Pentagon’dan 2026 Ulusal Savunma Stratejisi: Çin, Rusya ve İran Odakta
ABD Savunma Stratejisi, Çin’i ana hedef ilan ederken, Rusya’yı kuşatma, İran’a karşı ise müttefikler üzerinden baskı ve caydırıcılık planını ortaya koydu.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yaklaşık 25 sayfadan oluşan 2026 Ulusal Savunma Stratejisi belgesini yayımladı. Belgede Washington’un küresel askeri ve güvenlik öncelikleri ortaya konulurken, Çin, Rusya, İran ve Orta Doğu başlıca odak alanları olarak öne çıktı.
Çin: Askerî Caydırıcılık ve Hint-Pasifik’te Güç Dengesi
Strateji belgesinde Çin, Hint-Pasifik bölgesindeki en büyük stratejik meydan okuma olarak tanımlandı. Washington’un hedefinin doğrudan çatışma değil, askerî caydırıcılık yoluyla hiçbir aktörün bölgesel ya da küresel hegemonya kurmasını engellemek olduğu vurgulandı.
Pentagon, istikrarın korunması ve tırmanma riskinin azaltılması amacıyla Pekin’le daha geniş askerî iletişim kanallarına açık olunduğunu belirtirken, Çin’in artan hız ve ölçekteki askerî yığınağına da dikkat çekti.
Belgede, ABD’nin amacının Çin’i kuşatmak ya da zayıflatmak değil; ABD ve müttefiklerine karşı bir güç dayatılmasını önlemek olduğu ifade edildi. Bu kapsamda güçlü bir caydırıcılık inşa edilmesi, müttefik ve ortakların savunma rollerinin artırılması ve rekabetin müzakere yoluyla yönetilmesi hedefleniyor.
Rusya: Kontrol Altında Tutulabilir Bir Tehdit, Avrupa’ya Odak
Rusya’ya ilişkin değerlendirmede, Moskova’nın özellikle NATO’nun doğu kanadında kalıcı ancak sınırlandırılabilir bir tehdit oluşturduğu belirtildi. Ukrayna savaşı, Rusya’nın askerî ve sanayi kapasitesinin sürdüğünü, ayrıca dünyanın en büyük nükleer cephaneliğine ve uzay ile siber alanda gelişmiş kabiliyetlere sahip olduğunu ortaya koydu.
Pentagon’un, Rusya kaynaklı tehditlere karşı kuvvetlerini yüksek hazırlık seviyesinde tutacağı, NATO içindeki etkin rolünü sürdüreceği kaydedildi. Bununla birlikte, Avrupa’daki ABD kuvvetlerinin konuşlanması ve faaliyetlerinin, tehditlerin niteliği ve müttefiklerin kapasitesi doğrultusunda yeniden ayarlanacağı ifade edildi.
Belgede, Rusya’nın Avrupa üzerinde bir hegemonya kurma kapasitesine sahip olmadığı, NATO’nun ekonomik ve demografik üstünlüğünün bu durumu engellediği vurgulandı. ABD’nin Avrupa’daki angajmanını sürdürürken, stratejik önceliği Çin’i caydırmaya vereceği belirtildi.
İran: Nükleer Engelleme ve Yeniden Yapılanma Endişesi
Strateji belgesi, Washington’un İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeye yönelik sert yaklaşımını sürdürdüğünü kaydetti. Bu kapsamda, geçmişte İran’ın nükleer altyapısını hedef alan askerî operasyonlara ve son 12 gün süren savaşta İsrail’e verilen ABD desteğine atıf yapıldı.
Buna karşın belgede, İran’ın son aylarda “ağır gerilemeler” yaşamasına rağmen konvansiyonel askerî kapasitesini yeniden inşa edebilecek potansiyele sahip olduğu ve müzakere süreçlerindeki tıkanıklık nedeniyle nükleer programın yeniden canlanma ihtimalinin sürdüğü uyarısı yer aldı.
Ayrıca, Tahran’ın bölgesel müttefiklerinin aldıkları darbelere rağmen kapasitelerini yeniden toparlamaya çalışabileceği, bunun da bölgesel gerilimleri kalıcı hâle getirerek istikrarı zayıflatabileceği ifade edildi.
Bu çerçevede ABD’nin, doğrudan askerî angajmanını azaltarak İsrail ve Körfez ortakları başta olmak üzere bölgesel müttefiklerin savunma sorumluluğunu artırmayı, aralarındaki koordinasyonu güçlendirmeyi hedeflediği belirtildi.
Orta Doğu: Caydırıcılık Yükü Müttefiklere Devrediliyor
Strateji belgesi, Orta Doğu’da daha istikrarlı bir düzen hedefi ortaya koyarken, güvenlik ve savunmanın ana yükünün bölgesel müttefikler tarafından üstlenilmesini öngörüyor. Washington, özellikle İran ve müttefiklerinin caydırılması, savunma kapasitelerinin güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlik iş birliğinin derinleştirilmesine odaklanıyor.
Belgede, bazı bölgesel aktörler arasındaki entegrasyonun desteklenmeye devam edileceği, ABD’nin ise gerektiğinde “odaklı ve kararlı” bir askerî müdahale yapabilecek kapasiteyi muhafaza edeceği vurgulandı. Bu yaklaşımın, bölgede uzun vadeli istikrarın koşullarını oluşturmayı amaçladığı kaydedildi.
