Abdurrahman Dilipak: İsrail için tarihin sonu mu?
Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz
Abdurrahman Dilipak: İsrail için tarihin sonu mu?/Habervakti.com
Netenyahu toprak kazanımları ile övünüyordu.
Daha önce Cebel-i Dürz ve Bekaa vadisinde ilerleyerek Şam’a 20 km kadar yaklaşmışlardı.
Ürdün’den Batı Şeria’yı istiyordu. Kuzey’de Lübnan’ın içlerinde ilerleyerek Litani Irmağının kontrolünü ele geçirdi.
Gazze konusu Trump’a emanet edilmişti. Trump Mısır'dan Sina ve Doğu Akdeniz’deki petrol havzasını istemeye hazırlanıyordu.
Mısır’a diz çöktürdükten sonra, Kudüs, Mescid-i Aksa, Ortadoğu dedikleri coğrafyanın yeniden dizayn edilerek sınır, rejim ve iktidarlarının yeniden düzenlenmesine gelmişti sıra. İran’ı kaç parçaya bölecekler onu konuşuyorlardı.
Suriye ve Irak da 3’e bölünecekti.
Irak ve İran Kürdistan'ı birleşip bağımsız Kürdistan'ı kuracaklardı.
Irak da bir de Şii devlet planları vardı. Bir de Sünni.
Kürt konusu artık örgütlerle değil, bağımsız bir devlet olan ABD ve İsrail’in himayesindeki bağımsız Kürdistan’la konuşulacaktı.
Suriye de Arab, Kürt ve Lazkiye’deki Nuseyri’ler arasında taksim edilecekti. Lübnan duruma göre defterden silinebilirdi.
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Artık içeriden muhalefet sesleri yükseliyor. Ülkeden kaçan kaçana. Daha düne kadar AB ülkelerinde, ABD’de Siyonizmi eleştirmek “ırkçılık” sayılıyordu. Bu gün gelinen noktada Siyonizm tüm dünyada lanetleniyor.
İsrail kurulduğu günden bu güne en kötü günlerini yaşıyor.
Bu gün İsrail’e sahip çıkan Trump+Aliyev+ Hindu Narendra Modi kaldı.
Bir de SomaliLand ve Uganda da sanırım.
Tabi Kushner/Dahlan projesine destek veren işbirlikçi Arab rejimlerini de unutmamak gerek.
Ha! Bir de aynı durumda olan Yunanistan. Yunan halkının büyük bir kısmı İsrail’e karşı ama yönetim İsrail’le birlikte hareket ediyor.
Fas da aynı durumda aslında. Ukrayna’yı ayrı bir devlet sayarsanız, bir de Ukrayna var tabi.
İsrail batarken peşinden ABD’yi de sürüklüyor.
Evengelikleri de.
Katolik, Protestan ve Ortodoks kiliseleri daha ihtiyatlı davrandılar.
Bugün İsrail hukuken, meşru anlamda var olma imkanını kaybetmiştir.
Bizimkilerde (İslam Dünyası) bu evlat acısı, onlarda bu kuyruk acısı varken barış çok mümkün değil.
Bizimkiler İsrail, Lübnan, İran krizi ile ilgili olarak savaş dışı kalmak, arabuluculuk yapmak, savaşı bitirmek için lobi yapıyor.
Bakın İsrail oradan atılmadan ve ABD’nin bölgeden eli-ayağı kesilmeden bu coğrafyada kimseye rahat yok.
Yarın ABD ve İsrail’in kontrolünde Kürdista'nı kurarlar Türkiye, İran, Irak, Suriye Kürt devleti ile uğraşırken İsrail Gazze’yi de işgal eder, Suriye, Ürdün ve Lübnan’dan gasbettiği topraklara yerleşir ve Mescid-i Aksa’yı yıkar. İşte o zaman görürsünüz BADE HARABÜL AKSA’yı!
Bakın İslam Savaş hukukunda Müslümanlar arasında bir çatışma olursa arabuluculuk yapabilirsiniz. Yoksa saldırganın karşısında saldırıya uğrayan tarafın yanında yer alınır. Ta ki saldırgan taraf teslim olur ya da tazminat ödemeyi kabul ederse savaş durdurulabilir. Bunlar Ramazan ayında, Kadir gecesinde vurmaya devam ettiler. Gazze’de zaten yıllardır katliam yapılıyor. Ve biz hal arabuluculuk, ateşkes için lobi yapmaya çalışıyoruz. Siyonist Azerbaycan rejiminin İsrail’e petrol sevkiyatına aracılık yapıyoruz. İsrail şirketleri ile ortaklık kuruyor ve ticari faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
İsrail İsrail’den ibaret değil. Afrika ve Türk dünyasından gelen altın elmas, yakut gibi değerli taşlar ve madenler, o ülkelerdeki Yahudi şirketleri üzerinden Türkiye’ye geliyor. Burada işleniyor ve tekrar Zürih, Berlin, Antwerpen, Londra, Paris, New York, Tokyo’ya gönderiliyor. Ama bu işlemler %100 Yahudiler tarafından yapılıyor. Siz İsrail’den bir şey almak isterseniz, size hangi ülkenin markası ile isterseniz, o ülkeden satış yapabilirler. Hatta bu işe Hacı-hoca ya da milliyetçi, solcu birileri(!?)ni de ortak, aracı olarak dahil edebilirler.
İsrail gidici. Netenyahu da. Bakarsınız Trump ve Netenyahu’yu günah keçisi yapıp onlar için görkemli bir cenaze töreni de düzenleyenler. 11 Eylül’ü ve Kennedy suikastını nasıl MOSSAD yapıp suçu başkasına yıktılarsa, Suçu üzerine yıkacaklar bir İranlıyı bulurlar. Bu onlar için zor değil ve bu işleri ilk kez yapmıyorlar. Ama Lucifer’e Trump ve Netenyahu’yu kurban etmekle bu hesaplaşmanın biteceğini sanmıyorum. Onların kehanetlerine göre bir 8. On yıl kehaneti var. Mesih/Meşiah kehaneti var.
Armagedon kehaneti var. Önlerinde acil çözüm bekleyen Süleyman Mabedi konusu var. Sonra sıra Arz-ı Mev’ud’a ardından Hazara ve Karay projesine gelecek sıra.
Kimileri Türkiye’de uyumlu bir iktidar için Epstein dosyalarını kullanmak isterken, İran'da başarılı olduklarını varsayarak sıranın Türkiye’ye gelmesi gerektiğini söylüyorlardı.
Şeytanın dostlarının servetlerini yöneten. Fink geçtiğimiz günlerde Ankara'da idi. Bu servetin nasıl oluştuğunu biliyor musunuz? Westefelya’ya giderken Papalığın servetini Borgia, Daria, Erte, Farnese, Meddici, Orsini, Palavicini, Sforza aileleri yönetiyordu, Derebeylerin servetini ise Stuart, Habsburg, Hannover, Lancester, Orsini, Palavicini, Windsor, York gibi aileler yönetiyordu.
1150 yılı gibi, Tapınakçılar, sermayeyi belli aileler üzerinde toplayarak, bankacılık sistemi üzerinden yeni bir model oluşturdular. Sistem 13 Aile üzerinden işletilecekti. Bunlar Astor, Bundy, Collins, Dupont, Freeman, Kennedy, Lee, Morgan, Onassis, Russel, Rodhchild, Rockefeller, Warburg, Van Duyn, “Kutsal kan”, “Mavi kan” sayılan grubun 13. Ailesi Merovingian hattından oluşuyor. Ülkeleri borçlandırıp, faiz bataklığında boğan, tahvil, borsa oyunları, petrol, altın, elmas, değerli madenler ve taşlar bunların kontrolünde büyük ölçüde. Uyuşturucu, Fuhuş, Kumar, Turizm yanında gıda, ilaç şirketleri, silah üreticileri bunlar. Media’yı, Sivil toplumu fonlayarak toplumların algıları ile oynayanlar da bunlar. Küresel şirketlerin ve bilişim sektörü ve sosyal ağlar bunların kontrolünde. Adeta çağdaş Karunlardır.
Bugüne gelince, düne kadar bu sıralamada Walton, Al Nahyan, Al Suud, Hermes, Koch, Mars, Ambani, Wertheimer ailesi eklendi listeye ama Grub olarak bugün 14 trilyon dolar mal varlığı ile BlackRock ilk sırada. 2. Sırada Wanguard var, 9,5 trilyon dolar yönetiyor. 3. Sırada State Street var. 4.8 trilyon dolar. Diğer aile servetleri ile birlikte bu mal varlığı 100 trilyon doları buluyor. Ama, karşılıksız olarak basılıp dünyaya dağıtılan dolarlar ve dolar karşılığında borçlanılan miktarla 300 trilyon dolarlık bir borç yükü ve bunun giderek artan faiz geliri ve gideri söz konusu.
Bu kanlı serveti yöneten adam, Laurence Douglas Fink Presbiteryen Kilisesi'nin sermayesini de yönetiyor. Presbiteryen Kilisesi aynı zamanda Roma, Venedik, Amsterdam, Londra, Washington soylu ailelerin Sermayesini ve Politikalarını yöneten yapılardan biri. Bu ailelerin Mafia kiliseyle bağları kadar istibrat örgütleri ve mafia ile de bağlantıları var ve kara parayı, off-Shoreleri yönetenler de bunlar!
Bunların kanlı bir geçmişi var. Bu kara para baronları 1150'de Tapınakçılar tarafından kurulan bankacılık sisteminin bugünkü sahibleri 1307 Fransa Kralı 4. Philip tapınakçı tarikattan 20 bin’e yakın kişiyi acımasızca, işkence ile öldürdü. 1789'da Fransız Devrimi aynı zamanda Tapınakçılar intikamlarını almış oldular.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BlackRock Başkanı Laurence D. Fink'i kabul edip el sıkıştıkları fotoğrafı yayınlayınca birden Macbeth geldi aklıma, ne alakaysa!? Sahi bu adam niçin geldi, ne konuştular ve bakalım bundan sonra ne olacak?
William Shakespeare’in “Macbeth” adlı eserinde Macbeth (2. Perde, 2. Sahne’de): Kral Duncan’ı öldürdükten hemen sonra ellerindeki kana bakar ve ünlü repliğini söyler: “Bu eller ne böyle? Ah, gözlerimi oyuyorlar. Acaba bütün okyanusların suyu elimi bu kandan temizler mi? Hayır, bu elim bütün denizleri kırmızıya boyar, yeşili kırmızı yapar.” Lady Macbeth (5. Perde, 1. Sahne / Uyurgezerlik sahnesi): Cinayetten yıllar sonra bile vicdan azabı çekerken ellerini ovuşturur ve “Çık, lanetli leke!” diye bağırır. Ardından: “Hâlâ ellerimde kan kokusu var. Arabistan’ın bütün kokuları bu küçük elimi güzel kokulu yapamaz” der.
Bu Fink'in elleri kanlı!
Tüm coğrafyanın kanı bunların elinde! Ve bu kanı dünyanın tüm okyanusları gelse temizlemez!
Çok dikkatli olmalı!
Selam ve dua ile.
NOT: BlackRock Türkiye’de halen şu şirketlerle çalışıyor: Aselsan, Bim, Akbank, Tüpraş, Türk Hava Yolları, Koç Holding, MLP Sağlık Hizmetleri, Turkcell, İş Bankası, Yapı Kredi, Sabancı Holding, Ereğli Demir Çelik, iShares MSCI Turkiye ETF adlı pasif fonu yönetir. Bu ETF, Borsa İstanbul’daki geniş bir Türk hisse sepetini takip eder.

