Türkiye’de Sevinç Pakistan’da Üzüntü

Türkiye’de Sevinç Pakistan’da Üzüntü

Türkiye’deki canlılık ve sevinç günlerinde Pakistan’ı ve askeri darbeyle iktidara gelmiş yöneticisini sallanırken, ağır darbeler ve krizlerle boğuşurken görüyoruz.

Ülkeyi düşmanlıklara, kin ve çekişmelere boğan hali hazırdaki yöneticinin gelmesiyle Pakistan'nın gerilemesi not düşülebilir. Pervez Müşerref, kendisini Afganistan’daki sözde terörle savaşında Amerikalıların peşinden sürükleyen şer ve yıkımın anahtarı oldu. Onlara Pakistan’ın kapılarını açtı, orduyu onların hizmetine sundu, sınırsız ve şartsız destek oldu.
DR. KEMAL REŞİD
Türkiye ve Pakistan dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan İslâm ümmetinin iki büyük halkının iki büyük devleti. Şayet Müslümanların bu nüfus oranlarına başkaları sahip olsaydı konumları farklı olurdu.
Her iki ülkede kendilerini ümmetler arasında ileri bir konuma koyma noktasında ehil kılacak ve halkları için yüksek oranda refah, özgürlük ve istikrar sağlayacak gücün unsurları var. Fakat bizler şu günlerde birbirinin zıddı şekilde gelişen iki gelişmeyi karşılaştırma gereği duyuyoruz. Zira Türkiye şartları parlak bir gelecek vaat ediyor. Pakistan ise kendisini krizler, problemler, kayıplar, beşeri ve maddi zararlarla ağırlaşmış halde buluyor.
TÜRKLERİN HAYALİ GERÇEKLEŞİYOR
Türkler düğün ve sevinç günlerini yaşıyorlar, anayasal ve büyük ekonomik kazanımlar gerçekleştirdiler. Sanki yılların hayali gerçekleşiyor. Sanki kağıt üzerinde mürekkep olmuş, Türk askerinin çizmesi altında ezilmiş demokrasi gelişiyor ve uygun tabiatının etkenleri içinde doğal hayatını yaşıyor.
HALK ERDOĞAN VE GÜL’DEN MEMNUN
Adalet ve Kalkınma Partisi birbirleriyle iyi anlaşan Erdoğan ve Gül’ün korumasında feraset, güzel öğüt, sükunet, sabır, barışçıl yol, anayasaya bağlılık ve halka dönerek Türk aracını hedefe ulaşmak için uygun süratle sürebildiler. Seçimlerle partinin konumu güçlendi ve bu iki siyasi lider, işlerin ipini ellerine aldılar. Biri başbakan oldu diğeri ise cumhurbaşkanı. Halk hoşnut ve sevinçle dolu. Hatta AKP’ye çalışmayanlar bile Erdoğan’dan sonra şimdi de Gül’e oy verdiler.
HİÇ KAN AKMADI
İki kutbuyla operasyon kan akıtmaksızın, gösteriler yapmaksızın ve kışkırtmalarda bulunmaksızın yerine getirildi. Hatta öfke dolu ordu komutanları bile şu ana kadar Türk evini önceki dönemlerde olduğu gibi askeri darbeyle temizleyecek imkan bulamadı. Türkiye ekonomik ve sosyal olarak büyüdü, dünya ülkeleri içinde ileri adımlar attı ve inatçı Amerikan şaşkını karşısında yılmadı. Türk Lirası hareketlendi ve Avrupa ülkeleri para birimlerine denk hale geldi.
MÜŞERREF ŞER VE YIKIMIN ANAHTARI OLDU
Türkiye’deki canlılık ve sevinç günlerinde Pakistan’ı ve askeri darbeyle iktidara gelmiş yöneticisini sallanırken, ağır darbeler ve krizlerle boğuşurken görüyoruz. Ülkeyi düşmanlıklara, kin ve çekişmelere boğan hali hazırdaki yöneticinin gelmesiyle Pakistan'nın gerilemesi not düşülebilir. Pervez Müşerref, kendisini Afganistan’daki sözde terörle savaşında Amerikalıların peşinden sürükleyen şer ve yıkımın anahtarı oldu. Onlara Pakistan’ın kapılarını açtı, orduyu onların hizmetine sundu, sınırsız ve şartsız destek oldu. Ülkesi için bu koşturmacadan yararlı bir şeyler çıkacağını düşündü. Oysa ABD stratejik ortaklıkla Hindistan’ın yanında durdu.
İÇ FİTNELERLE ORDUYU ÇÖKERTTİ
Müşerref’in halkı provoke edici operasyonları sürdü. Halkından binlercesini öldürdü. Lal Mescidini içindekilerle birlikte bombaladı. Pakistan’daki en yüksek mahkemenin başkanını azlederek Pakistan yargısını bombaladı. Anayasayla oynadı, devlet başkanlığı ile ordu komutanlığını birleştirdi. Keşmir problemini sulandırdı ve Pakistan’ın nükleer projesinden geri adım attı. Klasik düşman Hindistan’la değil iç fitnelerle orduyu çökertti.
PAKİSTAN’IN DURUMU BİZLERİ ÜZÜYOR
Pakistan’ın sürgündeki iki eski yönetici Nevaz Şerif ve Benazir Butto, ordu ve sivil yönetime bağdaş kurmuş oturan yöneticiden daha güçlü olarak ülkeye dönüyorlar. Her birinin partisi, örgütü ve yandaşları var. Sallanan sadece Pervez Müşerref değil. Bütün bir Pakistan’ı sallandırıyor. İstenmeyen her yönetici ülkeyi yıktıktan ve geri götürdükten sonra ancak ülkeden ayrılıyor. Nükleer projesi, askeri gücü, İslâm’la şereflenmesi ve Arap problemlerine desteğiyle İslâm ülkelerinin başında gelen Pakistan’ın düştüğü bu duruma üzülüyoruz.

Ürdün’de yayımlanan Ed Düstur gazetesi, 3 Eylül 2007
Arapça'dan çeviri: Halil Çelik / Vakit