Rasullullah (sav)’ a “Ben Yardımcın Olurum” Diyen Cesur Çocuk

Rasullullah (sav)’ a “Ben Yardımcın Olurum” Diyen Cesur Çocuk

O, Hz. Peygamber’e sadece inanmakla kalmamış, aile büyükleri arasında Hz. Peygamber’in kardeşlik ve yardımcılığı teklifine tâlip olmuştu.

Hz. Ali, Hz. Peygamber’in himâyesine girdikten birkaç yıl sonra, Hz. Peygamber’e risalet görevi verilmişti. Hz. Peygamber’in himâye- sinde olan Hz. Ali, onun yanından hiç ayrılmamaya gayret etmiş ve Kur’ân’ın nüzûlüne birebir şahit olmuştur.(1) Bir gün Hz. Peygamber ile Hz. Hatice’yi namaz kılarlarken görünce, onların hareketleri dik- katini çekmiş, “Bu yaptığınız nedir?” diyerek yaptıklarını sormuş; Hz. Peygamber: “Bu Allah’ın dînidir. O, beni seçti ve gönderdi. Seni Allah’a ibâdet etmeye, Lât ve Uzzâ’yı inkâr etmeye dâvet ediyorum” cevabını vermişti. Hz. Ali daha önce hiç duymadığı bu cevapkarşısında baba- sına danışması gerektiğini belirtince Hz. Peygamber bunu uygun görmemiş ve ondan bu gördüklerini sır olarak saklamasını istemiştir.(2)
Hz. Ali o gece beklemiş, sonra Allah’ın, onun kalbine Müslüman olma aşkını düşürmesiyle sabah Hz. Peygamber’e gelerek “Sen bana ne teklif ettin Ey Muhammed?” diye sormuştu. Hz. Peygamber “Bir olan Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve onun da ortağı bulun- madığına inanacaksın, Lât ve Uzzâ’yı da reddederek, benzerlerinden uzak duracaksın” şeklinde dâvetini yinelemiştir. Hz. Ali söylenenleri kabul etmiş ve Müslüman olmuştur.(3)
Hz. Ali, böylece ilk Müslümanlar’dan olma şerefine de nâil olmuş- tu. Hz. Ali, Müslüman olduğunda 10 yaşlarındaydı ve Hz. Peygamber ile birlikte gizli bir şekilde namaz da kılmaya başlamıştı.(4)
Hz. Ali sadece inanmakla yetinmemiş, yaşının küçük olmasına rağmen İslâm’ı teblîğde Hz. Peygamber’in kendisini görevlendirdiği vazifeleri yerine getirmişti. Hz. Peygamber’e “Önce en yakınını uyar”(5) âyeti nâzil olunca Hz. Peygamber, Hz. Ali’ye bir yemek hazırlamasını ve bütün akrabalarını bu yemeğe dâvet etmesini söylemişti. O gün yemeğe aralarında Hz. Peygamber’in amcaları Ebû Tâlib, Hamza, Abbâs ve Ebû Leheb’in de bulunduğu Abdülmuttalib oğulla- rından kırka yakın kişi katılmıştı. Yeme-içme faslından sonra Hz. Peygamber akrabalarına dönerek; “Ey Abdülmuttalib oğulları! Allah’a and olsun ki Arap yiğitlerinden hiç kimse, kavmine, dünya ve âhiretle- ri için benim size kabulünü teklif ettiğim şeyden daha faziletlisi ile gelmemiştir(6). Allah bana sizi bu dîne dâvet etmemi emretti. Benim kardeşim, vasîm ve halîfem olmak üzere aranızdan hanginiz bu işimde bana yardımcı ve arkadaş olacaktır.” Toplantıda bulunanların sus- ması üzerine, orada bulunanların en küçüğü olan Hz. Ali ayağa kalkarak: “Ben ey Allah’ın Resûlü! Bu işte senin yardımcın olurum” de- mişti. Hz. Peygamber de Hz. Ali’yi omzundan tutarak “İşte bu genç, benim vasîm, kardeşim ve sizin aranızda benim halîfemdir. Onun söz- lerini dinleyiniz ve ona itaat ediniz” buyurmuştur.(7)Hz. Ali Hz. Peygamber’e sadece inanmakla kalmamış, aile büyükleri arasında Hz. Peygamber’in kardeşlik ve yardımcılığı teklifine tâlip olmuştu.
Hz. Peygamber’in akrabaları arasında Hz. Ali’yi kardeşi, vasîsi ve halîfesi ilan etmesi, Hz. Ali’ye Hâşimoğulları arasında saygınlık ka- zandırmıştır. Yaşının küçük olmasından dolayı o gün dikkate alın- mamasına rağmen Hz. Peygamber, Hz. Ali’ye değer verdiğini bu sûretle göstermiştir. Zira bu toplantıda bulunanlardan bazıları orayı terk ederken Ebû Tâlib’e “Kardeşinin oğlunun getirdiği dîne girersen oğlun sana emîr olacak” diyerek onunla alay etmişlerdir.(8)
(1)Şerîf er-Radî, Nehcü’l-belâğa, s. 220.
(2)İbn İshâk, Sîre, s. 181; İbn Kesîr, es-Sîre, s. 101.
(3)İbn İshâk, Sîre, s. 181; İbn Kesîr, es-Sîre, s. 101.
(4)İbn İshâk, Sîre, s. 181; İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, I, 159; Belâzürî, Ensâb, II,
346; Taberî, Târîh, I, 538; İbn Kesîr, es-Sîre, s. 101. ~ 37 ~

(5)Şuara, 26/214.
(6)İbn İshâk, Sîre, s. 181; Taberî, Târîh, II, 132; Fığlalı, İmam Ali, s. 4. Hz. Peygamber,
amcası Ebû Leheb’in her defasında kendisine ağır sözler söylemesinden dolayı tebli- ğini, Hz. Ali’ye hazırlattığı dördüncü dâvette yapabilmiştir. Bkz. İbn Kesîr, es-Sîre, s. 116.
(7)Taberi, Târîh, I, 542-543; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I, 586; İbn Kesîr, es-Sîre, s. 116; Fığlalı, İmam Ali, s. 4.

(8)Taberî, Târîh, I, 543; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I, 586; Fığlalı, İmam Ali, s. 3-4.

Güngör Aksu’nun “Hz. Ali'nin Hz. Peygamber'e Vekâleti” kitabından iktibas edilmiştir

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.