'Özal Tetikçisi Azmettireni Söyledi'

'Özal Tetikçisi Azmettireni Söyledi'

1988’de Sağlık Bakanlığı yapan Akarcalı, tetikçi Demirağ’ın hastanede suikastın arkasındaki ismi kendisine söylediğini belirtti

Sabah gazetesine konuşan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Özel Kalem Müdürü Fevzi İşbaşaran'ın, "Suikastın kodlarını ve kimlerin gerçekleştirdiğini adım adım çözdük. Bazı isimler karşısında şoke olduk. Tam harekete geçecektik ki parti içinde dört-beş kişiden ciddi uyarı aldık" sözleri, yeniden gündeme gelen Özal'a yönelik suikast girişimini başka bir boyuta taşıdı.

Başarısız suikastın gerçekleştiği 1988 yılında Özal'ın yakın çalışma arkadaşı olan ve Bakanlar Kurulu'nda yer alan isimler, Taraf'a yaptıkları açıklamada İşbaran'ın anlattıklarını doğruladılar.

Tetikçiyle ilk ben konuştum

Özal'a suikast girişiminde bulunan Kartal Demirağ ile hastanede ilk görüşen isim olan dönemin Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı, Demirağ'ın suikaskın arkasında bulunan kişiyi kendisine söylediğini anlattı. Akarcalı, şunları söyledi: "Olay meydana geldiğinde gerek Özal'ı gerekse diğer yaralıları ve suikastçı Kartal Demirağ'ı hastaneye kaldırdık. Kartal Demirağ yaralıydı. Hastanede kendisiyle ilk ben konuştum. Bana gayet soğukkanlı bir şekilde 'ben bir yaralıyım ve tedavimin yapılmasını istiyorum' dedi. Ardından da suikastın arkasında olduğunu söylediği bir isim verdi. Bu ismi Özal'a da ilettim. Ancak Demirağ'ın gündemi manipüle etmiş olabileceği ihtimalini de hatırlattım. Bu ismi kimseye açıklayamam. Çünkü üzerinde tasarrufum olmadığı konularda açıklama yapmak istemiyorum."

Özal delilleri yeterli görmüş olmalı

Özal'ın suikastla ilgili ulaştığı bilgileri yeterli görmüş olduğu için olayın üzerine daha fazla gitmemiş olabileceğini söyleyen Akarcalı, "Devletin bütün istihbarat birimleri emrimizdeydi. İmkânlarımız vardı. Zaten kendisi Genelkurmay Başkanı'nı bile görevden alabilecek kadar muktedirdi. Sonradan Cumhurbaşkanı olduğunda da hükümette biz vardık. Dolayısıyla eğer konu kapatılmamışsa bu Özal'ın takdiridir" dedi.

ANAP'lıların da parmağı var

Özal'ın uğradığı suikast ile şüpheli ölümü arasında doğrudan bağlantı olmasının yüksek bir ihtimal olduğunu söyleyen dönemin Bakanlar Kurulu üyesi Halil Şıvgın ise "Kendisiyle suikast görüntülerini üç saat boyunca izledik. Özal başka isimlerle de bu görüntüleri ders çalışır gibi izledi. 'Bu işin üzerine gitmeyin' diyen Turgut Özal'dır" dedi.

Suikastın gerçekleştiği kongre salonunda Özal'ın girişine yarım saat kala kapıdaki güvenlik tedbirlerinin kaldırıldığını belirten Şıvgın, "Anlaşılan o ki bu işte bazı partililerin de parmağı var. Tablo o şekilde" dedi.

Semra Hanım kurtardı

Suikastın başarıya ulaşmamasında Semra Özal'ın, Turgut Özal'ı kürsüye yönlendirmesinin etkili olduğunu belirten Şıvgın, şunları söyledi: "Salon kalabalık olduğu için Özal selam turunu atamadı. Ben o sırada salonda Özal'ın önünü açmaya çalışıyordum. Semra Hanım, Turgut Bey'e 'direkt kürsüye çıkalım' dedi. Eğer bu tur atılsa ve Özal kendisine ayrılan yere otursaydı, suikastçıyla arasındaki mesafe bir-iki metreye düşecekti ve muhtemelen de Özal ölmüş olacaktı."

Soruşturma yakınlarına kadar uzanabilirdi

Dönem Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Hasan Celal Güzel de suikastın üzerine gitmek için bizzat ısrar ettiğini ancak Özal'ın "Sen bu olayla uğraşmayacaksın, üzerine gitmeyeceksin" diyerek kendisini uyardığını söyledi. Başbakanlık Müsteşarlığı görevlerinde bulunduğu için güvenlik birimlerinin işleyişini çok iyi bildiğini ve bu yüzden olayla ilgilenmeye devam ettiğini kaydeden Güzel, "Rahmetli sonradan olayla ilgilendiğimi öğrenince, birkaç kez daha uyardı beni. Bence olayın üzerine gitmemesinin iki nedeni olabilir. Birincisi devletin yıpranmasını istemediği için olayı uzatmamış olabilir. İkincisiyse, soruşturmanın en yakınındaki isimlere kadar varabileceğini düşünüp, onları korumak için böyle davranmış olabilir" dedi.

Taraf