"Operasyon Sorunun Çözümsüzlüğüdür"

"Operasyon Sorunun Çözümsüzlüğüdür"

Demokratik Toplum Partisi (DTP) Milletvekili Akın Birdal, Türkiye'nin Kuzey Irak'a yaptısı operasyonu eleştirerek...

Demokratik Toplum Partisi (DTP) Milletvekili Akın Birdal, Türkiye'nin Kuzey Irak'a yaptısı operasyonu eleştirerek, operasyonun Kürt sorununun çözümsüzlüğünün göstergesi anlamına geldiğini savundu. Pişmanlık yasası ve yeni anayasanın kamuoyu tarafından tartışıldığı bir anda operasyonun başlamasının anlamlı olduğunu ifade eden Birdal, "Önce tartışma ortamı oluşturalım, oturup konuşalım. Eğer bir sonuç çıkmazsa o zaman bu savaşın nedenleri daha inandırıcı olabilir." diye konuştu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezinde düzenlenen 'Savaş Atmosferinde İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi' başlıklı programda konuşan DTP'li Akın Birdal, Tükiye dün gece geç saatlerde terör örgütüne yönelik Kandil Dağı'nda düzenlenen sınır ötesi operasyonu eleştirdi. "Gerçekten yapılacak birşey kalmadı da mı bugün bombalar yağdırılıyor." diyerek tepkisini dile getiren Birdal, daha önce 24 kez sınırötesi operasyon yapıldığını ancak sonuç alamadığını ifade etti. Birdal, "Ama bu sorun çözülmemiştir. 25. kez çıkılıyor ve yine çözülmeyecektir." dedi. DTP olarak teskereye vize vermediklerini kaydeden Birdal, yaşam hakkının yok edilmesine, uluslararası hukukun ve başka komşu ülkenin toprak bütünlüğüne müdahaleye vize verilemeyeceğini söyledi.

Hükümetin yetki vermesiyle dün gece Kuzey Irak'a girildiğini ve 50 uçakla bombalar yağdırıldığını öğrendiklerini belirten Birdal, "Nedir bu? Kürt sorunun çözümsüzlüğüdür. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek bunu bir asayiş sorunu, güvenlik sorunu ve terör sorunu olarak niteliyor. Peki Kürt sorunu yok mu? Bir sorunun çözümü için o sorunun herkes tarafından farkedilmiş olması gerekir. Bütün dünya farkederken bunlar hala bir Kürt sorunun varlığını farketmemiş gibi görünüyorlar. Oysa kabul ediyorlar, var böyle bir şey. Her dönemde başbakanlar bu konuya değinmişler ama sonradan unutmuşlardır." şeklinde konuştu.

Sınırötesi operasyonun pişmanlık yasası ile yeni Anayasa'nın tartışıldığı ana denk gelmesini anlamlı bulduğunu belirten Birdal, "Yeni bir yasal düzenleme yapılacakken, yeniden eve dönüş ya da pişmanlık yasası gibi rahatlatıcı bir düzenleme olacağını sayın Başbakan söylemişken ne oldu da bundan vazgeçildi. Yararlanılacaksa 221'den yararlanılsın denildi. Dağdan inecekler mi inmeyecekler mi tartışması varken bugün operasyon neden başladı? AK Parti'nin hazırladığı yeni Anayasa kamuoyuna sunulup tartışılacakken neden bu operasyon başladı? Acaba yeni, demokratik, sivil, uzlaşmacı, kültürel çoğunluğu kapsayıcı, bir anayasanın olmasından çekinildiği için midir? Yani şimdi bu en son çare midir? Bizce öyle değil. Bizce Kürtler ne istiyor, Türk halkı ne diyor? Sorunu tartışabileceğimiz ortamın oluşturulması gerekiyor. Düşünce özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılsın. Bir tartışalım kim ne istiyor. Konuşulduktan sonra eğer bir çözümsüzlük olursa o zaman bu savaş halinin nedenleri inandırıcı olabilir." dedi. Birdal, gazetecilerin bölgeye girmemeleri konusunda uyarıldığını belirterek bölgeden net bilgi alınamadığını, sivillerin zarar görüp görmediğinin bilinmediğini kaydetti.

Programda konuşan Gazeteci Ragıp Duran, medyanın savaşları normalleştirdiğini savundu. 1925 yılından beri çıkan isyanlar hakkında bilgi aktarılmadığnını ileri süren Duran, "Medya hep ajitasyon yapıyor. Kürtler hakkında doğru bilgi aktarmıyor. Eksik, tahrip edici bililer veriyor. Böle bir ortamda çatışan tarafların görüşlerini bilmiyoruz." dedi. Doç. Dr. Meltem Ahıska da Hrant Dink'in öldürülmesinin toplumu ikiye böldüğünü iddia etti. Ahıska, "Bir kesim "Hepimiz Hrant Dink'iz" derken diğer kesim ise "Hepimiz Ogün Samast'ız" dedi. Yani bir katille özdeşleştirdiler kendilerini." diye konuştu.