Yükseköğretim de yapılması planlanan değişiklikler

Yükseköğretim de yapılması planlanan değişiklikler

YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, düzenlediği bilgilendirme toplantısında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikler hakkında basın mensuplarına bilgi verdi.

YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, 2547 sayılı kanunda değişiklik öngören bir taslak hazırladıklarını belirterek, bu çerçevede öğretim üyelerinin kısmi statüde çalışamayacakları yönünde düzenleme yaptıklarını bildirdi.

YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, YÖK'te düzenlediği bilgilendirme toplantısında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikler hakkında basın mensuplarına bilgi verdi.

Özgenç, döner sermayeye ilişkin yapılacak değişikliklerin YÖK Genel Kurulu'nda mutabık kılınan konular olduğunu belirtti.

Daha önce Sağlık Bakanlığının bir çalışması olduğunu hatırlatan Özgenç, ''Bu çalışmada ister devlet hastanelerinde çalışsın, ister üniversitede tıp fakültelerinde öğretim üyesi olsun sağlık hizmeti alanında çalışan herkes için tam gün statüsüne geçme yönünde bir kanun tasarısı taslağı hazırlığı vardı. 2008 yılının Temmuz ayında Başbakanlıkta bu konu görüşüldü. Bu görüşme sırasında kurumu temsilen ben toplantıya katıldım'' dedi.

Devlet hastanelerinde çalışan hekimler bakımından yapılan düzenlemeye ''söyleyecek lafları olmadığını'' belirten Özgenç, ''Ama eğer üniversite öğretim üyeleri ile ilgili olarak da böyle bir düzenleme yapılacaksa bu sadece sağlık alanındaki öğretim üyeleri ile sınırlı olamaz. Böyle bir düzenleme bütün öğretim üyelerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır. Aksi takdirde Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme olur'' diye konuştu.

Özgenç, öğretim üyesinin tam gün statüsüyle çalışmasını sağlamanın döner sermaye üzerinden bu kişinin dışarıya hizmet verebilmesine imkan tanımak ve bu hizmet karşılığında da kendisini tatmin edecek bir ücret alabilmesi şartıyla ancak mümkün olabileceğini vurgulayarak, ''Aksi takdirde siz insanları zorlayarak bir sisteme sokarsınız ama o sistem istenen verimi elde etmez. Kamu hizmetlerinde verimliliği artırabilmek için mümkün olduğu kadar bu hizmeti vermekle görevli kişilerin gönüllü olarak, rızaya dayalı olarak bu işi yapmasını sağlamak gerekir'' dedi.

-''HEM ÖĞRETİM ÜYESİ HEM AVUKAT OLMASIN''-

Öğretim üyelerinin kısmi gün statüsünü kaldırıp tam gün statüsüne geçebileceklerini söyleyen Özgenç, bunun sadece tıp fakültesi öğretim üyesi bakımından değil, bütün öğretim üyeleri için olması gerektiğinin altını çizdi. Özgenç, şunları kaydetti:

''Sadece tıp fakültesindeki öğretim üyeleri döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet vermemelidir. Bütün alanlardaki öğretim üyeleri kendi uzmanlık alanında dışarıya bir hizmet verebilmelidir. Mesela hukuk fakültesindeki öğretim üyeleri dışarıda kendi mesleklerinden dolayı edindikleri birikimi kısmi statüde serbest meslek icra etmek suretiyle veriyorlar. Kişi hem öğretim üyesi hem de serbest meslek icra eden avukat olarak çalışıyor. Biz bunu doğru görmüyoruz. Biz diyoruz ki kişi eğer avukatlık yapacaksa buyursun dışarıda avukatlık yapsın. Ama eğer öğretim üyesiyse öğretim üyesi olsun. Hem öğretim üyesi hem avukat olmasın. Ama bir medeni hukukçusu, bir ticaret hukukçusu, bir ceza hukukçusu bilgisini kullanmak suretiyle dışarıya bir hizmet verebilsin. Ama bu hizmeti döner sermaye işletmesi üzerinden verebilsin.''

-HİZMET KARŞILIĞINDA ALINAN PAY-

Bunun sadece tıp fakülteleriyle sınırlı olmadan, diğer bütün alanlarla ilgili olarak uygulanabilmesini istediklerini belirten Özgenç, döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet veren öğretim üyesine kendisini tatmin edecek bir pay ödenmesi gerektiğini söyledi.

Burada bazı problemler olduğunu ifade eden Özgenç, ''Mesela tıp fakültelerinde olduğu gibi sadece öğretim üyesi kendi imkanlarını kullanarak dışarıya hizmet vermiyor. Hastane alt yapısı kullanılmak suretiyle oradaki bütün elemanların ortak katkısıyla dışarıya bir hizmet veriliyor'' dedi.

Bu hizmet karşılığında alınan paranın bu kişiler arasında adil bir şekilde nasıl bölüşüleceğinin de bir problem oluşturduğunu belirten Özgenç, ''Bir diğeri de şu, siz hiç üniversite imkanlarını kullanmıyorsunuz. Siz sadece o üniversitede bir öğretim üyesisiniz. Sizden bir mütalaa isteniyor. Sizin bu hizmetiniz karşılığında döner sermaye işletmesine gelen para hangi alanlarda ne oranda kullanılacaktır? Bunlara açıklık getiren, bu konularda tatmin ediciliği amaçlayan düzenlemeler yapılıyor'' diye konuştu.

Özgenç, YÖK Genel Kurulu'nda kabul edilen şekliyle metin kanunlaştığı takdirde ortaya çıkacak sonuçları da şöyle anlattı:

''Bir, üniversitelerden öğretim üyeleri artık kısmi statülü çalışmayacak, hepsi tam gün statüsünde çalışacak. İki, sadece tıp fakültesi veya hukuk fakültesi öğretim üyeleri değil, bütün alanlarda dışarıya hizmet verilebilecek. Hatta mal satışı da mümkün olabilecek. Mesela bir ziraat fakültesinin uygulama alanı olarak bir arazide bir ürün üretilmiştir. Bu ürünlerin satışından elde edilen gelir bu döner sermayeye gelecektir. O ürünün elde edilmesinde görev yapan bütün öğretim elemanlarına bir pay ödenmesine imkan tanıyoruz. Üretim faaliyetine, öğretim faaliyetine katkıda bulunan kişiler arasında adil bir biçimde bölüşümünü sağlayan bir sistem getiriyoruz.''

Bunun üniversitelere kendi kaynaklarını oluşturma imkanını sağlayacağını söyleyen Özgenç, öğretim üyelerinin de sadece maaşa bağlı olarak çalışmayacaklarını, performansa dayalı gelir elde etme imkanının ortaya çıkacağını belirtti.

-YÖNETİM KADROSUNDA BULUNANLAR-

Üniversitelerin yönetim kadrosunda bulunan kişilerin döner sermayeden nasıl pay alacakları konusunu da görüştüklerini ifade eden Özgenç, ''Mesela rektör olan kişi sadece tıp fakültesinin döner sermayesi işletmesinden pay alıyordu. Bu çok fazla görülmüştü. 2008 yılının Ağustos ayında kanunda bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklikle bu tırpanlandı, bir etki-tepki düzenlemesine dönüştürüldü. Bir tıp fakültesi dekanı, döner sermaye işletmesinden pay alıyor ama bir mühendislik fakültesi dekanı alamıyor. Dekan olması dolayısıyla pay alamıyor. Bunlara da açıklık getirdik'' dedi.

Döner sermaye işletmesinde her yükseköğretim biriminin bir hesabı olduğunu ifade eden Özgenç, şunları söyledi:

''A fakültesinin döner sermayede bir hesabı var. A fakültesinin dekanı o hesaptan ancak bir pay alabiliyor. Bu, şunu sağlayacaktır, bir fakültenin, bir meslek yüksekokulunun müdürü neme lazımcılık yapıp kenarda oturmayacaktır. Mutlaka öğretim üyelerinin dışarıya bir şekilde hizmet verebilmelerini teşvik etmeli ki oradan gelecek kaynaktan kendisine de bir miktar pay gelsin. Ama bu da kötüye kullanılabilir bir ölçü olmasın. Bunu da sınırlandırmış bulunmaktayız. Rektör, rektör yardımcıları, üniversite genel sekreteri, tıp fakültesindeki başhekim, hastane müdürleri, dekanlar gibi. Yönetim kademelerindeki görev alan kişilerin adil bir şekilde pay alabilmelerine imkan tanıyoruz.''

-''ORANLAR MALİYE BAKANLIĞINCA NETLEŞTİRİLECEK''-

Döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet verilmesinde teknik altyapıya ihtiyaç duyulduğunu belirten Özgenç, ''Döner sermaye işletmesinde toplanan paranın belli bir yüzdesi bu amaç için kullanılabilmelidir. Tıp fakültesi için kabul edilen yüzde ile hukuk fakültesi için kabul edilen yüzdeyi birbirinden ayırdık. Tıp fakültesinin döner sermayesi hesabında toplanan paranın yüzde 35'i araç, gereç, sarf malzemesinin temini için ayrılıyor, hukuk fakültesinde ise yüzde 10'u ayrılıyor'' diye konuştu.

Bütün bu döner sermaye işletmelerinde toplanan paranın her birinin yüzde 5'inin rektörlük bünyesinde bilimsel araştırma projelerini teşvik fonunda toplanacağını belirten Özgenç, şunları kaydetti:

''Bu vardı önceden. Fakat, sadece tıp fakülteleri için şu anda döner sermaye işletmesi büyük ölçüde işlediği için... Teorik olarak bütün fakülteler için işliyor. Ama döner sermaye işletmesinde toplanan paranın büyük bir kısmı vergiye gidiyordu. Mesela hukuk fakültelerinde dışarıya hizmet verdiğinizde aldığınız paranın yüzde 70 küsuru vergiye gidiyordu, yüzde 26-27'si öğretim üyesine ödeniyordu. Bu da öğretim üyelerini hukuk dışı bir yola itiyordu. Kişiler gerçekte 5 lira almışlardır ama üniversite yönetimine beyanda bulundukları miktar gerçekte aldıkları para değil, kendilerini tatmin edecek miktarı elde edebilmek amacıyla daha düşük bir miktarı beyan ediyorlardı. Bu bir kötüye kullanmaktı, bir yanlışlıktı. Biz burada öğretim üyesinin tatmin edeceği bir miktar almasını sağlamamız gerekir ki bu tür sahteciliklere sapmaların önüne geçebilelim.''

Bu oranların Maliye Bakanlığınca netleştirileceğini bildiren Özgenç, ''Bizim maksadımız yüksek 85'lere kadar çıkmaktır. Ama bu oranı Maliye Bakanlığı kabul eder mi, bunu bilmiyoruz'' dedi.

Maliye Bakanlığının bu oranların artırılmasına ilişkin bir kanaate sahip olduğunu belirten Özgenç, ancak henüz bu orana ilişkin Maliye Bakanlığından görüş gelmediğini kaydetti. Özgenç, ''Bizim genel kurulda kabul ettiğimiz miktar yüzde 85'tir'' dedi.

-''BİN 300 KÜSUR KISMİ STATÜLÜ ÇALIŞAN VAR''-

Bir gazetecinin ''kısmi zamanlı çalışan kaç öğretim üyesi olduğu'' sorusuna Özgenç, ''Bizim kurulumuza intikal eden bilgi bin 300 küsur. Sağlık Bakanlığında ise 7 bin küsur. Bin 300 küsur öğretim üyesinin kısmi statüden tam gün statüsüne geçişi sağlanmış olacaktır'' yanıtını verdi.

Özgenç, ''rektörlerin maaşına'' ilişkin bir soru üzerine , ''Rektörün brüt maaşı artı döner sermaye işletmesinden alacağı pay, Yükseköğretim Kurulu Başkanı'nın brüt maaşından fazla olmayacaktır. Üniversitede yönetim görevini üstlenen kişi, mesai saatleri dışında döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet verebiliyor. Mesela tıp fakültesi öğretim üyesi rektör ise döner sermaye işletmesi üzerinden mesai saatleri dışında hizmet verebilecektir'' dedi.

Mesai saatleri içerisinde yönetim görevi yapan kişilerin mesai saatleri içinde döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet veremediklerini ifade eden Özgenç, onların bütün mesaisinin yönetime ayrılmış olması gerektiğini vurguladı.

Şu andaki düzenlemeye göre, mesai saatleri dışında döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet verilmediğini anımsatan Özgenç, ''Getirilen sistemle mesai saatleri dışında, hafta sonunda dahi döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet verilebilecek. Yani, siz cumartesi, pazar günü bir tıp fakültesi hastanesinin kapısını çaldığınızda orada bir öğretim üyesine muayene olabileceksiniz. Mesai saatleri dışında hizmet veren öğretim üyesi mesai saatlerinde aldığı paranın yüzde 50 fazlasını alacaktır'' diye konuştu.

Özgenç, sağlık hizmetini alanların bu hizmeti kimden alırsa alsın aynı parayı ödeyeceğini ifade etti.

İzzet Özgenç, yapılan düzenlemeyle öğretim üyesinin net maaşının 8 katı, mesai saati dışında çalışılması halinde ise 12 katına kadar maaş alabileceğini söyledi.

-VAKIF ÜNİVERSİTELERİ-

Özgenç, öğretim üyelerinin gösterdikleri performans kadar pay alacaklarını ifade etti. Şu anda vakıf üniversitelerinin döner sermaye işletmeleri olmadığını belirten Özgenç, şunları kaydetti:

''Yapmayı düşündüğümüz düzenlemelerle vakıf üniversitelerinde de döner sermaye işletmesi kurulacaktır. Dolayısıyla bizim tam gün ve kısmi gün statüsü konusundaki düzenlemelerimiz aynı zamanda vakıf üniversiteleri bakımından da geçerli olacaktır. Dolayısıyla bu düzenlemelerle devlet üniversiteleri ile vakıf üniversiteleri arasındaki ayrım ortadan kalkacaktır. Sistem itibarıyla yeni kurulan bir üniversite ile köklü bir üniversite arasında işleyiş bakımından herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil ama elbette ki gelişmişlik düzeyini tamamlamış bir üniversitenin işleyişinde mesela Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi döner sermaye işletmesinden alınacak pay ile Kars Kafkas Üniversitesinin tıp fakültesindeki döner sermaye işletmesinden alınacak pay aynı değil. Zaten aynı olmaması lazım.''

Ajanslar