“HEPİMİZ ŞEHİDLERE GIPTA EDİYORUZ”

“HEPİMİZ ŞEHİDLERE GIPTA EDİYORUZ”

Gerçek Hayat Dergisi'nden Adem Özköse'nin Hamas’ın Bayan Milletvekili Ümmü Nidal ile gerçekleştirdiği röportaj...

Hamas'ın Bayan Milletvekili konuştu (Ümmü Nidal): Hilafet yıkılınca Filistin sahipsiz kaldı

Asıl ismi Meryem Ferahat; fakat Filistinliler O'nu "Direnişin Annesi" anlamına gelen "Ümmü Nidal" lakabıyla isimlendiriyorlar. Dünya Ümmü Nidal'i, İsrail Askerlerine saldırmadan önce oğlu Muhammed'e veda ettiği görüntülerle tanıdı. Ümmü Nidal'in Dünya ve Türkiye medyasında yer alan görüntülerinin ardından bir çok insan şaşırdı ve " bir anne nasıl olur da 19 yaşındaki gencecik evladını bu kadar rahat bir şekilde ölüme gönderebilir?" sorusunu sordu. Ümmü Nidal'in aralarında Muhammed'in de olduğu 3 oğlu İsrail işgaline karşı savaşırken şehid düştü. Bir diğer oğlu Visam ise 11 sene İsrail hapishanelerinde kaldıktan sonra geçtiğimiz aylarda özgürlüğüne kavuştu. 2006 yılında Hamas'a yakınlığıyla bilinen Islah ve Değişim Cephesi'nden milletvekili seçilen Ümmü Nidal, halen Filistin Meclisi'nin eğitim komisyonunun üyelerinden. Ümmü Nidal'le yaptığım röportaj 5 seneye yaklaşan gazetecilik hayatımda belki de beni en çok etkileyeniydi. Röportajı okuduktan sonra aynı duyguları sizin de yaşayacağınızı düşünüyorum.

- Oğlunuz Muhammed'in İsrail Askerlerine saldırmadan önce size veda ettiği görüntüler dünya medyasına yansımıştı. Bir anne olarak birazdan dünyaya veda edecek oğlunuzu uğurlarken neler hissettiniz?
Bütün annelerin çocuklarına karşı hissettikleri duyguların aynısını, hatta daha fazlasını kendi çocuklarıma karşı hissediyorum. Bir anne için çocuğunu kendi elleriyle hazırlayıp ölüme göndermesi dayanılması çok zor bir duygudur. Muhammed'e veda ederken bir annenin yaşayacağı bütün duyguları ben de yaşadım. Günler ve geceler boyunca gizli gizli ağladım ve gözyaşlarımı Muahammed'den sakladım.

-Gözyaşlarınızı Muhammed'den niçin sakladınız?

Oğlum Allah yolunda şehit olmayı seçmişti ve oğlumun gözyaşlarımdan etkilenerek tereddüde düşmesini istemiyordum. Muhammed gözyaşlarımdan etkilenip aldığı karardan vazgeçerse büyük bir vebalin altına girecektim. Çocuk bir anne için kendi canından daha değerlidir. Fakat biz dinimizi ve vatanımızı kendi canlarımızdan, çocuklarımızın canlarından daha kutsal sayıyoruz. Bütün çocuklarıma karşı büyük bir sevgi besliyorum. Fakat küçük olması nedeniyle Muhammed'e karşı beslediğim sevgi daha farklıydı. Muhammed de bana çok düşkündü. Mutfakta yemek hazırlarken eve sessizce girer ve arkamdan gözlerimi kapatıp bana şakalar yapardı.

BİR ANNENİN EN ZOR ANLARI

-Oğlunuz Muhammed İsrail Askeri Noktasına saldırmadan önce aranızda herhangi bir konuşma geçti mi? Sizin için belki zor olacak ama, bize oğlunuzun evden çıkmadan önceki son dakikalarını anlatır mısınız?

Oğlum Muhammed yola çıkmadan önce beni dakikalarca öptü ve "Bu dünyadan en çok seni özleyeceğim anne. İnşallah seni cennette bekleyeceğim" dedi. Otomatik silahını teslim ettim ve Muhammed'e "Oğlum! Yahudi Askerlerle karşılaştığında en ufak bir tereddüt yaşama ve gevşeklik gösterme. Onlara vurabildiğin en büyük darbeyi vur" dedim. Muhammed bana sıkı sıkı sarıldı ve arabaya binip evden ayrıldı. İmanım sayesinde bu acıya katlandım ve Allah'a şükürler olsun ki Muhammed 7 İsrail Askerini öldürüp diğer 2 oğlum gibi şehit oldu. Hangi Müslüman anne çocuğunun cennete gidip Peygamber Efendimize komşu olmasını istemez? Bütün anne ve babalar çocuklarının geleceği için gece-gündüz çalışıp duruyorlar. Çocuklarımız için en güzel gelecek ne onların zengin olmaları, ne de iyi makamlara ulaşmalarıdır. Çocuklarımız için en iyi gelecek onların cenneti kazanmalarıdır.

-Üç oğlunuz şehit düştü. Diğer oğullarınız da şu an İzzettin Kassam Birlikleri'nin ileri gelen komutanlarından. Çocuklarınızın hepsinin mücahid olmalarında sizin etkiniz nedir?

Ben İslam'ı Şeyh Ahmet Yasin'den öğrendim. Hatta Şeyh'le tanışana, O'nun derslerine katılana kadar başım açıktı. O dönemler Hamas yeni yeni oluşmaya başlamıştı ve Filistin Halkı'nın üzerinde milliyetçi ve solcu grupların etkisi İslami gruplardan daha fazlaydı. Bu durum Filistin Halkının yaşantısını da etkiliyordu. Hatta başörtüsü kullanmaya başladığım ilk dönemler eşim bana karşı çıktı, çünkü eşim de o dönemler İslam'ı iyi bilmiyordu. Fakat Hamas'ın fedakar davetçileri sayesinde Filistin Halkı zamanla İslami düşünceyi ve yaşayışı benimsedi. Şeyh Ahmet Yasin derslerinde sık sık bize mücahidlere değer vermemizi ve mücahidlere evlerimizi açmamızı tavsiye ediyordu.

-Siz de mücahidlere evinizi mi açtınız?

Evet. İzzettin Kassam Birlikleri'nin komutanlarına ihtiyaç duydukları taktirde aile olarak aranan mücahidleri evimizde saklayabileceğimizi bildirdik ve İsrail Askerlerinin o dönem en çok aradıkları mücahid olan İmad Akal evimizde kalmaya başladı. İmad'ın evimizde kalması çocuklarımın cihada ve şehadete olan sevgilerini artırdı. Biz de elimizden geldiği kadar çocuklarımıza mücadele ruhu aşılamaya çalıştık. 3 oğlum şehid oldu, diğer oğullarım da şehid olmak için sıralarını bekliyorlar. Bana şehid annesi olma hediyesini bahşeden Rabbime her daim şükrediyorum.
"KADINLARIMIZ MÜCAHİDLERE DESTEK OLUYOR"

-Filistinli Kadınların İsrail İşgaline karşı verilen mücadeleki rolleri nedir? Mesela son Gazze savaşında kadınlar ne tür görevler aldılar?

Kadınlarımız ihtiyaç duyuldukları an mücadelenin her safhasında görev almaya hazırlar. Ferim Rayeşi annelik duygularını bastırıp emzikli bebeğini arkasında bırakarak Yahudi Askerlere saldırmış ve şehid düşmüştü. Fatma Neccar ise 60 yaşını aşkın olmasına rağmen Yahudi Askerlere karşı şehadet saldırısı düzenledi. Filistinli Kadınlar son Furkan Savaşı'nda da mücahidlere yardımcı oldular. Kadınlarımız yaralı mücahidlerin tedavileriyle uğraştılar ve mücahidlerin askeri teçhizatlarını hazırladılar. Savaş esnasında bütün kadınlarımız sabahlara kadar zafer için Allah'a dua etti. Kendilerinden fazla mücahidleri düşündüler ve cepheden yaralı bir mücahid geldiği an bombardımanlara aldırmadan o mücahidi tedavi edebilmek için seferber oldular. Gazzeli kadınlar her zaman mücahidlerin en büyük destekçisidir. Size beni çok etkileyen bir olayı anlatmak istiyorum.

-Buyurun"

Gazzeli Mücahidler her gece nöbete çıkarlar ve Gazze'nin sınırlarını korurlar. Mücahidler bir gün benden Filistinli bir kadını ziyaret etmemi istediler. Bu kadın geceleri sınırlarda nöbet tutan mücahidlere yemek taşıyormuş. Mücahidlerden Filistinli kadının evinin adresini aldım ve kadını ziyaret ettim. 55 yaşlarında muvahhide bir kardeşimizdi. Fakir bir kişi olmasına rağmen pazarda sattığı meyvelerin parasıyla alış-veriş yapıp mücahidlere yemek hazırlıyordu. Bir hayli sohbet ettik ve bana; "Mücahidler benim için evlatlarımdan daha önemlidir. Onlar gibi savaşamıyoruz en azından onlara hizmet edelim, bundan büyük şeref mi olur" dedi.

-Gazze'de ziyaret ettiğimiz her şehit evinde hüzün ve yas yerine gülen yüzlerle karşılaşıyoruz. Gazze'de sohbet ettiğim herkes bana şehid olmak istediğini söylüyor. Böyle bir toplum nasıl oluştu?

Bu toplumu Hamas oluşturdu. Gazzeliler Hamaslı davetçiler aracılığıyla İslam ve vatan için ölmenin, işgal altında yaşamaktan daha anlamlı olduğunu kavradılar. Savaş biter bitmez şehidlerin evlerini ziyaret etmeye başladım. Gazze'de birkaç haftada ziyaret ettiğim şehid evi belki de 1OO'ü geçmiştir. Bir evde bile gözyaşı döken herhangi bir kişiyle karşılaşmadım.

"HEPİMİZ ŞEHİDLERE GIPTA EDİYORUZ"

-O kadar acılar yaşamalarına rağmen bu insanlar nasıl oluyor da bu kadar metanetli olabiliyorlar?

Çünkü hepimiz şehidlere gıpta ediyoruz ve şehid olmak için Allah'a dua ediyoruz. Acı çekmeden, fedakarlık yapmadan asla zafer gelmez. Zafer ancak şehidlerle, cesur ve yiğit insanlarla kazanılır. Yüz oğlum olsa hepsinin İslam ve Kudüs için şehid olmalarını isterim. Şehid olan evlatlarımızın kanları asla boşa gitmeyecek ve bir gün mutlaka Siyonist İşgalcileri topraklarımızdan atacağız. Belki hepimiz şehid olacağız. Fakat tarih asla bizim Siyonist düşmana teslim olduğumuzu yazmayacak ve Filistinli çocuklara miras olarak övünecekleri bir tarih bırakacağız. Bakın bizim liderlerimiz ve alimlerimiz şehadeti bir düğün gibi karşılıyorlar. Şeyh Ahmet Yasin, Dr. Rantisi, Nizar Reyyan, Said Siyam İsrail'e asla teslim olmadılar ve en büyük arzuları olan şehadete kavuştular. Vallahi Filistinli Kadınlar yeni Ahmet Yasinler, Nizar Reyyanlar, Yahya Ayaşlar doğuracaklar. Yahudilerden asla korkmuyoruz ve onların hayatı istediklerinden çok daha fazla biz İslam için şehid olmayı istiyoruz.

-İsrail Zindanlarında 70'in üzerinde Filistinli bayanın olduğu biliniyor. Esir bayanlar ne durumdalar?

Biz bu kardeşlerimiz için gece gündüz gözyaşı döküyoruz. Müslüman kadınların Siyonistlerin zindanlarında esir olmaları İslam Ümmeti için büyük bir zillettir.Yahudiler zindanlardaki esir kadınlarımızı aşağılıyorlar, onların iradelerini kırabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. İsrail mahkemeleri kadınlarımızın kimilerine 20 yıl, kimilerine 30 yıl, kimilerine 40 yıl, kimilerine de müebbedi bulan hapis cezaları verdi. Kardeşlerimizin bir çoğu bir takım bahaneler üretilerek aylarca yakınlarıyla görüştürülmüyor. Bu bayanlar genç ve gelinlik yaştaki kardeşlerimizden oluşuyor. Genç insanların özgürlüklerine el konulmasından daha büyük bir zulüm olabilir mi?

ÜMMÜ NİDAL NİÇİN SİYASETE GİRDİ?

-Hamas'a yakınlığıyla bilinen Değişim ve Islah Grubu'nun listesinden seçimlere girerek milletvekili seçildiniz. Siyasete girme gereğini niçin duydunuz?

Müslümanlar olarak emri bilmağruf ve nehiy anilmünkerle sorumluyuz. Allah bizden insanları iyiliğe çağırmamızı ve onları kötülükten menetmemizi istiyor. İnsanları iyiliğe çağırıp, onları kötülükten menetmenin asrımızdaki araçlarından biri de siyasettir. Hamas Liderleri milletvekilliği seçimlerine girmem yönünde bana teklif sundular, ben de bu teklifi kabul ettim. Bu bir anlamda Hamas'ın şehitlere, şehidlerin ailelerine olan bağlılığının bir göstergesidir. Siyaset ayrıca direnişin bir başka alanıdır.

"HİLAFET YIKILINCA FİLİSTİN SAHİPSİZ KALDI"

-İsrail Ordusu'nun Gazze'ye yönelik saldırıları esnasında Türkiye Halkı'nın ve Hükümeti'nin tavrı Arap Dünyası'nda ve Filistin'de büyük bir sevince neden oldu. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye Halkının gösterdiği bu duyarlılık hepimizi gururlandırdı. Şu an İslam Dünyası'nda gerek halk, gerekse de hükümet olarak Filistin Davası'na en çok sahip çıkanlar Türklerdir. Halife Abdülhamid Han'ın, Fatih Sultan Muhammed Han'ın torunları olan Türkiyeli Müslümanları tekrar Filistin'e, Kudüs'e dönmeye çağırıyoruz. Biz Furkan Savaşı'nın Türklerin Filistin'e dönmelerinin bir başlangıcı olduğunu düşünüyoruz. Bizim dedelerimiz yıllarca Osmanlı Halifelerine bağlı olarak yaşadılar. Filistinlilerin başında Osmanlı Halifeleri varken hiçbir sıkıntıları yoktu. Çünkü halifeler Filistin'i kendi vatanları gibi savunuyorlardı. Hilafet yıkılınca Filistin sahipsiz kaldı. İnşallah Abdülhamid'in, Selahaddin Eyyübi'nin torunlarının arasından yeni bir halife daha çıkar ve biz de yeniden halifemize tabi oluruz.

-Rahatsızlığınız nedeniyle sizi fazla yormak istemiyoruz. Son olarak bizim aracılığımızla Türkiyeli bayanlara bir mesaj göndermek ister misiniz?

İşgalci İsrail Ordusu'na karşı mücahidlerin elde ettikleri bu büyük zafer benim için de şifa oldu. Allah'a şükürler olsun ki şu an sağlığım yerinde. Siz Sultan Abdülhamid Han'ın, bizim halifemizin torunlarısınız. Oğlum Visam sizin benimle görüşmek istediğinizi söyleyince inanın çok heyecanlandım. Halifenin torunlarını evimde misafir etmek benim için büyük bir şereftir. İstediğiniz kadar sohbet edebiliriz.

-Bu nezaketiniz ve ilginiz nedeniyle asıl biz şeref duyduk. Ecdadımız ve halkımız hakkında taşıdığınız bu güzel duygular nedeniyle asıl biz size teşekkür ederiz.

Ben Türkiye Halkına, özellikle de bayan kardeşlerime Gazzeliler adına selam ve sevgilerimi gönderiyorum. İnşallah bir gün aramızdaki bu sınırlar kalkar ve İslam Dünyası yeniden bir araya gelir. Biz o günlerin çok yakın olduğunu düşünüyoruz. Özellikle Furkan Savaşı'ndaki duruşunuzu gördükten sonra Abdülhamid Han'ın torunlarının Filistin'e tekrar döneceklerine dair umutlarımız daha da arttı. Türkiyeli kardeşlerime takva ve ihlas üzere olmalarını, dünya menfaatleri için asla İslam'dan taviz vermemelerini tavsiye ediyorum. Gelecek İslam'ındır ve İslam'ın yeryüzüne hakim olacağı günlerin hazırlayıcıları da kadınlardır. Çocuklarınızı cihad sevgisiyle yetiştirin. Onlara sahabelerin, Komutan Selahaddin'in , Fatih Sultan Muhammed'in, Şeyh Ahmet Yasin'in kahramanlıklarını anlatın. Çocuklarınıza Filistin'i ve Kudüs'ü öğretin. İnşallah çok güzel günler bizi bekliyor.

Meryem Ferahat 'Ummu Nidal' kimdir?

Meryem Ferahat 'Ummu Nidal' 22 Aralık 1949 Gazze doğumludur. Üç şehit annesidir. Dördüncü oğlu ise 11 yıldır Siyonist hapishanelerinde yatıyor.
Milletvekili Ummu Nidal, oğlu Muhammed Ferahat'ı şehadet eylemine uğurlamasıyla temayüz etti. Muhammed Ferahat, Güney Gazze'de gerçekleştirdiği iştişhad eyleminde 7 Siyonist işgalciyi öldürmüştü.
Ummu Nidal sabrın, metanetin abidesi olmaya devam etti.

Aynı zamanda Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas)'ın Islah ve Değişim Listesi'nden Filistin milletvekili seçilmiş olan Ummu Nidâl hanımefendi
Aranan mücahitleri barındırdı ve kendilerine sahip çıktı. Oğullarını peş peşe şehit verdi. Sağ kalanları birbiri ardından esarete gönderdi. Evi yıkıldı ve tamamen yerle bir edildi.
Ummu Nidal 22 Aralık 1949 Gazze doğumludur. Altı oğul dünyaya getirmiştir. Bunlardan üçü hâlen devam eden Aksa İntifadası sürecinde şehit oldu. İlk şehit verdiği Muhammed, Mart 2002'te, Gazze'nin güneyindeki Rafah'ın batısında yer alan Atzamona Yahudi yerleşim merkezinde gerçekleştirdiği bir şehadet eyleminde hayatını kaybetti. Yedi işgalci askerin öldürüldüğü bu eylem işgalcilerin Filistinlilere yönelik askerî saldırı ve tehditlerini artırdıkları bir dönemde gerçekleştirilmiş, dolayısıyla Filistinlilere adeta ilaç gibi gelmişti.
Muhammed'in Cihada Teşvik Edilmesi ve Şehadete Uğurlanması
Anne Ummu Nidal'ın oğlu Muhammed'i eyleme uğurladığı anın görüntüleri videoya alınmıştı. Otomatik silahını kendi eliyle teslim ediyordu. O da Siyonistleri derinden sarsan, adeta bir deprem yaşamalarına sebep olan eylem için yola çıkıyordu. 

"Ölüm bir acı değil, aksine Allah'a kavuşma anı olduğu için sevinçtir."

Bizi en son saat 16:00'da aramıştı. Onun için dua ediyordum. Saat 24:00'te eylemi gerçekleştirmeye başladı. Bu saate kadar geçen 8 saat bizim için gerçekten de çok zordu. Çünkü onun başına gelenlerden habersizdik. Onun tutuklandığını yada yaralandığını sanmıştık.

Umm Nidal: Benim şayet 100 tane çocuğum olsa hepsini Allah yolunda sunmaya hazırım. Kendimi ve tüm çocuklarımı Allah yolunda sunmaya hazırım. Allah'tan bizlere şehadeti nasip etmesini istiyoruz.

Ben, çocuklarımı ölüme değil Allah'ın cennetinde olan daha iyi hayata yönlendirdim. Ahiretteki gerçek hayata, gerçek saadete yönlendirdim. Onlardan ayrıldığımız için üzülüyoruz. Fakat onları Allah'ın cennetine uğurluyoruz.

Ben, ümmetin 79 tutuklu Filistinli kadın esir karşısındaki sukunetini şaşkınlıkla karşılıyorum. Nerede izzet? Nerede şeref? Filistinli mücahidlerin esir takasında başarılı olmalarını Allah'tan diliyorum.

Biz, geleceğin İslam'ın olacağına yakinen inanmışız. Fakat, zaferin de güllerle dolu bir tabakta değil de şehidler, kan ve ceset parçalarından oluşan bir tabakta geleceğinin de farkındayız. Zafer Allah'ın izniyle yakındır.

ADEM ÖZKÖSE - GAZZE - GERÇEK HAYAT