Abdurrahman Dilipak: Mr. Watson'u bilir misiniz?
Habervakti.com yazarı Abdurrahman Dilipak'ın yazısını iktibas ediyoruz
Abdurrahman Dilipak: Mr. Watson'u bilir misiniz?/Habervakti.com
28 Şubat 2011’de Hannover CeBİT’fuarında IBM tarafından üretilen Mr. Watson diye yapay zekalı sistem tanıtıldı. O tanıtıma Erdoğan ve Merkel birlikte katılmıştı. İnce uzun 2 metreye yakın buzdolabı gibi sesli komutlara sesli cevap veren bir bilgisayardan söz ediyoruz. IBM’in CEO’su, Erdoğan ve Merkel’i sahneye davet etti ve Watson’a diledikleri soruyu sorabileceklerini söyledi. Merkel Erdoğan’ı işaret etti. Watson bir çok dili anlıyor ve o dilde cevap verebiliyordu. Erdoğan’a “bana dilediğiniz herhangi bir şeyi sorabilirsiniz” dedi. Erdoğan da “Bizi ne zaman AB’ye alacaklar” diye sordu. Watson, Türkçe “Yanındaki Merkel’i ikna ettiğiniz zaman” dedi.
Watson ilk kez adını 14-16 Şubat 2011’de ABD’de Jeopardy! Bilgi yarışmasında duyurdu. Rakibleri 74 yarışmayı üst üste kazanmış efsane yarışmacı Ken Jennigs ve tüm zamanların en .ok kazanan yarışmacısı Brad Rutteri yendi ve 1. oldu. Watson İnsan gibi soruları anlayıp cevap veriyordu. Doğal dil işleme (NLP) yöntemini kullanarak çok hızlı veri tarayıp doğru cevabı veriyordu.
Mayıs 1997’de de (Yani Watson’dan 4 yıl önce) IBM tarafından üretilen Deep Blue insan ve makine tarafından oynanan bir satranç karşılaşmasında New York’a, dünyada ünlü Rus asıllı Garry Kasporovla karşı karşıya geldi. Bu maç aslında “Nesnelerarası iletişim”in de kapısını aralıyordu bir bakıma. Sonuç Deep Blue 3,5 puan alırken, Kasparov 2,5 puanda kaldı. Siber rekabete, istihbarat üstünlüğü, teknolojik gelişme, market hakimiyeti ve savaşa giden yolda yapay zekânın stratejik düşünme yeteneğinde insanı geçebileceğini gösterdi. Satranç, ihtimal, risk ve maliyet analizi açısından “insan zekâsının zirvesi” sayılıyordu ve İnsan bu konuda bilgisayara yenilmişti. Sonrasında AI gelişimi hızlandı, bugünkü sistemlerin yolu açıldı.
İlk kez o dönemimde ilk insansı robotların atası sayılan ASIMO, NAO gibi PreHumanoid’ler de o dönemde denenmeye başladı.
CeBİT’e dönecek olursak, Watson’un tanıtımında, dev sahnede dev bir ekranda, çok uzakta bir çiflikteki villadan, on yaşlarında bir kız ve bir erkek top oynayarak ve şakalaşarak koşarak sahneye doğru geliyorlardı. Çocukların boyu büyürken arka plandaki Villa küçülüyordu. Çocuklar tam sahneye geldiklerinde aynı çocuklar aynı kıyafet ve ellerindeki topla sahneye atladılar. Sahnede gerçekten iki insan vardı. Biri sahnenin sağından, öteki solundan koşarak indiler ve tekrar sahnenin ortasında buluşarak, koltukların arasındaki koridordan koşarak izleyicileri arasında geçip salonun kapısından dışarı çıktılar.
O Show da ben de salondaydım. O gün, Türkiye’deki ilk Bilgi teknolojilerinden birinin sahibi olarak oğlumla, o zaman dünyanın en büyük siber güvenlik şirketlerinden biri olan Cyber Guard şirketi ile ülke temsilciliği anlaşması imzaladık. Fuar’da CG’nin yöneticileri ile bilişim teknolojilerinin geleceğini konuşmuştuk ve onlar bundan etkilenmişlerdi. O günden sonra Siber Güvenlik dersi alan yeğenim, bu gün hala çalışıyor. Türkiye’nin ilk Siber Security uzmanı ve Etik Hacker’iydi.
Şimdi başka bir konuya geçelim. 2025 Kasım - Aralık aylarında, ABD’de New York ve New Jerseyde ilginç bir olay yaşandı. İnsanlar “gökyüzünde garip cisimler / ışıklar, uçan cisimler gördüklerini” iddia ediyordu. Ancak olayın “uzaylı saldırısı” ya da yabancı bir ülkenin saldırısı olabileceğini konuşuyordu. İnsanlar şu sorunun cevabını arıyordu: Gökyüzünde parlayan, hareket eden şeyler neydi. Kimilerine göre bu dron’larla yapılan bir ışık gösterisi idi. Yüzlerce dron senkronize uçup yazı, şekil ve figür oluşturabiliyordı. Ancak bu olayla ilgili resmî bir test veya operasyon açıklama olmasa da, bunun askeri gaye ile, siber saldırı ve saldırılara karşı savunma tatbikatı, insanların bu tür operasyonlar karşısında tepkileri ölçülmek istenmişti.
Yapay zeka, siber istihbarat, siber savaş, Humanoid, Klaonoid, Nesnerelararası iletişim, 5G, iklim savaşlarına buralardan geçip geldik. Toplum siber köleliğe zorlanırken adeta kendi çarmıhını taşımaya zorlanan İsevilere dönüştürüldü. Bir bakıma canımıza kastedenler kullanacakları kurşunun parasını bizden alıyorlar. Aramızdaki birileri celladına aşık olmuş, kaçtığını zannettiği şeye doğru koşuyor.
Yapay zeka, akıllı sistemler, akıllı telefon, ev, iş yeri, telefon, akıllı otomobiller, akıllı şehirler aslında Şeytani bir senaryo için altyapı hazırlığı gibi. Bakın bu siber istihbarat ve siber savaş başladı. İlan edilmemiş bir dünya savaşının içindeyiz. Waqi.info ile Starlink’ler tarafından dünyanın her yeri izleniyor. Büyük gözaltı gerçekleşti. Bir bakarsınız çekirge istilası olmuş, başka bir zaman bakarsınız, balıklar sahilden uzaklaşmışlar. Birileri bulutlarınızı çalmış olabilir, ya da bulutlar şehirlerinizin üzerinden ölüm kusabilir. Rüzgarlar da öyle. Trans Humanizm hedefine ulaşırlarsa, kafanıza Chib taktıklarında zaten siz bir siber köleye dönüşeceksiniz. Bu günden çocuklarını bilgisayarda oynarken beyinleri işgal edilebilir. Çocuklarınız intihara yönlendirilebilir ya da yakınlarına karşı onlara birileri saldırı emri verebilir. Bir gece ansızın trafolarınızı patlatabilirler. O akıllı evlerinizi yakıp patlatabilirler, akıllı otomobiliniz sizi kaçırıp uçurumdan aşağı atabilir. Hastahane’lere sızıp hastaları öldürebilirler.
Siber savaş mevcut tüm savaş kapasitelerini kullanma yetisine sahiptir. Ekonomik savaş, psikolojik savaşı biyolojik savaş, soğuk savaş, hava-kara, deniz savaşı, istihbarat her şey yapay zekalar tarafından kullanılabilir. Starlinkler tarafından dünyanın her noktası, RF ve Laser saldırıları ile yakılıp yıkılabilir. Bu sistem bir teolojik savaşta başlatabilir. Kafa karışıklığına yol açabilir. Bu yöntemle, Honover fuarının açılışındaki açılış seramonisini hatırlayın, gökten uzaylılar saldırıyor diyebilirler, “hayalet uçaklar”la panik oluşturabilirler. Mehdi ya da Mesih’i gökten halogramik bir görüntü ile bir tepeye indirebilirler. Ve siz tepeye vardığınızda gerçekten öyle bir Humanoid ya da Klonoidle karşılaşabilirsiniz. Kafasına Chip takılan biri biyonik bir robot olarak adeta mucizeler gösterebilir.
Şu anda beyinleri işgal ediyorlar aslında. Biz Whatsapp platformlarında sağılıyoruz. Biz yapay zekayı kullanırken asıl o bizi kullanıyor. Biz bir maili okurken, bilgisayar kamerasından sizi yüzünüzü okuyarak ne düşündüğünü anlayabilir. Yani o da bizi okuyor. X’de gelişmelerle ilgili göz gezdirirken, bilgisayarınızın kamerası yüzünüzü okuyabilir.
5G oksijen atomlarının frekansını bozarak aslında sadece insanların değil bitki ve hayvanların da hayatlarını olumsuz etkileyecek. Bundan sonra daha çok kanser, üst solunup yolları rahatsızlıkları, daha erken bunama, Menenjit vakalarına rastlamak sürpriz olmamalı. Frekenası bozulan oksijeni bitki, insan ve hayvanların akciğerleri tanımıyor ve solunum yaptığınız halde yeteri kadar oksijen alamıyorsunuz.
Lübnan’da yaşanan hadiseyi hatırlayın, yanağınıza dayayarak yaptığınız akıllı telefonlarınız bir bomba gibi yüzünüzde patlayabilir. Ve sakın şarja takılı ile telefonunuzla konuşmayın ve oynamayın. Size hız ve konfor sağladığını düşündüğünüz akıllı sistemlerin çoğunun hayati bir tehdit unsuru olduğunu unutmayalım. Bu adamlar aslında yaptıklarını gizlemiyorlar. Simpson’lar üzerinden, dergiler üzerinden yayınlıyorlar.. Biz hala HAARP’ı High Frequency Active Auroral Research Program / Yüksek Frekans Aktif İyonosfer Araştırma Programı) anlatamıyoruz. Bu konuda resmi açıklamalara göre, İyonosfer tabakasındaki Radyo dalgalarının yayılımını araştırıyorlar. Bu bilgilerden yola çıkarak haberleşme ve radar teknolojilerini geliştirmek istediklerini söylüyorlar. RF üzerinden Tehditlere karşı savunma ve saldırı teknikleri geliştiriyoruz demiyorlar. MK Ultrayı (Beyin kontrolü) anlatamıyoruz. Birilerinin. Gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri ve hissetmiyor. Biz islah edicileriz diye geliyorlar ve bozgunculuk yapıp gidiyorlar. Olan millete oluyor.
CoVID, mRNA, 5G, Chemtrails kurbanlarının ah’ı, bunları başımıza bela edenleri bu dünyada da, ahirette de rahat bırakmayacak. Bu işlerden zarar görenlerin çoğu, bu işlerin sorumluları için “Allah (cc)bu dünyada onların işlerini sarp dağlara saldırsın, Cehennem’de de ateşleri bol olsun” diye dua ettiklerinin farkındalar mı? Selam ve dua ile.
İfade özgürlüğü tehdit alında / Jun 4th 2016 | The Economist
Makineler yüzünüzden ne okuyabilir? / Jan 7th 2017 | The Economist
Neden bilgisayarlar asla güvenli olmayacak? / Sep 9th 2017 | The Economist



