Bu Yasak İnsani Değil

Bu Yasak İnsani Değil

Tesettürle ilgili çözüm yeniden gündemde. Yıllardır çocuklarını okutamayan aileler, okullarını terk etmek durumunda kalan eski öğrenciler ve bugüne kadar okula başlayamayan herkes, tesettür önündeki engellerin kesin olarak kaldırılmasını bekliyo

Dinî bir hususun esaslarını belirleyecek olan dinin kaynaklarıdır. Bu konudaki hüküm Allah(cc) tarafından Kur'an-ı Kerim'de Nur Suresi 31. Ayet'te kesin olarak belirtilmiş; Yüce Peygamberimizin uygulaması bu yöndedir. İslam dünyası da tesettürle ilgili hükmü 1400 yılı aşkındır böyle anlamıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 1993'te bir soruya karşılık verdiği resmi cevapta başörtüsünün dini bir emir olduğunu açıkça belirtmiş, sonraki dönemde de bu görüşünü defalarca tekrarlamıştır.

Geçen hafta kendisine bu konuda soru yöneltilen Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu "Müslüman kadınların başlarını örtmesinin dini bir vecibe olduğunu defalarca söyledik" diyerek İslam'ın bu konudaki hükmünü bir kez daha hatırlattı.

Tanınan alimlerden Molla Enver Kılıçarslan da gazetemize yaptığı açıklamada "Kur'ân, iki surede hicap ve tesettürü farz kılmıştır. Bu açık bir emirdir." şeklinde konuştu.

Hüküm ve uygulama açıkken başörtüsü önüne engeller koymaktan vazgeçmek istemeyen malum zihniyet garip öneriler öne sürüyor.

TESETTÜR DÜŞMANLARINDAN BİR SAFSATA İKİ TUZAK

Safsata: Pakistan-İran Modeli

Tesettürle ilgili yasakların kalkmasına kerhen sessiz kalan CHP, tesettürle ilgili düzenlemelerin mümkün oldukça çok yasak içermesi için gündeme Pakistan-İran modeli safsatasını getirdi. Oysa Pakistan-İran modeli denen model, Pakistan-İran devletlerinin veya o ülkelerdeki İslamî kesimlerin modeli değil, tesettüre karşı olup ancak yasaklardan korunmak için ya da halkın gözüne girmek için başlarına bir bez atan sosyalist kesimlerin ve diğer İslam karşıtı grupların modelidir.

İslam karşıtı kesimlerin başörtüsünden kaçma modelini "başörtüsü modeli" diye gündeme getirmek yeni bir dayatma biçimidir.

TUZAK 1: YASAL DÜZENLEMEYE GEREK YOK

Başörtüsünü yasaklayan bir yasa bulunmadığı gerekçesiyle yasal düzenleme yapılmadan üniversitelere girişin serbest olması önerisi başörtüsü yasakçılarına güçlenecekleri güne kadar fırsat sunmaktır. Anayasal bir düzenleme yapılmazsa yasağı geçmişte dayatanlar, ellerine güç geçer geçmez bir daha harekete geçecekler.

Sadece düz bir yasal düzenleme de yetmez; başörtüsünü gerekçe göstererek eğitim-öğretimi engelleyenlere yönelik cezai bir işlemin de olması gerekir. Aksi hâlde ideolojik tutum devam edecek ve tesettür bir yerde serbestken başka bir yerde yasak olabilecek.

TUZAK 2: SADECE ÜNİVERSİTELERİ KAPSASIN

Başörtüsü üniversite çağındaki kızlar için farz olduğu gibi akıl-baliğ olan bütün ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri için de farzdır. Üniversitelere serbest olsun, diğer okullarda yasak olsun ya da kızlar üniversitede iken başörtülü olsun mezun olup öğretmen-doktor olunca açılsın önerisi yersizdir.

Hükümetin içindeki kimi kesimlerin de bu görüşte olması bunu ciddi bir tuzak olarak gündeme getirmektedir. Geçen dönem MHP'nin bu yöndeki isteği Başbakanın müdahalesi ile engellenmişti.

Yeniden bir engelleme olmazsa bu öneri gündeme gelebilir. Özgürlüğün sadece üniversiteyi kapsaması yönündeki öneriyi tesettür özgürlüğü için aşama diye sunanlar ya aldanıyorlar ya aldatıyorlar.

Bunun önünün açılması durumunda Türkiye'de üniversite dışındaki eğitim kurumlarında ve kamu kuruluşlarında başörtüsünün serbest olması çok daha çetin bir süreci gerektirebilir.

Allah'ın emrini feda etmeyin

Son günlerin en önemli tartışma konusu olan başörtüsü sorunu önündeki yasaklara karşı tepkiler artıyor. Biz de inanç önündeki yasakların odağındaki başörtüsünün fıkhî boyutunu Bölgenin tanınmış âlimlerinden Molla Enver Kılıçarslan ile konuştuk.

Kur'an-ı Kerim'in bin 400 yıldan bu yana bir harfinin dahi tahrif edilmediğine dikkat çeken Molla Enver, "Kur'ân, iki surede hicap ve tesettürü farz kılmıştır. Bu açık bir emirdir. Nur Suresi'nde bayanlara dışarı çıktıkları zaman ziynetlerini örtmelerini emrediliyor.

Ahzap Suresi'nde de kadınların, babaları, kocaları, kardeşleri gibi mahremleri istisna tutularak diğer kişilere karşı vücudunu erkeklerin nazarından muhafaza etmeleri, başörtüsünü omuzlarından aşağı indirmeleri emir olunuyor. Bu ayetlerde başörtülerin çene altından göğüslere kadar indirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu, Allah'ın kanunudur" dedi.

EV ELBİSESİYLE DIŞARI ÇIKMAK HARAMDIR

Hicabın evde giyilen elbisenin üstüne giyilen dış elbise anlamına geldiğini ifade eden Molla Enver, "Bir hanım, yabancının karşısına çıktıktan sonra evde giydiği bu elbisenin üstüne geniş bir elbise giymek vücudunu setretmek zorunda.

Tabi bu çarşaf olabilir, manto olabilir, ya da bizim deyimimizle fistan olabilir. Yani kadınların dışarıya ya da bir yabancının karşısına çıkarken, evde giydikleri ve vücut hatlarını belli ettiren elbiseleri giyinmeleri kesinlikle haramdır" şeklinde konuştu.

Kimsenin, cennete yönelerek örtünmüş bir kimseyi açılması için zorlamaya hakkının olmadığını ifade eden Molla Enver, "Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifte, 'Ahir zamanda iki sınıf insan çıkacak. Bunlar cennetin kokusunu dahi alamazlar.

Bunlardan birincisi insanlara işkence yapanlar, diğeri ise giyinik olduğu halde çıplak olan kadınlardır' buyuruyor.

Hadis müfessirleri bu hadisi yorumlarken diyorlar ki, 'Ya bu elbise şeffaftır, içini gösteriyor. Ya bu elbiseler vücudun bir kısmını örtüyor diğer kısmını örtmüyor.

Yâ da o kadar dar elbise giyinmiş ki elbisesiz gibi vücudunun bütün hatlarını belli ettiriyor.' Bu üç mana da bu hadis hükmünü alır. Bizim zamanımızda Yahudi ve komünistlerden gelen dar elbise modası sokaklarımıza kadar geldi. İşte bu hüküm onlar içindir."

BU YASAK İNSANÎ DEĞİL

Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede azınlıkların Allah'ın emrini yasaklamasının zulüm olduğunu vurgulayan Molla Enver sözlerini şöyle sürdürdü: "İçki, faiz, zina gibi Allah'ın yasakları çoğunluğu Müslüman olan bir memlekette serbest iken, Allah'ın apaçık emri olan örtü yasaktır.

Çocuk okul kapısına gidiyor 'Okumak istiyorum' diyor ve 'Allah'ın emrini de yerine getirmek istiyorum' diyor. Sen nasıl ona mani olabilirsin. Bu yasak ne vicdanîdir, ne insanîdir, ne ittikadî ne de İslamîdir. Belirttiğimiz gibi örtü Allah'ın emridir.

Her kim kendini, dünyasını, ahiretini düşünüyor, dünya ve ahiret saadetini istiyorsa kesinlikle Allah'ın emrini hiç kimsenin emri için feda etmesin.

Allahın emirleri herkesin emirlerinden üstündür. Allah'a itaat farzdır. İslamî olan tüm emirlerde de bu böyledir."



Doğruhaber