Türkiye Müslümanlarından Mısır Hükümetine Çağrı
Gazze'ye yönelik insanlık dışı kuşatmanın ölümcül aşamaya gelmesi üzerine Türkiyeli müslümanlar sivil toplum örgütleri öncülüğünde Mısır devletine acil bir çağrıda bulunarak...
Gazze'ye yönelik insanlık dışı kuşatmanın ölümcül aşamaya gelmesi üzerine Türkiyeli müslümanlar sivil toplum örgütleri öncülüğünde Mısır devletine acil bir çağrıda bulunarak Gazze kuşatmasının kırılması yönünde derhal acil adımlar atmasını istedi.
Gazze'de kuşatma altında zor günler yaşayan Filistinlilerin yanında olduğunu göstermek için, İslami kurumların temsilcileri ve müslüman aydınlar Çarşamba günü Saat 12:00'de İstanbul Bebek'te bulunan Mısır Konsolosluğuna topluca giderek bir basın açıklamasıyla siyonist kuşatma karşısında Türkiyeli müslümanların hassasiyet ve tepkisini ortaya koyup Mısır konsolosluğuna mektup iletilecek.
Bilindiği üzere Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas, yaptığı açıklamada, Dünya müslümanlarına acil bir çağrıda bulunarak İslam ülkelerinin yöneticilerinin Gazze'ye yönelik zorba ambargonun kırılması yönünde adım atması için harekete geçmeye çağırmıştı.
"Gün kardeşliğinizi gösterme günüdür" diyerek dünya müslümanlarınını dayanışmaya çağıran HAMAS'ın açıklamasından:
“Neyiniz var?! Bizler kuşatma altındayız ama siz suskunsunuz. Bizler öldürülürken biz harekete geçmiyorsunuz. Sessizliğiniz ne zamana kadar sürecek. Bunca kuşatma , ölüm ve cinayet duygularınızı harekete geçirmedi mi? Ümitsizliğe kapılmayacağız ve harekete geçeceğinize yönelik umudumuzu koruyacağız. Ey Arap ve İslam ümmeti sizin hiçbir bahaneniz yok! Kırın artık bu acımasız ambargoyu. Filistinli kardeşlerinize yardım edin. Onlar sizin adınıza savunma yapıyorlar, sizin onurunuzu koruyorlar ve bunun için sahip oldukları her şeyi feda ediyorlar.”
“Siyasi partiler, İslami cemaatler, sol ve ulusal örgütler nerede? Nerede yeryüzündeki onurlu ve özgür insanlar? Tabanınızı Filistinlilerle birlikte olduğunuza nasıl ve ne yaparak inandıracaksınız? Onları nasıl ikna edeceksiniz haktan, adaletten ve mazlumdan yana olduğunuza? Nerede protesto gösterileriniz, nerede dayanışma eylemleriniz? Katliama uğrayan bir halk, öldürülen çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için nerede etkinlikleriniz faaliyetleriniz?”
“Daha ne bekliyorsunuz? Hepimizin ölmesini mi? Yoksa bayrağımızın düşmesini ve irademizin kırılmasını mı? Allah’ın izniyle bunların hiç biri olmayacaktır. Size sorumuz şu: Neredesiniz ve ne istiyorsunuz? Düşman her taraftan bize saldırıyor. Ölüm içimizde kol geziyor. Cinayetler durmuş değil. Ambargo uzadıkça uzuyor. Hiçbir şey kalmadı, bu suskunluk daha ne kadar sürecek? Gerçek rolünüzü ne zaman üstleneceksiniz? Hakim sistemler, sizin harekete geçmenizi, insanları ve ümmeti de caddelere döküp harekete geçirmenizi bekliyor; böylece belki onlar da bir şeyler yapabilir. Siz yöneticilerinizden ve sistemlerinizden önce hesaba çekileceksiniz. Çünkü sizin suskunluğunuz onların suskunluğunu artırıyor. Harekete geçin ve korkmayın bir şey kaybetmezsiniz. Ölüm de hayat da, esaret de özgürlük de hepsi Allah’ın elindedir. Tabi şayet buna inanıyorsanız. İmanınızı bir yoklayın. Biz sizi bekleyeceğiz ama bizi çok bekletmeyin! Harekete geçmelisiniz ki sizinle birlikte caddeler de harekete geçsin sonra da yöneticileriniz ve ülkeniz bir şeyler yapsın.."
Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas'ın bu çağrısını bir sorumluluk bilen Türkiyeli müslümanlar da ilk adım olarak Çarşamba günü Mısır İstanbul konsolosluğuna gidiyor.
Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizle omuz omuza olma şuurunu taşıyan, bu kardeşlerimizin acılarını paylaşan ve insanlık dışı ambargonun kaldırılmasını bir görev bilen bütün müslüman kardeşlerimizi, Çarşamba günü Saat 12:00'de Bebek'te bulunan Mısır Konsolosluğunun önünde toplanmaya davet ediyoruz...
Mısır Hükümetine verilecek mektubun metni:
Mısır Birleşik Arap Cumhuriyeti
İstanbul Başkonsolosluğu’na
Filistin toprakları bugün tam bir insanlık dramına sahne olmaktadır. On yıllardır türlü acılar içinde kıvranmakta olan; işkencelerle, baskılarla, katliamlarla yüz yüze olan Gazze halkı işgal zulmü yetmezmiş gibi şimdi de açlık, soğuk ve hastalıklarla kırılma tehlikesi ile karşı karşıya. 2006 yılının Ocak ayında yapılan seçimlerde Hamas’ın seçimleri kazanmasından bu yana, ABD-İsrail ortaklığı ile şekillenen barbarlık politikalarının her çeşidi Gazze topraklarında sahnelenmekte. Siyonist çete füzelerle, bombalarla, suikastlerle baş eğdiremediği kahraman Filistin halkını açlıkla, yoklukla terbiye etme, sindirme peşinde. Direniş kararlılığı karşısında çılgına dönen Siyonist çetenin son günlerde saldırganlık politikasına hız verdiğini; vahşi ambargo ve kuşatma politikasını giderek daha da barbarca yöntemlerle zirvesiye çıkarttığına şahit olmaktayız. İşgale boyun eğmeyen ve iradesini direnişten yana belirleyen Gazze halkı bu nedenle elektriksiz, yakıtsız, ilaçsız bırakılmakta, açlığa mahkum edilmektedir. Şüphesiz tüm bu yapılanlar açık bir soykırım girişimidir ve tarihe Siyonist şebekenin yeni bir insanlık suçu olarak kaydolacaktır.
İşte bu noktada Siyonist çetenin zulmüne, vahşetine karşı dünya halklarının ve ülkelerinin tutumu önem kazanmaktadır. Bilhassa da Ortadoğu coğrafyasındaki devletlerin tavrı, yaklaşımları ve politikaları belirleyiciliğe sahiptir. Ve şüphesiz bu ülkeler içinde en büyük sorumluluğa sahip ülke ise Mısır’dır. Gazze’ye sınırı bulunan ve 1967 savaşına kadar Gazze’nin idaresini elinde bulundurmuş Mısır, Gazze’de yaşanmakta olan insanlık dramını bitirebilecek güç konumunda bir ülkedir. Mısır hükümetinin Refah sınır kapısını insan ve ihtiyaç malzemelerinin geçişine açması ile Siyonist kuşatmanın boşa çıkacağı açıktır.
Ne yazık ki, aylardır sürmekte olan kuşatma karşısında Mısır hükümetinin ABD-İsrail baskılarına boyun eğerek Refah sınır kapısını kapalı tutmaya devam ettiğini gözlemlemekteyiz. Bu tutum Gazze’ye yönelik Siyonist saldırganlık suçuna iştirak etmek demektir. Ve bu tutum hiç şüphesiz başta Mısır halkı olmak üzere, bölge halklarının, İslam Ümmeti ve tüm insanlık ailesinin iradesine, arzusuna, talebine aykırı bir tutumdur. Mısır hükümeti ABD’den alacağı yardımların karşılığı olarak ya da Siyonist çetenin tehditleri yüzünden Gazze’de yaşanan insanlık felaketine gözlerini yumamaz.
Şurası gayet net bilinmelidir ki, bu andan itibaren elektriksizlikten dolayı ameliyatların yapılamadığı, ilaçsızlıktan dolayı hastaların öldüğü, insanların açlık ve donma tehlikesi ile yüz yüze olduğu Gazze’de yaşanan her türlü olumsuzluğun sorumluluğu, Türkiye de dahil olmak üzere gelişmeleri boş gözlerle seyreden tüm bölge ülkelerinin ve başta da ambargoyu kırma gücü olan Mısır hükümetinin omuzlarındadır.
Bizler Filistin halkının Türkiyeli dostları olarak Mısır yönetiminden, Gazzeli kardeşlerimize karşı tarihsel sorumluluğunu yerine getirmesini; Siyonist işgal ve kuşatmayı boşa çıkartacak adımları acilen atmasını ve öncelikle de Refah sınır kapısını acilen açmasını talep ediyoruz."
