Casus yazılımlar, savaş koridorları ve şantaja dayalı bir ittifak
Atina, Predator casus yazılımından askeri anlaşmalara kadar, ABD-İsrail düzeninin Batı Asya’da gerilediği bir dönemde geleceğini Tel Aviv’e bağladı.
2020 ile 2023 yılları arasında Atina havalimanından kalkan özel jetler, İsrailli casus yazılım şirketi Intellexa'ya aitti. Kıbrıs ve Yunanistan'ı merkez belleyen şirket, Predator adlı bir casus yazılımını Suudi Arabistan, Katar, Madagaskar, Ukrayna ve BAE destekli Sudan Hızlı Destek Güçleri (HDG) gibi demokratik olmayan birçok rejime sattı.
Yunan hükümetinin de müşterileri arasında olduğu düşünülüyor. Ancak Predator yazılımının, hükümetin haberi olmadan ittifakın geleceğini belirleyebilecek Yunan siyasi elitler hakkında İsrail'e zengin bir istihbarat akışı sağlıyor olması muhtemel.
Casus yazılımın hedef aldığı 105 kişi, Yunanistan'ın siyasi, iş ve askeri elitlerinden oluşuyor. Başbakan Kyriakos Mitsotakis, Intellexa'nın ürünlerini yalnızca hükümetlere satmasına ve bazı çalışanlarının bir Yunan istihbarat merkezinde çalışmasına rağmen, kendi hükümetinin bu faaliyetlerle bağlantılı olduğunu ısrarla reddetti.
Predator'da, üçüncü bir tarafa potansiyel olarak zarar verebilecek materyallere erişim sağlayabilecek bir arka kapı olup olmadığına dair hiçbir kamu soruşturması yapılmadı. Yine de skandal, Yunanistan ile İsrail arasındaki bağların her zamankinden daha derinleştiği bir dönemde ortaya çıktı.
Yunanistan, 6 Nisan 2026'da İsrail ile 650 milyon avroluk bir askeri anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında Yunanistan, İsrail'in en büyük silah üreticisi Elbit Systems'tan 36 adet roket atar, 300 kilometreye kadar menzile sahip hassas güdümlü füzeler, insansız hava araçları ve 10 yıllık bir destek paketi satın aldı.
Mart ayında, İran'a ait olduğu düşünülen bir insansız hava aracının Kıbrıs'taki İngiliz üslerini hedef almasının ardından, Fransa'dan yeni teslim alınan son teknoloji bir Yunan fırkateyni, ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü operasyonlara destek vermek üzere göreve çağrıldı. Londra ise daha sonra sözü edilen insansız hava aracının İran topraklarından fırlatılmadığını açıkladı.
Akdeniz'deki Atlantikçi askeri koridor
Yerel basında Aralık ayında çıkan haberlere göre Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs, Yunanistan'ın Kerpe adası, Kıbrıs ve İsrail kıyıları arasındaki üçgen içinde Doğu Akdeniz'de devriye görevi yapacak tugay büyüklüğünde bir hızlı müdahale gücü oluşturuyor.
Bu gelişme resmi olarak yalanlanmasına rağmen, üç ülkenin liderleri aynı ay içinde savunma işbirliği için ortak bir eylem planı imzaladı ve 2026'da ortak hava ve deniz tatbikatlarını artırma sözü verdi. Türk siyasetçiler ve medya, Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan bir “anti-Türkiye ekseni” konusunda uyarılarda bulunmaya başladı.
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 12 Nisan'da verdiği bir röportajda İsrail ile ittifakına atıfta bulunarak, “Yunanistan, başka hiçbir Avrupa ülkesinin izlemediği çok riskli politikalar izliyor ve bu politikalar ancak daha fazla güvensizlik, sorun ve savaşa yol açabilir” dedi ve ekledi: “Onları uyardık”.
Atina, ittifakın amacının deniz ticaret yollarını, enerji altyapısını ve denizaltı kablolarını Türkiye'nin baskısından korumak olduğunu ısrarla savunuyor. Gerçekte ise bu ilişki, Washington destekli 3+1 Stratejik İttifak aracılığıyla resmileştirilmiş ve Doğu Akdeniz'deki savunma, enerji ve güvenlik işbirliğini kapsayan, 2019 ile 2026 yılları arasında kabul edilen üç ABD yasası ile güvence altına alındı.
Bu yapı, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ve İbrahim Anlaşmaları gibi ABD destekli projeleri güvence altına almak için tasarlandı. Rusya ve Türkiye, bu yapının zımni hedefleri olmaya devam ediyor.
Üç müttefikin kapsadığı coğrafya, Yunanistan'ı Batı Asya'ya bağlayan askeri uçakların kullandığı uçuş rotalarını kapsıyor. Bu, Türk boğazlarını baypas eden ve ABD'nin kuzey Yunanistan'daki Dedeağaç limanından Ukrayna'ya yönelik lojistik ikmal rotasıyla birleştiğinde, ABD'nin hakim olduğu bir jeopolitik kavşak ve Ukrayna ile Asya'nın batı kıyı şeridindeki çatışma alanları arasında, Gazze, İsrail ve Lübnan cephesi boyunca kesintisiz bir koridor oluşturuyor.
Yunanistan'ın Suda körfezindeki ABD askeri üssü, ABD, İngiltere ve Almanya'dan başlayıp doğuya doğru ilerlemeden önce yakıt ikmali için gelinen ve Akdeniz'deki çeşitli askeri uçuş rotalarının merkezinde yer alan stratejik bir konuma sahip.
Yunanistan Dış İlişkiler Konseyi Başkanı ve Pire Üniversitesi strateji profesörü Athanasios Platias, The Cradle'a şu değerlendirmeyi aktardı:
“Yunanistan, BAE ile karşılıklı savunma anlaşması ve Suudi Arabistan'ın petrol sahalarını korumak için Patriot füzeleri gönderilmesinin yanı sıra, İsrail ile dengeli bir ilişki sürdürmeye çalışıyor. Yunanistan ve Kıbrıs, İsrail'in Batı’ya açılan kapısıdır".
Yunanistan ve Kıbrıs ile kurulan ittifakın sağladığı stratejik derinlik; İran’a yoğun bombardıman sırasında İsrail uçaklarının bu ülkelerin havaalanlarını kullanmasına, İsraillilerin ve yabancı turistlerin, tıpkı Lübnanlıların 1975-1990 iç savaşı sırasında yaptığı gibi, gemilerle Kıbrıs’a gitmelerine zemin oluşturdu. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun uçağına, her iki ülke de aleyhine aktif bir tutuklama emri bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) imzacıları olmalarına rağmen, bu ülkelerin hava sahasını kullanma izni verildi.
Kıbrıs ve Yunanistan'daki bazı askeri üslerde konuşlanmış İngiliz ve Amerikan kuvvetleri, Trodos Dağı’ndaki güçlü bir radardan bölgeyi tarayarak önleme faaliyetleri yürütmek, Ağrotur hava üssünden Yemen'deki Ensarullah yanlısı silahlı güçleri bombalamak ve ABD hava platformlarına bakım desteği sağlamak gibi faaliyetlerle Tel Aviv'e bombardıman, lojistik ve istihbarat desteği sağlamaya devam etti. Suudi Arabistan'daki Yunan personelinin görev yaptığı bir Patriot bataryası petrol tesislerini korurken, son teknoloji ürünü bir Yunan fırkateyni de füze savunması desteği veriyor.
Yunanistan'ın İsrail saflarına doğru uzun yürüyüşü
1990 yılında İsrail'i tanıyan son Batılı ülkeler arasında yer almasına rağmen, Yunanistan ve İsrail yıllardır ilişkilerini sürdürüyor.
Yunan askeri cuntası 1960'larda İsrail'den gizli silah alımları yaptı ve ortak silah fabrikaları kurmayı görüştü. İlişkiler 1990'larda istihbarat ve askeri işbirliği yoluyla gelişti ve 2002'de kamuoyuna duyurulacak kadar olgunlaştı.
Şubat 2010'da, eski Yunanistan Başbakanı George Papandreou ile Netanyahu arasında Moskova'daki bir restoranda sahnelenen “tesadüfi” bir buluşma yoluyla ittifak resmileştirildi.
Başlangıçta Netanyahu, Papandreou’nun eski Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile olan bağlarının, İsrail’in Şam ile ilişkilerine yardımcı olacağını ummuştu. Türkiye’deki kamuoyu İsrail aleyhine dönünce, İsrail savaş uçakları İran’a yönelik bombalama tatbikatları yapmak için Yunanistan hava sahasını kullanmaya başladı.
Yunanistan ise İsrail’in Ankara’ya karşı bir denge unsuru olmasını umuyordu, ancak bu ilişkiler Yunanistan’ın ekonomik krize girdiği dönemde İsrail’in ekonomik başarı öyküsüne duyulan hayranlığı da yansıtıyordu.
The Cradle’a konuşan Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde siyaset ve antropoloji doçenti olan Nicolas Kosmatopoulos, bu ittifakın ABD'nin talebi üzerine Yunanistan’a dayatıldığını belirtti:
“Yunanistan-İsrail ilişkilerinin daha da güçlendiği iki önemli tarih 2002 ve 2010’dur, yani ABD’nin Irak’ı işgal etmesinden hemen önce ve Yunanistan’ın ekonomik krize girdiği sırada. 2001’de İsrailliler Lübnan’dan yeni çıkartılmıştı ve bu da stratejik derinliklerini azalmıştı. 2010’da ise Yunanistan, jeopolitik şartlar içeren bir mali kurtarma paketi yoluyla ittifaka zorla dahil edildi”.
Yunanistan, 2021'de Washington ile ülkedeki ABD üslerinin sayısını artıran bir anlaşma imzaladı. Yunanistan, ABD'den sonra İsrail ile Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması imzalayan ikinci ülke olmuştu ve bu anlaşma, İsrail askerlerinin ve uçaklarının Yunan topraklarında konuşlanmasını sağladı.
Anlaşmayı imzalayan Yunanistan Savunma Bakanı, tartışmalı bir şekilde, “İran’ın bir füzesinin Ege’ye isabet etmesi halinde, bu tüm bölge ülkelerinin sonu anlamına gelebilir” dedi. Yunanistan, 2021’de ABD ile genişletilmiş bir askeri üs anlaşması imzalayarak Atlantikçi bağlarını daha da derinleştirdi.
Atina’da bu ittifaka destek verenler, Türkiye ile olası bir çatışmada Tel Aviv’in Yunanistan’ın yanında yer alacağına inanıyor.
Emekli Korgeneral Kostantinos Loukopoulos, “Yunanistan’da, Türkiye ile olası bir çatışmada İsrail’in Yunanistan’ın yanında yer alabileceği yönünde bir yanılsama gelişti” diyerek ekledi: “Bu gerçekçi değil ve sadece başkalarının bizim savaşımızı vermesi yönündeki bir temenninin ifadesi”.
Yunanistan ve İsrail’in çıkarlarının örtüştüğü bir diğer nokta, yaklaşık 50 yıldır Türkiye tarafından işgal altında bulunan Kıbrıs’ın kuzeyi. Adadaki Türk etkisinin ortadan kaldırılması, Ankara’nın Doğu Akdeniz’e erişimini sınırlayacak ve orada konuşlanmış Türk füze ve hava güçlerini püskürtecektir.
Yunanistan pazarı, İsrailli savunma şirketleri için de kârlı hale geldi. Israel Aerospace Industries’in 2023 yılında Yunan firması Intracom Defence’i satın alması, şirkete Avrupa firmaları için ayrılmış AB savunma fonlarına erişim imkânı sağladı. Elbit Systems, 2023 yılında Kalamata’da uluslararası bir pilot eğitim merkezi kurarken, İsrail’in SK Group şirketi ise 2025 yılında Hellenic Vehicle Industry’nin kontrolünü ele geçirdi.
Atina şimdilerde, “Achilles Shield-Aşil’in Kalkanı” olarak bilinen ve İsrail tarafından üretilen çok katmanlı hava savunma sistemi için 3 milyar avroluk bir anlaşma üzerinde görüşüyor.
George Washington Üniversitesi Orta Doğu Merkezi'nin müdür yardımcısı Shana Marshall, The Cradle'a durumu şöyle yorumladı:
“Son zamanlarda İsrail’de, olası bir uluslararası silah ambargosu ihtimalinden dolayı ülke dışındaki sanayi altyapısını geliştirmeye yönelik büyük bir çaba var. İsrailliler, BAE’nin yabancı silah şirketlerini toplu olarak satın alıp askeri sanayi üretimine ayrılmış serbest bölgelerine taşımasını izliyorlardı ve şimdi de aynısını yapmaya çalışıyorlar”.
İttifakın arkasındaki denizcilik oligarkları
Dünyanın en büyüklerinden biri olan Yunanistan'a ait deniz ticaret filosu, sevkiyatları kolaylaştırıyor. No Harbours for Genocide (Soykırıma Liman Yok) adlı kuruluşun raporuna göre, iki Yunan armatör, filolarını enerji ve askeri mühimmatın İsrail limanlarına taşınması için kullandırıyor. Ulusal hava yolu şirketi Aegean Airlines da, çoğu zaman ihracat izni olmaksızın aynı amaçla kullanılıyor.
Boykot - Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırım Hareketi’nin Yunanistan şubesi üyesi Dimitris Plionis, “Yunan limanları ve havaalanları, ikmal ve malzeme ile yakıt transferi için kullanılıyor” diye vurgulayarak durumu şu sözlerle özetledi:
“Yunanistan’ın savunma sanayisi, teknolojilerini Filistinlilerin üzerinde test eden İsrailli şirketlerle işbirliği içinde. Yunanistan, ABD’nin yönlendirmesiyle 2010 yılından bu yana politikasını savaş suçları ve bir Apartheid devletiyle uyumlu hale getirdi ve bu ilişkiyi ‘stratejik ittifak’ olarak adlandırdı”.
Tarihsel olarak Ege adalarından gelen tüccarlar olarak ortaya çıkan ve Osmanlı döneminde Akdeniz’in hakim nakliyecileri haline gelen Yunan armatörler, denizlerde çeşitli bayraklar kullanarak ticaret yapmayı tercih ediyor, işlerini Londra, Hamburg, New York veya Singapur’dan yürütüyor ama çıkarlarını Yunan devletinden ayrı tutuyorlar.
Önde gelen Yunan armatör Panos Laskaridis, 2021'de “Yunan hükümeti, Armatörler Birliği'nin dediğini yapar” sözlerini sarf ettiğinde manşetlere taşınmıştı.
Eski bir üst düzey Yunan yetkili The Cradle’a “Kendi bakanlıklarını talep ettiler ve aldılar. Bu bakanlık kelimenin tam anlamıyla onlara ait, Yunan hükümetine değil” diye konuştu. Ve ekledi: “Pire limanına onlar sahip ve 1952’den beri anayasal olarak güvence altına alınmış vergi muafiyetleri var. Ayrıca, gemilerin denize elverişli olup olmadığını denetleyen Yunan Gemi Sınıflandırma Kurumu da kontrolleri altında."
Profesör Platias’in ifadeleriyle; “Armatörler, uluslararası ticaretin taksi şoförleridir. Hiçbir hükümetten emir almazlar, Çin, Rusya veya ABD ile çalışırlar. Esasen, daha yüksek ücret teklif eden kim olursa olsun, onunla çalışırlar”.
Batan düzenin yol açtığı tepki
Yunanistan geleneksel olarak Arap dünyasıyla güçlü bağlar kurmuşken İsrail ile yakınlaşması ülke içinde hiçbir zaman popüler olamadı.
Atina, El-Aksa Tufanı Operasyonu'ndan bu yana büyük Filistin yanlısı protestolara sahne oldu. Aynı zamanda, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile ABD destekli IMEC koridoru arasındaki artan rekabet, Doğu Akdeniz'i ticaret, enerji ve lojistik konusunda bir savaş alanına dönüştürdü.
Yunanistan-İsrail ittifakı artık bölgedeki ABD etkisini savunmak için bir mekanizma işlevi görüyor.
Platias bu ittifakla gelinen yeri şu sözlerye yorumladı: “ABD, bu savaşlar sayesinde dünyadaki enerji ağırlık merkezini Avrasya’dan Atlantik’in iki yakasına kaydırdı. İster Ukrayna’nın Rus petrol endüstrisinin %40’ını devre dışı bırakması, ister Basra körfezinin iki yakasında karşılıklı olarak yapılan saldırılar olsun, Avrasya enerji sistemi ağır darbe aldı ve bu durum ABD’nin enerji hakimiyetine hizmet ediyor.”
İbrahim Anlaşmaları'nın imzalanması, Yunanistan'ın Suudi Arabistan ve BAE ile yakınlaşmasını hızlandırdı.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MbS) Temmuz 2022'de Atina'yı ziyaret ettiğinde, Yunanistan, Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından Suudi kraliyet ailesini kabul eden ilk Batı devleti oldu. Ziyaret, askeri işbirliği, veri kabloları ve elektrik iletim hatlarını kapsayan, tahmini 4 milyar avroluk anlaşmalarla sonuçlandı.
Birkaç ay önce, Suudi parası Yunan medya sektörüne girdi. MBC Group, Yunanistan’ın en büyük yayıncılarından biri olan Antenna’nın yüzde 30 hissesini satın aldı.
Antenna, 1989'da yayına başladığında Yunanistan'ın ilk özel kanalıydı. Bir denizcilik holdingi tarafından kurulan televizyon kanalı, Alafouzos, Marinakis ve Vardinogiannis aileleri gibi denizcilik sektöründeki iş adamlarının büyük Yunan medya gruplarına sahip olmaları ve bunları kullanarak hükümetler üzerinde baskı uygulamaları için bir model oluşturdu.
Antenna, kısa sürede Yunan medya dünyasının en ABD yanlısı yayın organı olarak öne çıktı. Bir Yunan limanının ABD destekli IMEC ticaret koridorunun varış noktası olacağına dair söylentiler sürerken, Antenna, Arap ve Avrupalı siyasetçileri, yatırımcıları ve politika yapıcıları Atina’ya getirecek bir konferans düzenlemek üzere Atlantic Council düşünce kuruluşuyla bir anlaşma imzaladı.
Eski İngiliz Başbakanı Tony Blair danışman olarak işe alındı ve İtalya'nın GEDI medya grubu tartışmalı bir şekilde satın alındı. Bu süreçte, ifade özgürlüğüne bağlılık beyanında bulunarak İtalyanların editoryal bağımsızlık konusundaki endişelerini hafifletmeye çalışıldı. Aynı dönemde Antenna, akşam haber bülteninde İsrail ve Trump yanlısı Yahudi model, internet fenomeni ve bir dönem Cumhuriyetçi Parti sözcüsü olan Elizabeth Pipco'yu işe aldı.
ABD, İran'a karşı savaşında Yunanistan'a sağladığı kolaylıkların karşılığında, Washington'un kendi topraklarından saldırı operasyonları yürütmesine izin vermeyen Avrupa ülkelerinden daha fazla ABD askerini oraya sevk ederek Yunanistan'ı ödüllendirme yolları arıyor.
Ancak Atina, istenmeyen bir savaşı desteklemenin baskısını da hissetmeye başlamış gibi görünüyor; Başbakan Mitsotakis geçen hafta, İsrail'in Lübnan'daki savaşının “tamamen ters etki yarattığını” ve “dostların dostlara hakikati söylemesi gerektiğini” belirtti.
Teknoloji ve jeopolitik üzerine 10 kitap yazmış gazeteci Petros Papakostantinou, “Yunanistan'ın İran'a karşı savaşta takındığı tutumdan dolayı çok büyük bir tepkiyle karşı karşıya olduğumuz bir aşamaya geldik” diyerek ekledi:
“Birincisi, dünya ekonomisi kötü durumda ve Yunanistan astronomik borçları nedeniyle savunmasız durumda. İkincisi, Yunan deniz taşımacılığı Hürmüz Boğazı’na büyük ölçüde bağımlı. Üçüncüsü ise, İsrail İran’ı yok etmeyi başarırsa, Yunanistan büyük bir mülteci dalgasının ve hatta terörün vuracağı ilk Avrupa ülkesi olacak”.
İran'a karşı yürütülen savaşta ABD ve İsrail'in prestijinin zedelendiği bir ortamda, Atina kendini siyasi açıdan savunmasız bir konumda bulabilir. Aynı zamanda ortaya çıkan yeni düzende diplomatik açıdan da gerileme yaşayabilir.
Yunanistan'da devam eden projeler nedeniyle isminin açıklanmamasını isteyen uluslararası müzakereci bir uzman, The Cradle'a şu değerlendirmeyi yaptı:
“Felaketle sonuçlanan bu savaşın ardından Amerikalıların güvenilirliği yerle bir oldu. Eğer Yunanistan, Türkiye'nin ciddiye aldığı bir ülke olmak istiyorsa daha sofistike bir dış politika geliştirmeli ve halen belirli bir etki gücüne sahip olduğu Suriye veya Lübnan gibi konularda masaya bir şeyler koymalıdır”.
Intellexa’nın özel jetleri artık Atina’dan kalkmıyor.
Ancak bu durum, Yunanistan’ı savunulması giderek zorlaşan, sürdürmesi çok maliyetli ve kaçması tehlikeli hale gelen bir ittifaka hapsetmiş olabilir.
Loukopoulos’a göre; “Intellexa ve İsrail tarafından geliştirilen casus yazılımları satan diğer şirketler İsrail devleti tarafından kontrol ediliyor ve yalnızca devlet kurumlarıyla iş yapıyor”. “Bilgiler Predator aracılığıyla elde edildiyse bu bir suçtur ve bu bilgiler Yunanistan’da saklanmamış ve şantaj malzemesi olarak kullanılabilecek durumda ise bu çifte suçtur”.(Iason Athanasiadis/The Cradle)
Not: Bu makalede ifade edilen görüşler Tevhid Haber'in yayın politikasını yansıtmayabilir.
