'Yediğim Kurşun Bu Kadar İncitmemişti'

'Yediğim Kurşun Bu Kadar İncitmemişti'

Şanslıdırlar, çünkü yedikleri mermilerden daha büyüğünü daha şiddetlisini, alnımıza kara bir leke olarak yazılacak olanla karşılaşmadılar en azından...

Dünyanın değişik ülkelerinden kalımcıların olduğu Mavi Marmara gemisi, uluslar arası sularda saldırıya uğradığında, gözü dönmüş İsrailli korsanlar hiçbir hukuku tanımadan, elindeki son gelişmiş silahları kullanarak 9 insanımızı şehit, 54 kişiyi de yaraladığı saldırıda şehit olanlar en güzel bir mertebeye ulaştıklarından şanslıdırlar hiç değilse geride kalanlar açısından.

Şanslıdırlar, çünkü yedikleri mermilerden daha büyüğünü daha şiddetlisini, alnımıza kara bir leke olarak yazılacak olanla karşılaşmadılar en azından.

Şanslıdırlar, şehitlikleriyle İslam dünyasının özellikle Türkiyeli Müslümanların iftiharı oldular. Geride kalanların "Real politik"a uğruna İsrail'e kalkan olacak bir projeye geçit veren antlaşmayı onaylayan ve bununla da gururlanan bir siyasete tanık olmadılar.

En yüce makamlardan birine çok yakın olmuştuk, ama olmadı Rabbimiz bizlere bunu layık gördü, lanetli bir kavim olan İsrailin saldırısına uğramak, kurşununa hedef olmayı, esir olup işkencesinden geçmeyi bize nasip etti.

Şimdi bana hangi kurşun daha acı verdi, hangi kurşun daha fazla iz bırakacak diye sorulursa hiç şüphesiz Türkiyenin İsraile kalkan olacak olmasıdır derim. Eminim ki, gemiye katılan yüzlerce insandan hiç biri amma hiç biri bu düşünceden farklı bir düşünce düşünmüyor.

Kurşun yediğim kolum elli yıl bana hizmet etmişti, şimdi iz taşıyor, hem de Yahudi izi, bu konuda Allaha hamd ediyorum, bundan sonra hizmet edip etmeyeceğini hiç ama hiç önemsemiyorum. Tarihe bir not düşebilmişsek ki, düştüğümüz bir gerçektir bunu da en son Lübnan'a yaptığımız ziyaret sırasında görmüştüm, içeride bu tam anlamıyla algılanmamış olsa bile. Asıl şimdi "Real politik" uğruna aldığımız iz sanırım kolay kolay silinmeyecek, kolumdaki izle çocuklarıma bir onur vesilesi olurken, bu projenin gerçekleşmesiyle de yine aynı çocuklarıma utanılacak bir gelecek bırakacağım.

Türkiye istediğini kopardı, haber kanallarının tamamına yakını geçtiği haber böyle diyor!..

Gerçekten de öyle midir, gerçek haberlerde geçtiği şekliyle midir? Hiç sanmıyorum!..

Türkiye'ye konuşlandırılması planlanan Füze Kalkanı projesinin özellikle komşularıyla sıfır sorun fikrini geliştiren Hükümet açısından tutarlılık sınavıdır. Çünkü hem gerçekten terörist olan İsraili siyasetende terörist ilan edecek, bölgede yalnızlaştırmaya çalışacaksın hem de ona kalkan olacaksın, bunu bize kim nasıl izah edecek?

Öte yandan komşularınla iyi geçinmek için söylemler geliştireceksin hem de onları bir tehdit olarak görüp, onlara karşı kullanılmak üzere Füze Kalkanı projesine onay vereceksin, bu siyasi ikiyüzlülük değil mi? Bunu ülke insanına nasıl anlatacaksınız?..

"Türkiye İsrail'e Kalkan Oluyor" Olmamamız lazım!..

"İsrail'e Kalkan İran'a Düşman olmayacağız" Bu lekeyi taşıyamayız, çocuklarımıza anlatamayız!..

"Ameri-ka'ya Karakol, İsrail'e Kalkan Olmayacağız" Yıllardır uygulanan mandacı zihniyetle ABD'ye ve müttefiklerine kalkan olmamız yetmedi mi? Yaptığınız bunca itiraz Özellikle "One Minute" çıkışı, Mavi Marmara olayındaki tavrınız ve Yunanistan'daki toplantıda İsraile karşı olan tavrınız. Yoksa bütün bunlar birer siyasi manevralar mıydı?..

"NATO Füze Kalkanı İslam Ümmeti'ne Açılmış Bir Savaştır" Başta Sayın cumhurbaşkanımız Abdullah Gül olmak üzere, başbakanımız, dışişleri bakanımız, hükümet üyelerimiz bilmiyor değillerdir!..

Neymiş efendim "Balistik füze tehdidi"?

Bu tehdit Varşova paktından mı kaynaklanıyor, artık böyle bir pakt yok!..

Bu tehdit Çin'den mi kaynaklanıyor? Türkiye kendi çıkarlarını koruyacak olsa, füze kalkanları yerine insani ilişkilerini gerçekleştirecek olsa Çin neden tehlike olsun ki?..

Bu tehdit İran'dan mı kaynaklanıyor. Keşke İran'ın elinde ABD, İsrail ve batılı devletleri korkutacak düzeyde silahlar olsa, korkmayalım İran bu silahlara sahip olsa bile hiçbir zaman bu silahları bize karşı kullanmaz.

Bu iyi bilinmeli ki, bu projenin uygulanmasının hayat geçirilmesinin isim olarak yer almasının veya almamasının hiçbir anlamı yoktur tek amacı vardır bir türlü dize getiremedikleri boyun eğdiremedikleri İran. İran'a karşı alınacak olan bu tedbir İsrail'i korumaktan İsraile kalkan olmaktan başka bir işe yaramayacak işte asıl yara budur, asıl acı budur yoksa İsrail'den yediğimiz kurşunlar bizi yaralamadı bize acı vermiyor eğer bu uygulanacak olursa esas acı budur esas utanılacak durum budur.

Madem NATO üyesiyiz karasularda Türkiye'den giden gemilere karşı yapılan saldırıda neden müdahale etmediler? Burada sözü yazar kardeşimiz (Ali İhsan Karahasanoğlu) bırakıyorum:

"Mayıs ayında, Türk gemilerinin de içinde bulunduğu bir konvoy, Akdeniz sularında iken, İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı askerler tarafından silahlı saldırıya uğramadı mı?

Uğradı.

Yer Akdeniz. Yani NATO anlaşmasının 6. maddesinde belirtilen bir bölge.

Saldırı; üye devletlerden birisinin gemisine. Yani 6. maddedeki bir unsura..

Saldırı, silahlı bir saldırı..

Ve sözleşme dışı bir devletin resmi askerleri tarafından yapılan bir saldırı..

Dört dörtlük NATO'yu ilgilendiren bir saldırı ile karşı karşıyayız.

Ve Türkiye, saldırının hemen akabinde, hem BM'yi, hem de NATO'yu toplantıya çağırıyor.

Çağırıyor da ne oluyor?

Bugünlerde füze kalkanı kurmak için bize şirinlikler yapan NATO, ne yardımda bulunuyor, Türkiye için o zaman?..

Gemilerimizi, anında kurtarıp, Türkiye'ye mi teslim ediyor?

Vatandaşlarımızı alıp, Türkiye'ye mi getiriyor?

Bir tane İsrail askerinin kulağından çekip, "Ne yapıyorsunuz siz?" mi diyor?

Hiçbirisi..

O zaman, niçin bugün, Türkiye'nin güvenliğini düşünüyormuş gibi, "füze kalkanı" dayatmasında bulunuyorlar ki?

Niçin?.."

Evet alınan bu karar niçin, yediğimiz kurşunlarla şehit olan kardeşlerimizin yaralanan ve sakat kalan kardeşlerimizin hatıralarını yaşatmak için mi?..

Yoksa, kurşun acısı yerine İsrailin hatırı için tarihe kara bir leke olması için mi?..

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.




velfecr/ Abdulhelim Almalı