Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

YAHUDİLİK BİR IRK MI, DİN Mİ YA DA!

Nuh tufanı sonrası Hz. Nuh (a.s.) soyundan Ham , Sam, Yafes diye 3 soydan söz edilir. Ham, Hamiler Afro Arab grubunu; San, Sami ırkı, yani Yahudileri; Yafes ise merkezinde Türklerin yer aldığı Hind-Avrupa topluluklarının atası sayılır. Hz. Nuh’un doğum ve vefat yılı tam olarak bilinmiyor ama M.Ö. 3000-4000 arası olduğu rivayet edilir. Bazı rivayetlerde 950 yıl kavmi arasında kaldığı belirtilir (Ankebut 14); bazı kaynaklarda toplam ömür 950 yıl, bazı rivayetlerde 1300 yıl peygamberlik + sonrası. 40 yaşında peygamber olduğu 890 yıl tebliğ + tufan sonrası 60 yıl sonra vefat ettiği rivayet edilir.

Yahudilerin tarihi Hz. İbrahim’le başlatılacak olursa Hz. İbrahim (a.s.)’in doğum ve vefat yılı tam olarak bilinmese de genel kabul M.Ö. 2000-1800 arası. Ömrü: 175 veya 200 yıl. Yahudiler, Hz. İbrahim’in (a.s.) Sare’den olan oğlu İshak (a.s.)’a da dayandırılır. Ancak ilk kez “İsrail” adı Hz. Yakub (a.s.) döneminde telaffuz edilir. “İsrail” Hz. Yakub’un diğer adıdır aynı zamanda. Doğum ve vefat yılı tam olarak bilinmezse de M.Ö. 1700-1500 arası tahmin edilir. Hz. Yakub (a.s.)’ın 147 yıl yaşadığı ileri sürülür. Hz. Yakub’un çocukları Yahudi soyunu oluşturur. Yusuf, Bünyamin, Yahuda bunların en meşhurlarıdır. Museviliğin tarihi Hz. Musa (a.s.) ile başlar. Hz. Musa’nın yaşadığı dönem genel kabule göre M.Ö. 1400-1200 arasıdır. 120 yıl yaşadı, ömrünün 40 yılı Tih çölü’nde geçti.

Yahudilerin ve Hristiyanların, ellerinde “inandık” dedikleri kitapta ayet ve hadis ayrımı yoktur. Raviler de belli değildir. Hz. Davud’u zaten peygamber kabul etmiyorlar. Zebur’u da ilahi kitap olarak kabul etmiyorlar. Her ikisinde de Hadis diye bir kategori yok. Tabi Vahiy katipleri de yok. Kendileri Allah’ın ailesinden seçilmiş bir topluluk olarak gördükleri için bir ayrım yok. Üzeyir Aleyhisselam, Babil dönüşü Tevrat’ı yeniden tedvin edince “Üzeyir Allah’ın oğlu” demişlerdi. Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu isnadı Yahudilikte geçmişte var olan bir gelenektir. Yakub ayehisselam Yehova ile güreşe tutuşur mesela.

Aslında Tevrat (Tora), Yahudi kutsal kitabının ilk kısmındaki 5 kitaptan oluşur. Bu 5 kitap şunlardır: Yaratılış , Çıkış , Levililer , Sayılar, Tesniye. Bunlar yaklaşık 250–300 sayfadan oluşur. Bugünkü eski Ahid’de toplamda 1000 sayfadan oluşan 24 kitap söz konusudur. Bu 5 kitap, Hz. Musa’ya vahiy yoluyla verildiği kabul edilir. Doğrudan “ilahi vahiy” kabul edilir. Tevrat, Yahudi kutsal kitabının tamamı değildir. Kutsal kitabın bütünü Tanah (Tanakh) olarak adlandırılır.

Tanah 3 bölümden oluşur. İlk 5 bölüm doğrudan Hz. Musa vahiy yoluyla verilen mesajı ifade eder. Bu Yahudi şeriatının temelini oluşturur. Tora (Tevrat), en yüksek kutsallık derecesine sahiptir. 2. planda 8 kitaptan oluşan Nevi’im (Peygamberler) Yeşu, Hakimler, Samuel, Krallar, İşaya, Yeremya, Hezekiel gibi peygamberlere gelen suhuflar ya da onların öğütlerinden oluşur. Hz. Musa’dan Önceki Peygamberler (4) Yeşu, Hakimler, Samuel (1–2 birlikte tek kitap sayılır), Krallar (1–2 birlikte tek kitap sayılır). Hz. Musa’dan Sonraki Peygamberler (4) İşaya, Yeremya, Hezekiel, On İki Peygamber (Hoşea’dan Malaki’ye kadar 12 küçük peygamber tek kitap sayılır). Bunlar da ilham yoluyla gelen vahiy kabul edilir. Bu bizdeki “Kudsi hadisler” gibi düşünülebilir. Tevrat seviyesinde itibar görmez (!?). 3. Sırada 11 kitap’tan oluşan Ketuvim (Yazılar) gelir. Hz. Davud’a gelen Mezmurlar (Zebur), Süleyman’ın Özdeyişleri, Eyüp, Daniel Neşideler Neşidesi, Rut, Ağıtlar, Vaiz (Kohelet), Ester, Ezra–Nehemya (birlikte tek kitap), Tarihler (1–2 birlikte tek kitap). Burada söz konusu olan “İlahi ilham” peygamberlik derecesinde ilişkili değildir. Bu bölümdeki kitaplar, İlahi ilham yoluyla verilen mesaj, Tarih + uyarı, İlham, Hikmet ve ibret dersi mahiyetindedir. Tevrat’taki hükümler şeriat olarak bağlayıcıdır. Diğer kitaplar ise öğretici, tarihsel ve ahlaki rehber niteliğindedir. Ketuvim bizdeki Cevşen, Mevlid, Delail-i Hayrat gibi metinlerdir. 24 kitaptan oluşan, yani Tanah’ın modern sade basımı yaklaşık 900–1100 sayfa, Neviim 300-350 sayfa, Ketuvim 300-450 sayfadan oluşur.

Eğer bu kitaplar Allah’ın vahyi ise, Allah’ın kelamı, Peygamberlere göre nasıl derecelendirilebilir. Yahudilikte bir de Kabbala var. Yahudi mistisizminin (ezoterik/mistik yorum geleneğinin) temelini oluşturan bir öğretidir. Kabbala, Tanrı Yehova’nın Sonsuz gizli doğasını, yaratılış sürecini, evrenin yapısını, ruhun yolculuğunu, iyilik-kötülük dengesini ve insanın Tanrı ile “mistik birleşme / Vahdet-i vücud” yolunu açıklamaya çalışır. Klasik Yahudilikteki Tora ve Talmud zahiri yorumların ötesinde, batıni anlamları araştırır. Bu yüzden “Yahudiliğin ruhu” olarak da nitelendirilir.

Tanrı’nın 10 yansıması Sefirot’la Taç, Bilgelik, Anlayış, Merhamet, Kudret, Güzellik, Zafer, İhtişam, Temel, Krallık. Bunlar Tanrı’nın yaratışındaki tezahürlerini temsil eder. Tanrı sonsuz ve sınırsızdır. Sınırlı dünyada sınırsız alemin temsilcisi olmaktan söz etmektedir. Onlara göre insan Tanrıyı idrak edemez ama Tanrı kendini daraltarak, insana kendini izhar eder.

Tarihsel olarak Kabbala, Orta Çağ’da (özellikle 12.-13. yüzyıl Güney Fransa ve İspanya’da) sistematik bir hal aldı; ancak kökenleri daha eskiye Merkabah mistisizmi, Talmud dönemi dayandırılır. Tora ve Tanah dışında başka kitaplar var. Bunlar Tora ve Tanah’ın (Tevrat, Neviim ve Ketuvim) mistik yorumlarından oluşur. Bu metinler ezoterik metinlerdir. En meşhurları Zohar İhtişamın / Aydınlığın Kitabı. Bu kitap Kabbala’nın en merkezi ve en önemli kitabıdır. Genellikle 2. yüzyılda yaşayan Rabbi Shimon bar Yochai’ye atfedilir, ancak büyük kısmının 13. yüzyılın sonunda İspanya’da yazıldığını gösterir. Aramice ve İbranice yazılmış, Tora’nın mistik yorumlarını içerir. “Tanrı, yaratılış, ruh, iyilik-kötülük” gibi konuları derinlemesine işler. Modern Kabala’nın temelini oluşturur.

“Yaratılış Kitabı” Kabbala’nın en eski metinlerinden biridir. (tahmini M.S. 3.-6. yy. arası). Evrenin yaratılışını, Hurufi bir anlayışla ve evrenin numerolojik yapısı ile 32 “olağanüstü yol” (10 Sefirot + 22 İbrani harfi) üzerinden açıklar. Harflerin, sayıların ve Sefirot’un kozmik rolünü anlatır. Yahudi inancındaki Cifir, Hurufiliğin ve Nümorolojinin temelini oluşturur. Aydınlık Kitabı 12. yy. sonu Provans’ta ortaya çıkan erken dönem Kabbala metnidir. Sefirot kavramını ilk sistematik şekilde tanıtır, mistik yorumlar içerir. Moşe Cordovero 16. yüzyıl, Arizal / Isaac Luria’nın öğretileri 16. yy.’da bu konuda yeni açılımlar yaptılar. Aynı çerçevede değerlendirildiğinde Hasidik metinler (Tanya – Chabad, vb.) Kabala’yı halka yaydı. Yani Yahudilik de Hristiyanlıkta hala oluşmakta olan dini inanç biçimleridir. İlahi öz büyük ölçüde kaybolmuş, onunla “mantıki bağ” yerine, gelenekte bağı koparmama adına epistemolojik bir bağ oluşturulmuş ve bununla yetinilmiştir.

Kısaca, Tora ve Tanah Yahudiliğin temel kutsal metinleriyken, Kabbala bu metinlerin gizli/mistik katmanını açığa çıkaran ayrı bir gelenek ve literatürdür. Zohar, bu literatürün “Kutsal Kitab”ı sayılır ve birçok Yahudi mistiği için Tora’nın en derin açıklaması kabul edilir. Kabala tek bir kişi tarafından yazılmış bir kitap değil, Yahudi mistisizminin (ezoterik gelenek) yüzyıllar boyunca gelişen bir düşünce ve literatür sistemidir. Kökenleri Talmud dönemine (M.S. 1.-6. yüzyıl) ve daha eskiye dayandırılır, ancak sistematik hali Orta Çağ’da (özellikle 12.-16. yüzyıl) oluşmuştur. Zohar’ın büyük kısmı 13. yy. sonu İspanya’sında (Kastilya) Moses de León (Moşe de Leon, yaklaşık 1240-1305) tarafından yazılmış veya derlenmiştir.

Yahudilerin Tevrat’a eklemelerini Müslümanların kitaplarına eklemeleri durumda, misal olarak (Teşbihde hata olmaz) herhalde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) veda haccı hutbesi’ni, Hz. Ali’nin Nehcu’l Belağa’sını, kutsal hadisleri da eklemek gerekirdi. İslam’da Kabbala tipi bir şey için mesela Hz. Ali’nin Nahcu’l Belağa’sını, Muhiddin Arabi’nin “Fususil Hikem”ini de eklemek gerekirdi. “2. Musa” olarak da anılan Maimonides (Moshe ben Maimon, Rambam; 1135-1204) Endülüste yaşadı. Kabalistik düşünceyi ahlak ve ransyonel bakış açısı ile yeniden temellendirmeye çalıştı.

Evet Yahudiler kitaplarına birçok ekleme ve çıkartma yaptılar ve hala da yapmaya devam ediyorlar. Vahiyleri bir bütün olarak görmek yerine “Allah’ın kelamı” olduğunu iddia ettikleri metinleri peygamberlere göre derecelendirdiler.

Bugüne gelince, en büyük Yahudi toplulukları Eşkenazi ve Safarad’lar var. Eşkenaziler Avrupa, özellikle de Doğu Avrupa kökenli Yahudilerdir. Bunlar toplam Yahudilerin %70-80’ini oluştururlar. İsrail’i yönetenler bunlardır. Seferadlar; İspanya, Portekiz ve Akdeniz kökenli, 1492 sürgünü sonrası bölgeye yayılan Yahudi topluluklardır. Mizrahim’ler Orta Doğu ve Kuzey Afrika, İran, Irak, kökenli Yahudilerdir. Diğer küçük cemaatler ise Beta Israel Etiyopya Yahudileri, Bene Israel Hindistan, Kaifeng Yahudileri Çin Yahudileridir. Bu gruplar kültürel, dilsel (Yidiş, Ladino, Arapça lehçeleri) ve ritüel farklar gösterir, ama hepsi Yahudilik temelinde birleşir. Ayrıca Türk (Sabatay, Karay), Kürd, Arab, Fars, Ermeni (Pakradunlar), Rus Yahudileri (Hazaralar) gibi daha birçok grup vardır. Yahudi inancına göre Temelde 12 kabile vardır. Bunlar Hz. Yakub’un 12 oğlundan türemiştir. Bazı kaynaklarda Joseph’in oğulları Efraim ve Manaşeh nedeniyle 13’e çıkar, ama standart 12’dir. Bunların isimleri Ruben, Şimon, Levi, (Rahiplik kabilesi, arazi sahibi değil), Yahuda (En baskın kabile, modern Yahudilerin çoğu buradan türemiş), Dan, Naftali, Gad, Aşer, İsakar, Zebulun, Yusuf soyu (Efraim ve Manaşeh olarak ikiye ayrılır), Bünyamin. Bu kabileler kadim İsrail Krallığı’nı oluşturmuş, MÖ 10. yüzyılda Kuzey Israil ve Güney Judah krallıklarına ayrılmıştır. Ayrıca “10 Kayıp Kabile”den söz edilir. Bunlar, M.Ö. 722’de Asur İmparatorluğu tarafından Kuzey İsrail Krallığı’ndan sürgün edilen ve asimile olup “kaybolduğu” düşünülen kabilelerdir. Kalan 2 kabile de Judah ve Bünyamin + Levi “Güney Judah Krallığı”nda kalmış ve modern Yahudilerin atası olmuştur. Kayıp 10 kabile şunlardır: Ruben, Simeon, Dan, Naftali, Gad, Aşer, Isakar, Zebulun, Efraim (Joseph’in yarısı, diğer yarısı Manaşeh)

Bu İns’in Şeytanına dönüşmüş Siyonist Yahudileri dünyanın yer yerinde görmek mümkün. Sadece İsrail, ABD, Arap ülkeleri, Türk dünyası ve Afrika ülkelerinde, Rusya’da değil, Çin’de de varlar, Hindistan’da da, Avusturalya’da da varlar, Japonya’da, Kore, Endonezya’da da varlar. Şeytanın olduğu her yerdeler. Şeytan onlara rehberlik ediyor, Onlar da Şeytanın ali-ayağı, görünen yüzü. Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an-ı Kerim’de tekrar edilen on emirdeki, “öldürmeyeceksin” emrini unutmuş gözüküyorlar. Mesela Siyonist İsrail’li Haham Eliyahu Mali açıkça, kendilerinden olmayan ve kendilerine karşı çıkan herkese karşı soykırım çağrısı yapıyor ve diyor ki: “Şeriat’ımızın buyruğu şöyle; ‘Hiçbir canlı bırakma’, bugünün teröristleri dünkü savaşta sağ bıraktığımız çocuklar.” “Gelecek nesli de öldür! Bu nesli doğuracak kadınları da öldür!” Düne kadar dünyaya insan hakları, hümanizm, hukuk devleti dersi veren batılı ülkeler, bu Siyonist’leri himaye ediyorlar ve bunları eleştirenleri ırkçılık yapmakla suçlayıp cezalandırmaya devam ediyor. Yahudilik Siyonizm’e dönüşmüş durumda. Bu ideoloji bugün Vatikanı da bazı Angilikan grubları, Evengelik’leri de kendi kontrollerine almış durumdalar. Geldikleri noktada artık Yehovaya değil Moloch’a tapıyorlar. Gazze de ve Irak’ta yaşananlar, Arz-ı Mev’ud taleplerini gerçekleştirmek için tanrılarını kıyamete zorlayan bir topluluktan söz ediyoruz. Bu günkü Müslümanların dağınıklığı, Yahudi ve Hristiyanların Epstein skandalı ile ortaya çıkan Şeytana tapınma ritüelleri, büyük bir “kıyamet alameti” olarak önümüzde duruyor. Burada hemen şunu da söyleyelim, her Yahudi Siyonist değildir. Orada Rabbiler de var İsrail’e, Siyonizm’e karşı çıkan. Rachel Corie’ler de var.

Sanırım Modern Yahudilik, bugünkü Yahudilerin mezhepsel yapısı ve tarikatları konusunu ayrı bir makalede ele almak gerekecek.

Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 1701 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar