Trump'ın damadının telefonu hacklendi.. BAE ve Suudi Arabistan para yağdırmış

Trump'ın damadının telefonu hacklendi.. BAE ve Suudi Arabistan para yağdırmış

Prensler ve Hırsızlar: Jared Kushner ve Muhammed bin Zayid’in Orta Doğu’yu Yeniden Şekillendirmeye Yönelik Gizli Komplosu” adlı kitaptan bir bölüm, Kushner’in telefonunun nasıl hacklendiğini ve sonrasında yaşananları ele alıyor.

“Prensler ve Hırsızlar: Jared Kushner ve Muhammed bin Zayid’in Orta Doğu’yu Yeniden Şekillendirmeye Yönelik Gizli Komplosu” adlı kitapta, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve eski danışmanı Jared Kushner’in telefonunun hacklenmesi ve Hollanda istihbaratı tarafından izlenmesine ilişkin anlatımda, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve israille bağlantılı büyük para transferleri ile banka hesaplarını ortaya çıkardığı ileri sürülen bir operasyon aktarılıyor.

Kushner’in telefonunun hacklenmesi ve bankacılık faaliyetlerinin izlenmesi

Kitapta yer alan anlatıma göre Hollanda Askerî İstihbarat ve Güvenlik Servisi, 2017’nin sonlarında Rus bilgisayar korsanlarının Kushner’in telefonuna erişim sağladığını tespit etti. Hollandalılar daha sonra telefondaki bir güvenlik açığından yararlanarak, Kushner telefonu kullanırken ekranının görüntülerini alıp faaliyetlerini izledi.

Kitaptan aktarılan bölüme göre bu operasyon, Kushner’in Azerbaycan’daki bir bankadan yüz milyonlarca dolar alan BAE’deki bir banka hesabına giriş yaptığının görülmesini sağladı. Bunun üzerine Hollanda istihbaratı, hesabın niteliğini ve paranın kaynağını araştırmaya başladı.

Kushner, Muhammed bin Zayid ve Muhammed bin Selman arasındaki siyasi yakınlaşma

Kitap, bu transferlerin Kushner, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid ve Suudi Arabistan’ın o dönemdeki Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasındaki yakınlaşma bağlamında gerçekleştiğini belirtiyor. Anlatıma göre Bin Selman, veliahtlığa gelme şansını güçlendirmeye çalışırken Muhammed bin Zayid de ABD’nin İran politikasını etkilemeye çalışıyordu.

Kushner ise anlatıma göre Trump yönetimi içindeki ilişkilerinden yararlanarak Arap ülkeleri ile israil arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini içeren bölgesel bir anlaşmayı ilerletmeyi amaçlıyordu.

Kitaptan aktarılan bölümde, Emirlik ve Suudi yetkililerin Trump’ın ilk başkanlık döneminin başında Kushner’le 10 milyar doları aşan gizli bir dış politika fonu oluşturulmasını görüştüğü belirtiliyor. Daha sonra planın değiştiği ve en az iki banka hesabına en az 2 milyar dolar aktarıldığı ileri sürülüyor.

“Alfa” hesabı: BAE’deki bir yardım kuruluşu üzerinden 750 milyon dolar

Kitapta, “Alfa” adı verilen ilk hesabın First Abu Dhabi Bank’ta bulunduğu ve 2017’den itibaren bu hesaba yaklaşık 750 milyon dolar aktarıldığı ifade ediliyor.

Hesabın, BAE hükümeti tarafından finanse edilen “Vatani el-İmarat” adlı yardım kuruluşuna ait olduğu belirtiliyor. Kushner’e ise hesap üzerinde imza yetkisi verildiği, böylece paraya erişme ve işlem yapma imkanı sağlandığı ileri sürülüyor.

Kitabın aktardığı kaynaklara göre Dırar Belhul el-Felasi’nin yönettiği kuruluş, silah alımlarını kolaylaştırmak ve BAE’nin yurt dışındaki gizli askeri ve istihbarat faaliyetlerini finanse etmek için paravan olarak kullanıldı.

Bölümde, kaynakların değerlendirmesine göre bu transferlerin yönetiminde bir yardım kuruluşunun kullanılmasının, bağlantılı uluslararası mali işlemler üzerindeki incelemeleri azaltabileceğine dikkat çekiliyor.

“Beta” hesabı: israile yaklaşık 1 milyar dolar aktarılması

Kitap, “Beta” adı verilen ikinci hesapla ilgili olarak Azerbaycan üzerinden Kushner lehine yaklaşık 1 milyar dolar transfer edildiğini ve paranın israil Merkez Bankasına yatırıldığını ileri sürüyor.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayandırılan anlatımda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Kushner’i parayı buraya yatırmaya teşvik ettiği ve Kushner’in mesajlarını ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi David Friedman aracılığıyla ilettiği belirtiliyor.

Kitaptan aktarılan bölümde, israil Merkez Bankasının kişisel hesapları yönetmediği, görevinin devlet fonlarını muhafaza etmek ve transfer etmekle sınırlı olduğu kaydediliyor. Netanyahu’nun ise “Beta” hesabından yapılacak her işlem hakkında önceden bilgilendirilmesini şart koştuğu ileri sürülüyor.

Ayrıca paranın önemli bir bölümünün daha sonra Kıbrıs’taki banka hesaplarına, ardından başka adreslere aktarıldığı; bunun transferlerin izinin sürülmesini engelleme amacı taşıdığı iddia ediliyor.

BAE ile israil arasındaki gizli savunma düzenlemeleri için üçüncü hesap

Kitapta, BAE’nin israille yaptığı acil durum savunma düzenlemelerinin maliyetlerini karşılamak için kullandığı öne sürülen ayrı bir üçüncü hesaptan da söz ediliyor. Bu düzenlemelerin, geniş çaplı bir İran askeri saldırısına karşı Abu Dabi’ye yardım edilmesine ilişkin gizli mutabakatlar kapsamında olduğu belirtiliyor.

Aktarılan bölüme göre BAE hükümeti, acil durumlarda savunmaya ayrılacak bir ihtiyat fonu oluşturmak amacıyla israil Merkez Bankasına ilave para gönderdi.

Kitap, üç hesabın Kushner ile BAE, Suudi Arabistan ve İsrail liderleri arasında, olağan resmî kanalların dışında müzakere edilen paralel bir dış politika hattı oluşturduğunu savunuyor.

Mali beyan ve siyasi nüfuza ilişkin hukuki şüpheler

Kitapta, Kushner’in ABD’li yetkililere uygulanan mali beyan kurallarına ne ölçüde uyduğu sorgulanıyor. Yabancı hükümetlerle bağlantılı hesaplara erişim yetkisinin bulunmasının, ABD’nin federal düzenlemeleri ve vergi mevzuatı kapsamında bunları bildirme yükümlülüğü doğurmuş olabileceği belirtiliyor.

Kushner’in Beyaz Saray’da nüfuz sahibiyken yabancı yetkililerden gelen büyük miktarda paraya erişim elde etmesinin, bu paraların ABD politikasını etkilemek için kullanılmış olabileceğine ilişkin sorular doğurabileceği ifade ediliyor.

Bölümde, Robert Mueller soruşturmasında görev almış eski bir savcının görüşüne de yer veriliyor. Savcıya göre Kushner’in para karşılığında yabancı yetkililere vaatlerde bulunması, bu vaatler yalnızca ABD Başkanı üzerindeki nüfuzunu kullanmakla sınırlı olsa bile, federal rüşvet ve yabancı temsilcilere ilişkin yasalar açısından şüphe doğurabilir.

Kushner ve Friedman suçlamaları reddediyor

Kushner’in avukatı ise müvekkilinin herhangi bir hukuka aykırı eylemde bulunduğunu reddetti. Kushner’in, başkanın onayı olmadan veya ABD’nin çıkarlarına aykırı biçimde yabancı yetkililerle anlaşma ya da düzenleme yapmadığını söyledi.

Avukat ayrıca Kushner’in bu tür herhangi bir banka hesabından haberdar olduğunu veya “Vatani el-İmarat” kuruluşuyla bağlantısının bulunduğunu reddederek yabancı hükümetlerle ilişkilerine yönelik tüm yasal gerekliliklere uyduğunu vurguladı.

Friedman da BAE’den Kushner’e para aktarılmasından haberdar olduğunu, buna dâhil olduğunu veya onun adına mesaj ilettiğini reddetti.