Yeni pazarlık... Ukrayna'ya karşı İran mı?

Yeni pazarlık... Ukrayna'ya karşı İran mı?

Trump yönetiminin İran savaşında çıkmaza girdiği bir dönemde Ukrayna savaşını bitirmek için harekete geçmesi, Washington’ın Moskova’nın desteği karşılığında Rusya’dan Tahran’ı anlaşmaya ikna etmesini isteyebileceği yorumlarına yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Ukrayna savaşına bir çıkış yolu oluşturmak amacıyla attığı dikkat çekici ve beklenmedik adım, zamanlaması ve hedeflerine ilişkin çeşitli yorumlara yol açtı. Washington’ın İran savaşında ciddi bir açmaz yaşadığı sırada Steve Witkoff ve Jared Kushner’i son iki gün içinde hem Moskova’ya hem de Kiev’e göndermesi, bu girişimin İran savaşıyla birden fazla açıdan bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.

Bu bağlantılardan biri, ABD’nin Ukrayna savaşındaki arabuluculuğunun İran savaşına olumlu yansıyabileceği ve Washington’ın bu savaştan çıkmasına yardımcı olabileceği ihtimali. Moskova’nın Tahran üzerindeki etkisi, İran ile ABD arasındaki sorunun karmaşık yönlerinin çözülmesine katkı sağlayabilir.

Washington’ın, bu rolün kendi savaşını sona erdirmeye yardımcı olacak sonuçları bulunmadığı takdirde başkalarının savaşını durdurmak için çalışma lüksüne sahip olmadığı değerlendiriliyor. Trump yönetiminin Rusya ve Ukrayna cephesindeki mevcut koşulları arabuluculuğunu yeniden canlandırmak için uygun bir fırsat olarak gördüğü düşünülüyor. Bu girişimin başarılı olması durumunda süreç bir tür karşılıklı pazarlığa dönüşebilir ve Moskova da karşılığında İran’ı Washington ile açık savaşı sona erdirecek bir anlaşmayı kabul etmeye ikna etmek üzere harekete geçebilir.

Trump yönetimi, belki daha sonra içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmasına yardımcı olabilecek Putin’e destek vermek amacıyla bu fırsatı değerlendirdi.

Trump yetkililerinden Ukrayna’ya ilk ziyaret

Ziyaretin en dikkat çekici yönü, savaşın başlamasından bu yana Trump yönetiminden yetkililerin Ukrayna’ya gerçekleştirdiği ilk ziyaret olmasıydı.

Bu ziyaret, ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin’de yaptığı üç saatlik “yoğun” görüşmenin ardından gerçekleşti.

Üç tarafın Moskova ve Kiev’deki görüşmelerin sonuçlarına ilişkin değerlendirmeleri de dikkat çekti. Açıklamalar, görüşmelerin olumlu ve iyimser bir atmosferde geçtiğine işaret etti.

En dikkat çekici açıklama Kremlin’den geldi. Kremlin, görüşmeyi “faydalı” olarak nitelendirdi ve ABD tarafının bu kez ziyaret için “ciddi bir hazırlık” yaptığını söyledi. Görüşmenin, anlaşmazlığın “mümkün olan en kısa sürede” sona erdirilmesine yönelik bir isteği yansıttığı belirtildi.

Bu diplomatik ifadeler, özellikle açıklamalarını örtülü biçimde yapma konusunda deneyimli Kremlin’den geldiği için farklı şekillerde yorumlanabilir. Ancak mevcut koşullar, açıklamanın nispeten olumlu şekilde değerlendirilmesine imkân tanıyor.

Witkoff’un görüşme sonrasında yaptığı açıklama da bu doğrultudaydı. Witkoff, sürecin eninde sonunda “iyi bir çözüme” ulaşacağına “inandığını” söyledi.

Bu değerlendirme, Moskova’nın son dönemde karşı karşıya kaldığı “artan ekonomik sıkıntılar” ve kayıpların birikmesine rağmen savaşın “sona ereceğine ilişkin bir ufuk bulunmaması” nedeniyle ülkede yükselen hoşnutsuzlukla bağlantılı görülüyor.

Rusya’nın iç bölgelerine düzenlenen insansız hava aracı saldırıları ve hayati sektörlerin hedef alınması, etkili yaptırımların sürdüğü bir ortamda bu baskıları artırdı.

Özellikle petrol satışlarına yönelik yaptırımların etkili olduğu, Rusya’nın günlük petrol satışlarının 2024 verilerine göre 3,5 milyon ile 4 milyon varil arasına gerilediği belirtiliyor. Görece uygun fiyatlar ise Moskova’nın yaptırımları aşarak petrolünü pazarlamasına yardımcı oluyor.

Savaş uzadı ve yükü ağırlaştı

Savaşın uzaması, yalnızca Rusya için değil Ukrayna açısından da maliyetli ve karmaşık bir hal aldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Witkoff ve Kushner ile gerçekleştirilen iki tur görüşmenin sonuçlarını memnuniyetle karşıladı. Zelenski, bu tür her görüşmenin “bizi savaşın sona ermesine biraz daha yaklaştırdığını” söyledi.

Zelenski’nin bu yaklaşımının arkasında Ukrayna’nın artan kayıpları da bulunuyor. Önleme füzelerinde yaşanan ciddi eksiklik, Rus balistik füzelerinin önünü açtı. Bu saldırılar, özellikle başkent Kiev’de büyük kayıplara yol açtı.

İran savaşı Washington’ın gündemini ele geçirdi

Ukrayna savaşı son dönemde Washington’da neredeyse unutulmuştu. İran savaşı ise bütün gündemi ele geçirmişti.

İki savaşın ortak noktası, her ikisinin de tercih sonucu başlamış olması ve şu anda tercihlerin yol açtığı bir darboğazda sıkışmasıdır.

Trump yönetimi, daha sonra kendi çıkmazından kurtulmasına yardım edebilecek Putin’e destek verebilmek için ortaya çıkan fırsatı değerlendirdi. En azından dış politikada bir ilerleme sağlayarak bunu Başkan Trump’ın hanesine yazdırmayı amaçlıyor olabilir.

Beyaz Saray, ziyareti “temel meselelerin” ele alındığı bir görev olarak nitelendirdi. Yönetimin dış politika ekibiyle birlikte bir uzlaşma teklifi hazırlaması ve bunu Moskova ile Kiev’e sunması bekleniyor. Bunun büyük ihtimalle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yaklaşık iki hafta sonra Washington’a gerçekleştireceği ziyaretin ardından yapılacağı değerlendiriliyor.

Putin’in hesapları farklı olabilir

Trump yönetimi girişimini bu çerçevede yürütüyorsa, söz konusu yaklaşımın taşıdığı risk Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in farklı hesaplarla hareket etmesi.

Putin’in yaklaşımında askeri bir zafer elde edilememesi, uzlaşmayı gerekli kılmıyor; aksine kendi şartlarının kabul edilmesini gerektiriyor.

Geçen yıl Trump ile gerçekleştirilen Alaska Zirvesi de bu düğüm nedeniyle sonuçsuz kalmıştı. Koşullar, yaklaşımın değişmesini sağlayacak kadar farklılaştı mı? Bu sorunun yanıtı önümüzdeki haftalarda ortaya çıkacak.