Abdurrahman Dilipak
ABD, İran’a saldırırsa sonrasında ne olur?
İran-ABD’de savaşa hazırlanıyor.
Her ikisinin de zamana ihtiyacı var.
ABD, İran’ın içini karıştırarak ve ayaklanan unsurlara, onların çağrısı üzerine yardım bahanesi ile saldırmak istiyor.
Diğer bir konu da dünyanın buna ikna edilmesi gerek.
Özellikle de Çin ve Rusya’nın bir şekilde sürece dahil olmasının engellenmesi gerek. Yoksa işler kontrolden çıkabilir ve o zaman da Trump “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir”.
Daha zor bir konu ise, operasyon konusunun ardından sürecin nasıl yönetileceği, İran ve Irak’ta kurulacak düzen. Çünkü İran krizi, Pakistan, Afganistan, Irak ve Azerbaycan ve Türkiye’yi, körfez ülkelerini, özellikle de Suudi Arabistan, Suriye ve Ürdün’ü doğrudan etkileyecek. ABD, İran’a yapacağı operasyon öncesi, İran Kürdistan'ı ve Belücistan’ı ile Huzistan ve Azerbaycan’ın içinde kendileri ile iş birliği yapacak unsurları belirlemesi gerekiyor.
İran’ın ise, Çin ve Rusya dışında, komşu devletler ve Amerikan üssü bulunan ülkeleri, sürecin kendilerine de zarar vereceği konusunda uyarması gerekiyordu. Nitekim Ankara, Riyad ve Kahire’nin de içinde olduğu sacayağı ülkeleri bu konuda inisiyatif alma gereği duydu, hatta Türkiye bu süreçte Mısır üzerinden Sudan’daki merkezi hükümete askeri yardım için bir koridor açtı.
ABD ve İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarına karşı ciddi bir refleks oluştu.
Bir de bölge devletleri artık Trump’a fazla güvenmiyor ve Trump sonrası ABD yönetiminin mevcut politikaları sürdürüp-sürdüremeyeceğinden de emin değiller.
Savaşın hemen başlamasını isteyenler, ABD’deki Yahudi lobisi ve Fransa’da Macron yönetimi ve İsrail. Fransa operasyon sonrası bölgede sınırlar yeniden çizilirken, Sycos-Picot anlaşmasının tarafı olarak masada olmak istiyor.
Trump’ın İran saldırısı hem dünya hem bölge için uzun sürecek bir krizin başlangıcı olur.
İran’a saldırı aslında, sadece İran’a karşı değil, İran’ın şahsında dünyaya karşı bir cesaret ve kararlılık gösterisi yaparak koku yayıyor. Mesela böyle bir saldırı hem BM’ye AB’ye hem de NATO’ya karşı bir meydan okuma olacaktır aslında.
Trump bu saldırıda İncirliği kullanmak isteyecektir. Hatta, kendisi, kendinin de ortağı olduğu üssün kendi açısından güvenli bölgesine, bir sahte bayrak saldırısı yapabilir. Ya da bu saldırı Hint Okyanusu, körfez, bölgedeki Amerikan üssünden de yapılabilir. ABD böyle bir saldırının, İran’dan yapıldığı iddiasını bahane ederek İncirlikten karşı bir saldırı başlatabilir.
Bu saldırıda İran’dan sonra iki hedef ülke var; Türkiye ve Irak. Irak topraklarında kurulacak Arap Şia’sını merkeze alan kutsal Şia Devleti, İran’ın Kutsal misyonunu da elinden almış olacaklar. Yani bu çatışma süreci aynı zamanda Kum ve Safevi Şia’sını da hedef almaktadır. Tabi bu süreçte İran dışındaki Şii unsurların bu süreçte ne yapacakları da ayrı bir konu.
ABD’nin İran’a yönelik saldırısında asıl hedef, İran’ın nükleer kapasitesi, askeri hedefler, Petrol rafinerileri ve liman, hava alanı gibi merkezler ve merkezi hükümetin idari merkezleri olacak. ABD askeri saldırı dışında, rejim karşıtı unsurların hareket alanını genişletmeye çalışacaktır. Bu konuda Azerbaycan, Belücistan ve Kürdistan ilk hedef. Bütün bu gelimeler Türkiye’yi çok yakından ilgilendirecek. ABD bu süreçte Türkiye’yi yanında görmek istiyor.
Bu durum aslında doğrudan Suudi Arabistan’ı da ilgilendiriyor. Çünkü Türkiye için “İncirlik komplosu”ne ise, İran’a füze saldırılarının merkez üssü Suudi Arabistan olabilir. İran operasyonu bitince Suudi Arabistan’ın da yeniden yapılandırılması gündeme gelecektir.
ABD askeri operasyonu ani, kısa süreli, yoğun bir saldırının ardından iç ayaklanmalar daha uzun süreye yayılmak isteyeceklerdir. Bu süreçte Türkiye çok büyük bir göç dalgası ile karşı karşıya kalabilir. ABD bunun için Suriye’de PKK/PYD unsurlarını pasifleştirdi ve Irak üzerinden çok farklı senaryolar var. Görünen o ki Irak Sünni Arap, Şii ve Kürt bölgesi olarak 3’e bölünecek. Tabi bu onların planı. Görelim Mevla’m neyler. Böyle bir operasyona Türkiye yanında, Rusya, Çin ve AB/NATO ülkelerinin tepkisinin ne olacağı merak konusu.
Bu operasyondan sonra İsrail’in saldırgan politikalarını artırması söz konusu olacak. Türkiye bu süreçte ABD ve İsrail’den uzaklaşacak olursa, ABD ve İsrail tarafından Akdeniz ve Ege’de özellikle Yunanistan üzerinden taciz ve saldırılarla hedef alınabilir.
ABD’nin Ukrayna ve Suriye’de, eş zamanlı olarak Sudan ve Somali bölgesindeki gerilimi azaltması dikkat çekici. Suriye’deki DAEŞ ve Kürt unsurların Irak’a kaydırılması not edilmesi gerek.
Trump yönetiminin Epstein belgelerini açıklaması, Suudi Veliaht prens ve BAE’nin bazı isimlerin deşifre edilmesi sıradan bir tesadüf olamaz. Bunun arkasında körfez ülkeleri ve Ürdün olabilir.
Arap şeyhlerinin çoğu “oltayı yutan balık”. Körfez ülkeleri kendi güvenliklerini BlackWater’e emanet ederken, aslında emirlik, krallık aile fertlerin bütün özel bilgileri bu unsurlar üzerinden CIA ve MOSSAD’ın eline geçti. Bunu anlamakta geç kaldılar.
Azerbaycan’da ayrılıkçılar eğer İran’dan koparsa, Türkiye göç dalgası ile nasıl baskı altında kalacaksa, iki Azerbaycan’ın birleşmesi konusu önemli bir gündem oluşturacak. Tabi bu durum Rusya tarafından ne yapacak onu da görmek gerek.
Eğer bu harekât olacaksa, Lübnan içinde bu durum bir son olabilir. Bölge devletlerinin rejim, sınır ve iktidar yapısı yeniden düzenlenmesi ile sonuçlanırken, İsrail sınırlarını güneyde Sina yarımadasına uzatabilir. Kuzey’de Lübnanresetlenecek olursa, o bölgedeki Falanjistler, Dürziler ve Nusayriler üzerinden emrivaki siyaseti gerçekleştirebilirler. Bu çerçevede İsrail ayrıca Lübnan ve Ürdün’den toprak kazanabilir ve Irak Kürdistanı ile İran Kürdistanı arasında birlik kurulacak olursa, İsrail Türkiye ve Suriye aleyhine SDG/PYD unsurları lehine yeni düzenlemeler talep edebilir.
Bölge ile ilgili herkesin bir hesabı var. Allah’ınsa bir hükmü. Galip olacak olan Allah’ın hükmüdür! Mekerallahu! Görelim Mevla’m neyler. İster misiniz Trump görevden alınsın ya da bir saldırıya uğrasın. ABD ve İsrail’in evdeki hesabı çarşıya uymasın, yanlış hesap Bağdat’tan dönsün. Her şey mümkün.
Tabi, İran’ın gücü sadece İran topraklarında değil, Hizbullah, devrim muhafızlarına da bağlı bölgede ve bölge dışında unsurların olduğu unutulmamalı. Hizbullah ve Husi benzeri paramiliter unsurlar ABD’ye tüm dünyada saldırabilir.
Geleceği yalnız Allah (cc) bilir. Zulm ile abad olunmaz. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah (cc) hayır murat etmiş olabilir. Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler.
Selam ve dua ile.