Nasrallah Rıdvan Operasyonunu Anlattı (foto)
Nasrallah, Rıdvan Operasyonu'nun perde arkasını anlatarak İslami Direniş'in gücü ve kararlılğı üzerinde durdu
Rıdvan Operasyonu ile özgürlüğüne kavuşan Semir Kuntar ve Hizbullah savaşçılarının anısına Beyrut'ta düzenlenen kutlama merasiminde onbinlerce Lübnanlıya hitap eden Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah, Rıdvan Operasyonu'nun perde arkasını anlatarak İslami Direniş'in gücü ve kararlılğı üzerinde durdu.
Seyyid Nasrallah'ın tarihi konuşmasının birinci bölümünü sunuyoruz:
Bu büyük ulusal bayramda sizleri saygıyla selamlıyorum. Semir, Mahir, Hudır, Hüseyn ve Muhammed, hoş geldiniz. Bugün esirleri karşıladığımız gibi yarın karşılayacağımız şehidlerimize de selam olsun. Arap, Filistinli ve Lübnanlı tüm şehidlere selam olsun"
12 Temmuz 2006'da mücahidlerden bir grup, başta Semir Kuntar olmak üzere siyonist hapishanelerdeki esirleri özgürleştirmek için iki İsrail askerini esir aldı.
Ve 16 Temmuz 2008'de Semir geri döndü. Daha öncesinde de Nesim Nesir dönmüştü. Semir, şehitlerin ve hayatta olanların özgürleşmesi için savaşan kardeşlerimizle birlikte döndü.
Bu vaad edilen şeyleri veya Temmuz'daki rüyaları gerçekleştiren bir tesadüf müydü yoksa Allah'ın dilemesi miydi? Her şeye rağmen anlayanlar ve ders çıkaranlar için bu işin zamanlamasın da ibret ve öğüt var.
Bu sonuca nasıl ulaştık? Bu işin bazı merhaleleri imkansız veya en azından uzak gibi görünüyordu. Bizi "Rıdvan Operasyonu" olarak isimlendirdiğimiz bu neticeye ulaştıran en temel etken Temmuz 2006'da düşmana karşı elde edilen direniş ve zaferdir. Bu savaşta, düşman hiçbir hedefine ulaşamadı ve siyonist oluşuma, liderlerine, ordusuna ve halkına büyük yan etkileri oldu bu durumun.
Yani Temmuz'da yenilseydik Semir ve arkadaşları dönemeyecekti. Lübnan yok olacak ve tüm bölge "Yeni Ortadoğu"ya dahil olacaktı.
Başlangıçta (savaşın ilk günleri ve devamında) Başkan Nebih Berri takas müzakerelerini üstlendiğinde büyük baskılara maruz kaldı. O merhalelerde dünya Lübnan'ın ortaya koyduğu şartları dinlemek istemiyordu. Heyetlerin ve dünyanın dilinde tek bir söz vardı: Sizin herhangi bir şart koşmaksızın iki askeri serbest bırakmanız gerekmektedir.
Zafer Lübnan'ın ve direnişin, esirleri kurtaracak eylemin devamı için sabit bir şekilde ayakları üstünde durmasını sağladı. Şimdi bu savaş esnasında liderlik konumunda bulunanları hatırlamamız gerekiyor. Öncelikle İmad Muğniye'yi anmalıyız. Kahramanca bir tarihi duruş sergileyen halkımızı hatırlamalıyız. Yıkılan evlerin sahiplerinin sabrını ve 33 gün süresince göç edenleri hatırlamalıyız. Bu zaferi gerçekleştiren temel ve esas etken işte bu zafer, işte bu direniştir.
İkinci mesele ise müzakerelerin zorluğuydu. Müzakerelerde bazı etkenler bize yardımcı oldu. Birincisi: müzakere yapmadan askerlerini geri alamayacak olan düşmanın acziyetidir. Bu savaşın sonucunda şu gayet net olarak anlaşılmıştı: savaş bitti ve İsrail, askerlerini sadece masada anlaşarak geri alabilir. Bunun dışında başka bir seçenek yoktur.
İkinci avantajımızsa düşmanın güvenlik ve istihbarat alanındaki acziyeti idi. Sadece nerede bulunduklarını değil, o iki askerin akibetlerini de bilmiyorlardı. Bunlar, müzakerelerdeki güçlü noktalarımızdı .
Üçüncüsü ise-ki bu gerçekten çok önemlidir- düşmanın, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlandığını ilan etmesinden korkmasıdır. Bu korkusunun nedeni Lübnan'daki direnişin yeni esir alma eylemlerine girişmesiydi.
O halde düşmanın üzerinde baskı unsuru değil insani unsurlar vardı. Burada, askerlerini kurtarma hususundaki acziyet unsuru, istihbarat alanındaki eksiklikleri ve verdiği sözü yerine getireceğini çok iyi bildikleri direnişi çok iyi tanımalarından kaynaklanan korkuları vardı. Kesinlikle biliyorlardı ki şayet bu durum Semir Kuntar'ı kurtarmaya yetmiyorsa direniş gidecek ve Kuntar'ı serbest bıraktıracak başka bir eylem gerçekleştirecekti.
Bu vaziyet düşmanın bakanlar kurulu toplantısında da çok net olarak görüldü. 2004 yılındaki esirleri karşılamamızda onlar dedim ki: "Siz Semir Kuntar'ı tutmaya devam ediyorsunuz. Fakat buna pişman olacaksınız." Yaptıklarına pişman oldular gerçekten de. Onlar müzakerelerin sonuç vermemesi durumunda vaziyetin kesinlikle hazır olmadıkları bir noktaya geleceğini biliyorlardı. Bütün bunlar müzakerelerin başarı ile sonuçlanmasındaki temel unsurlardır.
Dördüncü etken ise hapishaneden gönderdiği mektuplarda da konumunu ilan eden Semir Kuntar'ın direnci, sebatı ve azmidir. Semir, anlaşmanın sonuçlanması için üzerimizde baskı oluşturmuyor, daha iyi bir sonuç vermesi için bize vakit veriyordu.
Aynı şekilde direnişin esirlerinin direnci de bir etkendir. Biz onları, kuruntudan ibaret olan mahkeme oturumlarında izliyor ve verdikleri yanıtları dinliyorduk. Sözlerini dinledikten sonra özlem ve hasretle ağladık. Bu kardeşlerimizi ne hapishaneler ne de cellatların kılıçları değiştirememişti.
Aynı şekilde esirlerin ailelerinin bize olan güvenleri de en iyi sonuca ulaşmamız için işleri normal seyrinde yürütmemize yardımcı oluyordu.
Bütün bu temel etkenlere ilave olarak sizler de müzakere heyetinin sarfettiği çabayı, esir takasının sonucundan biliyor olmalısınız. Ben, sizlerin adına, esirlerin adına ve şehitlerin adına müzakere heyetine teşekkürlerimi sunuyorum. İki tarafta da sonuca ulaşmak için yoğun çaba sarfeden BM'e ve Genel Sekreteri Ben Ki Moo'na, görevlendirdiği Alman aracılara teşekkürlerimi sunuyorum.
Direnişin projesi , bir tanedir. Direniş hareketi, bir tanedir. Hedefi tektir. Fakat siyasi ve fikri yönelişleri, inançları, grup ve partileri farklıdır.

Seyyid Hasan Nasrallah Beyrut'taki kutlamalara bizzat katılarak Semir Kuntar ve Hizbullah savaşçılarını kucaklayarak tebrik etti


Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah'ın Beyruttaki onbinlerce kişiye yaptığı konuşma dev ekranlardan verildi

Esirlerin lideri Semir Kuntar konuşmasını yaparken


Bahreyn'de Hizbullah taraftarları bir taraftan Seyyid Hasan Nasrallah'n konuşmasını dinlerken diğer taraftan da halkı tatlı dağıttı

Lübnanlılar kadınlı-erkekli kutlamalara katıldı



