STK'lar: Millet Ne Diyorsa O !

STK'lar: Millet Ne Diyorsa O !

40 kadar STK'da uyarı uyarı geldi.

Kadınlarımızın kızlarımızın yıllardır “kamusal alan” dayatması ile birtakım temel haklarından mahrum bırakılması karşısında; baskılara, işten atılmalara, hapis cezalarına, iftiralara rağmen yılmadan sergilenen onurlu duruşun adı olan başörtüsü mücadelesinde, “yasağın kaldırılması” noktasına gelinmesi “Milletin önünde kimse duramaz” şeklinde değerlendiriliyor. Sivil toplum kuruluşu temsilcileri, “Haksızlıktan yana olanlar tarih boyunca eninde sonunda hep mağlup olmuştur. Başörtüsü mücadelemizde de bu kaçınılmaz son çok yakındır” dediler.

HİÇ DEĞİLSE KENDİNİZİ

YALNIZLIKTAN KURTARIN

Memur Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Dr. Ahmet Aksu: “Çok partili sistemden bu güne kadar millete rağmenci ve ikiyüzlü politika yapan siyasetçiler, milletin gönlünde bedbaht olmuşlardır. Her müdahale döneminde milletin yanında olmak yerine darbecilerin uşaklığına soyunanlar, milli ve manevi değerlere savaş açanlar tarihin sayfalarına kara leke olarak yapışmışlardır. Milletin iradesini hiçe sayarak din eğitiminin önüne set çekenler, eğitim ve çalışma hakkını ellerinden alanlar, kendilerini milletten soyutlamış, bugün yalnızlığa mahkum olmuşlardır. Başörtüsü zulmüne karşı çıkarak gerek farklı platform ve salonlarda, gerekse sokaklarda direnişinden ödün vermeyen kardeşlerimizi kutluyorum. Meclis’in attığı adım ile tüm bu mücadelelerin son olmasını diliyorum.”

MİLLETİN ÖNÜNDE KİMSE DURAMAZ

Başörtüsü yasağına karşı çok sayıda sivil toplum kuruluşunun desteğiyle oluşturulan İnanç Platformu’nun uzun yıllardır sözcülüğünü yapan ve bu çerçevede yüzlerce eyleme imza atan Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Avukat Emrullah Beytar: “Milletin önünde kimse duramaz. Gelinen nokta bunun ispatıdır. Haksız yasaya tepki gösteren, bedel ödeyen, yanlarında olan partileri kapatılan, sivil toplum kuruluşlarına baskınlar yapılan ancak tüm bunlara rağmen onurundan asla ödün vermeyen insanlara Meclis’ten sınırlı olsa da cevap gelmesi erdemdir.”

MECLİS GERİ ADIM ATMAMALI

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Başkanı Mustafa Başoğlu: “Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana milletin özgürlüklerine müdahale vardır. Bu müdahaleciler hiçbir zaman kalplerde iyilikle anılmazken, halkın önünü açan onurlu şahsiyetler her zaman kazandıkları gibi, hayırlarla da yad edilmişlerdir. Darbeci anlayışlar, demokrasi karşıtlığı ve özgürlük düşmanlığı hiçbir zaman kazanamamıştır. Bundan sonra da kazanamayacaktır. Mevcut Meclis de bu kazanamayanların tarihte yer aldığı kara sayfada yer almak istemiyorsa başörtüsü konusunda geri adım atmamalı, antidemokratik söylemleri elinin tersiyle itmelidir. Konu özgürlükse Meclis bir adım önde olmak zorundadır.”

HİÇBİR ZAMAN KÖLE OLMADIK, OLMAYACAĞIZ

Başörtüsü mağduru bir öğretmen olan ve halen Türkiye Kadınlar Birliği’nin genel başkanlığını yapan Ayşe Serap Şahiner: “Millet özgürlük ve inanç değerlerine saldıran anlayışa çok partili sistemden bu yana asla taviz vermemiştir. Yanılgılara düşürüldüğü dönemlerde ise zulümlerin pençesinden kurtulmak için direniş göstermiştir. Yıllarca süren ve bizlere dayatılan başörtüsü yasağı karşısında evlerimize çekilip baskılara boyun eğmek yerine tüm antidemokratik dayatmalara karşı bugüne kadar geri durmadık. İnancımızın gereğini bize çok gören anlayışa köle olmadık, özgürlüklerin kavgasını vererek hak tarafından ödüllendirilmeyi bekledik. İslâm’ın bize tanıdığı hak ve özgürlüğü sonuna kadar elde etmek için bedeller ödemeyi göze aldık. Bu mücadelemizde bize destek verenler onurla, şanla ve demokrasiyle anılırken, bizleri kör duvarlar arkasına hapsetmeye çalışanlar çoktan unutuldular bile.”

HİÇBİR ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

BU KADAR UZUN SOLUKLU OLMADI

İLKDER Genel Başkanı Zehra Dönmez: “Hiçbir insan hak ve özgürlükleri savunucusu, başörtüsü hakkını savunanlar kadar uzun soluklu mücadele veremedi. Başörtüsü anneden kızına hatta torununa kadar uzanan bir sahiplenme dönemi gördü. Sabırla, siyasilerin bu konuya çözüm getirmelerini beklediler. Çözümün halen siyasilerde olduğuna inanıyoruz. Çünkü bir başbakan ‘bu konu bitmiştir’ deseydi, mağdurların önü kapanmış olacaktı. Siyasiler çok iyi biliyorlar ki, halk son sözünü sandıkta söyler. Geçmiş dönemlerde de bu görüldü. Sağ sol hiç fark etmez; tüm görüşten partiler bunu bildikleri için ‘seçim öncesi bu sorunu çözeceğiz’ dediler. Halk bu yüzden sabırla bekledi. Belirli bir noktaya gelindi bugün, ancak çözüm hizmet alan-hizmet veren noktasında aranmalıydı. Düşünün; bir hukuk öğrencisi okuyor ama hakim, savcı olamıyor. ‘Git evine bulaşık yıka’ diyecekler. Tıp okuyana ‘doktor olamazsın, nasıl olsa eşleriniz sizleri kamuda temsil ediyorlar’ diyecekler. Bu asla kabul edilemeyecek bir çözüm yoludur. Bundan sonra da hak arayışlarımız devam edecek. Artık halk uyandı.”

YASAKÇILAR KAYBETMEYE MAHKUMDUR

İnanç Platformu Dönem Sözcüsü Ali Dalaz: “Yasaklarla mücadele yerine milletin değerlerine savaş açan anlayış, 60 yıldır kaybederken milletin özüne sahip çıkanlar her zaman kazanıyor. Milletin taleplerine kulak vermek yerine çetelerin, darbecilerin, antidemokratik yapıların, derin devletin arka bahçesi olan siyasi partiler sandığa gömülmüştür. Geçmişten ders almayan ve aynı tutumlarını sürdüren bugünkü başörtüsü düşmanları da milletin sillesinden kurtulamayacaklardır. Yasaklarla mağdur edilen çevrelerin dün olduğu gibi bugün de gözyaşları onları boğacaktır.”

BASKILAR SÜRDÜKÇE

MÜCADELE DEVAM EDECEKTİR

Medeniyet Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ağırakça: “Başörtüsü düşmanları on yıldır bize ölümü gösterdiler, bizi hastalığa razı ettiler. Sorun, pansumanlarla halledilebilecek bir sorun değildir. Yarın rektörler yine yasalarda açık arayacak, farklı üniversitelerde farklı uygulamalar başgösterecektir. Baskıcıların engelleme çabaları devam ettikçe başörtüsü mağdurlarının mücadelesi de devam edecektir.”

Mevcut anayasada yapılacak düzenlemeyle başörtüsü yasağını çözmeye çalışan AK Parti ile MHP’ye sivil toplum kuruluşlarından bir de uyarı geldi. STK'lar, başörtüsü mutabakatının milletin mutabakatına uygun olması gerektiği uyarısında bulundular. Hukukçular Derneği'nin merkez binasında bir araya gelen 40 kadar sivil toplum kuruluşunun arasında şunlar vardı: Akabe Eğitim ve Kültür Vakfı, AKDER, AKODER, Araştırma ve Kültür Vakfı, ASDER, Başak Grubu, Başarı Grubu, Beyaz Gül Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Cemre Grubu, DİLSAT, DİVANDER, Dost Hanımlar Derneği, ECZADER, ENSAR Vakfı, Erdem Ahlak ve Kültür Derneği, Ev Kadınları Derneği, Genç İletişim Grubu, Gönenli Mehmet Efendi Vakfı, HİKDE, İHH, İstanbul Kadın ve Kadın Kuruluşları Derneği, Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği, İNSAN Vakfı, Kadın Sağlıkçılar Derneği, Kadın STK’ları Destekleme ve Geliştirme Grubu, Mazlum-Der, Merhamet Girişim Grubu, Özgür-Der, Özlenen Çocuk Derneği, Sanatçı Kadınlar Grubu, TİYEMDER, Umutlar Sönmesin Derneği, Uluslararası İletişim ve Kadın Grubu, Yaşam Sevinci Grubu, Yeni Osmanlılar Derneği, Yoksul Aileye Destek Girişim Grubu.