Ahmet Taşgetiren
Yeni nesil muhalefet
Doruk Maden İşçilerinin eylemlerini nasıl okumalı?
Haklarını alamadıkları iddiasıyla Eskişehir’den yola çıktılar, Ankara’ya doğru yürümeye başladılar. Yer yer jandarma – polis çevirmelerinde yol kenarına oturup, Sarı baretleri ile tak tak yere vurmaları sembol oldu… Ankara’ya geldiler, polis kuşatmasına maruz kaldılar, günlerce parklarda sabahladılar… Usanmaları, yılmaları beklendi. “Tak tak” sesleri Ankara sokaklarında çınladı. Nihayet Ankara, yani “Devlet” duydu onları. “Gelin konuşalım” dendi. İşveren çağırıldı, üç bakan yardımcısının huzurunda – kefaletleri ile söz alındı. 15 gün içinde hakları ödenecekti.
15 gün geçti, patron “Param yok, ödeyemedim” dedi. Madenciler sarı baretleri ile yeniden yola çıktı.
Türkiye’de yüzlerce maden, binlerce maden işçisi ve o kadar da mağduriyet var. Ucuz işçilik, can güvenliği riski, şu bu… Sineye çekerseniz, ocaklarda kıvranır durur, çocuklarınızı öksüz, eşlerinizi dul bırakırsınız.
Doruk Madencilik işçileri, bir başka şeyi göze aldı. Coplanmayı, gaz sıkılmasını, yolların kesilmesini, tabanlarının şişmesini… Ankara seslerini duysun, “şu işverene bir şey desin” diye…
Haklar alınacaksa böyle alınır bu dünyada… Topraklarına, ağaçlarına sahip çıkan Akbelen kadınları, Karadeniz kadınları da onu yapmaya çalışıyorlar.
….
Gelelim siyasi muhalefete…
Türkiye’yi yönetenler, Cumhurbaşkanı ve İttifak ortağı ile, Özgür Özel’in muhalefet tarzından rahatsız. “Ankara’ya gel” çağrıları bu rahatsızlığın işareti.
Özgür Özel 18-19 Mart’tan beri bir başka şey yapıyor. O tarih, CHP’nin belediyelerde başlayıp, merkezi iktidara doğru yürüyen siyasi tırmanışının, Ekrem İmamoğlu’nun şahsında, yani onun diploma iptali ile, onun tutuklanması ile, binlerce yıllık hapis talebi ile, casusluk gibi, her insan için utanç suçlamasına maruz bırakılması ile….durdurulmasının tarihidir.
Özgür Özel onu “darbe” olarak niteleyecektir. “İktidarın yargı kolları üzerinden gerçekleştirdiği darbe…”
Sonra Emniyet devreye girecektir, iktidarın kontrol ettiği medya devreye girecektir, Yargı üzerinden başka hamleler devreye girecektir. “İtirafçılar, şunlar bunlar…”
Türkiye bu tarz operasyonlara alışıktır. Bir Genelkurmay Başkanı (İlker Başbuğ) yine bu iktidar döneminde terör örgütünün başı olmak suçlaması ile 26 ay cezaevinde yatacaktır.
Özgür Özel, 18-19 Mart’ı “darbe” olarak okuyunca, işin “Yargı kolları, medya kolları, siyasi irade boyutunu” hesaba katınca, içine sürüklendikleri kıskacı – kuşatmayı bedeninde hisseder. Acaba içinde “Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir” gibi bir kuşatılma duygusu oluşmuş mudur? Ne de olsa CHP üzerinden kendisini Kuva-yı Milliye ile irtibatlı sayar.
Bir yandan yargı mücadelesi göze alınır. Başka çare yoktur çünkü, yol arkadaşın tutuklanmıştır.
Ama ya o yargı operasyonu zaten yargısız infazın tiyatro sahnesinden ibaretse…
Özgür Özel, belki spontane bir refleksle, belki tıkanmanın getirdiği arayışla, belki içinde hissettiği acıyla, 18-19 Mart gecesi, Saraçhane’yi miting – eylem meydanına dönüştürdü.
Özgür Özel, 18/19 Mart 2025’ten bu yana Saraçhane ruhunu Anadolu’ya taşımak için adeta kendini parçaladı. Acaba yine Kuva-yı milliyeden bir esinti mi yansımıştır içine?
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır…..” diyerek yollara düşmek ve “Vatandaşın sesiyle – direnciyle buluşmak…” yani…
Siz ne derseniz deyin insanların içine hükmedemezsiniz. Kaç miting yaptı? 100 bilmem kaç. Anadolu’da basmadık toprak bırakmadı dense yeri. Bu bilindik bir muhalefet tarzı değil Türkiye’de… Bir de hatırlıyorum, 12 Mart 1971’den sonra Demirel meydan meydan “Muhtıracılar”a “Gidin” diye seslenmişti de onun sonunda Faruk Gürler’in dramatik günleri yaşanmıştı.Cumhurbaşkanı Erdoğan 72 yaşında. Devlet Bahçeli 78 yaşında. Kılıçdaroğlu 78 yaşında…
Fizik şartlar gereği, bu liderlerin Özgür Özel gibi Anadolu’yu arşınlamaları kolay değil. “Ankara’da yapalım ne yapılacaksa…” gibi bir arzu seslendiriliyor.
Bir de acaba son zamanlarda bizzat Kılıçdaroğlu’nun en yakın adamları (Bülent Kuşoğlu) tarafından yeniden gündeme sokulan “Devlet aklı”, Özgür Özel’in kimi zaman yağmur – dolu sağanağı altında Meclis’e, kimi zaman yüzbinlerce kişi ile Anıtkabir’e yürümesi, bazen Toma’nın kapısına çıkıp ikonik – simgeleşmiş görüntüler sergilemesi… bir de yaşının (51 yaşında) gelecekte Türkiye siyasetinde bir şekilde rol alacak nitelikte olması karşısında tedirgin mi olmaktadır? Nedir, kimdir o Devlet aklı?
Özgür Özel hiç şüphesiz “yeni nesil bir muhalefet”in rolünü oynuyor. Onun da yolu kesilir mi bilinmez. Her şey mümkün Türkiye’de… “Gider Silivri’de Ekrem Başkan’ın yanındaki odada 20 yıl yatarım” cümlesini de o kurdu. “En Zor”u göze almış adamı yıldırmak kolay değil.
Demirtaş gömüldü mü siyaset mezarlığına? Bakıyorum her fotoğrafında daha genç gözüküyor. Öcalan’ın üzerinden başka oyun kurmak kolay oluyor mu?
Kılıçdaroğlu hangi özelliği sebebiyle “Devlet Aklı”nın mutemet simaları arasına girdi?
İmamoğlu’nun bir yılı aşkın sürede boyun eğdiğine tanık olundu mu?
Ne bileyim, bu siyaset oyununu mertçe oynamak lâzım. Geride hoş bir seda bırakmak var, bütün devlet gücüyle rakiplerinin üzerine abanma görüntüsüyle veda etmek var.
İnsanın kaderi bir gün veda etmektir çünkü. Mahkeme kadıya mülk değildir.