Siyonistlerin takip ettiği dört metod
Mescid-i Aksa ve çevresindeki izdüşümü olarak Yahudileşmeyi Vakite anlattı. el-Adluni, Kudüs şehrini ve Mescid-i Aksayı Yahudileştirmek için işgal güçlerinin takip ettiği dört metodu şöyle aktardı:
- Müslüman ve Hıristiyan kutsal yapılarından oluşan eski şehre paralel bir Yahudi kenti inşa etmek.
- Mescid-i Aksa ve etrafında doğrudan ve daimi olacak şekilde bir Yahudi varlığı oluşturmak.
- Mescid-i Aksa'yı çevreleyen Filistinli mahalleleri, ahalisini yerlerinden çıkartıp iskâna kapatmak. Filistinlilerin Mescid-i Aksa ve eski şehre ulaşma imkânlarını kısıtlamak.
- Kudüs şehrinin bir Yahudi şehri olduğu propagandasını yapmak.
Geçtiğimiz günlerde İHH'nın öncülüğünde İstanbul Barış Platformu'nun düzenlediği Mescid-i Aksa Sempozyumu için Türkiye'ye gelen Kudüs Müessesesi'nden Dr. Muhammed Ekrem el-Adluni, Siyonizm'in Mescid-i Aksa ve çevresindeki izdüşümü olarak Yahudileşmeyi Vakit'e anlattı. Mescid-i Aksa'nın, kendisinden 40 sene önce inşa edilmiş olan Mescid-i Haram'ın ikizi olduğunu hatırlatan el-Adluni; "Mescid-i Aksa iki kıblemizin ilkidir, inşa edilen ikinci mescittir ve ibadet maksadı ile ziyaret edilebilecek üçüncü mescittir. İşgal güçleri ise bugün, geçmişte olduğundan daha fazla Kudüs şehrinin dinî ve kültürel kimliğini, 'Yahudi milletinin kutsal başkenti' olarak tescil ettirme çabası içindedirler" dedi.
YAHUDİLEŞTİRMEK İÇİN DÖRT BÜYÜK METOD
El-Adluni, Kudüs şehrini ve Mescid-i Aksa'yı Yahudileştirmek için işgal güçlerinin takip ettiği dört metodu şöyle aktardı:
- Müslüman ve Hıristiyan kutsal yapılarından oluşan eski şehre paralel kutsal bir Yahudi kenti inşa etmek.
- Mescid-i Aksa ve etrafında doğrudan ve daimi olacak şekilde bir Yahudi varlığı oluşturmak.
- Mescid-i Aksa'yı çevreleyen Filistinli mahalleleri, ahalisini yerlerinden çıkartıp iskâna kapatmak. Filistinlilerin Mescid-i Aksa ve eski şehre ulaşma imkânlarını kısıtlamak.
- Kudüs şehrinin bir Yahudi şehri olduğu propagandasını yapmak.
Bu planların geçen iki yıl zarfında eşi görülmemiş bir biçimde ilerleme kaydettiğini belirten el-Adluni; "İşgal güçleri bıkıp usanmaksızın eski şehre paralel olarak inşa etmekte oldukları kentin kollarını uzatmaya çalışmaktadır. İşgal devleti devamlı olarak eski şehrin güney, batı ve doğusunun büyük bir parçasını, kuzeyinin de bir bölümünü içine alacak şekilde kurulması planlanan, 'Kutsal Havzanın Rehabilitasyonu' projesi kapsamında 'Kral Davut Kenti' diye adlandırdığı kentin yeniden inşasından bahsetmektedir. Bu projede birçok hükümet kuruluşunun ve yerleşim derneğinin çalıştığını da belirtmek gerekir" diye konuştu.
KAZILAR NEDENİYLE ŞUBAT AYINDA BİR SINIF ÇÖKTÜ
İşgal devletinin, ziyaretçilerin gözleri önünde, kutsal havza diye adlandırılan bölgede fiilen 11 kazı bölgesi açtığını söyleyen el-Adluni; "Geçen dört ay zarfında bu kentteki çalışmalar çok hızlı bir şekilde sürdürülmüştür. Şubat ayının ilk günü Babu'l-Meğaribe bölgesindeki Kudüs İlköğretim Okulu'nda bir sınıfın çökmesi, Mescid-i Aksa'nın güney duvarına sadece 100 metre uzaklıktaki Selvan semtinin kuzeyine kadar kazıların ulaştığını ortaya koymuştur. Şubat ayının 5'inde el-Aksa Vakıf ve Kültür Kurumu, Selvan semtini Babu'l-Meğaribe bölgesine bağlayan yolun altından giden batı tarafındaki Ayn-ı Selvan Mescidi'ne paralel bir tünel kazısını ortaya çıkarmıştır.
Bütün bunlara ilave olarak, Mescid-i Aksa civarındaki Selvan semti mahallelerinden mescide en yakın olan Vadi'l-Halve mahallesi sakinlerinden büyük bir bölümü evlerinin altından gece gündüz devam eden kazı sesleri duyduklarından söz etmektedirler ve bu durum mahallenin birçok yerinde rapor edilmiş durumdadır" şeklinde konuştu.
MART AYINDA YENİ BİR PROJE BAŞLATTILAR
El-Adluni, şöyle devam etti: "Mart ayının başlarında 'Yahudi mahallesini geliştirme' şirketi, mahallenin dar yollarındaki izdihamı azaltmaya yardımcı olması ve büyük grupların meydana ulaşmalarını kolaylaştırmak için yerin altından Şeref sokağını el-Burak Meydanı'na bağlayan mobil güzergâhın inşasına başlanacağını duyurmuştur.
Bütün bu gerekçeler şirketin dile getirdiği uydurma gerekçelerdir. Bundan birkaç gün sonra işgal devleti medyası, hükümetin bir projeyi onayladığını duyurmuştur: 'Eski şehrin kapılarının ve önemli arkeolojik mekânlarının tekrar imarı' projesi adıyla anılan bu proje için 145 milyon dolarlık bir meblağ tahsis edilmiş durumdadır. Bu proje ile buraların İslami yapı özellikleri yok edilerek Yahudi ütopyasına uygun bir hâle getirilmeleri planlanmaktadır."
EVİNİ YIKTILAR, ÇADIRDA DİRENİŞE DEVAM EDİYOR
1967'de Kudüs şehrinin işgalinden sonraki en büyük tehcirin son aylarda yaşandığını dile getiren el-Adluni; "Son dönemlerde tehcirin en büyük planına tanıklık ediyoruz. İşgal devleti, yerleşkeleri ile Kudüs'ün batı yakası arasındaki nüfusun birleşmesini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Konuyu yakından takip eden herkesin bildiği gibi, eğer işgal devletinin bu vahşice uygulamalarına dünya kamuoyu böylesine sessiz kalmamış olsaydı o, bu tür uygulamalara asla cesaret edemezdi.
Ne var ki Kudüs ahalisi her gün direnişine devam etmekte, bu kutsal şehri tüm zorluklara rağmen ısrarla terk etmemektedir" dedi. Kudüs'teki direnişin sembolünü; Hacı Ümm-ü Kâmil el-Kürd Hanımefendi'yi selamlamak istediğini dile getiren el-Adluni; "Şeyh Cerrah Mahallesi'ndeki evi işgal güçleri tarafından elinden alınıp kendisi ve ailesi zorla evlerinden çıkartıldıktan sonra çadırında nöbet tutmaya devam etmektedir" diye konuştu.
ŞUBAT'TA 60 BİN KUDÜSLÜ ŞEHRİNDEN AYRI DÜŞTÜ
Siyonistlerin Kudüs'teki İslam eserlerinin "İslam'a özel mekân" niteliğini kaldırmak ve turistlere açık bölgeler hâline getirmeye çalıştıklarını söyleyen el-Adluni; "Burada üzücü olan durum ise, işgal güçlerinin bir dereceye kadar bu konuda başarılı olmasıdır. Günümüzde, Mescid-i Aksa her gün Siyonistler tarafından saygısızca çiğnenmektedir. Yerleşimci sürüleri ve Yahudi ziyaretçiler onun avlusunda dolaşmaktadırlar" şeklinde konuştu.
Siyonistlerin, Kudüs'ü işgal ettikleri günden bu yana buradaki Filistinlilerin nüfusunun % 22'yi aşmaması için planlar yaptıklarını dile getiren el-Adluni; "Bu nedenle, işgal güçleri, Yahudi üstünlüğünü garantileyen birtakım icraatlar gerçekleştirmektedirler. Onlar Kudüslülerden olabildiğince çok kimseyi topraklarından kovabilmek için ayırma duvarını inşa etmeye karar vermişlerdir. Bu duvar yüzünden 154'ten fazla Kudüslü şehirlerinden ayrı düşmüştür.
Geçen Şubat ayının 3'ünde işgal güçleri Ram bölgesini Kudüs'e bağlayan el-Berid banliyösü kapısını kapattılar ve böylece 60 bin Kudüslüyü şehirden tamamen koparmış oldular. Bu da doğal olarak Kudüs kentine doğru geniş ölçekli bir nüfus hareketi doğmasına sebep olmuştur" ifadelerini kullandı.
HAREKETE GEÇMEK MÜSLÜMANLAR İÇİN FARZDIR
Yaşanan bu sürecin tüm Müslümanların harekete geçmesini farz kıldığını söyleyen el-Adluni; "Çünkü biz bir ümmetiz. Mukaddes değerlerimizin onur kaynağımız ve şeref sembolümüz olduğuna inanmış kimseleriz. Biz Müslümanların, işgal güçlerinin planlarına karşı iyi hazırlanmış bir projesinin olması gerekir" diye konuştu.
El-Adluni, bu projelerin en önemli başlıklarını ise şöyle sıraladı:
"Arap ve İslam dünyasında karar alma mekanizmasındaki kimselere baskı yapılarak işgalin külfetinin kendisine çok pahalıya mal olacağını anlayacağı şekilde işgal güçlerinin projelerini tamamlamasının önüne geçilmesi.
Üzerlerine yüklenen bel büken vergilere karşı Kudüslülerin direnişinin desteklenmesi, Kudüs'teki akarını satmak isteyen her Filistinliye istenilen meblağların ödenmesi sureti ile bu akarların Yahudi yerleşimcilerin eline geçmesine mani olunması gerekir.
Kudüs'ün itibarının ve manevi konumunun tekrar sağlanması, maddi-manevi desteğin verilmesi.
İsrail'in Yahudileştirme gayretlerine karşı her yönü ile mükemmel Müslüman Filistin stratejilerinin oluşturulması gerekmektedir. Her tür aracı ve meşru yolu kullanmak sureti ile protesto ve direniş adımlarının yükseltilmesi için halklar ve hükümetler düzeyinde bütün imkânlar seferber edilmelidir."
MUSTAFA R. ÖZGÜR - VAKİT
