Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Şüyuu vukuundan beter hale geldi!

Fuhuş, uyuşturucu ve kumar ile ilgili tartışmalar, “şüyuu vukuundan beter” bir hadise haline geldi. Mecelle kuralıdır: “Batılın tasviri saf zihinleri idlal eder”. Bir şey bu kadar çok tartışılıyor ve bu konuda gerileme olmuyorsa, şüyuu vukuundan beter hale gelmiş demektir. Olan tam da budur işte.
Düşünebiliyor musunuz, yasal sanal kumar işletmecisi patronun kanalında, sabahtan akşama yasa dışı sanal kumar’dan söz ediliyor. Sanki yasal olanı oynamak meşru imiş gibi.
O Reality Show’lar, bazı eğlence ve performans yarışma programları ile porno üzerinden aslında fuhşa giden bir kapıyı aralıyorlar. Toplumda “idol” hale getirilen sanatçılar, medya mensupları, Kanaat önderlerinin yerini alan sosyal media fenomenleri, influencer’lerin uyuşturucu kullandıklarının ortaya çıkması da gençler üzerinde negatif bir etki yapıyor.
Onların kıyafetleri, Piercingler’i, Tatto’ları, hayat tarzları, gittikleri yerler, kullandıkları markalar gençler için bir meşruiyet vesilesi oluyor adeta.

Uyuşturucu madde’den başlayacak olursak, bu tehdidin Türkiye için güncel ve ciddi bir sorun olduğu ortada. Aslında, fuhuş, uyuşturucu ve kumarı bir “Şeytan Üçgeni” olarak görmek gerek. Türkiye’nin geleceği bu Şeytan üçgenine hapsediliyor sanki! Olayın Mafya yanının ayrı, kullanıcı boyutunun ayrı, yargılama konusunun ayrı ele alınması gerekir. Uyuşturucunun, sadece kişi sağlığını değil aynı zamanda toplumu, aile sağlığını tehdit eden bir konu olarak ele alınması gerekir. Türkiye’ye yöneltilmiş uyuşturucu tehdidi, küresel üretim ve kaçakçılık hatları ile bağlantılı şekilde ele alınırken bu konunun aynı zamanda bir psikolojik, sosyo ekonomik, biyolojik savaş aracı olarak da kullanılabiliyor olmasını da hesaba katmak gerek.

Türkiye’yi etkileyen uyuşturucu rotaları, özellikle Eroin, Kokain, Metamfetamin, Ecstasy ve sentetik Kannabinoidler açısından ayrı ayrı ele almak gerek.
Eroin ve Afyon bakımından Afganistan; kokain bakımından Kolombiya, Meksika, Venezuela ve Panama; Ecstasy bakımından Belçika ve Hollanda, Captagon ve Amfetamin açısından Polonya, Belçika ve Hollanda; Metamfetamin açısından Afganistan, Çekya, Polonya, Slovakya ve İran; sentetik Kannabinoidler açısından ise Çin ve Batı Avrupa ülkeleri kaynak veya geçiş noktaları olarak öne çıkmaktadır.

Yemen ve Yemenin karşı tarafındaki körfez ülkelerinden de Gat geliyor. Sınırlı da olsa Esrarın Fas ve Arnavutluk’tan geldiği ifade edilmektedir. Bu tablo ile, Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle uluslararası uyuşturucu ticaretinde hem hedef hem de transit ülke olma risklerini bir arada taşıdığı açıktır. Aslında Türkiye’de esrarın kaçak ekimi yapıldığı da bilinmektedir. Hatta sentetik uyuşturucu ve uyuşturucu ve bağımlılık yapma potansiyeline sahip Afrodizyaklar Türkiye’de de üretilebilmektedir.

Narkotik maddeleri 3 ana grupta toplamak gerek.1-Uyuşturucu etkisi olanlar, 2-Uyarıcı etkisi olanlar ve 3-Halüsinojen etkisi olanlar. 4. Bir grup olarak aslında afrodizyaklar ve bazı enerji içecekleri de bu çerçevede ayrıca değerlendirilmelidir. Türk Mafyası bu süreçte, üretici, tüketici, ithalatçı, ihracatçı, bölgesel dağıtım merkezi olarak Agartha’nın merkez ülkelerinden biri haline geldi. Bu konuda sınır güvenliği, gümrüklerin denetlenmesi ve risk alanların tespit edilerek sıkı bir takibe tabi tutulması gerekir.

Uyuşturucu maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ayrıntılı biçimde ele alınması gerekir. Bu konunun doğrudan ve dolaylı olarak, insan ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerinin ayrıntılı bir şekilde ele alınması gerekir. Kokain kullanımının kalp ritminde bozulma, beslenme düzeninin bozulması, baş ağrısı, mide bulantısı ve burun tıkanıklıkları gibi fiziksel etkilerinin yanı sıra, beynin dopamin üretiminin durmasına, beyin kanamalarına ve uzun vadede halüsinasyonlar, spazmlar, paranoya ve hareket bozukluklarına neden olabildiği ifade edilmektedir. Bu tür etkilerin topluma doğru bir şekilde aktarılması gerekir. Seviyelerein kullanımında ise uykusuzluk, iştahsızlık, aşırı terleme, mide-bağırsak şikâyetleri, ciddi diş problemleri, sinirlilik, panik ve hafıza kaybı gibi etkilerden söz edilmekte; yüksek dozda vücut ısısının ölümcül seviyelere çıkabileceği ve kardiyovasküler çöküş riskinin bulunduğu belirtilmektedir. Aileler çocuklarında bu tür bulgulara rastlarlarsa, ailelerin bu konuda baş vuracağı bir merkez bulunması ve ailelerin bu konuda yönlendirilmesi, bilgilendirilmesi, desteklenmesi gerekir.

Bu anlamda “Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu” (BMYK), “Bağımlılıkla Mücadele Kurulu” (BMK), “Bağımlılıkla Mücadele Teknik Kurulu” (BMTK) ve “Bağımlılıkla Mücadele İl / İlçe Koordinasyon Kurulları” (BMİKK) yeniden yapılandırılması gerekir. Bu yapı, ulusal düzeyde belirlenen politika ve faaliyetlerin yerel düzeyde uygulanmasını ve koordinasyonunu sağlamayı gaye edinmekle birlikte sahadaki durum konunun giderek daha can yakıcı bir hal aldığı, sorunun genişlediği, derinleştiğini göstermektedir. Dolayısı ile bu konunun yeniden gözden geçirilmesi zorunludur.

Ayrıca, “Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planıiç güvenlik strateji belgeleri, 2022–2027 strateji belgesi ve ilgili eylem planı yürürlükte, ancak bu konunun daha kapsamlı bir ekilde ele alınması, değişen ve gelişen şartlara göre sürekli güncellenmesi gerekir.. Böylece mücadelenin sadece güvenlik odaklı değil; sağlık, eğitim, önleme, tedavi ve rehabilitasyon boyutlarını da içeren bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekir.

Genel olarak Türkiye’nin karşı karşıya olduğu uyuşturucu tehdidinin kaynaklar, rotalar, madde türleri ve sağlık etkileri açısından kapsamlı biçimde ortaya konulup, dini, ahlaki, eğitim, media desteğini de çok yönlü ve kapsamlı, “efradına cami, ağyarına mâni” bir şekilde, kapsamlı bir çalışma için, merkezi hükümet, yerel yönetim ve STK’ların sürece aktif katılımı sağlanmalıdır. Bunun için ayrıca bir koordinasyon, senkronizasyon ve optimizasyon merkezi kurulmalı, çok yönlü akademik çalışmalar yapılmalıdır.
Bu konunun çok yönlü olarak akademik olarak araştırılması ve konuyla ilgili geniş katılımlı çalıştaylar düzenlenmesi gerekir. Bunun için acil bir ulusal strateji belirlenmeli, konuyla ilgili ihtimal, risk ve maliyet analizleri yapılmalıdır.
Bir Uyuşturucu ile Mücadele ajansı kurularak, dünyadaki çalışmalar takip edilmeli, ilgili ülkelerle ortak çalışmalar ve koordinasyon, yardımlaşma mekanizmaları kurulmalıdır.
Bu konu tek başına istihbaratın, narkotik polis ve jandarmanın işi olarak değerlendirilmemeli, onların da etkin katılımı ile bir eylem planı hazırlanmalıdır. Uyuşturucuyla mücadelenin çok boyutlu bir sorun alanı olduğunu; güvenlik, sağlık ve sosyal politika araçlarının birlikte ve eşgüdüm içinde işletilmesi gerektiğini görmek gerekir.

Mesela, henüz kataloğa girmeyen “Nanegiller”den yeni bir bitki türü de uyuşturucu özelliği taşımaktadır. Gen mühendisliği ile yeni ara türler üretmek de artık mümkün olabilecektir. Bugün artık Siber uyuşturucudan söz edebiliyoruz.
Bio rezonans yöntemi ile ya da BioHackerler İpnoz yöntemi ile ya da subliminal mesajlarla, cep telefonu ve Wifi üzerinden, Beyin kontrol yöntemleri uyuşturucu etkisini örgütleyebilmektedirler.
Lucid Dream, astral yolculuk gibi yöntemler aynı sonucu doğuracak farklı deneylere zemin hazırlayabilmektedirler. Mesela PediHeridol denilen ilaç formundan düzenlenen bir farmakolojik ürün, yüksek dozda, kişilik değişikliğine yol açacak bir etki oluşturabilmektedir.

Yükleniyor...

2025’in ilk 11 ayında 70 bin kişi uyuşturucu ile ilgili olarak gözaltına alınmış. Bir o kadar da daha önce cezaevinde tutuklu ve hükümlü var. Almanya’daki toplam tutuklu ve hükümlü sayısı 50 bin küsür. Bunun yarıya yakını yabancı, göçmen. Bu tutuklu ve hükümlüler dışarı çıkınca, eğer tedavi edilmeyecek, bir yerde istihdam edilemeyecekse çıktıktan sonra evli ise boşanacak, değilse evlenemeyecek, dışlanacak, iş bulamayacak, tekrar eski batakhanesine dönecektir. Bu çözümsüzlüktür. Bu Mafya ve çetelere ucuz elaman sağlamak demektir. Bu konuda Kenevirden elde edilen CBD, sağlık açısından önemlidir. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilir. Bu konuda sınırlı bir rahatlama sağlansa da mevcut mevzuatta ciddi eksiklikler, yanlışlıklar söz konusudur. THC esrarın etken maddesidir. Bu madde uyuşturucuya geçiş kapısı olarak kullanılabileceği gibi, uyuşturucudan kaçış kapısı olarak da kullanılabilir. Esrar tek başına biyolojik bağımlılık değil, Psikolojik bağımlılık yapar. Esrar kullanıcısı daha çok kendine zarar verir, diğer uyuşturuculara kıyasla kriminal risk katsayısı en düşük olan üründür. Sentetik uyuşturucular, Eroin ve Kokain de Psikolojik, biyolojik, kriminal risk katsayısı çok yüksektir ve biyolojik bağımlılık yapar.

Esasen eczaneden alabileceğiniz Aseton, Kırtasiyeden alacağınız bali ve benzerleri, Nalburdan alacağınız tiner ve diğer solvent türevleri de uyuşturucu olarak kullanılabilir. Artık “Hapçı” denilen kırmızı reçeteli ilaçlarla kafa bulan birileri de var. Onlar işin Esrara gösterilen hassasiyet söz konusu değil. Kenevir ekimi, Afyon ekimine göre daha zor, daha pahalı ve riskli bir konu haline getirildi mevzuat ve uygulama açısından.

Önce ele geçen kaçak kenevir ekim tarlalarının tahribi önlenmelidir. Bunlar TİGEM üzerinden çok amaçlı kullanım için ya da Üniversitelerin ARGE çalışmaları için kullanılabilir. Bu bitkinin ortasındaki çubuk selülozdur, etrafındaki lif tekstilde ve kompozitlerde kullanılan bir malzemedir. Kökü bio kütledir. Tohumu gıda maksatlı tüketilebileceği gibi, bio yakıt olarak ya da petro kimya yerine organik plastik ve diğer birçok alanda kullanılabilir. Yan dalları hayvan yemi olarak kullanılabilir. Esrar sadece dişisinin tepe sümeğinde olan bir maddedir. Kenevir inanılmaz bir oksijen üreticisidir. Ciddi anlamda tarımda biyolojik mücadele konusunda domuz başta olmak üzere, köstebek, kene, arı biti ve diğer haşeratı kovar. Arıcılık / Balcılık ve tarımda, hayvancılıkta kalite ve rekolte artışı sağlayacaktır.Yeni doğan buzağı ölümleri için CBD önemli bir çözümdür. Kaçak ekimdeki Kenevir ayrıştırılarak doğru şekilde ekonomiye kazandırılabilir.

THC ve CBD’nin ham olarak gramı 100 dolar civarındadır. Hem THC ve hem de CBD’yi elde etmemiz ve THC’yi, SGK üzerinden, tedaviyi kabul eden kullanıcılar için doktor gözetiminde uyuşturucudan kaçış kapısı olarak kullanabiliriz. Keneviri tıbbı ya da endüstriyel olarak tanımlamak çok doğru bir tercih değil. Tıbbi denilende de lif, selüloz, tohum, bio kütle var, endüstriyel denilende de daha düşük oranda da olsa THC ve CBD elde edilebilir. Endüstriyel diye kategorik bir ayrıştırma için Kenevirin tohumu üzerinden THC oranını minimuma indirmek için yapılan manipülasyon da doğru bir karar değildir. TİGEM, SGK, Sağlık Merkezleri, Üniversiteler ve kenevir ekim izni olanlar, bu konuda yetkilendirilebilir. Mevcut ruhsatlı ekimde, lifi için kenevir ekenlerin elindeki selüloz ve bio kitle imha ediliyor. Ya da selüloz için ekim yapanın lifi imha ediliyor. Bunda kamu yararı yoktur. Uygulama akla mantığa aykırıdır.

Cezaevlerindeki kişiler tedavi olmayı kabul ederlerse, önce bir eğitim, sosyal rehabilitasyondan sonra kontrollü olarak serbest bırakılmalı ve Mafyaya dönüşü engellenmelidir. Mafyanın tepe kadroları ve onlarla operasyonel anlamda iş birliği yapanlar ayrı bir kategoride değerlendirilmeli ve cezalandırılmalıdır. 140 bin kişiyi cezaevine tıkmak yerine, dışarıda dolaşan 140 tepe ismi yakalayın uyuşturucu ile mücadelede daha etkili bir operasyona imza atılmış olunur. Sıradan bir uyuşturucu kullanıcısı bana kalırsa, bundan kurtulmak isteyen biri ise önce hasta olarak kabul edilmelidir.

Sonuç olarak şu anda ki uyuşturucu ile mücadele birimleri ile sorunun çözümü zordur. Sistem kaçtığını zannettiği şeye doğru, yokuş aşağı koşar gibi gidiyor. Tek işi uyuşturucunun tüm yönleri ile mücadele edecek yeni bir yapılanma ihtiyacımız var. Allah rızası için torbacılarla mücadeleyi Uyuşturucu ile mücadeleymiş gibi görmeyin, göstermeyin.Baronlara uzanacak bir mücadelede ancak yeni DEA ve diğer ülkelerdeki benzerleri “Uyuşturucu İle Mücadele Merkezi” ile mümkün olabilir. Daha doğrusu, biz, bu konuda dünyaya örnek, model olacak bir uygulama başlatabiliriz.

Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 42 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar