G-20: Dağ fare doğurdu!
Filler oynasa da savaşsa da çimenler hep ezilenlerdir.
G-20: Dağ fare doğurdu!
Filler oynasa da savaşsa da çimenler hep ezilenlerdir.
Çarşamba, 30 Haziran 2010 15:00
Fevzi Öztürk / Dünya Bülteni
Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden oluşan G-20 topluluğu geçtiğimiz hafta sonu protestoların gölgesinde Kanada'nın Toronto kentinde toplandılar. Bir süredir merakla beklenen ve büyük sonuçlar alınması beklenilen toplantıdan "herkes yoluna" kabilinden kararlar çıkmasıyla bir kez daha G-20'de "dağ fare doğurdu"
Şüphesiz zirvenin en merak edilen ve en önemli başlığı; ABD ve Avrupa arasında yaşanan kemer sıkma teşvik politikaları tartışması ve bankalardan global olarak vergi alınmasıydı.
Toplantı "kapitalizmin yeni bir zaferi" olarak tarihe geçerken, bankalardan global anlamda vergi alımı konusunda bir karar alınamadı. Banka vergisi her ülkenin kendi iç meselesi olarak bırakıldı.
Toplantı öncesi en hararetli tartışmalar kemer sıkma ve teşvik politikalarının nasıl olması gerektiği yönünde yapılmıştı. Avrupa, ekonomilerin toparlanması için kemer sıkılması gerektiğini savunurken, ABD ise bu duruma karşı çıkarak, kemer sıkma politikalarının ekonomik toparlanmayı geciktireceğini ve teşvik politikalarına ağırlık verilmesini savunuyordu. Toplantı sonrasında zengin ülkeler ulusal bütçe açıklarını 2013'e kadar yarıya indirme konusunda uzlaşma sağladılar.
ABD oyunu kendi kuralına göre oynatıyor
ABD uyguladığı devasa teşvik politikaları, hızlı karar alabilme ve oyunun kurallarını iyi bilmesi/yönetmesi nedeniyle krizin etkilerini hafifletti. Şimdi dünyanın para harcamasını istiyor.
Avrupa ise çok kısa bir süre önce 1 trilyon dolarlık teşvik paketi açıklamasına rağmen, oyunu iyi yönetememesi ve ABD'ye göre daha hantal kalması nedeniyle ABD'ye nazaran krizden çok daha fazla etkilendi.
ABD bütçe kısıntısı ile krizin aşılmasının zaman alacağı ve bu durumun da global büyümeyi etkileyeceği tezini her fırsatta savunuyor. ABD, Avrupa'nın bütçe kısıntı dengesini iyi kuramamasıyla kendi oyun planının bozulmasından endişe ediyor. İşte bu nedenle de genelde dünya, özelde Avrupa ne kadar çok harcarsa bu ABD'nin kurduğu planın işlerliğini hızlandırıyor.
ABD bütçe açığı konusunda en rahat ülkelerin başında geliyor. Mevcut durumda 1,3 trilyon dolar açık! veren ABD bütçesinin, 2015 yılında 20 trilyon dolar açık vermesi bekleniyor. Ekonomisinin üçte ikisi tüketime dayanan ABD, yıllardır uyguladığı politikalarla kendini diğer ülkelere fonlatıyor. Başka ülkelerde ciddi krizler doğurabilecek devasa bütçe açıklarıyla oyunu yönetiyor. İşte bunun içindir ki oyunun devam edebilmesi için diğer ülkelerin özellikle zengin ülkelerin kemer sıkmaması gerekiyor.
Sonuçta Toronto'da yapılan toplantılarda Avrupa'nın isteği doğrultuda kararlar alınamadı. ABD'nin bastırmasıyla bütçe açıklarının ekonomik büyüme gözetilerek kapatılması konusunda uzlaşıldı"
Diğer taraftan Avrupa kemer sıkmak istiyor. Çünkü bütçe açıklarını dizginlemeye çalışıyor. Eğer bütçe açıklarını dizginleyemezse yeni krizlerle birlikte gerek Avrupa Birliği gerekse parasal birlik Euro tehlikeli yolculuğuna devam edecek.
Bu kapışma/tartışma yeni değil. Kriz sonrasında ABD bir söylem geliştirerek; dünya ekonomisinin dengeye gelebilmesi için Almanya, Çin gibi az harcayıp çok tasarruf yapan ülkelerin tasarruftan vazgeçip harcamalarını artırmasını, ABD'nin ise tasarrufa yönelmesi gerektiğini dillendiriyordu.
İktisadi anlamda gerek Avrupa'nın gerekse ABD'nin savunduğu argümanların farklı sonuçları/dayanakları olmakla birlikte, aslolan herkesin kendi durumuna göre söyleme girmesi. Nasıl ki para piyasalarında yorum yapanların büyük çoğunluğu kendi pozisyonuna göre yorum yapıyorsa, ABD ve Avrupa'da kendi durumuna göre hadiseyi yorumluyor. Yani her zaman olduğu gibi menfaat çatışmaları devreye girmiş oluyor"
Dünyanın büyük ekonomileri arasında yaşanan bu tartışmalarda şüphesiz küçük ve fakir ülkelerin yeri yok. Onlar isteseler de istemeseler de her halükarda bu tartışmanın faturasına yıllardır ortak ediliyorlar. Filler oynayınca da, savaşınca da çimenler ezilmeye devam ediyor"
dünyabülteni
