Doğruhaber Zaman'a Sert Çıktı
Bazı yerlerde İlköğretimde başörtüsü ile derslere girme süreci ikinci yılına girerken bunu yeni bir girişimmiş gibi yeni keşfeden Hüseyin Çelikin Abdurrahman Yalçınkayanın ültimatomundan kaynaklanan sinmişlik duygusuyla sığındığı provokasyon terminolo
Fesat medyasının ağabeyi konumundaki Zaman gazetesinin gazetemizi de hedef alan Perşembe günkü iğrenç haberi, ikinci yılına giren ilköğretimde başörtüsü ile derslere girmekten kaynaklanan mağduriyetlere yeni bir darbe indirme girişimi olarak değerlendirilebilir.
İkinci yılına giren ilköğretimde başörtüsüyle okula gitme süreci ve bu süreçte yaşanan mağduriyetleri kamuoyunun dikkatine sunma gayesiyle gazetemizin gösterdiği duyarlılık uzun süreden beri sürüyorken statükonun üniversitelerde bile başörtüsü serbestisinin önüne geçme manevralarına provokasyon diyemeyen fesat medyası, nedense bir anda felaket tellallığına soyunmaya başladı.
İddialarına göre siyasilerin gündemine giren başörtüsü meselesi çözüm aşamasındayken Adana başta olmak üzere diğer illerde eş zamanlı olarak bir anda başlatılan ilköğretimde başörtüsüyle okula gitme girişimi süreci provoke etmeyi amaçlıyormuş.
Fesat Medya Grubunun baş aktörü Zaman ve türevlerinin bu iddiası evvela bariz bir yalan ve ahlaksızlık üzerine kurulu yayın politikasının ürünü olduğunu belirtelim. Çünkü ilköğretimde başörtüsü ile okula gitmekten kaynaklanan mağduriyet haberlerinin gazetemize de yansıması bir yılı geride bıraktı.
İkincisi ise, daha vahim bir durumu ortaya koymaktadır. Kendileri açısından başörtüsü sorunu uzun zamandan beri sorun olmaktan çıkmış, bu da 28 Şubat politikalarına gösterilen rıza sonu gerçekleşmiştir. 28 Şubat sürecinde tüm İslami kesimler başörtüsü mücadelesi veriyorken Zaman gazetesinin sözcülük ettiği kesim bunun bir teferruat olduğu saplantısına yönelmiş, böylece daha o günlerde başörtüsü yasakçılığının kendileri açısından bir sorun teşkil etmediği sonucuna varmışlardır. Bununla İslami hassasiyetleri ötelemekle kalmayan kesim, hem başörtüsü mücadelesinin peşinen kaybedilmesine neden olmuş hem de Müslüman kadınların İslami hassasiyetlerinin başında gelen iffet ve namus duygusunu darbeci generallerin keyfi tutumlarına peşkeş çekmişlerdir.
Şimdi merak edilen soru şu" Başörtüsü konusunda hiçbir hassasiyeti kalmamış, evliliklerinde bile başörtülü eş tercihini ikinci plana atarak açık saçıklığı ucubeleştirilen light "İslami" söylemlerle övünç vesilesi kılmış bir kesim, neden bir anda başörtüsü hamiliği görüntüsü altında provokasyon borazanlığının startını vermiş olsun?
Açıkça söyleyeyim. Başörtüsü için mağduriyet yaşayan ve mağduriyetleri hala süren kesimler benzer bir yaklaşım sergileselerdi, kabul etmemekle beraber bunu anlayışla karşılayabilirdik. Ancak başörtüsü konusunda mağduriyet yaşamadıkları gibi, üniversite kapılarında örtülü öğrencileri "Aç kapa, artema" reklamına çeviren, bu yolla iffet duygularını dejenerasyona uğratmayı başaran bu kesimi, başörtüsü tartışmaları zemininde anlamak mümkün değildir.
Aslında onlara yakışan tavır, başörtüsünün ihtiramına düşürdükleri gölge yüzünden mahcup tavırlar takınmaları ve bu konuda konuşamayacak kadar başlarını önlerine eğmeleri idi; İslamın şiarı olan başörtüsüne indirdikleri darbenin acısını vicdanlarının derinliklerinde hissetmeleriydi.
Ama ne alaka! Vicdan olsaydı, Müslüman kadının iffet sembolü olan başörtüsünü bürokraside yer kapma mücadelesine peşkeş çeker, pazarlık konusu yaparlar mıydı?
Sözün özü şu: Hem yaptıkları haberle Allah'ın lanetini gerektiren yalancılıkta bir adım daha derinleşmiş oldular; hem de hassasiyet sahibi olmadıkları hatta aşındırmaktan çekinmedikleri bir meseleye sahip çıkma ikiyüzlülüğünü göstermiş oldular.
Daha dün denilebilecek bir zaman diliminde Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara'ya yönelen siyonist vahşet karşısında İslami ve insani vicdanların Arş-ı Ala'ya yükselen feryatlarını sabote etmek adına siyonizmi meşru otorite sayanlar"
Hunharca katledilenleri de şehid dahi görmeyerek şehit kanlarını siyonist güç odaklarına pazarlama pervasızlığını gösterenler, başörtüsü konusunu bulandırmışsa, bunu güç odakları nezdinde çatır çatır harcamışlarsa belki de çok görmemek gerekir.
Doğruhaber
