Hayatı İlim Ve Mücadele İle Doluydu

Hayatı İlim Ve Mücadele İle Doluydu

Fadlullah 25 Haziran Cuma günü son hutbesinde Kudüs'ün Yahudileştirilmesine buna karşın İslam aleminin sessizliğine dikkat çekiyordu.

Kudüs'ün Yahudileştirilmesi ve Arapların Suskunluğu

İslam ve Arap dünyasının Kudüs ve Filistin meselesi karşısında izlediği durgunluk, kayıtsızlık ve sessizlik ortamında, düşman 600 yeni yerleşim birimi inşa etmek suretiyle Kudüs'ü Yahudileştirme adımını genişletmeye devam ediyor bir yandan da Kudüs'ü Filistinlilerden temizliyor. 4 Filistinli vekilin kutsal şehir Kudüs'ten uzaklaştırılması, gelecek haftalarda yüzlercesinin daha uzaklaştırılması için hazırlık yapılması, Filistinli gençler arasında devam eden tutuklama operasyonları düşmanın Kudüs'ün karşısında inşa edeceği heykel için planların yapıldığı bir zamanda gerçekleşiyor. Heykelin Aksa'nın karşısına dikilmesiyle Silwan beldesinin yerine Davud şehri olarak adlandırılan şehir kurulmuş olacak.

Düşmanın, bir kısmının Filistinlilerin acılarını, sorunlarını ve işgal altındaki acılarını hissetmeye başladığı dünyaya gönderdiği nihai mesaj; "Bu şehrin geleceği Yahudileşmektir, Filistinlilerin bu şehirde işi yoktur" şeklindedir. Ne yazık ki; dünya uzak ve yakın geçmişte gerçekliği değiştirme çalışmalarının her birinin üzerinin örtülmesi gibi bugün de yeni gerçekliği kabul etmeye hazırdır.

Gazze ambargosuna uluslar arası örtbas

İşte bugün ambargoyu kırmak için Gazze'ye yönelen bütün gemiler, sonlarının "özgürlük filosu" gibi olmasıyla tehdit ediliyor. Öfkeye sebep olan şey ise; düşmanın bu cüretini Arap-İslam dünyasındaki siyasi rejimlerin sessizliği ile soruşturma ve ambargoyu hafifletme oyununun idaresinde İsrail iradesine boyun eğen uluslar arası örtbasın körüklemesidir.

Bizler Arap ve müslüman halkları, düşmana yeni bir gerçekliği dayatmak için, Gazze yönündeki hareketlerini tamamlamaya, her türlü maddi ve siyasi araçları ve sunulan bütün imkânları kullanarak Filistin halkına yardım etmeye çağırıyoruz. Bu yeni gerçeklik düşmanı yerleşim birimi kurma ve sürekli saldırıda bulunmadan geri adım attırabilir ve gelecekte bütün Filistin'de hakkın hak sahiplerine verilmesini sağlayabilir.

Direnişi karalama çalışmaları

Düşmanın savaş planlarını tamamladığı ve liderlerinin Lübnan'a yeni bir savaş açmak için üst seviyede hazırlıkların olduğundan bahsettiği bir zamanda, içerde ve dışarıda direniş hareketini karalamayı ve öyle ya da böyle baskı kurmayı hedefleyen siyasi ve medyatik bir hareketin olduğunu gözlemliyoruz. Bu baskı ve karalama kampanyası, düşmanın şüpheli uyum sürecinde yeni bir saldırıya geçmesi için ortamı hazırlayacak. Bu durum, düşmanın ve bu ülkede fitne çıkartılması üzerine bahse girenlerin ellerindeki fırsatı kaçırmaları için bütün bu olanlara hikmetle yaklaşmayı gerekli kılıyor.

Lübnan: İnsanların meseleleriyle ilgilenmek

Biz, daha fazla stratejik plan yapılması ve elektrik sorununa çözüm getirilmesi için bakanlar kurulunda siyasi insicamın hâkim olmasını istediğimiz bir zamanda, hükümetin insanların en önemli geçim sorunları ve haklı istekleri karşısında sorumluluklarını yerine getirmesini istiyoruz. Çünkü Lübnan'ın sadece turizm açısından imar edilmiş ve dışarıdan gelenlere açık bir ülke olması yetmez evlatlarının da yetiştirilmesi ve onlara da kapıl açılması gerekir ki, güvenlik, siyasi ve ekonomik olarak dünyalarını ifsat eden her şeyden uzakta onurlu ve özgür bir hayat yaşasınlar.

Biz hükümeti, ülkenin imkânlarını da göz önüne alarak, hocaların istekleri, insan hakları ve eğitimle alakalı olan dosyaların gerekleriyle uyumlu ve ciddi bir şekilde muameleye çağırıyoruz.

Biz hükümeti güvenlik dosyası ile güvenlik ihlalleri, hırsızlık ve farklı başlıklar altında caddelere ve evlere kadar giren gece gürültüleriyle, insanların güvenliği ve sivil barışlarına saldıranlara karşı olan görevlerini de yerine getirmeye çağırıyoruz. Kaos, saldırganlık ve kargaşanın hâkim olduğu bir ülkede rahat yoktur.

Seyyid Hüseyin Fadlullah. 1354/1935'te Necef'te doğdu. Babası Ayetullah Abdurrauf Fadlullah, Necef'e ilim yolunda hicret etmişti.

Çocukluğu Necef'in en büyük ilim havzasında geçti. Dokuz yaşındayken babasının dizlerinde başladığı ilim yolculuğuna ilk gençlik yıllarında zamanın en büyük alimlerinin kapılarında devam etti. Üstün başarısı ve erdemiyle hocalarının dikkatini çekti. Zamanın en büyük müctehidinin sonsuz güvenini kazandı ve sadece 'Büyük Müctehid'in yetkisinde olan konularda kendisine tam vekâlet verildi.

İlim Meyveye Duruyor

Çok sayıda Lübnanlı, Suriyeli ve Iraklı talebeyi ilmin ilk basamağından teslim alıp mertebe mertebe yükseltti. Bütün çağdaşları Fadlullah'ın ilimde ulaştığı yüce mertebeyi itiraf ettiler. 1966 yılında Lübnan'a döndüğünde geride telafi edilemeyecek bir boşluk bırakmıştı. Seyyid Muhammed Bakır Fadlullah'ın yokluğunu şu sözleriyle ifade eder: "Necef'ten çıkan herkes bu şehri kaybeder. Ama Fadlullah'ı Necef kaybetti."

Fadlullah, dini ilimlere önem gösterdiği kadar Necef'teki kültürel hareketin de dinamikleri arasında yer aldı. Kültür Merkezi'nin üyesi olan Fadlullah, edebiyat toplantılarına katılır, Mısırlı ve Lübnanlı düşünürlerin o günlerde Necef'e ulaşan makalelerini okur, güncel kültür hareketini takip ederdi. Taha Hüseyn, Hasan Zeyyat gibi ünlü edebiyatçıların dergilerini daha on yaşındayken okumaya başlamıştı. On-onbir yaşındayken arkadaşlarıyla beraber "Edebiyat" isimli bir dergi çıkarmaya başladı. Kendisi o günleri şöyle anlatır: "On, on bir yaşlarındaydık. Katılımcı yeterli sayıyı buldukça yeni bir sayı yayınlardık. Derginin heyecanını sürekli içimizde taşırdık."

Müslümanların daveti üzerine Lübnan'ın ihtiyacını göz önünde bulundurarak Necef'ten Lübnan'a geldiğinde 'İslam Enstitüsü'nü kurdu. Sayısız alim yetiştiren enstitüde eğitim halen devam etmektedir. 'İnsanların sıkıntılarıyla ilgilenmek ve İslam'la bağlarını kuvvetlendirmeyi' davet metodu olarak belirledi.

Beyrut ve Şam'da verdiği fıkıh ve usul dersleri 20 yıldan fazla sürdü, bu derslere Arap yarımadasının çeşitli yerlerinden gelen talebeler devam etti. İlmi faaliyetleri Arap dünyası ile sınırlı kalmadı; çeşitli İslam ülkesinde ayrıca ABD, Fransa, Britanya gibi batı ülkelerinde çok sayıda akademik konferanslara katılım gösterdi.

Fıkıh Usulü'ndeki Metodu

Selefin yolunu takip eden Fadlullah, Kur'an ve Sünnet'i anlama yolunda yeni ve sağlam bir düşüncenin temellerini attı. Fadlullah'ı ictihadında ehil kılan noktaları başta dile mükemmel hakimiyet olmak üzere şöyle sıralayabiliriz:

1-İctihad ve çıkarımlarda, birinci kaynak ve temel yasa olan Kur'an'ın anlayışını temel almak.

2-Soyut felsefi düşünce ve mantık işlemleriyle içinden çıkılmaz bir hal alan fıkhı sadeleştirmek. Bu, birçoklarının anladığı gibi usulü çiğneme değil, teori ile teorinin çatıştığı pratiği ortak noktada buluşturma gayretiydi.

3-Fadlullah'ın üstün dil hakimiyeti ve edebi zevki, dini metinleri anlama ve yorumlamasında özel bir boyutla tezahür etti.

Müctehidin sağlam bir kanaate sahip olması durumunda fıkıh nazariyelerini ortaya atmaktan çekinmemesi gerektiğini savundu. Temkinli hareket, ilmi temellerle bağı kopması durumunda mükellefler için meşakkate yol açıyordu. Bazı alimler Fadlullah hakkında 'ulaştığımız sonuçlar aynı; Fadlullah'ın bizden daha cesur' diyerek tanıklıklarını dile getirdiler.

Cemiyet Hâmîsi

Toplumun ilgi ve korumaya muhtaç grupları Fadlullah'ın çalışma alanlarından bir diğeriydi. Lübnan savaşında yetimler yaşamlarını; din ve ahlaklarını tehdit eden ellere düşme tehlikesi yaşıyordu. Fadlullah, Meberrat Hayır Müessesi'ni kurdu. Bir müddet sonra Lübnan'ın her yerinde açılan şubeleriyle faaliyet gösteren Meberrat, sosyal koruma kuruluşu olmanın ötesine geçmiş, ilim terbiye ve kültürün ışığında hayata hazırlayan bir okul haline gelmişti. Yetimlere fiziki, sosyal ve psikolojik korumanın yanı sıra, uzman bir kadronun denetiminde bireysel yeteneklerini geliştirme ve kendilerini yetiştirme imkanları sunuluyor, bu şartlarda yetişen yetimler müesseseye, topluma ve yaşama faydalı yetişkinler olarak dönüyordu. Meberrat, halen 3300 yetime koruma ve eğitim imkanı sunmaktadır.

Yoksullar ve engelliler unutulmamıştı. Evlere, mağazalara, sosyal kurumlara dağıtılan sadaka kutuları ve zekat fonuyla engelli aileleri finanse edildi. Körler, sağırlar ve konuşma engelliler gibi özel ihtiyaç sahibi insanlar özellikle de iç savaş döneminde farklı dini kurumlara sığınmak zorunda kalıyordu. Dini hassasiyetin zayıflamasına yol açan bu sıkıntıyla Fadlullah 'Görme ve İşitme Engelliler Enstitüsü' nü kurarak mücadele etti. Enstitü, sadece Lübnan'da değil, tüm ortadoğuda alanında bir ilk olarak biliniyor. Arapça, İngilizce ve Fransızca eğitimin verildiği enstitü öğrencilere ilkokuldan doktoraya kadar ilerleme imkanı sunuyor.

Fadlullah'ın kurduğu, Lübnan'da İslam Enstitüsü, Şam'da Seyyide Zeynep Havzası'ndan mezun olan alimler Lübnan'a ve dünyanın çeşitli yerlerine dağıldılar. Düşünce ve kültür sempozyumları, günlük fıkıh ahlak ve akide seminerleri, Kur'an eğitimi, yaz okulları, haftalık tefsir dersleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapan İslam Kültür Merkezi ise, onbinlerce kitap ve elektronik destekli Büyük Kütüphane'nin yanı sıra Fadlullah'ın toplumun hizmetine sunduğu merkezlerden biri.

Seyyid Fadlullah'ın hayata gözlerini yumduğu Behmen hastanesi, kendisinin yaptırdığı hastane, poliklinik, sağlık ocağı zincirinden sadece biri. Lübnan'ın mahrum bölgelerinde açılan sağlık merkezlerinde laboratuar, muayene, görüntüleme, ilaç ve tedavi gibi hizmet giderlerinin %70'i özel fon tarafından karşılanıyor.

Davet ve Rehberlik Merkezleri

Müslüman ve Müslüman olmayan birçok ülkede açılan merkezler din ışığında sosyal rehberlik hizmeti veriyor. Merkezler, özellikle akide ve dini hayatın tehlike altında olduğu ülkelerde insanın yaratıcısıyla irtibatını İslam düşüncesi çerçevesinde sağlamasına yardımcı oluyor. Ayrıca, başta eşler arası anlaşmazlıklar olmak üzere her çeşit anlaşmazlıklarda tarafların başvurabileceği hukuk büroları da kuruldu. Bürolarda çalışan uzman heyetlerin sorunlara İslam hukuku nazarıyla sunduğu çözüm kararları Fadlullah tarafından denetleniyordu. Fetva bürosunda ise ehliyet sahibi fetva heyeti, insanların sorularına aydınlatıcı cevaplar veriyor.

Siyasi Duruşu

1975 Lübnan iç savaşı günlerinde Neb'a'da bulunan merkez, Dahiye Cenubiyye'ye taşındı. Laik grup ve partilere güvenini kaybeden gençler Fadlullah'ın etrafında dinamik bir potansiyel oluşturmaya başladılar. Fadlullah'ın iyilik ve sorumluluk bilinci üzerine inşa ettiği İslami hareketin etrafında çığ gibi büyüyen genç ordu laik ve milli partileri rahatsız etti. Defalarca suikast girişiminde bulundular. Uyuduğu odaya roket düştü, tefsir dersine giderken yürüdüğü yolda saldırıya uğradı. Ama azmi sarsılmayan Fadlullah şöyle diyordu: "Biz öyle bir halkız ki, kültürümüzde ölüme gelenek, şehadete ise Allah'tan ziyafet gözüyle bakarız."

1982' de İsrail Lübnan'a saldırdığında 'sivil direniş' çağrıları yapıldı. Ancak Fadlullah, güçten başka dil bilmeyen çirkef bir düşmana karşı silahlı direnişin tek yol olduğunu savundu. Akın akın direniş saflarına katılan gençlerin mürşidine yerel, bölgesel ve uluslar arası istihbarat servisleri tarafından suikast planları hazırlandı. CİA'nın üstlendiği bir suikast girişiminde, Fadlullah'ın evinin yakınında bomba yüklü aracın patlaması sonucu çoğu çocuk ve kadın 150'den fazla Lübnanlı öldü. Suikast öncesi dönemde Fadlullah'ın evi yerli yabancı gazeteciyle dolup taşıyordu. İslami hareketi incelemek için enstitüler kurmaya karar veren emperyalist devletlerin doğuda batıda insanların gündemini meşgul eden, aktif direnişçi Fadlullah gibi seçkin bir İslami lideri tanımaya ihtiyacı vardı. İslami hareketin dinamiklerini kavramak ve sonrasında suikast ortamı sağlamak için basın kullanılıyordu. Ama her planın üzerinde bir plan yapıcı vardı; İslam dünyasının Sünni-Şii grupları Fadlullah'ı tanıdı, Lübnan'dan dünyaya bir bağ kuruldu. Siyasi ve stratejik rehberliği dünyanın her yerine ulaşıyordu.

HAMAS'IN TAZİYESİ


Merhum alime Allah'tan rahmet, ailesi ve talebelerine başsağlığı dilenen açıklamada Fadlullah şu sözlerle anlatıldı: "Fadlullah, ömrünü ilme ve İslam davasına hizmete adadı. İşgale karşı İslam birliğini savundu. İslam mezheplerinin birleşmesi, Müslümanların güç birliği sağlaması için mücadele etti; çok önem verdiği Filistin meselesi başta olmak üzere, hayati meselelerinde Müslümanlara destek oldu."


HİZBULLAH'IN TAZİYESİ


Lübnan ve İslam dünyası Ayetullah Muhammed Hüseyin Fadlullah'ı kaybetmiştir. İlmi, cihadı, duruşu, eğitimi ve eserleriyle dünyayı dolduran allâmeyi Allah rahmetine gark eylesin. Siyonist düşmana karşı bütün gücüyle direnişi destekledi. İsrail'in cinayetlerine karşı meydan okuyuşuna ve tercihlerinden dolayı ödediği bedellere dünya şahittir.

Zulüm sisteminin kurduğu komploları reddetti. Fitne ve ayrılığa karşı savaştı, ısrarla İslam birliğine savundu. İnsanların meseleleri, talepleri ve dertlerinin içinde yaşadı.

Davanın ihtiyaç duyduğu büyük bir sembolü kaybettik. Bir âlim öldüğünde, İslam kalesinde hiçbir şeyin örtemeyeceği bir gedik açılır. İnna lillah, we inna ileyhi raciun. İlmi, cihadı ve eylemleri özgür yürekli mücahitlerin yolunu aydınlatan bir meşale olarak kalacaktır.

Allâme Fadlullah'ın Refîk-i Âlâ'ya yükselişi nedeniyle ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyor, hüzün ve taziye ifadesi olarak üç gün yas ilan ediyoruz."


israhaber