Abdurrahman Dilipak : Ağlayın Su Yükselsin!

Abdurrahman Dilipak : Ağlayın Su Yükselsin!

Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazsını iktibas ediyoruz

Abdurrahman Dilipak : Ağlayın Su Yükselsin!/Habervakti.com

Derin Gerçekler

Sanırım bir çok konuda çok geç kaldık. Sadece biz değil, herkes. Herkes derken, dünya-alem herkesi kastediyorum. Bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödeyeceğiz. Korkarım bu durum uzun zaman alacak. Hadiselere ve işaretlere bakıyorum da zorlu bir süreç bizi bekliyor.. Beşeri olduğu kadar, Kozmik bir takım işaretler de aslında bizi daha dikkatli olmaya çağırıyor.
Şeytan’ın avaneleri, 2040’lardan söz ediyorlardı.
Sanırım uzun süreli bir krize hazırlıklı olmamız gerek.
Övünmenin-dövünmenin bir alemi yok.
“Türkiye yüzyılı” zorlu başlıyor(!?). “Beka” tartışması yapanlar şimdi oturup yeniden düşünmeleri gerekir.
Bakıyorum da insanların çoğu sanki, “kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar”.

Bu arada “korkunun ecele faydası yok”! Övünmeyi-dövünmeyi, sen-ben kavgasını bırakın artık.
Şunu görelim, birbirimize karşı kazanacak bir zaferimiz yok, birlikte kazanacak tek zaferimiz var.
O da ancak hepimizin yüzümüze Hakk'a dönmemizle mümkün.
Değilse “Ağlayın su yükselsin, belki kurtulur gemi”(!?) Ya da dökülen kan ve gözyaşları, çalınan alın terlerinde boğulur, yok olur gider hayallerimiz, umudlarımız, servetlerimiz ve geleceğimiz. Uyandırıldığımızda ise ortada daha büyük bir gazabın bizi yakalamaması için şimdiden aklımızı başımıza toplamamız gerek.
Gelişmekte olan ülkelerin “Yeni Uluslararası sistem”de söz sahibi olmasını isteyen Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya 2006'da, "BRIC" grubunu kurdu. 2011'de Güney Afrika'nın da katılmasıyla grubun adı "BRICS" oldu.
Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve BAE’de 1 Ocak'ta BRICS'e katıldı.
Bu gelişmenin ardından grubun adının “BRİCS ve diğerleri”, (Vesaire) gibi, biraz da LGBT+’ı hatırlatır şekilde "BRICS +" olması bekleniyor.
Arjantin bu birliğe katılmıyor ama, Türkiye 11. Üye olarak bu birliğe katılmak istiyor.
Rusya'nın NijniyNovgorod kentinde 10-11 Haziran'da BRICS ülkeleri dışişleri bakanları toplantısı yapılacak.
Eğer Türkiye bu birliğe katılırsa, birliğe katılan ilk ve tek NATO üyesi ülke olacak. Birlikte 1 Latin Amerika, 3 Asya, 2 Arap, 3 Afrika, 5 İslam ülkesi olacak. Türkiye ve Rusya Asya ile Avrupa arasında iki köprü ülke. Öte yandan bu ülkelerin en az yarısı, ABD ve İngiltere’nin etkisi altında.
BM’de Güvenlik konseyinin 5 ülkesi vardı. Yeni senaryoda Rusya ve Çin yok. Rusya ve Çin yanlarına Hindistan ve diğer ülkeleri de alarak masada olmak istiyorlar. Oysa Bugünkü Yeni dünya düzeninin sacayağında sadece ABD, İngiltere ve AB var. Kaldı ki, artık tek bir ABD, tek bir AB ve tek bir İngiltere de yok. Dahası, yeni dünya düzeninde son aşamada “biyolojik insan” da yok, “ülke” de.Yani BRİCS mevcut sisteme karşı değil, kendileri de masada olmak istiyorlar. Bunların iki kampa ayrılıp savaşması kadar, birlik olup dünyaya yeni bir düzen dayatma iddiası da son derece tehlikeli bir durum.Her iki halde de dünyayı büyük bir felaket bekliyor.

Yeni uluslararası sistem, bu ayın ortalarında yeni bir asambleyi ilan etmesi gerekiyordu. Bu asamble yeni dünya sisteminin karargahını oluşturacaktı. Bundan sonraki süreç yapay zeka üzerinden yönetilecekti. Bu sürece karşı çıkanlar iklim, gıda, ilaç ve RF ve Laser silahları ile yola getirilecekti. Bunun için Robotlarla desteklenen bir de askeri güç oluşturulacaktı. Ama olmuyor. Hele de Gazze direnişi ile, tüm dünyadaki AntiGlobalist cephenin hızla büyümesi ve yeni bir uyanış işleri daha da zorlaştırdı.

Bu süreçte EPSTEİN skandalının patlak vermesi, HABAT ve AGARTHAnın gölgesinde yeni bir “SATANİST-PEDOFOLİK CEPHE”nin bu sürecin içinde yer aldığının anlaşılması ile işler daha da karmaşık bir hal aldı.
KIRMIZI BUZAĞI RİTÜELİ bile yapılamadı.
Mehdi-Mesih-Meşiah senaryosu da çöktü.
Oysa İran Cumhurbaşkanı BM Genel Kurulunda Mehdinin gelişini müjdelemiş ve Netenyahu da Büyük İsrail projesini açıklamıştı.
HABAT HAZARA ve KARAY, İBRAHİMİ YASALAR, NUHİ YASALAR programı için harekete geçmişti.
İsrail Cumhurbaşkanı bunun için gelmişti aslında.
Netenyahu Ankaraya gelecek, Erdoğan Kudüs’e gidecekti. İzzedin Kassam bu işe çomak soktu.
YeniDelhi’de G20 zirvesinde alınan 51 sayfalık kararlar da çöp oldu.


“Çöp oldu” deyince şu “sıfır atık” projesi aslında, gereksiz 7,5 milyar çöp-atık insanın imhasını ön görüyordu.
LİNE’de dışkıları yedirip, idrarlarını içireceklerdi tabi, arıtıp ve yeniden işleyip.
Tabi bize her zaman olduğu gibi birileri “Islah ediciler”miş gibi gözükerek “bozgunluk” yapıyorlardı. Ağuyu altın tas içre sunuyorlardı, bal da onun suç ortağı idi, Şeytan insanları Allah’la aldatmaya çalıştığı gibi, İKLİM ve ÇEVRE, SAĞLIK yalanları ile de aldatmayı deneyecekti.


Şimdi “Mahşerin 7 atlısı’nı bekleyin”. “3 at” İngiliz kıraliyetsarayından kaçmıştı hatırlarsanız, kıralın taçsız, elinde kılıçla kan revan içinde resminin sarayda sergilendiği gün.
Şüphesiz geleceği Allah (cc) bilir. “Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz, Allah bilir”.
Allah (cc) her zaman olduğu gibi, bizleri, “mallarımız, canlarımız, sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir”.


Tüm dünya’da ve ülkemde siyaset çöktü ne yazık ki. Adalet ayaklar altına alındı. ABD de Kongre Netenyahu ile ilgili olarak Uluslararası Ceza Mahkemesinin tehdit eden bir karar aldı. İsrail Lübnan’a saldırmak için hazır. Avrupa Rusya’ya karşı mevzi alıyor, Rusya saldırmak için fırsat kolluyor. ABD Rusya’yı kışkırtmak için Ukrayna’ yı kullanıyor.Savaşa giden yolda yeni bir Tahran, Yalta, Postdam süreci yaşanıyor, ama kez çok farklı bir yol izleniyor.
Uluslararası sistemin baronları geri dönemiyorlar, ileri de gidemiyorlar. Sistem kilitlendi. Bir yerden patlayacak. O zaman da bu işlerin nerede duracağı belli olmaz. Bu günkü sun-i sınırlar aşılır, sun-i devletler yıkılır, sun-i rejimler anlamını yitirir. Bu sistemin baronları, Dini toplulukların içini boşalttılar, ahlaki değerleri ayaklar altına aldılar, ideolojiler, kavramlar, kurumlar, hepsi berhava edildi. “Bilgi toplumu” diye düşünmeyi kaldırıp, bilim ve bilgiyi internet üzerinden sosyal erişim ve paylaşıma açtılar. Kitleler sürüleştirildi.“Tarih’in sonu”ndan söz ediyorlardı, “Medeniyetlerarası bir çatışma” için “Tanrıyı kıyamete zorlama”ya karar vermişlerdi. “Son biyolojik insan” için DSÖ’de düğmeye basmaya hazırlanıyorlardı ki, başarısız oldular.


“Şimdi döğün Sakarya / döğünmek vakti bu an”. Geç kaldık. Siyaset hala derin bir uykuda, ipnoz edilmiş gibi bir halleri var, İktidarı muhalefeti ile durum ortada. Gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar”. Bürokrasi de öyle. Akademi desen ruhunu kaybetmiş. Media, parayı verenin çaldığı bir düdük, sahibinin sesi. TransHumanizm konusunda başarılı oldular. İnsan ele geçirildi. İnsan, din, ahlak, gelenek ve biyolojik cinsiyetinden bağımsız GENDER diye tanımlanan GENOM bir NESNE’ye dönüştürülüp ele geçirilince STK’mı kalır, Cemaat mı? Patronların kimi parasını kaçırma, kimi gizleme, kimi daha fazla kazanma peşinde. O paralar Cehennemde sırtlarında taşıyacakları odunların parası olacak!
Allah (cc) servet ve iktidarı halklar ve ülkeler arasında evirir, çevirir. Allah’ın ipini bırakanların Allah da ipini bırakır, artık onlar için bu dünyada gidecek yer, sığınacak bir kapı yoktur. Asırlardır biriken zulümlerin beslediği öfke ve lanet bir gazab olarak dünyaya yağacağı günler sanki uzak değil gibi. Kızılderililerin, kara derililerin ve sarı ırkın uğradığı zulümleri hatırlayın. Dünya savaşlarını, soğuk savaşı hatırlayın. Kızılderili reisin dediği gibi “Beyaz adam” büyük bir bedel ödeyecek!. İçimizdeki beyinsizlerin, işbirlikçilerin, uluslararası sistemin peşine takılıp, bütün bu olup bitenler karşısında sessiz kalanların işledikleri yüzünden onları yakacak ateş, bunları da yakacak. Ateş her yeri saracak. Yunus kavmi gibi, son gün tevbe edenlerden olur muyuz bilmiyorum. Ama cahillik ve zulüm almış başını gidiyor. Bu hafta sonu bayram. Bayramı nasıl geçireceğiz bilmiyorum.


Bu iş ne kadar uzarsa, felaketin şiddeti o kadar büyük, süresi o kadar uzun olacak gibi sanki..
Biz alemlere rahmet olarak gönderilen ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz.
Doğduğumuz anne-babayı, toprağı, zamanı, derimizin rengini ve cinsiyetimizi biz seçmedik. Ama şu halimize bakın. Birileri aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerine kendilerine iktidar ve servet üretiyorlar.
Evet, Kadir-i Mutlak ve bir olan Allah’ın bize tayin ettiği bir kader var.
Endişe etmeyin, ecelimizden önce ya da sonra ölmeyeceğiz, rızgımızdan az ya da çok yemeyeceğiz. Allah’ın ipine tutunanlar sonuçta mahzun olmayacaklar. Ama sakın aklınızı kiraya vermeyin. Din ve devlet büyüklerini İlah ve Rab edinmeyin. Cahillerden ve zalimlerden olmayalım. Hakk'ın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, haykıran sesi olalım. Yaşadığımız zamana ve mekana adil şahidler olalım. Sabredenlerden, şükredenlerden, direnenlerden olalım.
Gidişat iyi değil.
Gidişatın iyi olması için bizim Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olmamız gerek.
Unutmayalım ki, biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir.


Korkarım gelecek günler geçen günleri aratacak. Korku ve paniğe gerek yok. Bizi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi kadir-i mutlak bir Allah var. Şeytan ve onun yardımcılarının da Rabbi Allah’tır. Hayır da, Şer de Allah’ın iradesi içindedir. İnsanları liderimize, örgütümüze, Şeyhimize değil, Allaha , resulüne, kitaba çağıralım. Aklımızı kiraya vermeyelim.. Dua edelim.

Selam ve dua ile.