'Türkiye,Kıbrıs İşgalini Durdursun'
Siyonist medya Yedioth Ahronot'ta yayınlanan bir analiz siyonistlerin Türkiye'ye ne kadar kin beslediklerini gözler önüne seriyor
LİEBERNMAN TÜRK TEHDİDİNİ DOĞRU ANLADI
Yedioth Ahronot
Guy Bechor
Bugün İsrailli karar alıcıları arasında, durmak bilmeyen Türk provokasyonları ile baş etmede iki ana yaklaşım mevcut. Birinci yaklaşım süregelen küçük düşmeyi göz ardı edip başımızı eğmemiz gerektiğine inanan Başbakan Benyamin Netanyahu tarafından temsil ediliyor. Bunun klasik Yahudi diasporası tavrı olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman asla geri çekilmememiz gerektiğine, aksine İsrail karşıtı Türk rejimine aktif bir şekilde karşı çıkmamız ve tehlikeli tabiatını ifşa etmemiz gerektiğine inanıyor. Bu özel durumda ikinci yaklaşımın uygun olduğuna inanıyorum ben de.
Türkiye 2011 yılında, geleceğini tarihi bir şekilde belirleyecek genel seçimlere girecek. İsrail eğer geri çekilir ve her şey yolundaymış gibi davranırsa, iktidardaki İslamcı parti İsrail karşısındaki kavgacılığı yüzünden hiçbir bedel ödememiş olacağı için, bundan sadece fayda görür. Bu hükümet İsrail karşısındaki mücadelesini kendi seçim propagandasında kullanacak çok iyi bilinen bir anti semitist hilesi- ve cezalandırılmadan sakınacaktır. İran, Suriye, Hizbullah ve Hamas şer ekseniyle olan işbirliğini sürdürecek, öte yandan İran ve Suriye'yi düşman sayan NATO üyesi olarak kalmaya da devam edecektir. Böylesi bir ikilikte ısrar edilmemelidir.
Bir insan haklıyken korkmasına gerek yoktur. İlk önce Türkiye'yi, önümüzdeki silah anlaşmasını engellemek ve hatta bu ülkenin NATO üyeliğini bile sorgulayabilmek ümidiyle yeni Amerikan kongresi karşısında kınamalıyız. Kendi konumunu İsrail'i yerden yere vurmak suretiyle güçlendirmek isteyen bir İslamcı rejimle muhatabız ve bağımsız bir ülke buna göz yumamaz.
İsrail mesela, Kıbrıs'taki Rum yönetimi ile adada Türkler tarafından kurulan kukla rejim arasında aracılık görevini üslenebilir. Nihayetinde bu bir işgal değil mi? Türkiye diğer işgalleri dert etmeden önce kendininkini sonlandırmalı. İsrail aynı zamanda, Yahudi devleti iki tarafla da ilişki kurduğu için Ankara tarafından soykırıma uğratılan Kürtlerle Türkler arasına da girmeli.
Başka bir deyişle, bizlerin "Türklerin lehine" yapabileceğimiz çok şey var; göze göz, ikiyüzlülüğe karşı ikiyüzlülük.
Kendini Savunma Hakkı
Erdoğan iktidara geldi çünkü Türkiye'deki sıkı laik çoğunluk seküler partilerdeki yozlaşmadan bıkmıştı. Yoksa Erdoğan'ın çoğu tavırlarını destekliyor değiller. Şimdi önemli olan bu çoğunluğa İslamcı hükümetin Türkiye'nin iş sektörüne, küresel payına ve karanlık bir İslam dünyasının ortasında laik ve batı yanlısı bir ada olarak edindiği güzel ününe zarar verdiğini açıkça kavratmak. Türkiye'nin İran'dan başka nasıl farkı olacak ki? Bu faktörler olmadan Ankara bölgesel bir rol oynayamaz.
Bu laik çoğunluğa Avrupa Birliğinin gözünü korkutan tek şeyin Erdoğan'ın vahşiliği olduğunu ve Türkiye bu yolda devam ederse ekonomisinin tehlikeye düşeceğini göstermemiz lazım.
Doğal olarak Türkiye'de ne olup bittiği İsrail'i ilgilendirmiyor fakat İslami hükümet (WikiLeaks belgelerine göre ABD tarafından da bayağı tehlikeli addediliyor) İsrail karşısındaki provokasyonlarını sürdürüyor ve biz de bu nedenle kendimizi savunma hakkına sahibiz.
Türkiye'de hala demokrasi var ve İsrail faktörü, Türk seçmenlere İslami bir hükümetin nereye kadar gideceğini ve hükümetlerinin maceracılığı yüzünden ödemek zorunda kalacakları bedelleri göstermesi bakımından bir engel olma vazifesi görmeli.
Yedioth'da yayınlanan bu analiz Kemal Saral tarafından Velfecr için çevrildi
