Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

“Allah dostu”

“Allah dostu” ifadesi Kur’an’da yer alıyor. “Bilesiniz ki” diye başlar Kur’an ayetleri, sonra devam eder:

“Allah dostlarına asla korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler.” (Yunus suresi,62)

Dahası da vardır, Allah buyurur:

“Onlar ki, iman etmişler ve takvâya ermişlerdir, Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. işte onlara hem bu dünya hayatında hem de âhirette müjdeler olsun! Allah’ın sözlerinde değişme olmaz; (öyleyse) en büyük kazanç budur.” (Yunus suresi, 63,64)

Bunlar Allah’ın Zâtına “dost” olarak vasıflandırdığı insanın Kur’anca tarifi ve vadedilen ödüllerdir.

Kimdir dost?

Kur’an tarif veriyor sadece, şahıslandırmıyor. Ama bu bizim, kimi insanları düşünce dünyalarına, hayat tarzlarına bakarak, “Allah dostu” olarak tanımamıza, tanımlamamıza mani değildir.

Bugün, burada, benim nazarımda “Allah dostu” olarak tanımlanabilecek güzel insanlardan birisinden bahsedeceğim.

Vefat etti o, dâr-ı bekâya göç etti. Çok sevdiği Mevlâsına kavuştu. 101 yaşındaydı. Güzel insandı.

Kemalettin Altıntaş Hoca’dan bahsediyorum. Üsküdar’ın manevi odaklarından.

Ahiret’ten bahsettiği her dafasında gözleri yaşarırdı. Ahiret’i onun kadar diri yaşayan, Allah’ın huzuruna çıkış tedirginliğini her daim yüreğinde hisseden başka insan? Vardır mutlaka ama Kemalettin Hoca o yangınla yanan bir insandı.

Birçok yazımda ondan duyduğum “Ya amellerimiz defolu çıkarsa…” endişesini okuyucularımla ile paylaşmışımdır.

Şöyle anlatırdı:

-Diyelim bir insan küpe her gün altın diye bir şeyler atsın, biriktirsin. Bir gün o altınları kullanma ihtiyacı ortaya çıksın. Diyelim ödeme yapılacak. Kuyumcuya gidilsin, kuyumcu altınların ayarına baksın. İlk altının sahte çıktığını, sonrakinin, sonrakinin, sonrakinin… yani bütün küpün sahte altınlarla dolu olduğunu gördüğünde küpün sahibinin hali nice olur?

Sonra devam ederdi:

-Mahşer’de, Mizan’da, Allah’ın huzurunda…. “İkra’ kitabek – Oku kitabını” çağrısı ile Kitabınızı okumaya başladığınızda, sizin altın değerinde diye oraya koyduğunuz şeylerin altında Allah rızasından başka hesaplar çıktığında…. Bir ses “Bunlar defolu, bunlar defolu…” diye seslendiğinde… Hayat defterinizin karalığı yüzünüze yansıdığında…

Haliniz ne olacak?

Kemalettin Hoca, “Halimiz ne olacak?” diye sorar ve gözlerinden sicim gibi yaşlar akardı.

O endişeyi ta yüreğinizde hissederdiniz.

Ne dersiniz, “Allah dostu” da böyle olunur değil mi?

Allah’ın huzuruna yüz akı ile çıkma çabası içinde bir hayat….

Savunulamayacak şeylerden kaçınan bir hassasiyet. “Takva” o sanırım. “Dostluk halkası”nın farkında olmak ve onun dışına düşmekten korkmak…

Şimdilerde tam da bu konularda yapılan yalpalamaları konuşuyoruz ya…

Benim zaman zaman “Ahiret inancı olan bunları yapar mı? Acaba bu işleri yaparken Allah’ın bizi görmediği, yaptıklarımızın bir yerlerde kaydedilmediği gibi bir savrulmanın içinde mi kalıyoruz?” gibi soruları sormam bu yüzden… “Likaullah” dedim, “Allah ile buluşma…”vakti var bir. Ebediyyet yolculuğu oraya, o vakte doğru.

Kur’an bilgisine göre, orada dünyadaki hayat kalitesi ile “Allah dostu” olabilenler için korku ve hüzün yok.

O bir hassasiyet işi, tedirginlik işi, samimiyet işi, gayret işi, cehd işi… Sınırlara riayet işi… Allah’ın hoşnutluğuna talip olma, onun için çaba gösterme işi…

Kemalettin Hocaefendi, bir asırlık ömründe bir kişiyi incitmiş midir acaba? Birisinin ayağına basmış mıdır? Bir gönlü yaralamış mıdır?

Ben, yapamazdı diyorum.

Yine ben, böyle güzel Müslümanlar dolaşmalı içimizde, diyorum. Görüldüklerinde “Allah adamı” denecek insanlar… İslâm’ın güzelliklerini kişiliklerine yansıtan insanlar… İnsan ilişkilerine edebi, nezaheti, dürüstlüğü taşıyan insanlar…

Rahmet-i Rahmân’a vasıl olmuştur inşaallah. Yüzü aydınlananlardandır inşaallah. İnna lillahve inna ileyhi raciûn… “Biz zaten Allah’a aitiz ve de zaten O’na döneceğiz.”

Bu yazı toplam 120 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar