlmiye Çığ’ında içinde olduğu HZİ vakfında.
Birileri “Kablosuz kulaklık kullanmayın, çünkü; beyninizi bombalamak için tasarlandı” diye çırpınsa da duyan var mı?
Uzmanlar, kulaklık kullanmak zorunda olanların bir saatten fazla kullanmaması konusunda uyarıyorlar. Radyasyon ayrı bir sorun, yüksek desibel ayrı. Uzun süre yüksek ses “akustik travma”ya sebep olabiliyor. Kulağa sürekli bir şey takılı olunca bu enfeksiyona sebep olabiliyor. Bu kulaklıklar üzerinden hipnotik etkilere, subliminal mesajlara da daha şiddetli bir şekilde maruz kalabilirsiniz. Kulak, akupunktur noktaları itibarı ile vücudun birçok noktası ile doğrudan bağlantılı. Biorezonans yöntemi ile Bio Hackerler sizin aklınızla, kalbinizle, sağlığınızla oynayabilirler...
Bana kalırsa endüstriyel gıdalardan uzak durun, geni ile oynanmış, hormonlu gıdalardan uzak duralım. Dijital bağımlılık, siber köleliğe dönüşüyor, dikkatli olalım. İlaçlar konusunda dikkatli olalım, kozmetiklerden çok büyük oranda uzak duralım. Daha sade, daha basit bir hayata hazırlanalım. Aklı, dini, sağlığı muhafaza öncelikli olmalı. Aklımızı kiraya vermeyelim. İstişare ve şuraya özen gösterelim, Ehliyet ve liyakat konusunda İlim ve Hikmet yolu ile Hakikat yolculuğunu esas alanlarla dost olalım.
Unutmayalım ki, Allah’ın kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur. Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olursak, aklımızı kullanır, adaletten ayrılmaz, yaşadığımız zamana mekâna, olaylara ve kişilere karşı adil şahidler olursak o zaman ne gam! İşte o zaman “ateş bizi yakmaz, su boğmaz.” Zaman selama durur, Hüdhüd size ötelerden haber getirirken, Ebabil kuşları “Fil orduları”na karşı size yardıma gelirler. Güvercinlerin, örümceklerin, karıncaların Rabbi bize şah damarımızdan daha yakın. O her şeyi görüyor, duyuyor, biliyor. Ve O “kadir-i mutlak”tır. Mutlak galibdir. La galibe illallah. Selam ve dua ile.
