Siyonistlerin anladığı tek dil direniştir
Filistin Alimler Birliği Üyesi, Hüseyin El Avavdeh: Ambargolar geri adım attıramaz
Filistin Alimler Birliği Üyesi, Hüseyin El Avavdeh: Ambargolar geri adım attıramaz
CEVDET KILIÇLAR
Filistin’e adanmış bir yürek, Hüseyin El Avavdeh. Hayatını ortaya koyduğu bu dava şimdilik ondan iki gözünü almış. 1981 yılında gözaltına alındıktan sonra İsrail hapishanelerinde gördüğü işkence yüzünden iki gözünü kaybetmiş. 1992 yılında serbest bırakıldıktan sonra İsrail tarafından tek sevgilisi olan Filistin’e dönmesine izin verilmemiş. 400 arkadaşı ile birlikte Lübnan sınırına hiçbir şeyleri olmadığı halde bırakılmışlar. Hiçbir yere gidemedikleri için aylarca burada kaldılar. Soğuk bir kışı çadırlarda battaniyelere sarılarak geçirdiler. Dirençlerinden hiçbir şey kaybetmediler. Aylar sonra Suriye’nin kabulü ile bu ülkeye geçtiler. O günden bu yana Suriye’de kendileri gibi mülteci olan 500 bin Filistinli ile birlikte yaşıyorlar. Kendisi Filistin’e geçemese de ömrünün geri kalanını Filistin’in Suriye’deki çocukları için harcıyor. Âma olmasına rağmen Suriye’deki Filistinli mültecilerin sorunları için ülke ülke gezerek dünyanın dikkatini bu yöne çekmeye çalışıyor. El Halil Camii’nin eski İmam Hatibi olan Hüseyin El Avavdeh, halen Filistin Alimler Birliği Üyesi olarak görev yapıyor. Maddi ve manevi tüm varlığını Filistin’e adayan Avavdeh ile gayri insani ambargo ve saldırılara maruz kalan Filistin’i konuştuk.
Gayri insani ambargoya maruz bırakılan Gazze’de neler yaşanıyor?
Bir halkın özgür iradesiyle yapmış olduğu demokratik tercihten dolayı cezalandırılıyor. Bütün dünya Filistin halkının üzerine çullanıyor. Filistin halkı şimdiye kadar dayandı ama dayanmanın da bir sınırı var ve patlama noktasına geldiler. Son olarak tüm dünya da gördü, sınırı yıktılar ve Mısır’a geçtiler. Öyle de öleceğiz, böyle de öleceğiz dediler ve sınırı yıkarak Mısır’a geçtiler.
Geçtiler de kurtuldular mı?
Hayır, Kahire’ye bile gidemiyorlar. En yakın yerleşim biriminden temel ihtiyaçlarını satın alıp tekrar dönüyorlar. Öyle Mısır’a geçmek, ya da oradan yurtdışına gitmek diye bir şey mümkün değil.
Ambargonun boyutu nedir?..
Her türlü şey yasak. Çocukların sütünden, ilaca kadar. Daha önce sadece temel ihtiyaç maddeleri serbestti ama şimdi her şey yasak. İlaç kalmadı Gazze’de, elektrik, su hiçbir şey yok.
TOPRAKSIZ HALK YA DA HALKSIZ TOPRAK
İsrail bu ambargo ile neyi hedefliyor?
Yahudiler bu ambargodan çok şey bekliyor. Bir kere halkın yapmış olduğu seçimin yanlış olduğunu göstermek istiyor. Hatalı davrandınız, bunları seçmeyecektiniz diyerek halk ile seçilmiş hükümet arasına fitne sokmaya çalışıyorlar. Nereye kadar devam edecek? Ta ki halkın iradesini kırıncaya kadar. Bu hükümet gayet açık bir seçimin, şeffaf bir seçimin sonucunda iktidara geldi. Ama ABD seçilmiş değil, kendisinin çıkarlarını koruyacak, onun sözünden çıkmayacak bir hükümet istiyor. Diğer bir amaç da Gazze’yi boşaltmak. Onlar topraksız halk ya da halksız toprak istiyorlar.
Filistinliler hükümete, bunlar sizin yüzünüzden oldu demiyorlar mı?
Aksine, artık hükümete daha çok sahip çıkıyorlar. Örneğin; yapılan mitinglerde hükümet taraftarlarından bile fazla sayıda insan katılıyor. Halk, kendi tercihine sahip çıkıyor, oyuna sahip çıkıyor.
El Fetih’in İsrail’in uygulamalarına ses çıkarmayan ve hatta destekleyen uygulamalarını Filistinliler nasıl değerlendiriyorlar?
El Fetih örgütü’nün taraftarları genellikle iyi insanlardır. Ama maalesef bu iyi insanlara fırsat verilmiyor. Şu an El Fetih’in başındakiler İsrail’le müzakere yapıyorlar, onlarla işbirliği yapıyorlar. Ama biz biliyoruz ki bunlar oldukça azınlık bir grup, bunlar asla El Fetih’i temsil etmiyorlar. El Fetih’in geneli de direnişten yanadır, “Haklarımızı ancak direnerek alırız, masa başında mücadele olmaz” diyorlar. Ama maalesef El Fetih’in karar merciinde olan Abbas ve taraftarları böyle düşünmüyor, bu yüzden El Fetih’in içinde parçalanmalar yaşanıyor. Yıllardır barış görüşmeleri sürüp gidiyor, ne elde ettik hiçbir şey. Ama ikinci intifada ile bir direndik, Siyonist rejim birçok yeri terk etmek zorunda kaldı. Bir ara Şaron, “Benim için ha Gazze, ha Tel-Aviv” diyordu ne oldu, direniş karşısında Gazze’den çekilmek zorunda kaldı. Siyonizmin tek anladığı dil direniştir ve halk da direnişe sahip çıkıyor. Abbas ve ekibi Gazze’de olup bitenlere karşı bir de direnişçi Müslümanlara akla hayale gelmeyecek işkenceler yapıyorlar. Şu an El Fetih’in hapishanelerinde Batı Yaka’da 2 bin, İsrail hapishanelerinde ise 12 bin Müslüman bulunuyor. Ben sizin aracılığınızla basına çağrıda bulunuyorum, hem Batı Yaka’ya hem Gazze’ye gelsinler ve tüm gerçeği gözleriyle görsünler.
Gazze’de bir insanlık dramı yaşanıyor, peki İslâm dünyasından ya da diğer ülkelerden yardım alıyor musunuz?
Şunu üzülerek söylüyorum ki; İslâm ülkelerinin tepkileri ister halk düzeyinde, ister hükümetler düzeyinde ne yazık ki beklenen düzeyde değil. Hadi hükümetleri anladık, ABD onlara baskı yapıyor; iyi ama halka ne oluyor, onlar niye yardım yapmıyorlar. Bahreyn, Katar, Suriye, Suudi Arabistan ve İran bize yardım yaptılar ama nereye, gayriresmi olan Feyyad hükümetine. Bu hükümet Abbas tarafından oldu bittiye getirilerek halkın iradesi ve seçimi dışında atanmış bir hükümettir. Gelen yardımlar bu kukla hükümete takılıyor.
Biz Filistin halkı olarak direniyoruz, şehitler veriyoruz ama birilerinin bize destek vermesi lazım, taşın altına onlar da ellerini koymak zorundalar, yoksa ambargo çok daha uzun sürer.
Hamas bir gün İsrail ile bir anlaşma masasına oturur mu; ya da hangi şartlarda oturur?..
Bu şartlarda kesinlikle olmaz. Ancak insanların üzerindeki baskıyı ve zulmü kaldırmak için uzun süreli bir ateşkes yapılabilir. Ama İsrail’in varlığı asla ve asla kabul edilemez, gayrimeşrudur. Şehid Şeyh Yasin’in de tavsiyesi bu şekildedir. Yahudiler bir gün geldiği yere geri gidecektir. Onlar toplama bir halktır, Filistin onların toprağı değildir, kimsenin onun üzerinde tasarruf yetkisi yoktur. Filistin, Müslümanların toprağıdır ve Müslümanların kalacaktır.
İŞKENCEDEN GEÇİRİLİYORUZ
İsrail, hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü Filistinlilere nasıl davranıyor?
İnanın aklınıza bile gelmeyecek her türlü işkenceye maruz kalıyorlar. Ben bunların en açık örneğiyim. İsrail hapishanelerinde kaldığım süre içinde gördüğüm işkenceden dolayı gözlerimi kaybettim. Binlerce Filistinli mahkûm, gördüğü işkenceler yüzünden kronik hastalıklara yakalanmıştır veya bir organını kaybetmiştir, felç olmuştur, kalıcı bir hastalık başlamıştır ya da psikolojik olarak yıkılmış ve çıldırmıştır. İsrail’in geliştirdiği tüm yeni işkence yöntemleri Filistinli mahkûmlar üzerinde deneniyor. İnsanlar gözaltına alınıyor, gözaltı süresi 6 ay. Daha sonra 6 ay daha da uzatılıyor ve bu, yıllarca sürüp gidiyor.
İsrail cezaevlerinde yaşanan vahşet ve dramın hiçbiri medyaya yansımıyor. Biz sadece bunları, o işkenceyi, vahşeti yaşayıp hayatta kalabilenlerden öğrenebiliyoruz.
-------
Kukla hükümet mücahidleri İsrail’e ispiyonluyor
“El Fetih’in hapishanelerindeki mücahidlerin durumu İsrail hapishanelerindeki mücahidlerden daha beter. Çünkü İsrail hapishaneleri en azından Kızılhaç gibi birtakım sivil toplum kuruluşları tarafından denetime tabi tutulabiliyorlar ama Filistin hapishaneleri bir ülkenin iç meselesi sayıldığı için denetlenemiyor. Abbas ve yandaşları sürekli bu mücahidlerin hapishanede olduklarını yalanlıyor. Ama biz vücudunda sigara söndürülmüş birçok mücahid tanıyoruz. El Fetih’in hapishanelerinden çıkan mücahidlerin çoğu akıl hastanesine yatırılıyor. Yaşadıkları işkencelerden dolayı bir çoğu ya aklını kaybetmiş, ya da psikolojik sorunlar yaşıyorlar. Mücahidlerin Abbas ve taraftarlarından çektikleri bununla da kalmıyor. Eğer bir mücahid hapishaneden çıkmışsa hemen Siyonist rejime ihbar ederek, o mücahidin bu sefer de İsrail tarafından tutuklanmasını sağlıyorlar.
Bu, El Fetih’in yöneticilerinin, örneğin Muhammed Dahlan ve ekibinin uyguladığı bir politikadır. Bu uygulamalardan El Fetih’in namuslu insanları da muzdariptir.
---------
YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA YAŞIYORUZ
Suriye’de yarım milyon kadar Filistinli mülteci var ve bunlar 22 mülteci kampına bölünmüş durumdalar. Suriye’nin ekonomik durumu zaten zayıf olduğu için bu 500 bin kişinin yarısına yakını fakirlik sınırının altında yaşıyor. Biz bugün yaptığımız gibi onlara uluslararası destek bularak Filistin davasını onların yüreklerinde canlı tutmaya onların sıkıntılarını gidermeye çalışıyoruz.
Suriye’deki mülteci kampları için bir hastane kurmayı düşünüyoruz, ama hiçbir şeyimiz yok. Bir hastane için gerekli olan her türlü teknik malzemeye ihtiyacımız var. Onun haricinde bir mülteci topluluğu düşünün; aslında sizin evlerinizde ne tür temel ihtiyaçlarınız varsa bizim kamplarda da ona ihtiyaç var. Türkiye’ye biraz da bu yüzden geldik ve gerçekten Türk halkından yardım bazında çok umutluyuz. Şimdi Irak’da 15 bin kadar Filistinli mülteci var ve bunların ihtiyaçlarını da bizim karşılamamız gerekiyor. Özellikle onların çok ciddi maddi sorunları var. Ayrıca onların Irak’tan çıkarılmaları gibi bir tehlike de var.
---------
DİNİMİZE KARŞI VATANDAŞLIK HAKKI
Dünya genelinde 7 milyon Filistinli’nin mülteci durumunda olduğunu, bunların 4 milyonunun Ürdün’de 500 bininin ise Suriye’de yaşadığını belirten El Avavdeh, geriye kalanların ise çeşitli ülkelere dağılmış durumda olduğunu söylüyor. Irak’a sığınan Filistinlilerin gidecek yeri olmadığını belirten Avavdeh, yaşanan dramı şöyle anlatıyor: Ne yazık ki hiçbir ülke onları kabul etmiyor. Biz bu aşamada özellikle Türkiye’den, Filistinli mültecilere kucak açmalarını istiyoruz? Onları hiçbir ülke kabul etmiyor derken aslında kabul eden birkaç ülke var, örneğin; Şili, Brezilya ve bir de Kıbrıs Rum Kesimi... Ama burada da karşımıza başka bir sorun çıkıyor. Güney Kıbrıs’a iltica eden bin 700 Filistinli mülteci normal vatandaşlık almak için yetkililere başvurduklarında yetkililer; ancak Hıristiyan olmaları karşılığında bu isteklerinin kabul edilebileceğini söylemişler.
vakit
