Erdoğan Çok Sert Çıktı-VİDEO

Erdoğan Çok Sert Çıktı-VİDEO

2011 yılı Merkezi Bütçe yönetim bütçe kanunu tasarısına ilişkin Başbakan Erdoğan Meclis Genel Kurulu'nda kürsüye geldi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 2023 yılı hedefleriyle ilgili açıklamalarda bulundu

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ortak dil Türkçe'dir, bu gerçeği değiştirmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemez. Zira bu mesele sosyal barış ve sosyal bütünlük meselesidir'' dedi.

Erdoğan, 2011 yılı bütçesinin üzerindeki son görüşmelerde hükümet adına söz alarak, değişik konulara ilişkin görüşlerini açıkladı.

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan bazı konu başlıkları şöyle:

- ''Ortak dil Türkçe'dir, bu gerçeği değiştirmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemez. Zira bu mesele sosyal barış ve sosyal bütünlük meselesidir. Bu meseleyi tartışmaya dahi açmak, bu meseleyi getirip Türkiye'nin gündemine taşımak ne demokrasiye, ne özgürlüklere, ne toplumsal barışa ne de kardeşliğe asla hizmet etmez.''

-''Terör örgütünün ve onun uzantılarının, her seçim öncesinde olduğu gibi yeniden taşeronluk üstlenerek, iç politikayı dizayn etme girişimlerini karşılıksız bırakmayız.''

-''Demokratik sistemlerde siyasi partiler aykırı projeler, teklifler getirme hakkına sahip olabilir, ama bu hakkın kötüye kullanılması, demokratik siyaseti zayıflatır, ülkenin gündemini gerer. Sonuçta millet destek vermez, bu partiler de marjinal kalmaya mahkum olurlar. Ama zarar gören siyaset kurumu olur, ülke olur.''

-''Özerklik tartışması, demokratikleşmeyi, Türkiye'nin ileri demokratik standartlara kavuşmasını hazmedemeyenlerin çirkin bir tezgahı. Bu millet, bu tür tezgahlara evet der mi, bu tür taslakları alır bağrına basar mı, bu tür projelere onay verir mi? Millete rağmen, milletin kurumlarına rağmen, anayasal düzene rağmen, kim hangi projeyi hayata geçirebilir?''

Başbakan Erdoğan'ın Bütçe konuşmasında BDP'lilere yönelik verdiği mesajlar dikkat çekti.

 

-''Hiçbir ciddiyeti ve derinliği olmayan bu projeleri, benim Kürt kökenli kardeşlerimin talebiymiş gibi takdim etmek, çok büyük bir haksızlıktır. Bu bildirileri yayınlayanlar, bunun siyasetini yapanlar benim Kürt kökenli vatandaşımın ne kadarını temsil ediyorlar? Bunlar, Doğu ve Güneydoğu'nun ne kadarını temsil ediyorlar?''

-''Ben her fırsatta defalarca söyledim, bugün de söylüyorum: Ne terör örgütü, ne de onun uzantıları, hiç bir zaman benim Kürt kökenli vatandaşımın temsilcisi, sözcüsü olmamıştır. Bundan sonra da asla olmayacaktır.''

-''Demokratik hak ve özgürlüklerden bahsedenler, benim bölgedeki vatandaşımın haklarını kullanmasını engelliyor, tehditle, baskıyla engelliyor.''

-''Milletim müsterih olsun, biz kimseye bu ülke üzerinde ameliyat yaptırmayız, kimseyi bu milletin hissiyatıyla oynatmayız.'

Başbakan Erdoğan 2023 yılına ilişkin hedefleri şöyle sıraladı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kaos, huzursuzluk varmış, sokağa çıkılamıyormuş gibi bir görüntü oluşturulmak istendiğini belirterek, ''Oysa tam tersi. Edirne, Kırklareli, Muğla, Antalya nasıl gelişiyorsa, oralar da aynı şekilde gelişiyor'' dedi.

Erdoğan, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki son görüşmelerde, hükümet adına yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarının en büyük başarılarından birisinin, milletin kendisine ve ülkesine olan güvenini yeniden tesis etmesi, devletle millet arasına örülen duvarları yıkması, büyük bir sosyal restorasyon sürecini başlatması olduğunu söyledi.

''Biz, 8 yıl önce bu toprağa tohumlar attık. Zaman içinde bu tohumlar filizlendi ve fidana dönüştü'' diyen Erdoğan, istikrar ve güven zemininde ilerledikleri, o fidanları korudukları, gözettikleri ve üzerlerine titremeye devam ettikleri müddetçe, o fidanların boy atacağını, köklerinin toprağı çok daha güçlü kavrayacağını, toprağa çok daha güçlü biçimde tutunacağını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, destansı bir kahramanlık örneği sergileyerek 1923 yılında bu topraklara Cumhuriyet tohumunu ektiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

''Cumhuriyeti kuran aziz milletimizin iradesi büyük badireler atlattı. Hep birlikte o tohumun bir filize, bir fidana dönüşmesini sağladık. O fidan, ne zaman boy atmak istediyse boynu vurulmak istendi. O fidan ne zaman kök salmak istediyse kökü kurutulmak istendi. O fidan ne zaman dal budak salmak istediyse dalları, kolları, kanatları kırıldı. Ne zaman ekonomi atılıma geçtiyse, krizler ülkenin önünü kesti. Ne zaman demokrasi güçlenme iradesine kavuştuysa, müdahalelerle engellendi.

İstikrar ve güven, sağlam bir zemin, sağlam bir mecra bulduğunda her seferinde bozuldu, bozguna uğratıldı. Şuraya da dikkatlerinizi çekiyorum: Cumhuriyet çınarı, sadece dışarıdan değil, içindeki kurtçuklar tarafından da kemirilmek, çürütülmek, zayıflatılmak istendi. İşte 8 yıl boyunca, hükümet olarak, o çınarı büyütmek, güçlendirmek, her türlü saldırıya, tehdide, tehlikeye karşı o çınarı korumak, kollamak için var gücümüzle çalıştık. Dışarıda Türkiye'nin itibarını yükseltirken, içerde de kurtçuklara karşı, çetelere, mafyaya karşı amansız bir mücadele verdik. Türkiye'yi karanlığa çekecek her türlü senaryoyu, her türlü tuzağı cesaretle boşa çıkardık. Türkiye'nin büyümesini, güçlenmesini, kalkınmasını engelleyecek her provokasyonu, her hukuksuzluğu etkisiz kıldık.

AK Parti hükümeti, 8 yıl boyunca bu toprağa sevgi tohumları ekti, kardeşlik tohumları ekti. Demokrasiyi güçlendirerek, hukuku yücelterek, hak ve özgürlükleri geliştirerek, ekonomiyi büyüterek, aziz milletimizin selameti için, Türkiye'nin bekası için ter döktü, gecesini gündüzüne kattı, büyük bir mücadele verdi.''

-''ANKARA'NIN BİR İLÇESİNE GİDER GİBİ KONYA'YA GİDECEĞİZ''-

Başbakan Erdoğan, 11 Aralıkta Mardin'de 78 eserin, ertesi gün de Siirt'te 32 eser ve hizmetin toplu açılışını yaptıklarını hatırlattı.

Önceki hafta da Konya'da bazı açılışlar yaptıklarını ifade eden Erdoğan, ''Aynı gün, Ankara-Konya Hızlı Tren Hattı'nda başlayan test sürüşlerini inceledik. Şu anda, 10 saat 30 dakikada ulaşılan Ankara-Konya etabı, 1 saat 15 dakika olacak. 2011'de bu proje devreye girince Ankara'nın bir ilçesine gider gibi Konya'ya gideceğiz'' dedi.

Erdoğan, Konya'dan Muş'a geçtiklerini ve orada 106 eserin resmi açılışını gerçekleştirdiklerini de hatırlattı. Bitlis'te 71 eserin, hizmetin toplu açılışını yaptıklarını anlatan Erdoğan, Bitlis-Muş arasına inşa ettikleri bölünmüş yol üzerindeki bin 900 metre uzunluğundaki tünelin de açılışını yaptıklarını bildirdi.

Başbakan Erdoğan, ''Bu işleri yapmak için dertli, aşık, milletine sevdalı olmak gerekiyor. Bizim için fark etmiyor, ha batı ha doğu, ha kuzey ha güney. AK Parti iktidarı batıda nasıl varsa doğuda, kuzeyde nasıl varsa güneyde de o şekilde var'' diye konuştu.

Sadece 2 hafta içinde, 5 ilde 300'e yakın eser ve hizmetin toplu açılışını gerçekleştirdiklerini kaydeden Erdoğan, ''Aydın'da, İstanbul'da, Elazığ'da, Ankara'da, Sivas'ta, Balıkesir'de, Şanlıurfa'da açılışlar yaptık. 81 vilayetle de kalmadık. Ortak bir kültürü, ortak bir tarihi paylaştığımız Priştine'de, Prizren'de, Mamuşa'da, Lübnan'ın Aydamun köyünde, Sayda şehrinde açılışlar yaptık'' dedi.

Erdoğan, en son İstanbul'da iki uluslararası zirveye ev sahipliği yaptıklarını, EKO Zirvesinde, 7'si Devlet ve Hükümet Başkanı olmak üzere 12 ülke temsilcisini ağırladıklarını belirtti.

-''TİKA'NIN YARDIMLARI 128 MİLYON DOLAR''-

8 yılda Suriye, Irak, Yunanistan ve Rusya Federasyonu ile ikili; Suriye, Lübnan ve Ürdün'le dörtlü stratejik işbirliği mekanizmaları kurduklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Kazakistan'la stratejik ortaklık; İtalya, İspanya, İsveç'le Hükümetler Arası Zirve; Pakistan, ABD, Hollanda ile benzeri mekanizmaları tesis ettik. Uzak-yakın demeden, dünyanın tüm ülkeleriyle, bölge ülkeleriyle, komşularımızla, Türk dünyasıyla ilişkilerimizi geliştirdik ve geliştiriyoruz. Geniş Türk coğrafyası ile her alanda ticaretimiz büyüdü, ihracatımız kat kat arttı. 1992-2002 yılları arasındaki 10 yılda, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetlerine TİKA'nın yapmış olduğu yardımların miktarı 52 milyon dolar. İktidarda olduğumuz 2003 ile 2009 yılları arasındaki 6 yılda ise TİKA'nın yapmış olduğu yardımlar 128 milyon dolar, fark bu.

TİKA'yı 37 ülkede faaliyet gösterebilecek bir konuma yükselttik. Türk Cumhuriyetlerinde, akraba ve soydaş toplulukların yaşadığı ülkelerde TİKA aracılığı ile yaptığımız proje sayısı 6 bin 714'e ulaştı.''

Başbakan Erdoğan, Türk Dili Konuşan Ülkeler Konseyi toplantısının onuncusunun Türkiye'de yapıldığını belirterek, Türkiye'nin, kısa adı CICA olan Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı Teşkilatının dönem başkanlığını da yaptığını bildirdi.

Yaylalara, mezralara kadar okul, yol, su götürürken, 5 kıtada işbirliği arayışını, 5 kıtada barış ve adalet mücadelesini sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan, ''Arkadaşımız çıkıyor 'önce izan olacak' diyor. Ben de o arkadaşıma diyorum ki 'ama biraz da insaf olacak.' Bizde insaf dinin yarısıdır. Bir şeyi eleştirirken, yargılarken insaf edin. 8 yıl içerisinde bu kadar şeyler yapıldığı içindir ki milletimiz gerek yerel gerekse genel seçimlerde AK Parti'yi sürekli olarak iktidarda tutmuştur. O zaman siz milletimizin ferasetine güvenmiyor musunuz? Kendinizi milletimizden çok daha akıllı mı zannediyorsunuz? Gerçeği göreceksiniz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, ''Yüzde 10 barajını kaldırmadınız'' sözleri üzerine, ''Yüzde 10 barajını biz koymadık. Bu barajla biz 16 ayda iktidara geldik. Gücünüz varsa siz de gelin'' dedi.

-''ORALARDAN GEÇERKEN 'YAV NELER BAŞARMIŞLAR' DİYOR''-

Dönemin padişahının, 5 Eylül 1792'de, Bağdat Valisi Kadir Süleyman Paşa'ya Mardin Kalesinin tamir edilmesini emrettiği belgeyi gösteren Erdoğan, 218 yıldır onarılmayan, tamir edilmeyen o kaleyi tamir etmeye başladıklarını bildirdi.

Başbakan Erdoğan, kendisine laf atan BDP'li milletvekillerine, ''Şimdi burada laf atıyor ya oralardan geçerken de 'yav neler başarmışlar be' diyorlar. Geçerken öyle diyorsunuz onu biliyorum, orada takdir ediyorsunuz ama burada farklısınız'' yanıtını verdi.

Tunceli'ye de üniversiteyi kendilerinin yaptığını belirten Erdoğan, ''Tunceli'de üniversite var. Ama haberi yok görmez, bilmez, anlamaz. Mesele göz, kulak, dil meselesi'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

''Türkiye'nin yıllarca hizmet almamış, yatırım almamış, bir çivi dahi çakılmamış illeri, ilçeleri bugün yeniden hayat buluyor, kalkınma yarışında yeniden yerini alıyor. Algı ile gerçek arasında çok büyük fark var değerli arkadaşlarım. Doğu ve Güneydoğu'nun, diğer bölgelerdeki imajıyla, gerçek durumları arasında çok ciddi bir uçurum var. Oralarda kaos varmış gibi, oralarda huzursuzluk varmış gibi, oralarda sokağa çıkılamıyormuş gibi bir görüntü oluşturulmak isteniyor. Oysa tam tersi... Edirne, Kırklareli, Muğla, Çankırı, Giresun, Antalya nasıl gelişiyorsa, oralar da aynı şekilde gelişiyor. Batı'da umut ne kadar çoğalıyorsa, Doğu'da da o kadar çoğalıyor. Kuzey ve Güney nasıl kalkınıyorsa, Doğu ve Güneydoğu da aynı şekilde kalkınıyor. Türkiye topyekun kalkınıyor, geleceğe koşuyor.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ''Nereye gitse, kiminle görüşse, kime hitap etse, nabza göre şerbet verdiğini, Kafdağı'nın arkasındakileri de vaat etiğini'' ifade ederek, ''Sayın Genel Başkan'ın adı o zaman Hıdır mıydı? 'Benim adım Hıdır, elimden gelen budur'; böyle mi diyeceğiz? Bir siyasi lidere, her şeyden önce ciddiyet yakışır, laubalilik değil'' dedi.

Erdoğan, TBMM Genel Kurulunda, 2011 yılı bütçe tasarısı üzerinde hükümet adına yaptığı konuşmasının son bölümünde CHP'ye yönelik eleştirilerde bulundu.

Bütçe görüşmelerinin, bir yıllık muhasebenin yapıldığı, gelecek vizyonunun ele alındığı, ekonomiyle birlikte diğer bütün konuların enine boyuna tartışıldığı bir zemin olduğunu söyleyen Erdoğan, demokratikleşme, dış ve iç politikaların, ekonominin, birbiriyle doğrudan ilişkili, bağlantılı konular olduğuna işaret etti. Erdoğan, ''Ekonomideki bir aksama, doğrudan doğruya dış politikayı da etkiler. Demokratikleşmedeki bir sorun, doğrudan doğruya ekonomide aynı şekilde olumsuz tesir meydana getirir'' dedi.

Başbakan Erdoğan, 8 yıl boyunca bütçe disiplinini koruduklarını, mali disiplinden, para politikalarından taviz vermediklerini, enflasyonla kararlı şekilde mücadele ettiklerini ve tek haneli oranlara kadar düşürdüklerini, faizleri yüzde 63'ten yüzde 7'lere kadar çektiklerini anlattı. Erdoğan, ekonomideki büyümeyi, enflasyonun çok çok üzerinde ücretlere yansıttıklarını, eğitime, sosyal politikalara ayırdıkları bütçeyi, her yıl katlayarak artırdıklarını dile getirdi.

-''BOL KESEDEN DAĞITANLAR''-

''Anamuhalefet partisi genel başkanı, nereye gitse, kiminle görüşse, kime hitap etse, nabza göre şerbet veriyor, Kafdağı'nın arkasındakileri de vaat ediyor'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''CHP Genel Başkanı'nın, sadece kurultayda dile getirdiği bazı vaatlerinin en mütevazı hesapla maliyeti, on katrilyonlarca lirayı buluyor. Umut simsarlığı karlıdır. Ama hayal kırıklığının faturası da o derece ağırdır. Umut tefeciliği yapanlar, sadece kendileri kaybetmezler, millete de kaybettirirler. Milletimiz bugüne kadar ne çektiyse, hesabını kitabını bilmeyen, ne konuştuğunu bilmeyen, umut simsarlığı yapanlardan çekti. Böyle bol keseden dağıtanlar, kaşıkla verenler, çok kısa süre zarfında kepçeyle bütün kazanımları geri aldılar. Tıpkı 1990'lı yıllarda, tıpkı 2001 krizinde olduğu gibi, enflasyon anında fırlar, yeniden yüzde 60'lar, 70'ler seviyesine çıkar. Faizler anında yükselir, yüzde 7 bin 500'lere çıkar. Türkiye yeniden borç-faiz sarmalına girer, yatırım, üretim, ihracat geriler, vergiler, faiz giderlerini dahi karşılayamaz hale gelir. Türkiye bunu geçmişte maalesef çok yaşadı. Türkiye bunu CHP'nin koalisyon ortağı olduğu dönemlerde defalarca ve en ağır şekilde ödedi. Şimdi, CHP çok uzun süredir iktidara gelemediği, iktidar ortağı dahi olamadığı için, CHP'li hükümetlerin ne anlama geldiğini vatandaşım unutmuş vaziyette. Özellikle 40 yaş altı vatandaşlarım, CHP'li hükümetler dönemini bilmiyor, bilmiyor olmaları da gayet tabiidir.''

-''HER SEFERİNDE ÜLKEYİ UÇURUMUN KENARINA GETİRDİ''-

Erdoğan, Hazine ne zaman belini doğrultsa, hemen ardından CHP'nin koalisyon ortağı olduğu iktidarlarca boşaltıldığını belirterek, Adnan Menderes'in büyüttüğü ekonominin, ardından gelen CHP tarafından küçültüldüğünü, kasaların boşaltıldığını söyledi.

Turgut Özal tarafından ekonomide dengenin kurulduğunu, ardından CHP'nin koalisyon ortağı olduğu dönemlerde o dengelerin tamamının bozulduğunu belirten Erdoğan, CHP'nin hükümet ortağı olduğu her dönemin, yüksek enflasyonla, yüksek faizle, ekonomik krizle vatandaşın en büyük bedelleri ödediği dönem olduğunu ifade etti.

Erdoğan, CHP'nin hükümet ortağı olduğu her dönemin, kuyrukların, karnelerin, kısıtlamaların, zamların rekora koştuğu dönem olduğunu savunarak, ''Hesapsız, kitapsız, popülizmle, bol keseden vaat ederek iktidar ortağı olan CHP'nin, her seferinde ülkeyi uçurumun kenarına getirdiğini, telafisi zor faturaları bu millete ödettiğini'' söyledi.

-CHP İLE İLGİLİ HABERLERDEN ALINTILAR-

Anadolu Ajansı'nın başlıklarından, CHP dönemlerine ilişkin bazı haberlerden örnek veren Erdoğan, şöyle devam etti:

''24 Şubat 1974: İstanbul'un da bulunduğu bazı illerde elektrik kısıtlaması başladı. 26 Şubat 1974: Şekere yüzde 25, akaryakıta yüzde 65-79, çimentoya yüzde 52, Sümerbank ürünlerine yüzde 20-70, gazete kağıdına yüzde 36,5 zam yapıldı. Türkiye'de yerli motorlu taşıt almak izne bağlandı. İstekliler bir dilekçe ve istenen belgelerle birlikte kaymakamlıklara başvuracak.

CHP'nin koalisyon ortağı olduğu bir başka Hükümet; 42. Hükümet. Size o günlerden birkaç haber veriyorum: 5 Ocak 1978: Hükümet kuruldu. 6 Ocak 1978: Akaryakıt sıkıntısı tüm Türkiye'de doruk noktasına ulaştı. Rafinerilerde 2 günlük stok kaldı. Yakıt olmadığı için hastane, otel ve işyerleri kaloriferlerini kapatmak zorunda kaldı. 1 Mart 1978: Türk parasının değeri yüzde 31 ile yüzde 38 oranında düşürüldü. 3 Mart 1978: PETKİM ürünlerine yüzde 60 zam yapıldı. 11 Haziran 1978: ATAŞ Rafinerisi'nde üretim tamamen durdu. Nedeni, işleyecek ham petrol kalmadığı için... 20 Eylül 1978: Türk parası tekrar devalüe edildi. 7 Aralık 1978: Türkiye'nin çeşitli yerlerinde mazot sıkıntısı başladı. Fuel-oil darlığı da kaloriferlerin yakılmasını önlüyor. Bu yüzden birçok işyerinde palto ile çalışılıyor. 26 Aralık 1978: Bakanlar Kurulu sabaha kadar çalıştı, saat 03.30, bu toplantı sonunda 13 ilde olağanüstü hal kararı alındı. CHP, ülkeyi olağan şekilde yönetemediği için olağanüstü yollara başvuruyor ve sıkıyönetim ilan ediyor. 16 Şubat 1979: Stokta mazot kalmadı, Rusya ile yapılan görüşmelerde petrol ithali konusunda anlaşmaya varılamadı. Irak borcumuzu ödemediğimiz gerekçesiyle mazot vermiyor. Döviz yokluğundan spot alım da yapamıyoruz. PETKİM dünden itibaren ürünlerine yüzde 65 oranında zam yaptı. 12 Nisan 1979: İstanbul'da tüpgaz sıkıntısı giderek büyüyor, kuyruklar uzuyor. Bağlantısı yapılan tüpgazın, döviz yokluğu nedeniyle yurda getirilemediği, sıkıntının bundan kaynaklandığı bildirildi. Petrol yokluğu nedeniyle İzmir rafinerisinin ham petrol üretim ünitesinin faaliyeti durduruldu. 29 Nisan 1979: İstanbul'da 1 Mayıs nedeniyle sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sizin geçmişiniz sokağa çıkma yasağı ilan ediyor; biz de 1 Mayıs'ı bayram ilan ediyoruz, farkımız bu. 6 Kasım 1979: İstanbul'da elektrik kesintisi 3 saatten 4,5 saate çıkarıldı.''

-''CHP KLASİĞİ''-

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin CHP dönemlerinde 70 cente muhtaç hale getirildiğini, bütün CHP hükümetlerinin klasiğinin bu olduğunu belirtti.

CHP'nin iktidar olduğu 1994'de, doların 19 bin liradan 38 bin liraya çıktığını, enflasyonun üç haneli oranlarla tanıştığını, yüzde 400 faizli borçlanma kağıtlarının piyasaya sürüldüğünü ifade eden Erdoğan, uluslararası rezervlerin 3 milyar dolara düştüğünü, bugün ise altın hariç 80 milyar dolar olduğunu kaydetti. Erdoğan, ''Nereden nereye'' dedi.

Genel Kurulda, ''21. yüzyıl Türkiye'nin yüzyılı olacak'' denildiğine işaret eden Erdoğan, bunun temellerini attıklarını anlattı.

Bugün bol keseden savrulan vaatlerin, Türkiye'yi nereye taşıyacağını görmek için falcı olmaya gerek olmadığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''Ben bunları anlatıyorum, hep soruyorlar kaynak nedir diye. Ortaya yeni bir şey çıktı; 'kaynak Kemal' diye. Acaba Sayın Genel Başkan'ın adı o zaman farklı mıydı? Sayın Genel Başkan'ın adı o zaman Hıdır mıydı? 'Benim adım Hıdır, elimden gelen budur'; böyle mi diyeceğiz. Bunları artık ciddi olarak ele alalım. Bir siyasi lidere, siyasi parti genel başkanına herşeyden önce ciddiyet yakışır, laubalilik değil. 'Genel af' diyeceksin çark edeceksin, 'başörtüsü' diyeceksin 'U dönüşü' yapacaksın, 'Havuzlu villa' diyeceksin, kendi havuzlu villası ortaya çıkacak. 'Çarşaf liste' diyeceksin, blok liste. 'Ben genel başkan adayı değilim' diyeceksin, ertesi gün genel başkan adayı olacaksın. Bunlar çok enteresan şeyler.

Biz bu yola çıkarken, kaynak Türkiye'dir dedik, kaynak Tayyip Erdoğan'dır demedik. Biz, kerameti kendinden menkul olanlardan değiliz, Türkiye'ye inananlardan, Türkiye'nin gücüne, potansiyeline güvenenlerden olduk. Bizim farkımız bu.''

 -''İSTİKRARLI BÜYÜME SÜRECİ''-

Başbakan Erdoğan, Türkiye'yi, güvenle, özgüvenle, istikrarla sağlam bir zeminde yoluna devam ettiğini dile getirerek, Türkiye için çok daha büyük hayallerinin olduğunu anlattı.

Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yıl dönümünde, 2023'te, bugünkünden çok farklı, çok daha kalkınmış bir Türkiye'ye ulaşacaklarını belirten Erdoğan, ''2023'te uluslararası alanda, daha etkili, daha güçlü bir Türkiye; AB üyesi olmuş, komşu ve çevre ülkelerle maksimum düzeyde ilişkilerini geliştirmiş, G-20 başta olmak üzere, üyesi olduğu uluslararası oluşumlarda ve dünyada etkinliğini artırmış ve 2023'de dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmiş bir Türkiye... Makroekonomi alanında, daha istikrarlı ve daha müreffeh bir Türkiye'yi inşa ediyoruz. Türkiye'nin dışa açık bir ekonomi olma özelliğini koruyacak, daha fazla uluslararası yatırım çekecek, gelen sermayenin daha uzun süre kalmasını sağlayacağız. Mali disiplinle, ihtiyatlı para politikalarıyla, yapısal reformlarla, serbest kur rejimi ve makro ihtiyati tedbirlerle küresel krizin bütün etkilerini geride bırakacak, Türkiye'yi istikrarlı bir büyüme sürecine kavuşturacağız'' diye konuştu.

Erdoğan, 2023'te 82 milyonu aşan bir nüfusla, kişi başına gelirin 25 bin dolar seviyesine yaklaşacağını, ihracatın 500 milyar dolara, dış ticaret hacminin ise 1 trilyon dolara ulaşmış olacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan, 4 yıllık program değil; Cumhuriyetin 100. yılının programını ve hedeflerini açıkladığına işaret etti. Erdoğan, istihdam oranını yaklaşık 10 puan artırarak çalışan nüfusu 30 milyona çıkaracaklarını, işsizlik oranını yüzde 5'lere kadar çekeceklerini, tarım dışı kayıtdışılığı yüzde 15'e kadar düşüreceklerini, her yıl 400 bin kişiyi işgücü yetiştirme kurslarında eğiteceklerini, bunların işe yerleştirme oranını uluslararası oranlara, yüzde 40'a çıkaracaklarını, hayat boyu öğrenme oranlarını yüzde 2'den yüzde 8'e yükselteceklerini, sağlık sigortası sistemi dışında hiçbir vatandaşın kalmayacağını, engellilerin, kadınların ve gençlerin daha çok çalışma hayatına katıldığı bir Türkiye inşa edeceklerini anlattı.

-''KAYNAK TÜRKİYE'DİR''- 2023 YILI HEDEFLERİ

İlköğretimde yakaladıkları yüzde 100'e yakın okullaşma oranına, 2023'te okul öncesi eğitim ve ortaöğretim kademesinde de ulaşılmış olacağını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle devam etti:

''Derslik başına öğrenci sayısı ilköğretim ve ortaöğretimde 30 öğrenciye... Kaliteli sağlık hizmetine herkesin eriştiği bir Türkiye olacak. Son yıllarda hızla düşen bebek ölüm oranları ve anne ölüm oranlarını 2023'te tek haneli rakamlara indiriyoruz. 10 bin vatandaşa düşen hekim sayısı en az 21 seviyesine ulaşacak. 11 bin kilometrelik demiryolu ağı 2 katına çıkacak. Edirne'den Kars'a, İzmir'den Diyarbakır'a, Trabzon'dan Adana'ya, Bursa'dan Antalya'ya yüksek hızlı tren hatları inşa edeceğiz. Bu hatlarda yerli işgücünün yerli mühendislerin yaptığı trenleri çalıştıracağız. Asrın Projesi Marmaray'ı, İstanbul-İzmir otoyolunu, Körfez Geçişi'ni tamamlamış olacağız. 8 yılda 13 bin 555 kilometre bölünmüş yol inşa ettik. 2023'e kadar 15 bin kilometre daha bölünmüş yol buna ilave edeceğiz. Dünyanın en büyük 10 limanından biri Türkiye'de olacak. Kendi uçağımızı, kendi uydumuzu yerli tasarımla, yerli teknolojiyle kendimiz üretiyoruz ve üretmeye devam edeceğiz. Kendi savaş gemimizi, kendi tanklarımızı, kendi insansız hava uçaklarımızı üretmeye başladık, çok daha büyük projelerin altına imza atacağız. Kendi savunma uydumuzu, Türk mühendisleri tasarlıyor, imal ediyor ve Göktürk uydumuzu uzaya gönderiyoruz. En az 3 nükleer enerji santrali tamamlanmış olacak. 2009'daki 2 bin 565 kilovat saat olan kişi başına elektrik tüketimi 2023'te 4 bin kilovat saat seviyesini aşacak. GAP, DAP ve KOP gibi bölgesel projelerini tamamlamış, dünyanın tahıl ambarına, tarım merkezine dönüşmüş bir Türkiye inşa edeceğiz.''

Demokratikleşme adımlarını kararlılıkla sürdüreceklerini Türkiye'yi bölgenin en ileri demokratik standartlara sahip ülkesi haline getireceklerini bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

''Özgürlükleri daha da ileri standartlara kavuşturacağız. Yeni bir anayasayla, katılımcı, özgürlükçü bir anayasayla, büyük Türkiye vizyonuna denk düşen güçlü bir anayasayla geleceği kucaklıyoruz, kucaklayacağız. Kardeşlikle, birlik ve beraberlikle, istikrar ve güvenle, barış ve huzurla bütün hayallerimizi, tüm hedeflerimizi gerçeğe dönüştüreceğiz. Kısa vadeli değil, uzun vadeli bir Türkiye vizyonu çizdim. Kaynak Türkiye'dir. Türkiye bütün hayallerini gerçeğe dönüştürecek güce, potansiyele, dinamizme sahiptir.''