Hizbullah Milletvekillerinden Çerçeve Anlaşmasına Sert Tepki

Hizbullah Milletvekillerinden Çerçeve Anlaşmasına Sert Tepki

Hizbullah milletvekilleri Hüseyin Cişşi ve İbrahim Musevi, Lübnan yönetiminin imzaladığı çerçeve anlaşmasına sert tepki göstererek metni teslimiyetçi ve egemenliğe aykırı olarak nitelendirdi.

Hizbullah’ın parlamentodaki Vefaya Direniş Bloğu milletvekili Hüseyin Cişşi, bölgenin “el-Asfu’l-Me’kul” sürecinden sonra artık eskisi gibi olmadığını belirterek, Amerikan-İsrail projesinin bölgede açık bir gerileme yaşadığını söyledi.

Cişşi, yaptığı konuşmada ABD’li yetkililerin çatışmaların başında İran’la meselenin “dört günde biteceği” yönündeki açıklamalarını hatırlattı. ABD’nin İran’daki sistemi devirmek, nükleer programı tasfiye etmek, balistik füze tehdidini ortadan kaldırmak ve İran’ın bölgedeki etkisini kırmak gibi hedefler ortaya koyduğunu belirten Cişşi, bu hedeflerin hiçbirine ulaşılamadığını ifade etti.

Cişşi, ABD’nin tüm askeri imkânlarını seferber ettiğini, ancak nükleer silah dışında kullanabileceği bütün araçlara rağmen istediği sonucu alamadığını belirtti. Yaklaşık 110 gün süren çatışma sürecinde, bunun 40 gününün en ağır dönem olduğunu söyleyen Cişşi, Lübnan cephesinde de yaklaşık 45 gün süren çatışmalar yaşandığını dile getirdi.

“Düşman ne şartlarını dayatabildi ne de ilan ettiği hedeflere ulaşabildi” diyen Cişşi, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin açık kalmasını bir başarı gibi sunmalarını eleştirdi. Cişşi, “Hürmüz zaten açıktı. İran üzerindeki abluka savaşın durması ve Hürmüz’ün açık kalması karşılığında kaldırıldı. Peki bütün bu süreçte ne elde ettiler?” ifadelerini kullandı.

İran’ın savaş öncesi ve sonrası müzakere tarzında ciddi bir fark oluştuğunu kaydeden Cişşi, ABD’nin İran’ın birçok şartını kabul etmek zorunda kaldığını savundu. Bunların başında Lübnan’da ateşkesin sağlanması ve İsrail’in belirli bir takvim çerçevesinde çekilmesi şartının geldiğini söyledi.

Cişşi, Lübnan yönetiminin bu sürece doğru şekilde yaklaşmadığını belirterek, yönetimin İsrail’e taahhütlerden kaçma fırsatı verdiğini ifade etti. “Sarı bölge” adı altında işgalin devamının fiilen kabul edildiğini söyleyen Cişşi, çerçeve anlaşmasını “çöküşün zirvesi” olarak nitelendirdi.

Anlaşmanın, Lübnan yönetimi ile İsrail arasında direnişi ve Lübnan halkını hedef alan bir iş birliği anlamı taşıdığını savunan Cişşi, bunun yalnızca siyasi değil, ahlaki ve ulusal bir düşüş olduğunu söyledi. Lübnan’da 1955 tarihli İsrail ile temas yasağına işaret eden Cişşi, anlaşmanın anayasa, Taif Mutabakatı ve Lübnan’ın resmi düşman tanımıyla da çeliştiğini belirtti.

Direnişin neden şu anda karşılık vermediği yönündeki sorulara da cevap veren Cişşi, her adımın temel hedefe, yani işgalin sona ermesine ve toprağın özgürleştirilmesine hizmet etmesi gerektiğini söyledi. “Eğer bir cevap belirli bir anda bu hedefe hizmet etmiyorsa, uygun zamana ertelenir” diyen Cişşi, direnişin sessiz kalmayacağını vurguladı.

Cişşi, sürecin sabır, dikkat ve bilgelik gerektirdiğini belirterek, garantör devletlere sorumluluklarını yerine getirme fırsatı tanınması gerektiğini ifade etti. Direnişin, İsrail’e anlaşmayı sabote etmek için bahane vermek istemediğini söyledi.

Öte yandan Vefaya Direniş Bloğu milletvekili İbrahim Musevi de Lübnan yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Musevi, direniş mensuplarının fedakârlıkları, sabrı, sadakati ve cesareti karşısında Lübnan yönetiminin sergilediği tavrı “ahlaki bir çöküş” olarak nitelendirdi.

Hizbullah mensubu Şehit Ali el-Murtaza Ali Şmais için düzenlenen anma töreninde konuşan Musevi, Lübnan yönetiminin direniş toplumunun fedakârlıklarına nankörlükle karşılık verdiğini söyledi. Musevi, yönetimin Amerikan dayatmalarına boyun eğdiğini ve İsrail’in projesine hizmet ettiğini savundu.

Musevi, İran İslam Cumhuriyeti’nin dayattığı bölgesel denklemin Lübnan’ın çıkarına sonuçlar doğurduğunu belirterek, bunun ateşkes ve İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Çerçeve anlaşmasını “zillet, utanç, boyun eğme ve teslimiyet anlaşması” olarak tanımlayan Musevi, bu metnin hukuki ve siyasi bakımdan değersiz olduğunu söyledi. Anlaşmanın kanuna, anayasaya, ulusal mutabakata ve Taif Anlaşması’na aykırı olduğunu belirten Musevi, Lübnan yönetiminin bu anlaşmayı kabul ederek egemenliğinden, haysiyetinden ve toprağından vazgeçtiğini savundu.

Direniş tabanına seslenen Musevi, Lübnan yönetiminin Amerikan ve İsrail emirlerine uyan tavrına önem verilmemesi gerektiğini söyledi. Musevi, direniş mensuplarının bu topraklara bedel ödediğini belirterek, sürecin sonunda zaferin, ülkenin korunmasının ve halkın onurunun galip geleceğini ifade etti.

Kaynak:Haber Kaynağı