Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Allah indinde tek din İslam’dır

Esas itibari ile tek din vardır, o dinin adı da İslam’dır. O, Allah’a ait olan ve kulları için bize vahiy yoluyla getirilen dindir. Diğer inanç sistemleri din değil, insanlar tarafından kurgulanan aşağıdan yukarı doğru sunulan bir şükran ifadesidir. Allah’ın dini ise yukarından aşağı indirilendir. Kesbi değil, Vehbi olandır.

Hz. Adem de Müslümandı, Hz. Nuh da, Hz. İbrahim de, Hz. Musa da, Hz. Davud ve Hz. İsa da Müslümandı. Bu dinin son nebisi ise Hz. Muhammed idi.

Hz. Adem’den Hz. Nuh’a kadar bir aile vardı. Genel olarak Hz. Nuh’dan Hz. İbrahim’e kadar kabile vardı. Hz. İbrahim’den Hz. Davud’a kadar millet vardı. Hz. Davud’dan Hz. İsa’ya kadar devletler oldu. Hz. İsa’dan Hz. Peygambere kadar kabile devletleri dönemi oldu. Hz. Peygamberden sonra, Medine sözleşmesi ile farklı insanlar bir sözleşme etrafında buluşarak bir hukuk toplumu oluşturdular ve Adalet, Barış, Hürriyet temelinde Medeni devletler dönemi başladı. Sonra tekrar tereddi dönemi başladı ve bugünlere geldik.

İlk kapsamlı kitap Hz. Musa’ya gönderilen Tevrat’tı. 2. kitap Hz. Davud’a gönderilen Zebur, 3. kitap Hz. İsa’ya gönderilen İncil ve 4. kitap Kur’an-ı Kerim.

Hz. Musa’nın yaşadığı dönem farklı kaynaklarda farklı farklı ifade edilmiş: Rabbî’lere göre MÖ 1391-1271 aralığında yaşadığı ileri sürülse de kimileri MÖ 1592, kimileri ise MÖ 1571 tarihini verir. Hz. Davud’un dönemi MÖ 1010–970 arası olsa gerek. Hz. Süleyman’ın vefat tarihi MÖ 931 olarak verilir. Babil sürgünü 586’da başlar, MÖ 538’de Babil’in Persler tarafından fethi ile sona erer. Üzeyir aleyhisselam o dönemde yaşar.

Yahudiler kendilerine Allah’ın lütfu ve ikramını, aynı anda 2 peygamber ve bir de Yuşa aleyhisselam tarafından desteklenmelerini, kendilerine 3 kitap verilmesini, ırklarına karşı bir ikram olarak değil, mutlak bir üstünlük olarak görmüşlerdir.

Yakub kıssasında şöyle bir olay anlatılır: “Tanımadığı bir adamla güreşe tutuştu. Sabaha kadar güreşmelerine rağmen yenişemediler. Bunun üzerine o gizemli adam, ‘Senin adın ‘İsrail’ olsun, çünkü Tanrı’yla ve insanlarla güreşip yendin’ dedi. Yakub Rabbi ile güreştiğini anladı” Böyle bir hikaye ile Tanrıyla kendilerini rekabet edecek bir güç olarak gördüler. Bu dede ile torunun güreşi gibidir. Dede torunun zekasına hayran olur ve yenilmeyi kabul eder. Tanrı da kendi yarattığı insana yenilmeyi kabul ederek, kendini yüceltmektedir.

Bu anlamda Yahudiler kendilerini “Tanrının seçilmiş kavmi” hatta “Onun ailesinden birileri olarak gördüler.” Onlar özel olarak yaratılmış ve Yehova dünyada yarattığı her şeyi, kendilerine bırakmış ve onların nasıl yönetmeleri gerektiğini kitaplarında anlatmıştır.

Hz. Üzeyir, Tevrat’ı yeniden tedvin edince “Üzeyir Allahın oğlu dediler”. Bunu ancak Ona yakın olan, Onun ailesinden biri yapabilirdi. Yani “Allah’ın oğlu” iddiası Hz. İsa ile başlamadı. Zaten Hz. İsa’da Beni İsrail’dendi. Esasen O yeni bir din getirmedi. Hristiyanlık daha sonra Saul tarafından üretildi. İsrailoğulları’nın zengin, aristokrat kesiminden birinin Mesih olarak gönderilmesini bekliyorlardı. Kendilerinden biri gelmeyince inkar ettiler ve Mesihi beklemeye devam ediyorlar.

Yahudiler için de, Hristiyanlar için de aslında Hz. Davud bir peygamber değil. O dindar bir kıral. İsrailoğullarını toplayıp devletlerini kuran biri. Zebur O’nun kalemi ile yazılan zikir ve yakarışlarıdır ve mesela oğlu Hz. Süleyman da öyle. O da bir Peygamber değil, İsrailoğullarının en zenginlerinden bir kıraldır. Süleyman Mabedi de onun halkına kendi yaptırarak tanrısına sunduğu bir mabettir. Yani Mabedin kendisi mukaddes değildir. Dindar bir kıralın Yehova’ya sunduğu, halkına armağan ettiği bir mabettir. Yahudiler Hz. İsa’yı peygamber bile kabul etmezken, Hristiyanlar Hz. İsa’ya Ondan asırlar sonra Uluhiyet isnat ettiler. Ama Hristiyanlar, Yahudi geleneğini ve Kitabı Yahudilerin elinde bulunan şekli ile kabul ettiler ama işlerine gelmeyen kısımları zaman içinde değiştirdiler. Mesela domuzu helal kıldılar, put yaptılar, Ribayı ve Şarabı helal kabul ettiler, Sünnet olmayı, Namazı, Orucu, Haccı, Zekatı reddettiler. Mabed’lerini ikonalarla süslediler, oyma putlar yaptılar.

Bunu yaparken, Hristiyan teolojisine göre, Hz. İsa’dan sonra da “Resuller” gelmeye devam etti. Matta, Markos, Luka, Yuhanna, Tarsuslu Saul, nam-ı diğer Pavlus bunlardandır mesela.

Yahudiler Hristiyanlara yapmadıklarını bırakmadılar ama onlar hâlâ İsrailoğullarını kutsal, Tanrının ailesi olarak görürler. Onları adeta “yaşayan havariler” gibi görürler. Böylece, Hz. İsa da o soydan geldiği için teslisi meşrulaştırma adına Yahudilerin yaratılıştan mutlak üstünlük iddiasına sığınırlar. Sonuçta Yehova’nın ailesindendirler, kendi inançlarına göre. Kendileri de aynı şekilde Rab İsa’nın kuzuları olurlar. Böylece onlar da kendilerini kutsarlar.

Siyonizm bu üstünlük iddiasına dayalı olarak dünyayı yönetme iddiası taşıyan ırkçı bir ideolojidir.

Hristiyanlık Hz. İsa’dan 50 yıl sonra üretilmeye başladı ve günümüzde hâlâ devam ediyor. Önce havariler vardı, ardından, İsrailoğullarından esinlenerek her kabile kendi kilisesini kurdu. Ortodoksluk böyle doğdu. Sonra Katoliklik icad oldu. Katolizme tepki olarak Anglikan, Evengelik, Protestanlık, milli kiliseler, Laiklik icad oldu. MS 325’te İznik Konsülü önce teslisi kabul etti, ardından teslisi reddeden, kadir-i mutlak ve bir olan Allah’tan söz eden İncilleri imha etmeye kalktılar. İncilleri 4’e indirdiler. Bağımsız kiliseler kuruldu, kurulmaya da devam ediyor.

Bakın bu tarihten ders alalım. Bugün de İslam’ı kitap olarak değiştiremeyince, onu unutturmaya, yorumunu ve algıyı değiştirmeye, dini BİREYsel planda vijdanlara, BİREY’lerden oluşan, ŞAHSİYET VE KİŞİLİK’ler, FERDİ özellikleri TOPLUMSAL CİNSİYET düzeninde yeniden formatlanmışlar kişiler eliyle TOPLUMSAL anlamda MABED’lere hapsedilerek din EKONOMİK, SOSYAL, SİYASAL alandan tecrid edilmeye çalışılıyor. CHP resmi ideolojisi, Laiklik, Çağdaşlık, Batılılaşma dayatması ile bu işin siyasi taşeronluğunu üstlendi başından beri. Onun yokluğunda bu işi TSK üzerinden darbelerle ve MİLLİ Eğitim yoluyla başarmaya çalıştılar. DİYANET bunların elinde kıskaca alınmak istendi. Ve bugünlere geldi. İstedikleri “Protestan bir İslam” ya da “Amerikano bir İslam”, “Ilımlı bir İslam”.  Türk İslam, Arap İslam, Fars İslam, Sufi İslam, Selefi İslam, Sünni İslam, Şii İslam, Radikal İslam, şimdi bir de Euroİslam, Demokrat İslam çıktı başımıza. Bizi bölüp birbirimize karşı kışkırtmak istiyorlar. DAEŞ, BOKO HARAM, HUSİ gibi örgütler nereden çıkıyor. 

İslam’ı ritüel, seremoni ve ikonalara boğmak isteyenlerin Şeytani oyunlarına gelmeyelim.

Kim ki İslam’ın önüne ve sonuna bir şey ekliyorsa, orada bir hile vardır. Aynı Allah’a, resulüne ve kitaba iman edenler, tek bir millet, tek bir ümmet ve tek bir cemaattir. O dine iman edenler kardeştir.

Selâm ve dua ile. 

Bu yazı toplam 249 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.