Abdurrahman Dilipak:5G

Abdurrahman Dilipak:5G

Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz

Abdurrahman Dilipak: 5G /Habervakti.com

Bugün 1 Nisan. Anlatacağım şeyler 1 Nisan şakası değil. Bugün birçok şehirdeki 5G’ler aktif hale getiriliyor. Bu büyük bir yanlış. Ama birileri bunu inatla sürdürmekte kararlı gözüküyor. Kimine göre “5G Starlinklere alternatif”… Bu doğru değil. 5G+ LGBT+dan daha tehlikeli. Bir bakıma bu altyapı ile siber işgal ordularının giriş kapıları açılıyor.

Evet kesintisiz hızlı iletişim için bu gerekli. Özellikle de akıllı otomobiller hızla giderken iletişimde kopukluk olmaması gerek. Humanoidler ve diğer tüm Otonom robotik sistemlerin daha rahat çalışması için de bu gerekli. Nesneler arası İletişim içinde. Sonunda kafasına çip takılacak Trans Human, Clonoidler için de gerekli. Dikkat “ağuyu altın tas içre sunuyorlar, bal da onun suç ortağı”. “Islah edicileriz diye geliyorlar, bozgunculuk yapıyorlar”

Hatırlayın Tüm dünya da COVID-19 günlerinde çobanların sopalarla koyunları korkutup, mezbahaya giden yola yem serpmeleri gibi, insanları ölümle korkutup, o haplar, aşılarla ölüme göndermediler mi, hasta etmediler mi? Her gün ölüm istatistikleri yayınlanıyordu. Bir takım işbirlikçi bilim adamları çıkartıp konuşturmuyorlar mı idi. Media, STK’lar, sanatçılar, hepsi onlarla birlikte hareket ediyordu. O hapları avuç avuç içenlerin bazıları gittikleri Hastaneler‘den sağ çıkmadılar. Tüm dünyada bir yalan uğruna yüzbinlerce insanı öldürdüler, milyonlarca insanı hasta ettiler o da yetmedi, bütün bir ülke halkını ev hapsine soktular. “Hayat eve sığar”mış! Aslında sığmadı! “Maske, Mesafe, PCR, Sinovac, mRNA” derken bu günlere geldik. O her gün ekranlarda ölüm istatistikleri yayınlayan politikacılar, bilim insanları neredeler bugün.

Din günü onların hesabı çetin olacak. İnsanları ölümleri üzerinden servet edinenlerin servetleri, makam ve itibar sahiplerinin makam ve itibarları o gün hiçbir işe yaramayacak. Gözleri yuvalarından fırlarcasına şaşkın içinde çaresiz beklerken “keşke ölüm uykusundan uyanmasaydım da toprak olarak kalsaydım” diyecekler ama artık çok geç. Çünkü hayatta iken tövbe etmediler, kimseden helallik almadılar, “Biz zalimlerden olduk” diye itirafçı olmadılar. Sadece sustular, hep sustular. Şimdi rahat uyuyorlar mı bilmiyorum. Korkuları bu yakın geçmişi onlara unutturmuş olabilir, ama onların şuur altları kendilerini rahat bırakmayacak. Psikolojik streslerini bir şekilde baskılasalar bile Biyolojik stres yüzünden yaşadıkları hayattan mesut olmayacaklar. Bıraktıkları kanlı miras çocukları için de huzur kaynağı olmayacak. Öldükten sonra ise ölüm uykusundan uyandırılacakları gün, geçen günleri bir gün kadar kısa hatırlayacaklar, Ashâb-ı Kehf uykusu gibi. Şimdi düşünsünler bakalım, kendi halklarına karşı işledikleri cinayetlerin aleti olarak, Pedofilik, Satanist, Siyonist Global Resetçilerin “Biyolojik savaş”ının ajanı olmaya değer mi idi.

Hadi COVID-19 belası böyle, peki ya tepemizden yağdırılan kimyasallar ne diyelim. Bundan sadece insanlar değil, bitkiler, hayvanlar, böcekler de etkileniyor. Havayı suyu, toprağı kirletiyorlar. Chemtrails canlı hayata karşı kurulan bir komplodur. Bu kitlesel ölümler için tasarlanmış bir projedir. Bu “kimyasal bir savaş” aletidir. Kelebekleri, uğur böceklerini öldürdüler. Arılar da ölmeye başladı. Tepemizden pislik yağdırıyorlar. Çoğu kimseden ses yok. Gökten hastalık kusuyorlar. Kelebeklerin, bal arılarının başına gelenler insanoğlunun da başına gelecek. Ve bu cinayetin failleri, bu katliamın parasını da öldürdükleri ya da hasta ettikleri insanlardan alıyorlar. Hatta bu yolla servet ediniyorlar. “Açık semalar” ölüm kusmakta bugün. Evet, evet, bilmiyorum bu dünyada bu işler ne zamana kadar devam edecek ama, bu cinayetin failleri, onlara destek olanlar ve onlar karşısında sessiz kalanlarının hesaba çekilecekleri bir gün var!

Başörtüsü yasağından kurtulalım derken, yine Şeytanın ‘İns’ dostlarının İstanbul sözleşmesi ile, yine “ıslah edici” maskesi takıp nasıl bozgunculuk yaptıklarını hatırlayın. Kadın haklarından söz ederken Biyolojik cinsiyete, Fıtrata karşı Toplumsal cinsiyet kampanyası ile LGBT’lilere pozitif ayırımcılık yapılabileceği aklımıza bile gelmemişti. Ve geldik bugüne. 5G ile “Siber savaş”ın alt yapısı kurgulanıyor. Ankara Starlinkler gündem olduğunda buna imkân veren Uzay ajansının izin belgesini biz de imzalamıştık.

1 Nisan 2026'da 81 İl’de 5G kademeli olarak başlamış olacak. 2 yıl içerisinde ülke geneline 5G’yi yaymayı hedefliyorlar. Evet “5G ile birlikte iletişim hızı artacak. Bu dönüşüm yeni teknolojiyle birlikte, akıllı ulaşım sistemlerinden otonom sürüşe, uzaktan sağlık uygulamalarından akıllı fabrikalara, yüksek çözünürlüklü medya yayıncılığından tarım teknolojilerine kadar birçok alanda radikal dönüşümler yaşanacak." Ama gerçekten bundan ibaret değil. Bu arada haber verelim, ABD ve bazı batılı ülkeler, Wifi cihazları ve 5G ile uyumlu sistemler için yeni standartlar belirlediler. Ben telefonumda 3G kullanıyorum. Wifi cihazının üstüne kenevir kumaşından bir örtü örtüyorum. Cep telefonumu kenevirden bir kese içinde tutuyorum.

Bu vesile ile Prof. Dr. Selim Şeker’in uyarılarının yer aldığı şu kaynakları okumanızı tavsiye ederim:https://uskudar.edu.tr/haber/prof-dr-selim-seker-her-yonuyle-5g-teknolojisini-degerlendirdi/58387 Bazı Video röportajları da var, internetten taratırsanız. Prof. Şekerin bu işler daha fikir aşamasında iken, TBMM’de kurulan bir komisyona sunulan bir raporu da var, onu da bulup bakabilirsiniz. Birkaç gün önce Selim Şeker Hoca “cep telefonlarının yaydığı radyasyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etiklerine dair açıklamalar”da bulunmuştu. Arama motorlarına yazın daha birçok habere ulaşacaksınız. YouTube kanallarında açıklamaları var.

Bakın 5G doğrudan canlı hayatın hücre yapısına zarar veren bir yanı var. Bundan sonra kanser vakalarında artış göreceksiniz. Oksijen atomlarının frekansını değiştirdiği için nefes alıp veren canlılar fıtratı değiştirilen oksijeni tam tanımlayamadıkları için nefes alırken akciğerleri yeteri kadar oksijen alamayacak. Üst solunum yolları ve Akciğer, oksijen eksikliğinin sebep olduğu daha birçok hastalığa hazır olun.

Karbondan şikâyet ediyorsunuz. Karbonu parçalamak için oksijene ihtiyacınız var. Bu oksijen farklı bir yapıya dönüştürüldüğü için, yeterince absorbe edilmediğinden karbonu yeterli ölçüde parçalayamayacağından Karbon şoku da yaşanacak. Sahi siz “Karbon ayak izi”nden söz ediyordunuz değil mi, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Bakın “Bio Hacker”ler o akıllı otomobilinizin içinde sizi öldürebilirler. Arabanızın kontrolü sizden çıkabilir, aracınız sizi kaçırabilir, öldürebilir. Obama’nın danışmanlığı yaptığı “Yarını arkanda bırak” filminde bu konu anlatılıyordu. “Beyin kontrolünüz” başkalarının eline geçince sizi zombiye dönüştürebilirler. Çocuklarınızı sizden koparabilirler. Bu zalimler sizin için konforlu bir ölüm hizmeti sunuyorlar.

Artık erişilemeyecek bir bilgisayar sistemi yok. O FireWall’lar sıradan kişiler için. Uluslararası sistemler için siber alemde her kapı açık. Trafolarınızı akıllandırdınız değil mi? Bir gün uyandığınızda elektriklerinizin olmadığını görmek sizin için sürpriz olmamalı. O akıllı kombinizin çakmağını kapatıp gazını açacak, sonradan da çakmağı ateşleyip birileri o pahalı lüks evinizi başınıza yıkmasın. Birileri yanağınıza yasladığınız o telefonları yüzünüzde patlatabilir. Uzaktan sağlık hizmetleri de kulağa hoş geliyor ama, merkezi sistemde dijitalleştirilmiş bütün bilgiler başkalarının eline geçebilir. Aynı sistem üzerinden tekil kişiler hedef alınarak Bio Rezonans yöntemi ile hedef alınabilir. Tarım uygulamalarından o frekansların bitki ve diğer canlı organizmaları nasıl etkileyeceğini, genetiği bozulmuş gıdaların doğrudan ve dolaylı olarak insan ve hayvanlar üzerindeki etkilerini niye söylemiyorsunuz. O akıllı fabrikaların üzerinden uçan Starlinkler, Fabrikanız üzerinde bir gaz bulutu tespit ettiğinizde üretiminiz bir anda durdurulup, çalışanlar tahliye edilebilir. Okullar, hastaneler de öyle. O gaz bulutu sizin sebep olduğunuz bir gaz bulutu olmayabilir, rüzgarla başka yerden de delebilir. O gaz bulutu güdülenebilir de. Bu işlerin nasıl olduğunu anlamak için www.waqi.info sitesine girip bir bakın.

İçine sürüldüğümüz, sürüklendiğimiz, çekildiğimiz siber Savaş’ta hedef ülke seçildiğinizde, donanmaların, uçan birlikleri, kara birliklerin ülkenizi işgal etmesine gerek olmayacak. Avatarları yöneten Palantir, nokta ve bölge hedeflerine yönelik siber saldırılar gerçekleştirebilecek.

Sahi, WEF ve BlackRock’un başındaki Satanist, Pedofilik, Siyonist adam Fink ülkemize niye geldi? Kim çağırdı ya da. 1950’lerde protest / isyankâr bir müzik topluluğu “Rock and Roll” vardı. Bu kelimeler salla ve devir, fuhuş, Kayaları parçala, Buzlu içki, elmas gibi anlamlara geliyordu, cümle içinde kullanışa göre. Black Rock, Siyah elmas, devrim, isyan anlamına da gelebilir. Türk vatandaşı da olan Tevfik Arif de bunlardan esinlenerek kendi yatırım şirketinin adını BayRock koymuştu.

Bu Fink çok tehlikeli adam, Global anlamda boykot ettiğimiz şirketlerin tepesindeki isim bu. Ankara ziyaretini, nadir elementlerle de ilişkilendirenler var, Türkiye üzerinden, Arap petrolünün Akdeniz’e taşınması için yeni petrol hatta kurulması için diyen de var. Kimilerine göre ABD Suriye, Irak arasında kendi kontrol ettiği bölgede Blackwater ve SDG üzerinden bölgede İran’a karşı kara harekâtında kullanılacak, Yemen ve Sudan’daki militanlardan oluşacak 50.000 kişilik bir gerilla ordusunun iaşesinin ve yerleşkelerinin temini ve inşası, Türkiye üzerinden yapılacak silah ve patlayıcı sevkiyatına izin verilmesi ile ilgili görüşmeler yapıldığı iddiaları da var. Kimine göre, Türkiye’deki yerleşik göçmenlerin NATO’nun ihtiyacı olan askerlerin teminine yönelik. Kimi Terörsüz Türkiye ve SDG ile ilişkilendiriyor, Kimi Barzani’nin konutuna yapılan saldırı ile, hatta MHP içindeki ayrışma ve siyasetteki yeniden yapılandırma süreci ile, CHP’nin geleceği ile ilişkilendiren de var.

Madem açık bir görüşme yapıldı, tatmin edici bir açıklama da gerekir. Mali konular mı konuşuldu bilmiyoruz. Örtülü işler şüpheye, söylentiye sebep olur. Sıradan bir söylenti, tehlikeli bir gerçekten daha tehlikeli olabilir. Sıradan işler örtülü ve gizemli bir hale getirilirse şüyuu vukuundan daha beter bir şeye sebep olabilir. Bu ABD büyük elçisi de bu Fink’in gelişi de Trump’ın Türkiye ve Erdoğan güzellemesi de ülkemiz için tehlikeli senaryoların yazılmakta olduğu endişesini doğuruyor. Benden söylemesi. Dostumuzu-düşmanımızı doğru tespit edelim. Bizim kim olduğumuzu biraz da dost olarak kimleri seçtiğimiz gösterir.

Selam ve dua ile.