Erbakanla Röportaj...

Erbakanla Röportaj...

7 ay sonraki seçimler için ittifaka girip girmeyeceğine dair sorumuz üzerine, sözlerine, 1923’ten beri Siyonizm’in Türkiye üzerinde oynadığı oyunları anlatarak başlayan Prof. Dr. Erbakan...

Milli Görüş lideri ve Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, yeniden aktif siyasete döndükten sonra Türk basınındaki ilk röportajını Yeni Akit'e verdi. Balgat'taki parti genel merkezinde Akit ekibini kabul eden Erbakan, Türkiye ve dünyadaki meselelerden Tayyip Erdoğan'ın 'One minute' çıkışı ve Erdoğan'la telefonlaşıp telefonlaşmadığına kadar bir çok önemli konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Erbakan, partideki makamında kabul ettiği gazetemiz Ankara Temsilcisi Yener Dönmez ile arkadaşlarımız Fatih Akkaya ve Mehmet Nedim Aslan'a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

TAYYİP'TEN ÇOK BANA TEBRİK GELDİ

SP Genel Başkanı Erbakan, Başbakan Erdoğan'ın gerek iç kamuoyunun gerekse İslam Alemi'nin takdirle karşıladığı "One minute" çıkışını Milli Görüş'e bağlayarak, "Bu çıkış aslında Milli Görüş'ün eseridir. Davos'taki o toplantı öncesinde İstanbul'da bir milyon kişiyi toplayarak, hükümeti göreve çağıran Saadet Partisi'dir, Milli Görüş'tür. Bizim bugünkü muhalefetimiz olmasa 'Bir dakika' diyemeyecekler. Nitekim, 'One minute' çıkışının ardından Tayyip'ten çok ben tebrik aldım. Dünyanın çeşitli yerlerinden tebrik telefonları geldi, sizin talebeniz diye" dedi.

SİYONİZM TEHDİDİ ALTINDAYIZ

7 ay sonraki seçimler için ittifaka girip girmeyeceğine dair sorumuz üzerine, sözlerine, 1923'ten beri Siyonizm'in Türkiye üzerinde oynadığı oyunları anlatarak başlayan Prof. Dr. Erbakan, bütün dünyanın ırkçı emperyalizmin tehdidi altında olduğunu, Siyonizm'in emellerine ulaşmak için Türkiye'de bağımsız bir devlet istemediğini anlattı. Irkçı emperyalizmin tarihsel kökenlerine değinen Prof. Erbakan, Siyonizm'in Tevrat'ın tahrif edilerek "Kabala" adlı sihir kitabına inanılmaya başlanmasıyla ortaya çıktığını hatırlattı.

1990'DA 20. HAÇLI SEFERİ BAŞLATILDI

Erbakan şunları kaydetti: "7 ay sonra seçim var. Dünyaya baktığımız zaman emperyalizm yani siyonizm 20. Haçlı Seferini başlattı 1990'da. Büyük İsrail'i kurmak için. Bunun için hedefte Türkiye var. Çünkü Türkiye Haçlı Seferlerine müsaade etmemiş. 'Dünya siyonizme bırakılamaz' demiş atalarımız ve dünyayı adaletle muhafaza etmişlerdir. En son 1. Cihan Harbi'nde geldiler, beş sene harp ettiler, bir tek Anadolu'yu işgal edemediler. Anadolu'da imanlı insanlar var. Beş sene de İstiklal Savaşı yaptık. Bu savaşların sonunda 'Artık barış yapalım' dendi. Ve Lozan'a gönderildi bir heyet. Lozan'da Fransa Başbakanı Clemenceau ve İngiltere Başbakanı Lloyd George imzalamadılar, anlaşmayı imzalamadılar."

LOZAN'I HAİM NAUM İMZALATTI

"Bunun üzerine Haim Naum ortaya çıktı. İnönü'nün Lozan'daki müşaviri. 'Ben bunlara Lozan Anlaşması'nı imzalatırım' dedi Haim Naum. İmzalamıyorlar. Gitti onlara dedi ki, 'Bu Lozan Anlaşması aslında bizim siyonist planımızdır. Siz niçin imzalamıyorsunuz, ben size hayranım. İki sebeple imzalamıyorsunuz. Diyorsunuz ki; biz cihan harbini niçin yaptık, büyük İsrail'i kuralım diye. Harbin galibi miyiz? Galibiyiz. Neden İsrail'i önce küçük kurup sonra büyütecekmişiz? Galibi olduğumuza göre kurunca büyüğünü kuralım. İkincisi, diyorsunuz ki; İsrail devleti kurulunca bunun emniyeti için Anadolu'da bağımsız bir devlet olmayacak. Türkiye diye bir şey kabul edemeyiz. Bunda da çok haklısınız. Sizinle beraberim. Ancak ben kalbimin yanında aklımı da kullanıyorum. Aynen sizin gibi düşünüyorum. Ama, 5 sene cihan harbi yaptınız, 5 sene de uğraştınız bunları yutamadınız, neden? Bunlarda iman var. Bu iman varken bunları yutamazsınız. Gelin yalancıktan Lozan'ı imzalayın. Mola anlaşması olmak üzere imzalayın. Aslolan Sevr olacak. Biz bir zaman kazanacağız. Bunun için 10 senedir savaşıyoruz. Fakat bu zamanı boşa geçirmeyeceğiz' dedi Naum."

SİYONİZM'İN AMENTÜSÜ

"Bunun için de yedi madde ortaya koydu. Bunlar da Haim Naum doktrini: Anadolu insanını aç bırakacağız, işsiz bırakacağız, borca esir edeceğiz, dininden uzaklaştıracağız, böleceğiz, bunları birbirleriyle çarpıştıracağız, bunları İsrail'e kolay lokma yapacağız. 80 senedir dünya siyonizmi bizim üzerimizde bunu uygulamaya çalışıyor."

"AKP'YE OY VERMEZSEN SENİ İFLAS ETTİRİRİM" DENİLİYOR

Erbakan, siyonizmin Türkiye'yi tamamen kontrolü altına almak ve Saadet Partisi'nin seçimleri kazanmaması için beş maddelik plan yaptığını belirterek şöyle konuştu: "Bir tanesi: bütün basını ele geçirmişlerdir. Siyonizm büyük İsrail'i kurmak için bize karşı, Saadet Partisi'ne karşı, Milli Görüş'e karşı beş tane hazırlık yapmıştır. Bütün basını kontrol altına almıştır. Bir yazar aleyhte yazı yazdığında işine son veriliyor. İkincisi bankalar: Bütün bankaları satın aldı Yahudiler. Bankalardan kredi almış binlerce on binlerce insana eğer AKP'ye oy vermezsen seni iflas ettiririm deniliyor. Onun için bankaları satın aldılar. Sonsuz para sahibidirler. Bütün kamu kuruluşlarını satın aldılar. Türkiye'de hayat durdu. Basın, bankalar, büyük milli kuruluşlar ve sonra taviz politikası güdüyorlar şimdi. Eskiden AKP'ye 'Bana bakın, siz bizi aldatıyorsunuz, şeriatı getireceksiniz. İslam'-dan bahsetmeyin. Başörtüsünden bahsetmeyin. Yoksa sizi düşürürüz ha" diyorlar. Şimdi Saadet Partisi güçlenince, millet aslına dönünce, bu sefer AKP'yi Müslümanlara hizmet eden bir parti göstermenin rötuşlarına başladılar."

"SİYONİZM 'BEN SİYONİZME HİZMET ETMİYORUM" MARŞI SÖYLETTİRİYOR"

Prof. Erbakan, kendisine "Hocam ya bunlar senin talebelerin. Sen bu talebelerini kıskandığın için mi bunları söylüyorsun?" sorusunun da sorulduğunu belirterek, "Bunu bana söylüyorlar. Sualin gerçek cevabı ne? Kıskandığım için değil. Bunlara karşı şefkat beslediğim için. Ne yaptıklarını bilmiyorlar. 'Efendim biz Müslüman insanlarız, hiç siyonizme hizmet eder miyiz?' diyorlar. Bu söz hiçbirşey ifade etmez. Çünkü Siyonizm öyle ustadır ki, 'Ben mi, ben hiç siyonizme hizmet eder miyim?' marşını söylettirerek, seni siyonizm ordusunda asker gibi talim ettirir. Sen öyle söylersin. Halbuki yaptığın iş Yahudiye hizmettir. Siyonizm bu kadar ustadır" dedi.

KULLANILDIĞINI BİLMİYOR

AK Parti'nin bilerek İslam'a zarar vermediğini ancak kullanıldıklarını ifade eden Erbakan, "Bunlar bilerek İslam'a zarar vermek istemezler çünkü bizim talebimizdirler. Ama siyonizm öyle ustadır ki, bunları tamamen siyonizm için kullanır. Kullanıldıklarını da bilmezler. Bütün bu gördüğümüz olaylar, demokratikleşme, açılımlar tamamen siyonizmin aksiyonlarıdır" ifadelerini kullandı.

"BİZLERİ İSRAİL'E BAĞLIYORLAR"

Necmettin Erbakan şöyle devam etti: "Haim Naim doktrini ne diyor? İşsiz bırakacaksın, borca esir edeceksin. Dinini değiştireceksin. Din değiştirmek iki türlü olur. Bir: İslam'ı yasaklarsın, iki: bir de İslam'ı değiştirirsin. Bugün Türkiye'de ikinci metot tatbik ediliyor. Dinler bahçesi. Aynı yerde kilise, havra, cami yapılıyor. Bu İslam itikadına uymaz. Allah nazarında tek din İslam'dır. Hıristiyanlık ve Yahudilik hurafedir. Bunların Cenab-ı Hak'la irtibatları kesilmiş. Bunlar gerçek değildir. Şimdi bu dinler bahçesi içerisine kilise, havra, cami yapmış. Caminin üzerine 'La İlahe İllallah' demiş, 'Muhammedun Resulallah' dememiş. Neden? Yahudiler ve Hıristiyanlar da cennete gidecekmiş. Böyle Müslümanlık olmaz."

BAYKAL'IN ANLATTIĞI 'ABDEST BOZULDU' OLAYI

"Söyledikleri bir cümleyi unutmuyorum. 'Siz 'AKP yanlıştır' diyorsunuz, Halk Partisi'nin gelmemesi için bir alternatif koydunuz da oy vermedik mi?' sözü çok mühimdir. Türkiye'yi İsrail'in kontrolünden kurtarmak, İslam birliği kurmak, yeni bir dünya kurmak lazımdır. Bu vazife Milli Görüş'e düşüyor. Bundan dolayı Milli Görüş mutlaka alternatif olması lazım. Önümüzdeki seçimlere üç tane parti giriyor. Türkiye'de 60 tane parti var. Geriye kalanlara kulak asma. Birisi Halk Partisi. Halk Partisi yıllarca din düşmanlığı yaptığı için iktidara gelememiştir. Yüzde 20'den fazla oy alamamıştır. Bizzat Baykal anlatmıştır, demiştir ki: "Siz benim işimi kolay mı zannediyorsunuz? Karadeniz'de abdest alan 80 yaşındaki bir adam, suyu getiren çocuğa 'Oğlum sen hangi partilisin' dediği zaman, 'Ben Halk Partiliyim' dediği zaman, 'Benim abdestim olmadı, yeniden almalıyım' diyor. Böyle bir partiyi iktidara getirmek kolay mı zannediyorsunuz?' Halk Partisi milletten kopuktur. Şimdi bu çocuk milletle barışmaya çalışıyor ama 80 senelik mazisini ne yapacak? Yani bunu idrak etmesi gerekir.

Ne kaldı geriye? Yüzde 80 sağ oylar kaldı. Şu andaki mevcut yapıya göre büyük kısmının AKP'de toplanacağı yapısı var. Bizim bu yapıyı değiştirmemiz lazım. Saadet Partisi, insanlık kurtuluşunu gerçekleştirmek için gereken neyse yapacaktır. Haklı olmak yetmiyor. Haklı olduğunuzu anlatabilmek gerekir. Bizim davamız haktır. Başka türlüsü yoktur. Bunu millete anlatabilmemiz lazım."

"KERAMET BİZDE DEĞİL, BİZİM İNANCIMIZDA, MİLLİ GÖRÜŞ'TE"

"Neden AKP'ye oy vermeyeceğim de, Saadet Partisi'ne oy vereceğim? Ana sual budur. Halk Partisi, bunlar hepsi teferruattır. Kim gelecek peki? Saadet Partisi gelecek. Nasıl gelecek yahu? Yüzde 5 oy aldı. Saadet Partisi bugüne kadar kaç defa yüzde 5 oy aldı, yüzde 35'e çıktı. Biz 40 senelik partiyiz. Kurulduk, üç sene sonra iktidar olduk. Siyonizm bizi çeşitli hilelerle uzaklaştırdı. Yeniden geldik. 28 Şubat'ı yaptı. Tekrar şahlanacağız. Yeniden iktidara gelmek zorundayız. Keramet bizde değil, keramet bizim prensiplerimizde, bizim inancımızda, yani keramet Milli Görüş'tedir. Milli Görüşsüz olmaz."

"AKP, BİLEREK KÖTÜLÜK YAPMIYOR"

Erbakan, AK Partililer için "üzümden şarap da olur" benzetmesiyle ilgili olarak, "Ben onlara şarap marap demedim. Demem de. Ben bunların bilerek kötülük yaptıklarını kabul etmem. Bunlar benim talebelerim, evlatlarım. Hata içinde, yanlış yoldalar. Ben de onları uyarma vazifemi yapmak zorundayım. Yoksa mesul olurum."

DEMİREL VAN'A GİDECEKTİ AMA KONYA'YA GELDİ

Erbakan, 1969 yılında Odalar Birliği Başkanı iken Süleyman Demirel ile olan mücadelesini ise şöyle anlattı: "1969'da ben Odalar Birliği Genel Başkanıyım. Döviz çok kıymetliydi. Bu dövizi ben dağıtıyorum. Demirel de Başbakan. Demirel bu zenginler kulübüne dövizleri vermemizi istedi. Ben de vermiyorum. 'Erbakan'ı değiştirin' dedi. Bir kongre yaptık, ittifakla yeniden seçildik. Bunun üzerine Demirel de tek çare, 'Dövizleri bundan sonra Ticaret Bakanlığı dağıtacak' dedi. Biz de 'Ticaret Bakanlığı'na biz sahip olacağız' dedik ve siyasete atıldık. Anadolu'nun kalkınması için, sömürülmemesi için, lider ülke olması için bu mücadeleyi yapıyoruz. Konya'da çalışma başlattık. Bütün gazeteler Demirel için 'Van'da miting yapacak' diye yazdılar. Pazar günü geldi, bir de baktık ki Demirel Van'a gitmemiş, Konya'ya gelmiş. Kendisine demişler ki, 'Van'ı bırak, sen ağacın kökünü kaybediyorsun. Hoca Konya'ya gitti köy köy dolaşıyor. Senin partin kalmadı. O da o yüzden Konya'ya gelmek zorunda kaldı."

'AFERİN' DERSEM ETRAFIMDA PERVANE GİBİ DÖNERLER

AK Parti'nin içi saman dolu bir kuş olduğunu öne süren Erbakan, neden hala mücadele ettiğini şu sözlerle aktardı: "Bizim zorumuz ne? Şimdi bendenizin durumunu düşünün. Bunlar bizim talebelerimiz. 'Aferin, güzel yapıyorsunuz' dersem, bunlar her bakımdan etrafımda pervane olup koşarlar. Benim işim kolaylaşır. Bunu diyemiyorum. Neden? Vatan sevgisinden dolayı ve kendilerine olan şefkatimden dolayı. Bunları ikaz etmek ve Türkiye'yi kurtarmak Milli Görüş'ün vazifesidir. Milli Görüş dışında hiçbir görüşle saadet elde edilemez. Her ay anketler yapacağız. Mitingler, televizyon konuşmalarıyla millete bu gerçekleri göstereceğiz. Ve saman dolu kuşu değil, canlı kuşu göstereceğiz. Camiamız çelikleşmiştir, şuurlanmıştır, görevlerini bilmektedir. Milli Görüşçü kuruluşları 40 koldan çalışıyor. Biz Konya'da Mevlana Meydanı'nda iktidar bayrağını çekerken herkes bizimle alay ediyordu. Ama 73'te iktidara geldik. Dış güçler 1980 ihtilalini yaparak bizi kapattılar ama biz yine iktidara geldik. 28 Şubat oldu ama biz yine iktidara geleceğiz. İnşallah çok güzel günler bekliyor milletimizi ve insanlığı.

"ÇIRAKLIK VE KALFALIK DÖNEMİ BİTTİ ŞİMDİ SIRA USTALIK DÖNEMİNDE"

"Biz 1996 yılında Başbakan olduğumuz zaman bir yıl içinde denk bütçeden havuz sistemine, memur-işçi zamlarına kadar büyük işler yaptık. Bu Milli Görüş'ün kokusudur. Şimdi kendisi geliyor. Bolluk geliyor, bereket geliyor. Biz Milli Görüşüz. Millete hizmet ettik ve hala milletin duasını alıyoruz. Tıpkı Mimar Sinan gibi. Şehzade Camii çıraklık, Süleymaniye kalfalık ve Selimiye Mimar Sinan'ın ustalık eseridir. Bizler de çıraklık dönemimizi Ecevit ve MC hükümetleri döneminde geçirdik. Kalfalığı Refah iktidarında geçirdik. Şimdi ustalık dönemine geliyor."



Yeni Akit