Ordu Darbe Yaparsa Halkı Karşısına Alır

Ordu Darbe Yaparsa Halkı Karşısına Alır

Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç’ten bir yorum…

Ordu darbe yaparsa halkın çoğunluğunu karşısına alır

Ordu darbe yaparsa halkın çoğunluğunu karşısına alır
AKP'nin hükümet, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığını ele geçirmesi nedeniyle Türkiye'de yeni bir darbe gerçekleşebilir. Ancak ordu, böyle bir adımla tarihte ilk defa halkın çoğunluğunu karşısına alacağını biliyor

06/09/2007

SAAD MUHYU

İslamcı demokrat Abdullah Gül'ün Kemal Atatürk'ün laik otoriter 'taht'ına yükselmesiyle birlikte ortaya üç önemli soru çıkıyor. İlki, acaba ordu halkın dileğine boyun eğecek mi, yoksa yarım asırdır yaptığı gibi yeni dönüşümleri engellemek için tankların zincirleriyle bu halk adına beşinci kez harekete mi geçecek?
İkincisi şu: Ordu harekete geçmezse, İslam'la demokrasi arasında halihazırdaki nişanın kalıcı ve başarılı bir evliliğe dönüşeceği ifade edilebilir mi? Son olarak, bu ülkede büyüyen İslam demokrasisinin bütün Arap bölgesi ve İslam dünyasının örnek alacağı bir modele dönüşme şansı ne?
İlk sorudan başlayalım. Erdoğan hükümetiyle ordu arasındaki ilişkilerin, hükümetin yeni İslamcıların siyasi otoritenin bütün eklemlerini -cumhurbaşkanlığı, hükümet ve meclis- ele geçirmesi sonrası daha fazla gerginlik yaşanacağına kuşku yok. Gül'ün, seçilmesinden önce ve sonra kendisinin ve başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'herkes için kaçınılmaz sosyal barış projesi'yle laik rejimi koruyacaklarına dair güçlü garantiler verdiği doğru. Ancak, iktidardaki AKP'nin hali- hazırdaki anayasanın değiştirilmesini veya Atatürkçü hukuk düzenlemelerinin yerini alacak yeni bir anayasa yazılmasını içeren eksiksiz bir reform projesine sahip olduğu da bir gerçek.
Gül ve Erdoğan, reformcu planlarının bir 'ikinci cumhuriyet' projesi olduğu yönündeki söylentileri yalanlıyor. Bu proje ordunun sistem üzerindeki Atatürkçü vesayetini şiddetle eleştiriyor ve siyasi düzlemde otoriter bir yönetimden demokratik bir yönetime, ekonomik düzlemde tarımdan sanayi ve gelişmiş teknolojiye, sivil veya askeri seçkinler tarafından dayatılan bir devlet-millet kavramından demokratik devlet-millet kavramına geçilmesi çağrısı yapıyor.
Doğal olarak ordu, 'ikinci cumhuriyet'in kurulmasını kesinlikle kabul etmeyecektir. Zira bu proje uzun vadede, ordunun kışlaların surlarının arkasından yürüttüğü siyasi otoritesinin temellerini ve devasa ekonomik çıkarlarını silip süpürür.
Bu yüzden beşinci bir askeri darbe ihtimali önümüzdeki yıllarda, son beş yıla göre daha yüksek olacak.
Her halükârda genelkurmay başkanı orgeneral Yaşar Büyükanıt, Gül'ün seçilmesi öncesinde yaptığı "Cumhuriyetin üniter yapısını içine sindiremeyen bölücülerle laik yapısını sistematik bir yaklaşımla aşındırmaya çalışan şer odaklarının yaklaşımlarını, tüm ulusumuz çok açık olarak izlemektedir" açıklamasında bu durumu ima etti. Ayrıca Büyükanıt ve diğer generallerin cumhurbaşkanının yemin törenini boykot etme kararları, bu durumu açıkça gösterdi. Böyle bir boykot modern Türkiye tarihinde ilk defa yaşanıyordu.
Darbe gündemde, ancak ordu bu kez, otoriter ve düşüncesiz herhangi bir adımının, tarihinde ilk kez kendisini halkla karşı karşıya getireceğini iyi idrak etmeli. Peki bunun böyle olacağının kanıtı ne? İki kanıt var. İslamcı hareketin eski lideri Necmettin Erbakan, ilkine epey önceden değinmişti: "Bizler (İslamcılar) iktidara kesinlikle geleceğiz. Fakat soru şu: Acaba ordu bunu kanlı veya kansız yapmamıza imkân tanıyacak mı? Biz bütün ihtimallere hazırız." İkincisiyse, bir İngiliz araştırmacının vardığı çıkarım: "İslam demokrasisi deneyimi yol almaya başladığında, kan akmaması düşük ihtimal." Türkiye'nin yanı sıra, İslam demokrasisi deneyiminin Arap ve İslam coğrafyasında muhtemel geleceğinin nasıl şekilleneceğiyse başka bir makalenin konusu...
Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç