NAİM KASIM’DAN LÜBNAN YÖNETİMİNE SERT TEPKİ: BU ANLAŞMA ZİLLETTİR
Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Lübnan’daki direnişin 2 Mart 2026’da İslam Devrimi Lideri Seyyid Ali Hamaney’in suikastla şehit edilmesine karşılık verdiğini belirterek...
Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Lübnan’daki direnişin 2 Mart 2026’da İslam Devrimi Lideri Seyyid Ali Hamaney’in suikastla şehit edilmesine karşılık verdiğini belirterek, “Bu karşılık aynı zamanda 15 ay boyunca yaşadığımız acıyı da özetliyordu” dedi. Kasım, direnişin düşmanın hedeflerine ulaşmasını engellediğini ve “seçenekleri doğrultusunda yoluna devam ettiğini” vurguladı.
Şeyh Naim Kasım, bugün cuma günü 2006 zaferinin 20. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada teslimiyete bel bağlayanlara seslenerek, “Seraba bel bağlıyorlar ve direnişi iyi tanımıyorlar. Direniş dayanır ve sabreder” dedi.
Kasım, “Teslimiyete ve çöküşe yol açacak seçenekleri kabul etmemiz mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Hizbullah Genel Sekreteri, Lübnan yönetimi ile işgalci İsrail arasında yapılan doğrudan görüşmelerde varıldığı belirtilen sözde “Çerçeve Anlaşması”nı da eleştirerek, bunun “ne anlaşma ne de çerçeve” olduğunu söyledi.
Kasım, “Çerçeve Anlaşması”nın İsrail mürekkebiyle yazılmış İsrail dayatmalarından ibaret olduğunu, Lübnan yönetiminin bunları imzalayarak İsrail’e istediği her şeyi verdiğini belirtti.
“ABD’den emir alan bu yönetim kendi sicilini temize çıkarmak ve iktidara geldiğinde taahhüt ettiği şeyleri yerine getirmek istiyor” diyen Kasım, Washington’da “Çerçeve Anlaşması” adı altında ortaya çıkan tabloyu gören herkesin aslında yalnızca Amerikan-İsrail tarafının bulunduğunu gördüğünü söyledi.
Kasım, Lübnan tarafının ise bu anlaşmada Washington’un söylediklerini ve İsrail’in istediklerini yerine getiren bağımlı bir taraf konumunda olduğunu ifade etti.
Şeyh Naim Kasım ayrıca “Çerçeve Anlaşması” ile Lübnan yönetiminin, işgalci İsrail’i mahkemelerde dava etme hakkından kendi iradesiyle ve boyun eğerek vazgeçtiğini söyledi.
Kasım, işgalci İsrail ile gerçekleştirilen yedi tur doğrudan müzakerede elde edilen tek bir kazanımın gösterilmesini istedi.
Anlaşmayla ilgili sorunun ilk olarak doğrudan müzakerelerin kendisi olduğunu belirten Kasım, bu görüşmelerde İsrail’e daha baştan istediği şeylerin verildiğini, ikinci sorunun ise anlaşmanın bütün içeriği olduğunu ifade etti.
Lübnan yönetimi başarısızlığını kabul etmeli
Şeyh Naim Kasım, Lübnan yönetimine başarısızlığını kabul etme çağrısında bulunarak, yönetimin yeniden halkına dönmesi ve ülkenin ortak, güçlü ve güvence sağlayan bir tutum oluşturması gerektiğini söyledi.
Kasım, Lübnan’ın elindeki direniş, birlik, güç ve egemenlik gibi bütün kozların mücadele için kullanılması gerektiğini vurguladı.
“Lübnan yönetimi, Lübnan ordusunun sürekli aşağılanmasını ve bombardımana maruz bırakılmasını nasıl kabul ediyor?” diye soran Kasım, şöyle devam etti:
“‘Deneysel bölgeler’ adını verdiğiniz bu bidat nedir? Hizbullah bütün bu müzakerelere inanmıyor.”
Kasım, Lübnan yönetimine “bu hatadan, bu günahtan, bu utançtan, bu zillet hatasından, Lübnan egemenliğini heba eden bu yanlıştan” geri dönme çağrısı yaptı.
Bu durumun, söz konusu yetkililerin ne yaptığı ve hangi taahhütlerde bulunduğu konusunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu belirtti.
Şeyh Naim Kasım, egemenliğin ihlal edilmesinin, İsrail’in saldırılarını sürdürmesinin ve Amerikan vesayetinin ülkeyi çalmasına izin verilmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Kasım şöyle konuştu:
“Verdiğimiz fedakârlıklar, sürekli vurguladığımız ve devam edecek olan duruşumuzla bağlantılıdır. Verdiğimiz her fedakârlık bir iman ve irade eylemidir. Güçler arasında denklik yok ama biz teslim olmayız.”
Şeyh Naim Kasım, İslamabad Mutabakatı’nın İsrail saldırganlığının önünü kestiğini ve işgalci İsrail’i, bugüne kadar sürdürdüğü ihlallere rağmen gerilimi azaltmaya zorladığını söyledi.
Kasım, Lübnan’daki insanların geri dönmesine imkân sağlayan şeyin de İslamabad Anlaşması olduğunu vurguladı.
Ülkedeki iç istikrarın korunmasına büyük önem verdiklerini belirten Kasım, yerinden edilenlerin barınma ve yardım ihtiyaçlarının karşılanması ile hasarların onarılması gerektiğini söyledi ve bu konuda sorumluluğun devlete ait olduğunu ifade etti.
Direniş halkına seslenen Kasım şöyle dedi:
“Sizin için ölürüz, son damla kanımıza kadar savaşırız ve sizi asla terk etmeyiz.”
Kasım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öfkenizi göğüslerinizde biriktirin ve hedeflerinizi, taleplerinizi gerçekleştirmek için zamanı geldiğinde onu kullanmaya hazırlanın.”
Direniş halkına mesajını sürdüren Kasım, “Öfkenizin bir zamanı vardır ve patlayabilir. Direnişe ve direniş halkına karşı hareket etmeye çalışan kişi bunun sonuçlarına katlansın” dedi.
27 Kasım Anlaşması hâlâ geçerli
Şeyh Naim Kasım, “Uli’l-Be’s” Savaşı’nın bütün zorluklarına ve İsrail’in yaptıklarına rağmen ortaya çıkan sonuçlardan birinin 27 Kasım 2024 Anlaşması olduğunu söyledi.
Kasım, bu anlaşmanın hâlâ geçerliliğini koruduğunu ve bundan sonraki sürecin yürütülmesinde temel alınabilecek çerçeve olmaya devam ettiğini belirtti.
Şeyh Naim Kasım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Lübnan yönetimi yalnızca direnişin silahını gördü. İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmemesini hedef almak yerine direnişi hedef almaya başladı
