MAZLUMDER'den YÖK'le İlgili Açıklama
MAZLUMDER Ankara Şube Sekreteri Soner Kartal’ın 06.11.2007 tarihli basın açıklaması...
MAZLUMDER Ankara Şube Sekreteri Soner Kartal’ın 06.11.2007 tarihli basın açıklaması aşağıdadır:
Yök’ün kaldırılmadığı hergün bilim adına yapılan bir zulümdür.
Üniversiteler üniversite birleşenlerinin söz, yetki ve karar sahibi olduğu demokratik bir işleyişe kavuşturulmalı, antidemokratik üniversite yapılanması ortadan kaldırılmalıdır. Üniversitelerin özerk-demokratik bir yapıya kavuşması için 12 Eylül darbesi ürünü YÖK, yolsuzluk yapan rektörlere sahip çıkarak kamuoyunda büsbütün tartışmalı hale gelmiştir.
Üniversitelerimizde 12 Eylül hukukundan günümüze kalan ve uygulanan YÖK sisteminin eğitim modeli açısından verimli olmadığı tüm toplum kesimlerinde genel bir kabul görmektedir. YÖK kaldırılmalı, YÖK’ün baskı ve yıldırma yöntemi olarak uyguladığı tüm soruşturmalar, okuldan atmalar ve sürgünler geri alınmalı, yönetmelikler iptal edilmelidir. Özerk, demokratik, katılımcı bir üniversite sistemi hayata geçirilmelidir.
YÖK, şaibeli ve yolsuzluklara adı karışan rektörleri savunarak, varlığını büsbütün kabul edilemez hale getirdi. Yolsuzluklarla mücadele etmesi, ahlâkı, dürüstlüğü, erdemi savunması gereken bilim adamları, yolsuzluğa boğuldu. Bu durum kamu vicdanını derinden yaralıyor.
Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca 6 Kasım 1981’de, Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın başkanlığında kuruldu. 12 Ekim 1980 askeri darbesi YÖK ile üniversiteleri, işlevlerini yerine getirememe pahasına denetim altına aldı ve akademik sıkıyönetim kurumu oluşturdu. YÖK Kanunu parlamentodan geçmeden, 1982 Anayasası’yla güvenceye alındı ve uygulamaya konuldu.
1982 anayasasının 130 ve 131 maddeleri bu amacı garanti altına alıyordu:
1. Üniversiteleri özerk yönetim yerine merkezi ve hiyerarşik bir yapı ile yönetmeyi öngörmesi,
2. Üniversitelerin üst yönetim kadrolarının belirlenmesinde (öğretim elemanları, öğrencileri ve çalışanları yerine) YÖK ve Cumhurbaşkanı tarafından seçilir ve atanır ilkesinin benimsenmiş olması,
3. Mali ve idari özerklik yönünden doğrudan merkeze bağımlı olması,
4. Türk yükseköğretimi ve üniversiteleri evrensel ölçekte bilim ve fikir üretmek yerine ulusal ölçekte dar bir çerçeveye indirgenmiş olması.
Bu maddelerle YÖK'ün üniversiteleri merkezci yetkilerle donanmış olarak kontrol altında tutma anlayışı bugün dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde bulunmamaktadır. Hatta Silahlı Kuvvetlerin ve MGK'nın kendi yapısı bile bu kadar merkeziyetçi değildir.
23 yıllık geçmişe sahip bu kuruluş geldiği nokta gözler önündedir.Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA), Bologna Kriterleri’ne göre, Türkiye üniversitelerinin kalite notunu 5 üzerinden 2 olarak belirledi. Türkiye’deki 77 üniversiteden sadece 4’ü EUA’dan geçer not aldı.
YÖK Yasası İle Üniversite Anlayışı Kaybedildi
YÖK kuruluşundan bu yana 23 yıl geçmesine rağmen nitelik anlamında önemli iyileşmeler olmadığı gibi tam tersine daha da kötüleşmiştir.
Eğitim kurumları; ahlakı, erdemi, doğruluğu, dürüstlüğü, sorumluluğu, vicdanı, vatan sevgisini, yardımlaşmayı, manevi değerleri, inanca saygıyı öğretmeli. YÖK ve yolsuzluklara gömülen rektörlerin halkın ortak değer olarak gördüğü Atatürk ve ilkelerinin arkasına sığınması, yolsuzluklara Atatürkçülük şalı örtmesi, Atatürk ve Atatürkçülüğü istismar etmesi bir an önce önlenmelidir.Sonuç olarak Anayasanın 130 ve 131. maddeleri değiştirilerek ya YÖK üyelerini, RTÜK üyeleri gibi Meclis seçmeli veya yolsuzluk yapan rektörleri savunmasıyla ünlü, ihtilal ürünü YÖK bütünüyle kaldırılmalıdır.
Buradan hükümete sesleniyoruz:
Bir ihtilal ürünü olan YÖK kaldırılmalı.YÖK kaldırılmadan eğitimde ve bilimde gelişme olmaz. Kendilerini devlet içinde devlet sanan ve desteğini bir grup küçük azınlıktan alan az sayıda çıkarcı grubun iradesinin halkın iradesinin önüne geçmesinin engellenmesi gerekir. Başörtüsüne karşı sokak muhbirliği dönemini başlatmak isteyen zihniyete karşı, halkın sağduyusu galip gelecektir.
Soner KARTAL
Mazlumder Ankara Şubesi
Genel Sekreteri
