Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Muhalefetin en zor konusu

Hiç şüphesiz, 6’lı muhalefetin en zor konusu “ortak aday” meselesidir.

Henüz açıklanmamış olması zamanlama açısından izah edilse bile, o ismin bulunması noktasında işin kolay olduğunu söylemek zor. Anlaşıldığı kadarıyla o zorluk sürüyor. Belirsizlik sürdükçe de konu, muhalefet saflarını çalkalamaya yetiyor.

Farklı cenahlardan “Şu olmaz, bu olmaz” türünden yapılan açıklamalar hep “profil eskittiği için”, o profile kendisini yakın hisseden insanlarda da kuşku oluşturmaya başlıyor. Mesela Demokrat Parti Başkanı Gültekin Uysal’ın sonradan “Onları kastetmedim” gibi bir düzeltmeye mecbur kalacağı sözleri, 6’lı masanın Uysal’ın ev sahipliğinde Nisan’da nasıl toplanacağı sorularına yol açtı. “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” maddesi acaba Ali Babacan’ı ve Ahmet Davutoğlu’nu da hedef alıyor muydu? “Yok, onları kastetmiyorum” dedi Başkan Uysal, ama söylenen söylenmişti. Böylesine kritik bir cümle benim de ciddiyetinin altını çizdiğim bir siyasetçi tarafından nasıl kurulabilmişti ki?

Benzeri “profil yargılamaları” kimi zaman çizgisi belli medya aktörleri, kimi zaman da ikincil siyasi figürler tarafından seslendiriliyor. Bu da, hem 6’lı yapının ahengini sorgulatıyor, hem de başkan adayı belirlemenin ciddi bir sancı alanı olduğu konusundaki düşünceleri besliyor.

Belli ki en çetin konu ortak başkan adayı konusu. Belki de “seçilebilirlik” şartını ortaya koyduğunuzda en çetin şartı seslendirmiş olmaktasınız. Çünkü o şart şunları ihtiva ediyor:

-Tayyip Erdoğan karşısında hem imaj itibariyle onu dengeleyecek hem onun gibi olmayacak bir tip. Onu dengeleyecek, yani yüksek profilli olacak…. Onun gibi olmayacak, yani kamplaşmaya oynamayacak, toplumun tümünü kucaklayacak, hukuka riayet edecek, kuvvetler ayrılığına, kurumların inisiyatifine saygılı olacak.

-Toplumun tümünü kucaklayacak, dendiğinde bu, öncelikle farklı toplumsal mecraları – damarları temsil ve bu özellik sebebiyle de Cumhur İttifakı’ndan farklı bir kapsayıcılık taşıdığı iddiasını içeriyor. Belli ki 6’lı yapıyı oluşturan her bir parti, kendi oy gücüyle adayını seçtireceğine inansa, oturur parti içinde aday belirler. Öyle bir matematik olmadığı için en çok oyu alanlar dahil bütün partiler ittifaka mecbur kalıyor. 6’lı ittifak da bu zorunluluğun sonucu. Sonuçta yüzde 50 artı 1 hesabı yapılıyor. Bu matematik kimsenin, “yüzde 1”i ihmal lüksünün olmadığını gösteriyor. Tabi yüzde 10’u, 20’yi, 25’i ihmal lüksü bulunmadığı gibi.

-6’lı yapının bir iddiası, toplumun farklı damarlarını temsil, dolayısıyla, mevcut dönemin kamplaşma arızasını ortadan kaldırma noktasındadır. Şöyle olsa, diyelim iktidarda muhafazakâr – milliyetçi bir blok var, Cumhur İttifakı bu demek. Siz de karşısında sol, ya da Milliyetçi – Sol, ya da Muhafazakar – Sol, özetle yeni bir bloklaşmayı ifade eden bir ittifak kuruyorsunuz. Bu, kamplaşmaya karşı kamplaşma anlamına gelir. Bu, Türkiye’ye yeni sancılı bir siyasi atmosfer vadi demektir. O zaman “Ortak aday” tüm toplum kesimlerinin kesişme noktasına tekabül eden bir kişilik olacak. Kolay mı bunu bulmak?

-“Ortak aday”ın 6’lı yapı ile ilişkisi önemli. Bu kolay bir ilişki değil. Türkiye, “Dışardan güdümlü” siyasetçi tiplemelerini gördü zaman zaman. Bu, öncelikle söz konusu kişinin onuru açısından önemli bir sorun. Devleti temsil noktasında problem. Bir geçiş dönemini yönetme noktasında büyük zaaf. Neresinden baksanız, sürdürülmesi son derece zor, medyayı sürekli ahenk sorununa kilitleyecek bir onu.

-Ama böyle bir kişiliğin “Alıp başını gitme” ve kendisini oraya taşıma sorumluluğu üstlenmiş siyasi yapıları boşluğa düşürme gibi bir potansiyel taşıması riski de var. Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı bu açıdan tipiktir. Ve sanırım orada en büyük pişmanlığı, ona Meclis’teki seçimde destek veren Fazilet Partisi camiası yaşamıştır. Kaldı ki şu andaki Cumhurbaşkanlığı yetkileri çok daha başına buyrukluk yönelişi sağlayacak niteliktedir. “O ilişki nasıl yürüyecek?” sorusu sanırım masa etrafında buluşan her siyasi partinin içindeki ukdedir. Kaldı ki icraat dönemi, atılan her adımın farklı partiler bünyesindeki yansımalar açısından problem üretmesi ihtimal dahilindedir. Cumhur İttifakında benzeri problemlerin Erdoğan ve Bahçeli’nin partilerine hakimiyetle aşıldığı biliniyor. 6 Partinin yapısı iç insicam açısından Ak Parti ve MHP’ye ne kadar benziyor, bakmak lazım.

-Bir soru daha var: Acaba ortak aday belirlendi de kamuoyu ile paylaşılması mı erteleniyor, yoksa henüz böyle bir belirleme mevcut değil mi? Ben, henüz belirlendiğini sanmıyorum, bir, belirleme işinin de çok kolay olmadığını düşünüyorum, iki. Muhalefetin bu alandaki sancısı, toplumda “koalisyonlu yönetim” konusundaki soruları besler, üç.

Bu yazı toplam 146 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar